24.1 C
İstanbul
Perşembe, Ağustos 5, 2021

Vedat Aydın’ın dosyası zaman aşımına uğradı

Diyarbakır’da 1991 yılında  Jitem tarafından evinden kaçırıldıktan sonra işkence edilmiş ve kurşunlanmış cansız bedeni bulunan Halkın Emek Partisi (HEP) İl Başkanı Vedat Aydın’ın dosyası zaman aşımına uğradı.

Diyarbakır’daki evinden 5 Temmuz 1991 tarihinde kaçırıldıktan sonra cenazesi iki gün sonra Elazığ’ın Maden ilçesinde bulunan Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın dosyası geçtiğimiz günlerde zaman aşımına uğradı.

Evrensel gazetesinden Mahsum Kara’nın haberine göre Aydın’ın cinayeti de hukuken faili meçhul bırakıldı. Aydın’ın o dönemden arkadaşı olan Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Başkanı Mehmet Vural, faillerin bilinmesine rağmen yargılanan kimsenin olmadığını ve zaman aşımına uğratıldığını belirterek, “Devlet bunu bile isteye yasal bir zemine oturtmuyor” dedi.

DEMOKRASİ MÜCADELESİ VEREN BİRİYDİ

Vural, Vedat Aydın’ın Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı olmasının ötesinde öğretmen hareketinin içinden gelen demokratik kişiliğe sahip aydın insanlardan birisi olduğunu söyledi. Vural, “Vedat,  iyi bir çevrede yetişmiş, okuyan, çizen, sanattan anlayan ve bu doğrultuda demokrasi mücadelesi veren bir yapıya sahipti. Özellikle 12 Eylül’den sonra siyasi kimliğinden dolayı cezaevine girmesiyle çok büyük sıkıntılı günler yaşamıştı. Bizim dostluğumuz hep devam etti, hep yan yana mücadele ettik. İHD’nin kurulması için 1987 yılı sonlarına doğru onunla birlikte çalışmalar yaptık ve 1988’da İHD’yi kurduk. Ben İHD’nin kurucu başkanıydım, Vedat’da o zamanlar derneğin bütün toplantılarına katılır, her ne olursa olsun her zaman söz alır, konuşur ve fikirlerini söylerdi” dedi.

İL BAŞKANI OLDUKTAN SONRA HEDEF HALİNE GELDİ

Vedat Aydın’ın ’90’lı yılların sıkıntılı günlerinde HEP Diyarbakır İl Başkanı olduğunu ifade eden Vural, “Özellikle partinin il başkanı seçildikten sonra onunla ne zaman sohbet etsek ‘Beni hedefe koydular, il başkanlığından ayrıldığım gibi beni yaşatmazlar’ derdi her seferinde. Bizler hep bunun kuşkusu içindeydik ve maalesef bu kuşku başımıza geldi. Kendisinin kaçırılmasından iki gün önce onunla siyasi nedenlerinden dolayı yakılıp Dicle Üniversitesi Hastanesine kaldırılan bir hastayı ziyaret etmiştik. Hastane çıkışında bana ‘Bizim kendimize dikkat etmemiz gerekiyor. Gece yarısı kapılarımız çalınsa bile açmayalım. Kapıyı kırsalar bile evinin üçüncü katından kendini at’ diyen Vedat Aydın’ın beşinci kattan nasıl aşağıya indirildiğini hâlâ anlamış değilim. Bunu her seferinde söylüyorum, o gün Vedat’ı alanlar eğer onun tanıdığı birileri olmasaydı, Vedat beşinci kattan aşağı inmezdi. Vedat’ın eşi de bu söylediklerimi doğruluyor; o gece kapıyı çalanların Vedat’la kapının önünde 3-4 dakika sohbet ettikten sonra Vedat evden çıkıyor diyor. O gece onu alanlar kesinlikle Vedat’ın tanıdığıydı, kimse benim bu düşüncemi değiştiremez. Yoksa Vedat o gece sessiz bir şekilde evden çıkacak biri değildi” dedi.

CENAZESİ HABER VERİLMEDEN GÖMÜLDÜ

Aydın’ın kaçırılmasından 2 gün sonra Elazığ’ın Maden ilçesinde bir köprünün altında ölü bir kişinin bulunduğuna dair haberi aldıkları gibi oraya gittiklerini belirten Vural, “Biz apar topar arabaya binerek oraya gittik ama köprü altında Vedat’ın cenazesini bulamadık. Oradan direk savcının yanına çıktık. Savcılıkta bize Vedat bir gün önce gömülmüş dedi. Vedat’ın daha teşhisi yapılmamış, ceset ona ait mi değil mi o bile bilinmiyor ama gelin görün ki savcılık bize onun gömüldüğünü söylüyor. Bu durum bize Vedat’ın evinden alındıktan sonra işkence edilip öldürülmesinin birçok kişinin haberi ve bilgisi dahilinde olduğunu gösteriyor. Hiçbir tutanak tutulmadan, yakınlarından hiçbir bilgi alınmadan olağanüstü bölge valisi ‘Evinden alınan HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın ölü bulundu’ diye sadece bir duyuru yapıyor, ortada cenaze yok ama duyuru var. Bu duyuru bile Vedat Aydın arkadaşımızın planlı bir şekilde katledildiğini gösteriyor. Biz olay yerinde çekilen fotoğraflardan cenazenin Vedat’a ait olduğunu öğrendikten sonra 10 Temmuz 1991’de Maden mezarlığına hiçbir tutanak tutulmadan gömülen arkadaşımızın cenazesini çıkarıp Diyarbakır’a getirip defnettik” dedi.

DAVASI BİLE İSTEYE YASAL ZEMİNE OTURTULMUYOR

Vural, Vedat Aydın’ın katledilmesinin en büyük sebeplerinden birinin Kürt sorununa yönelik siyaset yapmış olmasından kaynaklı olduğunu söyledi. Aydın’ın bilinçli ve planlı bir şekilde hedef seçilerek ortadan kaldırıldığına dikkat çeken Vural, “Vedat’ın katledilmesi kesinlikle organize bir iştir. Bu işi yapanlar bu güne kadar bilinçli bir şekilde yakalanmadı ve dosyası zaman aşımına uğrayarak faili meçhul olarak kaldı. O dönemdeki bütün faili meçhullerin katilleri bilinmesine rağmen yakalanıp yargılanan hiç kimse olmadı. Devlet, burada Kürtlere ve katledilen faili meçhullere karşı bilinçli bir şekilde davaların üstüne gitmeyip, failler bilinmesine rağmen davaları yıllarca uzatıp dosyanın zaman aşımına uğramasını sağlıyor ve istiyor. Vedat Aydın örneğinde görüldüğü gibi failler belli ama yargılanan kimse yok. Devlet bunu bile isteye yasal bir zemine oturtmuyor. Faili meçhullerin sorumlusu devlettir, mahkemelerdir. Türkiye’de değişen hükümetler ve rejimler ülkede yaşanan bu hukuksuzluğa bu demokrasi dışılığa, insan hakları ihlallerine ve Kürtlere yapılan bu zulme hepsi sessiz ve sağır kaldılar.” diye konuştu.

Diyarbakır’da 1991 yılında  Jitem tarafından evinden kaçırıldıktan sonra işkence edilmiş ve kurşunlanmış cansız bedeni bulunan Halkın Emek Partisi (HEP) İl Başkanı Vedat Aydın’ın dosyası zaman aşımına uğradı.

Diyarbakır’daki evinden 5 Temmuz 1991 tarihinde kaçırıldıktan sonra cenazesi iki gün sonra Elazığ’ın Maden ilçesinde bulunan Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın dosyası geçtiğimiz günlerde zaman aşımına uğradı.

Evrensel gazetesinden Mahsum Kara’nın haberine göre Aydın’ın cinayeti de hukuken faili meçhul bırakıldı. Aydın’ın o dönemden arkadaşı olan Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Başkanı Mehmet Vural, faillerin bilinmesine rağmen yargılanan kimsenin olmadığını ve zaman aşımına uğratıldığını belirterek, “Devlet bunu bile isteye yasal bir zemine oturtmuyor” dedi.

DEMOKRASİ MÜCADELESİ VEREN BİRİYDİ

Vural, Vedat Aydın’ın Halkın Emek Partisi (HEP) Diyarbakır İl Başkanı olmasının ötesinde öğretmen hareketinin içinden gelen demokratik kişiliğe sahip aydın insanlardan birisi olduğunu söyledi. Vural, “Vedat,  iyi bir çevrede yetişmiş, okuyan, çizen, sanattan anlayan ve bu doğrultuda demokrasi mücadelesi veren bir yapıya sahipti. Özellikle 12 Eylül’den sonra siyasi kimliğinden dolayı cezaevine girmesiyle çok büyük sıkıntılı günler yaşamıştı. Bizim dostluğumuz hep devam etti, hep yan yana mücadele ettik. İHD’nin kurulması için 1987 yılı sonlarına doğru onunla birlikte çalışmalar yaptık ve 1988’da İHD’yi kurduk. Ben İHD’nin kurucu başkanıydım, Vedat’da o zamanlar derneğin bütün toplantılarına katılır, her ne olursa olsun her zaman söz alır, konuşur ve fikirlerini söylerdi” dedi.

İL BAŞKANI OLDUKTAN SONRA HEDEF HALİNE GELDİ

Vedat Aydın’ın ’90’lı yılların sıkıntılı günlerinde HEP Diyarbakır İl Başkanı olduğunu ifade eden Vural, “Özellikle partinin il başkanı seçildikten sonra onunla ne zaman sohbet etsek ‘Beni hedefe koydular, il başkanlığından ayrıldığım gibi beni yaşatmazlar’ derdi her seferinde. Bizler hep bunun kuşkusu içindeydik ve maalesef bu kuşku başımıza geldi. Kendisinin kaçırılmasından iki gün önce onunla siyasi nedenlerinden dolayı yakılıp Dicle Üniversitesi Hastanesine kaldırılan bir hastayı ziyaret etmiştik. Hastane çıkışında bana ‘Bizim kendimize dikkat etmemiz gerekiyor. Gece yarısı kapılarımız çalınsa bile açmayalım. Kapıyı kırsalar bile evinin üçüncü katından kendini at’ diyen Vedat Aydın’ın beşinci kattan nasıl aşağıya indirildiğini hâlâ anlamış değilim. Bunu her seferinde söylüyorum, o gün Vedat’ı alanlar eğer onun tanıdığı birileri olmasaydı, Vedat beşinci kattan aşağı inmezdi. Vedat’ın eşi de bu söylediklerimi doğruluyor; o gece kapıyı çalanların Vedat’la kapının önünde 3-4 dakika sohbet ettikten sonra Vedat evden çıkıyor diyor. O gece onu alanlar kesinlikle Vedat’ın tanıdığıydı, kimse benim bu düşüncemi değiştiremez. Yoksa Vedat o gece sessiz bir şekilde evden çıkacak biri değildi” dedi.

CENAZESİ HABER VERİLMEDEN GÖMÜLDÜ

Aydın’ın kaçırılmasından 2 gün sonra Elazığ’ın Maden ilçesinde bir köprünün altında ölü bir kişinin bulunduğuna dair haberi aldıkları gibi oraya gittiklerini belirten Vural, “Biz apar topar arabaya binerek oraya gittik ama köprü altında Vedat’ın cenazesini bulamadık. Oradan direk savcının yanına çıktık. Savcılıkta bize Vedat bir gün önce gömülmüş dedi. Vedat’ın daha teşhisi yapılmamış, ceset ona ait mi değil mi o bile bilinmiyor ama gelin görün ki savcılık bize onun gömüldüğünü söylüyor. Bu durum bize Vedat’ın evinden alındıktan sonra işkence edilip öldürülmesinin birçok kişinin haberi ve bilgisi dahilinde olduğunu gösteriyor. Hiçbir tutanak tutulmadan, yakınlarından hiçbir bilgi alınmadan olağanüstü bölge valisi ‘Evinden alınan HEP Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın ölü bulundu’ diye sadece bir duyuru yapıyor, ortada cenaze yok ama duyuru var. Bu duyuru bile Vedat Aydın arkadaşımızın planlı bir şekilde katledildiğini gösteriyor. Biz olay yerinde çekilen fotoğraflardan cenazenin Vedat’a ait olduğunu öğrendikten sonra 10 Temmuz 1991’de Maden mezarlığına hiçbir tutanak tutulmadan gömülen arkadaşımızın cenazesini çıkarıp Diyarbakır’a getirip defnettik” dedi.

DAVASI BİLE İSTEYE YASAL ZEMİNE OTURTULMUYOR

Vural, Vedat Aydın’ın katledilmesinin en büyük sebeplerinden birinin Kürt sorununa yönelik siyaset yapmış olmasından kaynaklı olduğunu söyledi. Aydın’ın bilinçli ve planlı bir şekilde hedef seçilerek ortadan kaldırıldığına dikkat çeken Vural, “Vedat’ın katledilmesi kesinlikle organize bir iştir. Bu işi yapanlar bu güne kadar bilinçli bir şekilde yakalanmadı ve dosyası zaman aşımına uğrayarak faili meçhul olarak kaldı. O dönemdeki bütün faili meçhullerin katilleri bilinmesine rağmen yakalanıp yargılanan hiç kimse olmadı. Devlet, burada Kürtlere ve katledilen faili meçhullere karşı bilinçli bir şekilde davaların üstüne gitmeyip, failler bilinmesine rağmen davaları yıllarca uzatıp dosyanın zaman aşımına uğramasını sağlıyor ve istiyor. Vedat Aydın örneğinde görüldüğü gibi failler belli ama yargılanan kimse yok. Devlet bunu bile isteye yasal bir zemine oturtmuyor. Faili meçhullerin sorumlusu devlettir, mahkemelerdir. Türkiye’de değişen hükümetler ve rejimler ülkede yaşanan bu hukuksuzluğa bu demokrasi dışılığa, insan hakları ihlallerine ve Kürtlere yapılan bu zulme hepsi sessiz ve sağır kaldılar.” diye konuştu.

Bugünden