“Yeni bir hareket başlatıyor” iddasına Ayhan Bilgen’den açıklama

Tutuklandıktan sonra partisine yönelik eleştirilerle gündeme gelen Ayhan Bilgen, “Aktif siyasette ezber bozacak adımlara ihtiyaç var” dediği “arayışın” HDP’ye karşı olmadığını söyledi.

Bilgen, kendilerine yönelik operasyonun çoklu amacının olduğunu vurguladı, istifasının kayyımlara karşı bir model olduğunu söyledi. 

Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yönelik “Kobane soruşturması” adı altında yürütülen operasyonda gözaltına alınıp tutuklanan Kars Belediyesi Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, gözaltı ve tutuklama sürecine, operasyonun amaçlarına, kayyım atanması ve sonrası gelişmelere ilişkin MA’dan Sedat Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.

2 Ekim’de tutuklandıktan sonra gönderdiğimiz soruları dün yanıtlayan Ayhan Bilgen’in, önceki gün sosyal medya hesabından yaptığı “HDP tersine Türkiyeleşme yaşıyor” başlıklı paylaşımı çok tartışıldı. 

Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda avukatları aracılığıyla gelişmeleri değerlendiren Bilgen, gözaltındayken sunduğu istifa, iktidar çevresinin kendisine yönelik açıklamaları ve yeni bir hareket başlatacağına dair iddiaları cevapladı.

Gözaltına alındığı sırada elinde bulunan poşetiyle dikkati çeken Bilgen, söz konusu operasyona hazırlıklı olduğunu belirterek, “Beş yıl önce tevhid-selam örgütü üyesi olma iddiasıyla 40 sayfayı bulan bir sorgum olmuştu. Orada da son ve en kriminal soru (!) eve götürdüğüm çantada ne olduğu sorusuydu 🙂 Kızımın okul çantasında ne olması gerekiyorduysa onlar vardı, demiştim. Belediye seçimlerinin hemen ardından kayyım atamaları başladığından beri çantamız hazır bekliyorduk. Hatta artık söyleşilerde neden kayyum atanıyor sorusundan çok ‘Kars’a hala neden kayyum atanmadı’, sorusuyla karşılaşmaya başlamıştık. Yedi farklı dosyadan tutuksuz yargılanmaya devam ederken, bir sabah kayyum atanabilmesi için tutuklanma ihtimalinin hep farkındaydık. Tutuklanma durumunda en acil lazım olan kıyafetler vardı çantamda. Muhalif her siyasetçinin deprem çantası gibi en zorunlu malzemeleri. Polisin elindeki poşette daha tehlikeli aramada bulunan Jineoloji dergileri vardı” dedi.  

Gözaltındayken istifasını açıklamasına ilişkin soruya Bilgen, şu yanıtı verdi:

“Kars Belediye Meclisi’nin kendi içinden bir yönetim oluşturabileceğini uzun süredir çevremle ve parti yöneticileriyle paylaşıyordum. Benim davalarımdan kaynaklı olarak tüm şehrin kayyım atanarak cezalandırılmasına karşı partilerin uzlaşmasıyla yeni bir yönetim oluşturulabilir ve belki demokrasi ittifakı için bir yerel model denemesi yapılabilirdi. Bir şehri birlikte yönetmeyi beceremezsek, ülkeyi birlikte yönetebileceğimize toplumu nasıl inandıracağız? Bizim siyasi iddiamızın asıl öznesi halksa, onun temsilcileri olarak iktidarcı hiçbir savunu refleksine girmeden iradenin gerçek sahibi halkın önünü açabilmeliyiz.”

Ayhan Bilgen, yerine atanan kayyımın ilk iş olarak belediye önünde namaz kılmasına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Uzun süre haberleri takip imkanımız olmadığı için ancak avukatlarımızın aktardığı kadar gelişmelerden haberdar olabildik. Meclis üyelerimi, parti yöneticilerimiz ve eşbaşkanımızın gözaltına alınması da tamamen kayyım planı içindi. Kars Belediyesi eski bir Rus binasıdır ve hemen üst tarafındaki merkez camisi de eski bir Rum kilisesidir. Cezaevinde kütüphaneden alıp okumaya başladığım ilk kitaplar Fatımiler ve Selçuklular dönemi Ortadoğu’sunu anlatıyor. Ne yazık ki bu coğrafya bin yıldır aynı yanlışları tekrarlıyor,”

Hakkında yapılan “Yeni bir hareket başlatıyor” tartışmalarıyla ilgili soruyu da cevaplayan Bilgen, HDP, iktidar ve muhalefet açısından ayrı ayrı ele aldığı “arayışı” şöyle özetledi:

“Türkiye siyasetinde uzun bir süredir kriz yaşanıyor. Çözümsüzlük siyaseti hüküm sürüyor ve tüm toplum bunun bedelini ödüyor. Çözümü iktidardan beklemek yerine muhalefetin alternatif inşa etme becerisine odaklanmalıyız. 100’e yakın parti kuruldu ama lider merkezli siyaset anlayışı aşılamıyor ve toplumun siyasete aktif katılımının önü açılamıyor. Bu kısır döngüden çıkmak için iktidarın baskı politikasını bitirmesini beklemenin dışında açılımlara, aktif siyasete ezber bozacak adımlara ihtiyaç var. Bu arayış başta HDP olmak üzere bir partiye karşı değil, toplum muhatap alınarak inşa edilmeli.

“Elbette HDP tüm özgün zorluklara rağmen eksikliklerini, yetmezliklerini cesaretle özeleştiri konusu yapmalıdır. Savunma refleksi içine girmeden kuruluş ilke ve iddialarına uygun genişlemeyi neden başaramadığını masaya yatırmalıdır. Türkiye siyasetinde baskılar bir siyasi partiyi geriletmez, aksine büyütür. Bunun en somut örneği 90’lı yılların son çeyreğinde Refah Partisi’dir. Toplumsal bağ ve meşruiyetiniz her şeyin belirleyicisidir. Hatta bazen dışlanma ilgi ve merak odağı olmayı hızlandırır. Asıl tehdit ise çürüme ve çözüm üretmemedir. 2. kitabımda yoğun biçimde tartıştığım ‘adanmış siyaset’ algısı ve anlayışı yerleşmezse güven bunalımı aşılamaz. 

Muhalefet topyekûn Türkiye’yi yönetebilecek ve kangrenleşmiş sorunlarını çözecek bir güven tesis edemezse, alternatif inşası mümkün olmaz. İttifak stratejisi aritmatiksel toplam konusu değildir. Muhalefetin bir cebinden çıkanın diğer cebine aktarılması ile demokratik değişim umudu doğmaz. İktidarcı siyasetin kırıntılarını bile temizlemeden toplumsal siyaset inşa edilemez. Bu arayışımızla ilgili kim hangi paylaşımlarda bulundu takip edemedim.”