24.1 C
İstanbul
Perşembe, Ağustos 5, 2021

Yargıtay Başsavcısı’ndan Ceylanpınar dosyasındaki beraat kararlarına bozma talebi

Yargıtay Başsavcılığı, Ceylanpınar’daki polis cinayetleriyle ilgili davadaki beraat kararının bozulmasını istedi. Avukat Hüseyin Akay, bozma talebinin “hukuki dayanaktan yoksun” olduğunu söyledi.

Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde 22 Temmuz 2015 tarihinde polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Uçar’ın öldürülmesi ile ilgili 4’ü tutuklu 9 sanıklı davada verilen beraat kararlarına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan itiraz geldi. 

Çözüm sürecinin bitmesine gerekçe gösterilen olayların başında gelen cinayetlerle ilgili davanın 1 Mart 2018 tarihinde görülen son duruşmasında tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildi. Dava dosyasının gönderildiği Yargıtay’da temyiz incelemesinin tamamlanmasını beklenirken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yerel mahkemenin verdiği beraat kararının bozulması talebinde bulundu.

ANKA’nın haberine göre, Başsavcılık tebliğnamesini 29 Haziran 2021 tarihinde verdi. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Başak Yüksel Korkmaz, sanıklar hakkında verilen beraat kararlarına ilişkin, “eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulduğu” değerlendirmesini yaptı, kararların bozulmasını istedi.   
 
Tebliğnamede; cinayetlerin “YDG-H Ceylanpınar gençlik yapılanması” tarafından işlendiği tezini öne süren savcılık, olaydan 2,5 yıl sonra yakalanan sanık Mustafa S.’nin de “YDGH’nin Ceylanpınar sorumlusu olduğu” ve “saldırının emrini verdiğini” öne sürdü. Mustafa S. hakkında, Ceylanpınar suikastlarının da içinde bulunduğu suçlamalar üzerinden “2017/39643 sayılı” soruşturma yürütüldüğünü kaydederek, bu soruşturmadaki “delillerin” dosyaya konulması istendi.

Sanıklardan alınan dijital materyallerin bir kısmında inceleme yapılmadığını ve imajlarının alınmadığının belirtildiği tebliğnamede, “… el konulan tüm dijital materyallerin Siber Daire Başkanlığınca fiziksel imajları alınmak suretiyle eksikliklerin giderilerek materyal içeriklerinin ve cep telefonlarına takılarak kullanılmış GSM hatlarının tespitinin gerektiği” belirtildi.

BAZ KAYITLARININ HARİTASI İSTENDİ

Tebliğnamede; sanıkların telefonlarının baz hareketlerinin haritasının çıkarılması, polis memurlarının evinin çevresindeki HTS kayıtlarında belirlenen “kullan at” GSM hatlarının tespit edilerek, incelenmesi gerektiğini belirtildi. Savcı Korkmaz, sanıklar hakkındaki baz kayıtlarının haritasının çıkarılmasında dikkat edilmesi gereken yerleri maddeler halinde açıklarken, öldürülen iki polisin arkadaşı polis memuru E.G.’ye ait baz kayıtlarının haritasını da istedi. Savcı Korkmaz tebliğnamesinde, “Sanıklar veya maktullerle iletişimleri olması halinde bu hatların ve telsiz kestirmesinin yapıldığı bölgenin, baz hikayesinde sanıklarla ve maktullerle varsa baz irtibatlarının da gösterilmesinin istenmesini” talep etti.

Korkmaz, sanıkların suçlanmasına yönelik deliller arasında gösterilen polislerin evinin 100 metre ilerisinde bulunan sigara izmaritlerinin de tekrar Ankara Jandarma veya Polis Kriminal Laboratuvarı’na gönderilerek DNA analizi yaptırılmasını istedi. Sigara izmaritlerinin üzerindeki parmak izleri sanıklarla eşleşmemişti.

İNCELENMEYEN 9 MİLİMETRELİK FİŞEK

Tebliğnamede, polis Feyyaz Yumuşak’ın ölü olarak bulunduğu salondaki zemin üzerinde ele geçirilen ve “üzerinde inceleme yapılmayan 9 milimetrelik fişeğin” balistik ve kriminal incelemesinin de yapılması gerektiği de belirtildi.
Başsavcılığın bozma talebinde; Sabah Gazetesi’nin internet sitesinde yayınlanan bir habere de yer verildi. Haberde, “22 Temmuz 2015 günü saat 13:04-13:08 arası terör örgütü mensuplarının olaya dair ve somut olayla uyumlu içerikteki telsiz kestirmesinin” yer aldığı belirtildi. Tebliğnamede, olay öncesi ve sonrasına dair telsiz kestirmelerinin ilgili birimlerden istenip, dosyaya konulması gerektiği belirtildi.

Korkmaz, polis memurlarının arkadaşları olan polisler M.D. ve E.G.’nin ifadelerinin çeliştiğine dikkat çekerek, her ikisinin de ayrıntılı beyanın alınması gerektiğini vurguladı.

AVUKAT AKAY: YARGILAMA AŞAMASINDA GÜNDEME GELDİ

Sanık avukatlarından Hüseyin Akay, bozma talebinin “hukuki dayanaktan yoksun gerekçeler” içerdiğini belirterek, şunları söyledi:

“Nitekim savcılık makamı bu bozma sebeplerini sıralarken, özellikle basına yansıyan ve sözde istihbari raporlara dayanan telsiz konuşmalarını ve diğer istihbari raporları delil göstermiştir. İstihbari raporların ceza yargılamasında delil niteliği olmadığı açıktır. Nitekim istihbari raporlar kesin delillere değil, genel olarak duyum ve ihtimallere dayanan bilgilerdir ve bu bilgiler ceza soruşturmaları için toplanan adli veriler değil, bağlı bulundukları siyasi ve idari makamlara bilgi amaçlı toplanan idari nitelikte bilgilerdir. Bu sebeple sayın savcılığın bu raporları delil göstererek sanıklar aleyhinde bozma talebinde bulunması açıkça hukuka aykırılık teşkil etmektedir.”

Akay, bozma talebine gerekçe olan delillerin çoğunun yargılama aşamasında da gündeme geldiğini ancak bunların “sanıkların aleyhine somut bir delile ulaşılamayan soyut iddialardan ibaret deliller” olduğunu söyledi.

‘ELLE TUTULUR NEDEN ÇEKİŞKİLİ POLİS BEYANLARI’

Akay, savcı Korkmaz’ın bozma talebinde doğru yönler de olduğunu ifade ederek, “Sayın savcılık makamının elle tutulan ve hükme esas kabul edilebilecek tek bozma sebebi, ev arkadaşı olan ve şehit polisleri en son gören polis memurları M. D. ve E. G.’nin birbiri ile çelişkili ve birbirini suçlayıcı beyanlara dikkat çekmesidir” dedi. Akay, şehit polislerin evinde parmak izi çıkan bir diğer polis memuru B.K.’nin bu izinin de araştırılması gerektiğini kaydetti.

‘SURUÇ KATLİAMI İLE BAĞLANTILI’

Akay, 20 Temmuz 2020 tarihinde IŞİD’in gerçekleştirdiği Suruç katliamını da hatırlatarak, şunları söyledi: “Yargıtay savcısının tebliğnamesinin en önemli yanı, ilk defa olayda polis şüphesinin resmi bir ağızdan dile getirilmiş olmasıdır. Fakat Ceylanpınar olayını gerçekten anlamak ve çözmek istiyorsak cesurca şüpheleri çoğaltmamız ve bunun üzerine daha cesurca gidebilmemiz gerekir. Ceylanpınar olayını gerçek anlamıyla anlamak istiyorsak, olaydan bir gün önce gerçekleşen Suruç katliamını da aynı anda bilmemiz gerekir. Bu iki dosya birleşince çok daha somut verilere ulaşılabileceğini umuyorum. Bu gerek zamansal gerek coğrafi yakınlıkları sebebiyle bile birbiriyle yeterince alakalı iki dosyadır.”

Avukat Akay, olaya ilişkin dördüncü bir polis memuruna da işaret ederek, “Sayın savcılık makamı polis memurlarının bulunduğu apartmanın etrafındaki sigara izmaritinin sahiplerini DNA ile araştırmaya çalışmak yerine, açıkça yalan söylediği tanık beyanlarıyla sabit olan diğer polis memuru Mustafa B. hakkında ve soruşturmayı açıkça ihmal eden ve faillerin bulunmasına büyük oranda engel olan soruşturma savcısı hakkında soruşturmanın genişletilmesini talep etmesi gerekir” diye konuştu.

Akay, olayın tam anlamıyla aydınlatılması için TBMM’de komisyon kurulmasını talep ederek, “Gerek iki polisi şehit eden, gerekse çözüm sürecini bu vesileyle katlederek binlerce insanımızın daha canına, malına ve hürriyetine mal olan bu olayın faillerinin bir an önce bulunmasını bekliyoruz” dedi. 

Yargıtay Başsavcılığı, Ceylanpınar’daki polis cinayetleriyle ilgili davadaki beraat kararının bozulmasını istedi. Avukat Hüseyin Akay, bozma talebinin “hukuki dayanaktan yoksun” olduğunu söyledi.

Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde 22 Temmuz 2015 tarihinde polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Uçar’ın öldürülmesi ile ilgili 4’ü tutuklu 9 sanıklı davada verilen beraat kararlarına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan itiraz geldi. 

Çözüm sürecinin bitmesine gerekçe gösterilen olayların başında gelen cinayetlerle ilgili davanın 1 Mart 2018 tarihinde görülen son duruşmasında tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildi. Dava dosyasının gönderildiği Yargıtay’da temyiz incelemesinin tamamlanmasını beklenirken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yerel mahkemenin verdiği beraat kararının bozulması talebinde bulundu.

ANKA’nın haberine göre, Başsavcılık tebliğnamesini 29 Haziran 2021 tarihinde verdi. Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Başak Yüksel Korkmaz, sanıklar hakkında verilen beraat kararlarına ilişkin, “eksik inceleme ve araştırmayla hüküm kurulduğu” değerlendirmesini yaptı, kararların bozulmasını istedi.   
 
Tebliğnamede; cinayetlerin “YDG-H Ceylanpınar gençlik yapılanması” tarafından işlendiği tezini öne süren savcılık, olaydan 2,5 yıl sonra yakalanan sanık Mustafa S.’nin de “YDGH’nin Ceylanpınar sorumlusu olduğu” ve “saldırının emrini verdiğini” öne sürdü. Mustafa S. hakkında, Ceylanpınar suikastlarının da içinde bulunduğu suçlamalar üzerinden “2017/39643 sayılı” soruşturma yürütüldüğünü kaydederek, bu soruşturmadaki “delillerin” dosyaya konulması istendi.

Sanıklardan alınan dijital materyallerin bir kısmında inceleme yapılmadığını ve imajlarının alınmadığının belirtildiği tebliğnamede, “… el konulan tüm dijital materyallerin Siber Daire Başkanlığınca fiziksel imajları alınmak suretiyle eksikliklerin giderilerek materyal içeriklerinin ve cep telefonlarına takılarak kullanılmış GSM hatlarının tespitinin gerektiği” belirtildi.

BAZ KAYITLARININ HARİTASI İSTENDİ

Tebliğnamede; sanıkların telefonlarının baz hareketlerinin haritasının çıkarılması, polis memurlarının evinin çevresindeki HTS kayıtlarında belirlenen “kullan at” GSM hatlarının tespit edilerek, incelenmesi gerektiğini belirtildi. Savcı Korkmaz, sanıklar hakkındaki baz kayıtlarının haritasının çıkarılmasında dikkat edilmesi gereken yerleri maddeler halinde açıklarken, öldürülen iki polisin arkadaşı polis memuru E.G.’ye ait baz kayıtlarının haritasını da istedi. Savcı Korkmaz tebliğnamesinde, “Sanıklar veya maktullerle iletişimleri olması halinde bu hatların ve telsiz kestirmesinin yapıldığı bölgenin, baz hikayesinde sanıklarla ve maktullerle varsa baz irtibatlarının da gösterilmesinin istenmesini” talep etti.

Korkmaz, sanıkların suçlanmasına yönelik deliller arasında gösterilen polislerin evinin 100 metre ilerisinde bulunan sigara izmaritlerinin de tekrar Ankara Jandarma veya Polis Kriminal Laboratuvarı’na gönderilerek DNA analizi yaptırılmasını istedi. Sigara izmaritlerinin üzerindeki parmak izleri sanıklarla eşleşmemişti.

İNCELENMEYEN 9 MİLİMETRELİK FİŞEK

Tebliğnamede, polis Feyyaz Yumuşak’ın ölü olarak bulunduğu salondaki zemin üzerinde ele geçirilen ve “üzerinde inceleme yapılmayan 9 milimetrelik fişeğin” balistik ve kriminal incelemesinin de yapılması gerektiği de belirtildi.
Başsavcılığın bozma talebinde; Sabah Gazetesi’nin internet sitesinde yayınlanan bir habere de yer verildi. Haberde, “22 Temmuz 2015 günü saat 13:04-13:08 arası terör örgütü mensuplarının olaya dair ve somut olayla uyumlu içerikteki telsiz kestirmesinin” yer aldığı belirtildi. Tebliğnamede, olay öncesi ve sonrasına dair telsiz kestirmelerinin ilgili birimlerden istenip, dosyaya konulması gerektiği belirtildi.

Korkmaz, polis memurlarının arkadaşları olan polisler M.D. ve E.G.’nin ifadelerinin çeliştiğine dikkat çekerek, her ikisinin de ayrıntılı beyanın alınması gerektiğini vurguladı.

AVUKAT AKAY: YARGILAMA AŞAMASINDA GÜNDEME GELDİ

Sanık avukatlarından Hüseyin Akay, bozma talebinin “hukuki dayanaktan yoksun gerekçeler” içerdiğini belirterek, şunları söyledi:

“Nitekim savcılık makamı bu bozma sebeplerini sıralarken, özellikle basına yansıyan ve sözde istihbari raporlara dayanan telsiz konuşmalarını ve diğer istihbari raporları delil göstermiştir. İstihbari raporların ceza yargılamasında delil niteliği olmadığı açıktır. Nitekim istihbari raporlar kesin delillere değil, genel olarak duyum ve ihtimallere dayanan bilgilerdir ve bu bilgiler ceza soruşturmaları için toplanan adli veriler değil, bağlı bulundukları siyasi ve idari makamlara bilgi amaçlı toplanan idari nitelikte bilgilerdir. Bu sebeple sayın savcılığın bu raporları delil göstererek sanıklar aleyhinde bozma talebinde bulunması açıkça hukuka aykırılık teşkil etmektedir.”

Akay, bozma talebine gerekçe olan delillerin çoğunun yargılama aşamasında da gündeme geldiğini ancak bunların “sanıkların aleyhine somut bir delile ulaşılamayan soyut iddialardan ibaret deliller” olduğunu söyledi.

‘ELLE TUTULUR NEDEN ÇEKİŞKİLİ POLİS BEYANLARI’

Akay, savcı Korkmaz’ın bozma talebinde doğru yönler de olduğunu ifade ederek, “Sayın savcılık makamının elle tutulan ve hükme esas kabul edilebilecek tek bozma sebebi, ev arkadaşı olan ve şehit polisleri en son gören polis memurları M. D. ve E. G.’nin birbiri ile çelişkili ve birbirini suçlayıcı beyanlara dikkat çekmesidir” dedi. Akay, şehit polislerin evinde parmak izi çıkan bir diğer polis memuru B.K.’nin bu izinin de araştırılması gerektiğini kaydetti.

‘SURUÇ KATLİAMI İLE BAĞLANTILI’

Akay, 20 Temmuz 2020 tarihinde IŞİD’in gerçekleştirdiği Suruç katliamını da hatırlatarak, şunları söyledi: “Yargıtay savcısının tebliğnamesinin en önemli yanı, ilk defa olayda polis şüphesinin resmi bir ağızdan dile getirilmiş olmasıdır. Fakat Ceylanpınar olayını gerçekten anlamak ve çözmek istiyorsak cesurca şüpheleri çoğaltmamız ve bunun üzerine daha cesurca gidebilmemiz gerekir. Ceylanpınar olayını gerçek anlamıyla anlamak istiyorsak, olaydan bir gün önce gerçekleşen Suruç katliamını da aynı anda bilmemiz gerekir. Bu iki dosya birleşince çok daha somut verilere ulaşılabileceğini umuyorum. Bu gerek zamansal gerek coğrafi yakınlıkları sebebiyle bile birbiriyle yeterince alakalı iki dosyadır.”

Avukat Akay, olaya ilişkin dördüncü bir polis memuruna da işaret ederek, “Sayın savcılık makamı polis memurlarının bulunduğu apartmanın etrafındaki sigara izmaritinin sahiplerini DNA ile araştırmaya çalışmak yerine, açıkça yalan söylediği tanık beyanlarıyla sabit olan diğer polis memuru Mustafa B. hakkında ve soruşturmayı açıkça ihmal eden ve faillerin bulunmasına büyük oranda engel olan soruşturma savcısı hakkında soruşturmanın genişletilmesini talep etmesi gerekir” diye konuştu.

Akay, olayın tam anlamıyla aydınlatılması için TBMM’de komisyon kurulmasını talep ederek, “Gerek iki polisi şehit eden, gerekse çözüm sürecini bu vesileyle katlederek binlerce insanımızın daha canına, malına ve hürriyetine mal olan bu olayın faillerinin bir an önce bulunmasını bekliyoruz” dedi. 

Bugünden