5.8 C
İstanbul
Pazar, Mart 7, 2021

WHO: Koronavirüsle uzun süre beraberiz

Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarına yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı alınan koruyucu önlemlere bağlı kalma ve salgının ikinci dalgasını kontrol altına almak için toplumsal davranışlarda disiplini sağlama çağrısında bulundu.

AB Sağlık Güvenliği Komiseri Stella Kyriakides koruyucu önlemlere riayet edilmesinin bazı ülkelerde olumlu sonuçları olduğunu vurguladı.

Diğer taraftan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Avrupa Kovid-19 Salgını Direktörü Dr. David Nabarro, genel karantinanın özellikle halkın içerisindeki savunmasız gruplar üzerinde neden olduğu ciddi ekonomik, sosyal ve psikolojik etkiler nedeniyle, salgınla mücadelede ülkelerin başvurduğu başlıca yöntem olmaması gerektiğini vurguladı. 2017 WHO Genel Direktörlük seçimlerinde şu anki Genel Direktör Tedros Adhanom’un ana rakibi olan Nabarro “WHO, salgını kontrol altına almak için nihai bir çözüm olarak genel karantinaya başvurmayı tavsiye etmiyor, aksine bunu hükümetlerin kaynaklarını yeniden organize edip toplamalarına ve sağlık personelini tükenme aşamasına geldikten sonra korumalarına imkan sağlayan bir araç olarak kullanmayı tavsiye ediyor” dedi.

Sürü bağışıklığı yanlış bir yol

WHO dün sürü bağışıklığını sağlamak için virüsün kontrolsüz bir şekilde dolaşmasına izin verilmesinin doğurabileceği vahim sonuçlara dair uyarıda bulunarak halk sağlığı tarihinde yetkililerin bir salgın ya da pandemiyle mücadelede sürü bağışıklığını bir strateji olarak kullanmaya hiçbir zaman başvurmadıklarını belirtti. Sürü bağışıklığını sağlamak için koruyucu tedbirlerin ve karantina uygulamalarının kaldırılmasına yönelik çağrıları değerlendiren WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom, bu stratejinin bilimsel ve etik olarak tartışmalı olduğunu söyledi.

Bu açıklamalar, WHO’nun geçtiğimiz aylarda salgını kontrol altına almak için Çin ve Güney Kore gibi sıkı tedbirler alınmasını tavsiye ettikten sonra salgınla mücadeleye ilişkin direktiflerinde önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Nabarro, salgınla mücadele etmek için yeni bir yöntem bulma çağrısında bulunuyor. Zira ülkelerin getirdiği katı kısıtlamaların küresel ekonomi üzerinde, özellikle de yoksul ülkelerde feci etkileri olduğuna ve bu ülkelerdeki yoksulluk, açlık ve yetersiz beslenme oranlarının gelecek yılın sonuna kadar iki katına çıkabileceğine işaret ediyor.

Barrington Deklarasyonu

Oxford, Harvard ve Stanford gibi en önde gelen uluslararası üniversitelerden bir grup araştırmacı ve bilim insanı kısa bir süre önce Barrington Deklarasyonu başlıklı bir bildiriye imza attı. Söz konusu bildiride ülkelerin çoğunun Kovid-19 ile mücadele kapsamında izlediği politikaların yalnızca gelişmekte olan ve yoksul ülkelerde değil, aynı zamanda gelişmiş ülkelerdeki birçok grubun arasında fiziksel, psikolojik ve ekonomik zararları olmaya başladığı konusunda uyarıda bulunuldu.

Virüs ile birlikte yaşama aşaması uzun sürecek

Önümüzdeki baharın bitiminden önce aşının dağıtımına başlanmayacağını ve aşıların etkinliğinin yıl sonundan önce bilinmeyeceğini herkese açıkladıktan sonra AB Sağlık Güvenliği Komiseri Stella Kyriakides, virüs ile birlikte yaşama aşamasının uzun süreceğini, kontrol ve önleyici tedbirlere uyulması konusunda üst düzey bir sorumluluk ve disiplin gösterilmesi ve sağlık sistemini korumak için her imkanın değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.

WHO Avrupa Bölge Ofisi’nden gelen son veriler Avrupa’daki hastanelerin üzerindeki baskının geçtiğimiz eylül ayının ortasından beri her hafta yüzde 17 oranında arttığına ve salgının bu şeklde yayılmaya devam ettiği takdirde bazı ülkelerin önümüzdeki haftanın bitiminden itibaren yoğun bakım ünitelerinde sıkıntı yaşayacağına işaret ediyor.

İtalya’da Milano, Napoli ve Roma’da bulunan büyük hastanelerin pek çoğu yoğun bakım ünitelerinde tedavi görmesi gereken vaka sayısının hızla artmasından yakınıyor. Tıp ve hemşirelik müesseseleri, hastaneler ve sağlık personeli üzerindeki baskıyı hafifletmek için ülkenin tamamen karantinaya alınmasını talep ederken, muhalefet partileri ülke genelinde tekrar bir karantina uygulanmasını reddetmekte ısrar ederek bu uygulamaya karşı direnmek ve isyan çıkarmakla tehdit ediyor.

Vaka sayılarındaki hızlı artışın ve virüsün yayılma dairesinin genişlemesinin yanı sıra Avrupa’daki birçok ülke karantina ve izolasyon tedbirlerinden zarar gören çevrelerin başlattığı ve aşırılık yanlısı güçlerin ve hareketlerin provoke ettiği her geçen gün büyüyen bir protesto dalgası ile mücadele ediyor. Avrupa şehirlerinin çoğunda haftalardır protestolar düzenleniyor. Gösterilere şiddet eylemleri, yağmalama ve dükkanlar ile kamu mallarının tahrip edilmesi eşlik ediyor. Güvenlik güçleri, gösterilerin dairesinin genişlemesine ve şiddet seviyesine ilişkin endişeler karşısında teyakkuza geçti.

Bazı Avrupa kurumları genel karantina uygulamalarına geri dönülmesi ve ekonomik faaliyetlerin durdurulması durumunda toplumda büyük bir huzursuzluk olacağı konusunda uyarıda bulunurken, Avrupa Komisyonu önümüzdeki aylarda AB ülkelerinde yaşanabilecek güvenlik sorunlarını görüşmek üzere AB İçişleri Bakanları Konseyi’nin önümüzdeki çarşamba günü acil bir toplantı düzenlemesi çağrısında bulundu.

Salgını kontrol altına almak için alınan önlemlerden dolayı zarara uğrayan sektörlere ve gruplara yardım sağlama konusunun önümüzdeki salı günü yapılması planlanan AB Maliye Bakanları Konseyi’nin toplantısının ana gündem maddesi olması bekleniyor. Euro Grubu Başkanı Paschal Donohoe dün konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Kısa bir süre önce krizden çıkışı yönetme aşamasına girdiğimizi düşünüyorduk ancak işte bugün oldukça zor başka bir aşamayla karşı karşıyayız. Vatandaşlar bizden, AB’nin ikinci dalganın etkileri ile mücadele etmek için gerekli araçlara sahip olduğuna ve bunun üye devletlerin hükümetlerinin hizmetine sunmaya hazır olduğuna dair net bir mesaj bekliyorlar” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarına yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı alınan koruyucu önlemlere bağlı kalma ve salgının ikinci dalgasını kontrol altına almak için toplumsal davranışlarda disiplini sağlama çağrısında bulundu.

AB Sağlık Güvenliği Komiseri Stella Kyriakides koruyucu önlemlere riayet edilmesinin bazı ülkelerde olumlu sonuçları olduğunu vurguladı.

Diğer taraftan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Avrupa Kovid-19 Salgını Direktörü Dr. David Nabarro, genel karantinanın özellikle halkın içerisindeki savunmasız gruplar üzerinde neden olduğu ciddi ekonomik, sosyal ve psikolojik etkiler nedeniyle, salgınla mücadelede ülkelerin başvurduğu başlıca yöntem olmaması gerektiğini vurguladı. 2017 WHO Genel Direktörlük seçimlerinde şu anki Genel Direktör Tedros Adhanom’un ana rakibi olan Nabarro “WHO, salgını kontrol altına almak için nihai bir çözüm olarak genel karantinaya başvurmayı tavsiye etmiyor, aksine bunu hükümetlerin kaynaklarını yeniden organize edip toplamalarına ve sağlık personelini tükenme aşamasına geldikten sonra korumalarına imkan sağlayan bir araç olarak kullanmayı tavsiye ediyor” dedi.

Sürü bağışıklığı yanlış bir yol

WHO dün sürü bağışıklığını sağlamak için virüsün kontrolsüz bir şekilde dolaşmasına izin verilmesinin doğurabileceği vahim sonuçlara dair uyarıda bulunarak halk sağlığı tarihinde yetkililerin bir salgın ya da pandemiyle mücadelede sürü bağışıklığını bir strateji olarak kullanmaya hiçbir zaman başvurmadıklarını belirtti. Sürü bağışıklığını sağlamak için koruyucu tedbirlerin ve karantina uygulamalarının kaldırılmasına yönelik çağrıları değerlendiren WHO Genel Direktörü Tedros Adhanom, bu stratejinin bilimsel ve etik olarak tartışmalı olduğunu söyledi.

Bu açıklamalar, WHO’nun geçtiğimiz aylarda salgını kontrol altına almak için Çin ve Güney Kore gibi sıkı tedbirler alınmasını tavsiye ettikten sonra salgınla mücadeleye ilişkin direktiflerinde önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Nabarro, salgınla mücadele etmek için yeni bir yöntem bulma çağrısında bulunuyor. Zira ülkelerin getirdiği katı kısıtlamaların küresel ekonomi üzerinde, özellikle de yoksul ülkelerde feci etkileri olduğuna ve bu ülkelerdeki yoksulluk, açlık ve yetersiz beslenme oranlarının gelecek yılın sonuna kadar iki katına çıkabileceğine işaret ediyor.

Barrington Deklarasyonu

Oxford, Harvard ve Stanford gibi en önde gelen uluslararası üniversitelerden bir grup araştırmacı ve bilim insanı kısa bir süre önce Barrington Deklarasyonu başlıklı bir bildiriye imza attı. Söz konusu bildiride ülkelerin çoğunun Kovid-19 ile mücadele kapsamında izlediği politikaların yalnızca gelişmekte olan ve yoksul ülkelerde değil, aynı zamanda gelişmiş ülkelerdeki birçok grubun arasında fiziksel, psikolojik ve ekonomik zararları olmaya başladığı konusunda uyarıda bulunuldu.

Virüs ile birlikte yaşama aşaması uzun sürecek

Önümüzdeki baharın bitiminden önce aşının dağıtımına başlanmayacağını ve aşıların etkinliğinin yıl sonundan önce bilinmeyeceğini herkese açıkladıktan sonra AB Sağlık Güvenliği Komiseri Stella Kyriakides, virüs ile birlikte yaşama aşamasının uzun süreceğini, kontrol ve önleyici tedbirlere uyulması konusunda üst düzey bir sorumluluk ve disiplin gösterilmesi ve sağlık sistemini korumak için her imkanın değerlendirmesi gerektiğini vurguladı.

WHO Avrupa Bölge Ofisi’nden gelen son veriler Avrupa’daki hastanelerin üzerindeki baskının geçtiğimiz eylül ayının ortasından beri her hafta yüzde 17 oranında arttığına ve salgının bu şeklde yayılmaya devam ettiği takdirde bazı ülkelerin önümüzdeki haftanın bitiminden itibaren yoğun bakım ünitelerinde sıkıntı yaşayacağına işaret ediyor.

İtalya’da Milano, Napoli ve Roma’da bulunan büyük hastanelerin pek çoğu yoğun bakım ünitelerinde tedavi görmesi gereken vaka sayısının hızla artmasından yakınıyor. Tıp ve hemşirelik müesseseleri, hastaneler ve sağlık personeli üzerindeki baskıyı hafifletmek için ülkenin tamamen karantinaya alınmasını talep ederken, muhalefet partileri ülke genelinde tekrar bir karantina uygulanmasını reddetmekte ısrar ederek bu uygulamaya karşı direnmek ve isyan çıkarmakla tehdit ediyor.

Vaka sayılarındaki hızlı artışın ve virüsün yayılma dairesinin genişlemesinin yanı sıra Avrupa’daki birçok ülke karantina ve izolasyon tedbirlerinden zarar gören çevrelerin başlattığı ve aşırılık yanlısı güçlerin ve hareketlerin provoke ettiği her geçen gün büyüyen bir protesto dalgası ile mücadele ediyor. Avrupa şehirlerinin çoğunda haftalardır protestolar düzenleniyor. Gösterilere şiddet eylemleri, yağmalama ve dükkanlar ile kamu mallarının tahrip edilmesi eşlik ediyor. Güvenlik güçleri, gösterilerin dairesinin genişlemesine ve şiddet seviyesine ilişkin endişeler karşısında teyakkuza geçti.

Bazı Avrupa kurumları genel karantina uygulamalarına geri dönülmesi ve ekonomik faaliyetlerin durdurulması durumunda toplumda büyük bir huzursuzluk olacağı konusunda uyarıda bulunurken, Avrupa Komisyonu önümüzdeki aylarda AB ülkelerinde yaşanabilecek güvenlik sorunlarını görüşmek üzere AB İçişleri Bakanları Konseyi’nin önümüzdeki çarşamba günü acil bir toplantı düzenlemesi çağrısında bulundu.

Salgını kontrol altına almak için alınan önlemlerden dolayı zarara uğrayan sektörlere ve gruplara yardım sağlama konusunun önümüzdeki salı günü yapılması planlanan AB Maliye Bakanları Konseyi’nin toplantısının ana gündem maddesi olması bekleniyor. Euro Grubu Başkanı Paschal Donohoe dün konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Kısa bir süre önce krizden çıkışı yönetme aşamasına girdiğimizi düşünüyorduk ancak işte bugün oldukça zor başka bir aşamayla karşı karşıyayız. Vatandaşlar bizden, AB’nin ikinci dalganın etkileri ile mücadele etmek için gerekli araçlara sahip olduğuna ve bunun üye devletlerin hükümetlerinin hizmetine sunmaya hazır olduğuna dair net bir mesaj bekliyorlar” ifadelerini kullandı.

Bugünden