WHO: Salgının yakın zamanda sona ereceğine dair herhangi bir gösterge yok

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Doğu Akdeniz Bölge yetkilileri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) kaynaklı vakaların ve ölüm oranlarının artmasından duydukları endişeyi dile getirdiler. Dünyanın böyle bir salgına gerekli müdahalede bulunabilmesi için gereken yeterlilikten uzak olduğunun anlaşıldığını belirten WHO Doğu Akdeniz Bölge Direktörü Dr. Ahmed el-Manzari, virüsün halen birçok ülkede hızla yayılması nedeniyle WHO’nun salgının yakın zamanda sona ereceğine dair herhangi bir gösterge görmediğini vurguladı.

Toplantıya Manzari’nin yanı sıra Bilim ve Enformasyon Dairesi Başkanı Dr. Araş Raşidiyan ile Aşılar ve Bağışıklama ile Önlenebilecek Hastalıklar Bölge Danışmanı Dr. Nadia Taleb  katıldı. Katılımcılar, “salgının bazı ülkelerde halen hızla yayılmaya devam ettiğini ve çok sayıda kişinin virüsten etkilendiğini” bildirdi. Durumun ciddiyetini yansıtan verilere dikkat çeken Manzari şunları söyledi:

“Gerek küresel düzeyde gerekse Doğu Akdeniz Bölgesi’nde vaka sayısında artış var. Salgın dünya çapında bir milyondan fazla insanın ölümüne neden oldu. Bunlardan 60 binden fazlası Doğu Akdeniz Bölgesi’nde (22 ülke) kaydedildi. Yeni vakaların yüzde 58’i bölgeden üç ülkede (Irak, İran ve Fas) tespit edildi. Bu hafta ölümlerin yüzde 66’sı İran ve Irak’ta görüldü.”

WHO, hastalığın bulaşmasını kontrol altına almak için ülkeler ve ortaklarla ile iş birliği halinde çalışıyor, aynı zamanda aşı çalışmalarına da katılıyor. Dr. Manzariaşı ile ilgili gelinen aşamaya dair şu bilgileri verdi:

“Şu an geliştirilmekte olan 191 Kovid-19 aşısı var. Bu aday aşılardan 40’ı klinik değerlendirme aşamasında, 10’unda da üçüncü aşamaya gelindi. Bölgedeki diğer ülkeleri de aşı çalışmalarına katılmaya çağırıyorum. Şu an bölgedeki 7 ülke, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Fas, Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) aşı denemelerinin üçüncü aşamasına aktif olarak katıldı.nWHO, Küresel Aşı İttifakı (GAVI) ve Salgına Hazırlık İnovasyonları Koalisyonu (CEPI) iş birliği ile başlatılan COVAX girişimi aracılığıyla ulaşılacak güvenli ve etkili aşıları ekonomik durumlarına bakılmaksızın tüm ülkelere ve bölgelere eşit olarak sunacak ve dağıtılmasını sağlayacaktır. Şu ana kadar COVAX girişimine dünya nüfusunun yüzde 64’ünü kapsayan bir oranda, 156 ülke tarafından katılım gerçekleşti. 38 ülke de katılmak için görüşmelerini sürdürüyor. Bu sayının artmasını bekliyoruz. Bu oranlar girişime olan güvenin açık bir göstergesidir.”

Dr. Manzari açıklamasının devamında, Doğu Akdeniz ülkelerinin büyük çoğunluğunun COVAX’a katıldığını, 11 ülkenin kendi kendini finanse ettiğini, geri kalan 11 ülkenin de GAVI tarafından sunulan satın alma öncesi taahhüt girişimi çerçevesinde katılım gösterdiğini belirtti. Girişim, uygun görülen ülkelere ekonomik durumların göre aşıyı elde edebilmeleri için finansal destek sağlayacak.

WHO’nun COVAX programının aşı dağıtımını adil bir şekilde yönetmek için küresel bir plan oluşturacağını belirten Manzari sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı yerlerdeki gereksiz fiyat artışları, ihtiyaç duyulmayan derecede aşı depolanması ve yaşamı tehdit eden kıtlıklar bireysel satın alma zorluğu veya etkinliği kesin olarak kanıtlanmamış bir aşının bedelinin ödenmesi gibi risklere yol açabileceğinden endişeye neden oluyor. COVAX girişimi bu nedenlerle başlatıldı.” 

Dr. Manzari, 1918’de İspanyol gribinde olduğu gibi salgının aşısız sonlanma olasılığına ilişkin sorusunu şöyle yanıtladı:

“Aşı olmadan salgının sona ermesini beklemek milyonlarca ölme neden olur. Ancak aşıya erişmek de salgını sona erdirecek sihirli bir değneğe sahip olmak demek değildir. Çünkü aşıyı tüm nüfusa dağıtmak zor olacak. Bu nedenle önleyici tedbirlere bağlılık ilk savunma hattı olmaya devam edecek. WHO tüm ülkelere, nüfuslarının yüzde 20’sine denk gelecek dozları öncelikle yüksek risk altındaki sağlık çalışanları, yaşlılar ve kronik sağlık sorunları olan gruplardan başlayarak dağıtmalarını tavsiye ediyor.”

Dr. Nadia Taleb de konuya dair şunları söyledi:

“Doğu Akdeniz ülkeleri, klinik denemelerin üçüncü aşamasına giren 10 aşıdan 4’ünün çalışmalarına katıldılar. WHO, aşılar arasında ayrım yapmıyor. Güvenliği ve etkililiği kanıtlanan aşılar COVAX aracılığıyla, satın alınmak üzere yapılacak bir sözleşmeyle teslim edilecek.”

Dr. Nadia Taleb, bu yıl mevsimsel grip aşısı yaptırmanın önemine yönelik yaptığı değerlendirmede de bunun gerekli olduğunu vurguladı. “Grip aşısı Kovid-19’a karşı koruma sağlamayacak ama en azından iki hastalığa aynı anda yakalanma olasılığını azaltacaktır” dedi. 

Dr. Taleb açıklamasında grip aşısını özellikle sağlık personeline uygulamanın önemine dikkat çekerek böylece ilgilendikleri hastalara enfeksiyon bulaştırma riskinin ortadan kalkacağını ve sağlık çalışanlarına en fazla ihtiyaç duyulan zamanda işten uzaklaşmalarına neden olabilecek olasılıkları azaltmaya yardımcı olacağını vurguladı.

WHO’nun, Doğu Akdeniz Bölge ülkelerinde yürütülen klinik araştırmalarla ilgili değerlendirmesine ilişkin açıklamalarda bulunan Dr. Araş Raşidiyan da “Bu denemelerle ilgili herhangi olumsuz bir rapor alınmadı. Sonuçların önümüzdeki ekim ayı sonunda açıklanması bekleniyor” dedi. 

Dr. Raşidian açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Umulduğu gibi ekim ayı sonunda olumlu sonuçların ortaya çıkması, dünyanın pandeminin üstesinden gelmeye yakın olduğu anlamına gelmiyor. Bu aşıların üretim hattına girmeye hazır olduğu anlamına geliyor. Ancak bu aşıların kullanıma hazır hale gelmesi birkaç ay sürecek. Bu nedenle önümüzde halen uzun bir zaman var. Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca şirketinin yan etkiler ortaya çıkmasının ardından klinik araştırmaları durdurmaya yönelik aldıkları karar doğruydu.  Çünkü yan etki bu süreçte ihmal edilmemesi gereken bir durumdur.”