12.5 C
İstanbul
Pazartesi, Nisan 19, 2021

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin BM Türkiye’den açıklama

Birleşmiş Milletler Türkiye, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin “Türkiye’nin, Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne (İstanbul Sözleşmesi) taraf olmayı sonlandırmasından derin endişe duymaktadır” açıklamasını yaptı.

Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye “Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilmesine İlişkin BM Ortak Açıklaması” başlıklı bir yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından 2012 yılında onaylanan İstanbul Sözleşmesi, kadınları her türlü şiddete karşı korumayı, kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önlemeyi, kovuşturmayı ve ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Özellikle bu konuları ele alan ilk ve en kapsamlı uluslararası antlaşmadır ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşme’de (CEDAW) yer alan standartlara dayanmaktadır.

Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet, dünyadaki en yaygın insan hakları ihlallerinden biridir. Dünya genelinde her üç kadından birinin yaşamları boyunca eşi veya birlikte oldukları kişi tarafından fiziksel veya cinsel şiddete, veya eşi ya da ilişkide olmadığı bir kimse tarafından cinsel şiddete maruz bırakıldığı tahmin edilmektedir – ki bu oran son on yılda büyük ölçüde değişmemiştir. Türkiye’de en son yapılan Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması 2014 verilerine göre, evlenmiş kadınların yüzde 38’i yaşamları boyunca fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalmıştır. En son noktada ve çoğu kez bir şiddet sürekliliğinin nihai eylemi olarak her yıl yüzlerce kadın öldürülmektedir. COVID-19 salgını, hareketliliğin kısıtlanması, sosyal izolasyon ve ekonomik güvensizlik nedeniyle dünya çapında kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin daha da artmasına neden olmuştur.

Bu yaygın insan hakkı ihlalinin üstesinden gelmek için politika, yasama ve kurumsal düzeyde bütünlüklü ve kapsamlı eylemlere ihtiyaç vardır ve İstanbul Sözleşmesi’nin Devletler tarafından onaylanması ve uygulanması bu yönde çok önemli bir taahhüdü ifade etmektedir.

Türkiye, Sözleşmeyi ilk onaylayan ülkedir ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun kabul edilmesi de dahil olmak üzere, ulusal mevzuatını Sözleşme ile uyumlu hale getirmek için önemli adımlar atmıştır. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının, kadına yönelik şiddeti önlemek ve bununla mücadele etmek için şimdiye kadar sarf edilen önemli çabalara zarar vermesinden ve ulusal yasal, politik ve kurumsal çerçevenin daha da güçlendirilmesine yönelik ilerlemeyi engelleyebileceğinden endişe etmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne, İstanbul Sözleşmesi’nin tam olarak uygulanmasına bağlı kalarak, tüm kadın ve kız çocuklarının güvenliğini ve haklarını korumaya ve geliştirmeye devam etmesi çağrısında bulunuyoruz.

Birleşmiş Milletler Türkiye ekibi, Hükümetin, sivil toplumun ve tüm ulusal ortakların, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesi ve 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin “kimseyi geride bırakma” taahhüdü doğrultusunda, kadınların ve kız çocuklarının şiddetten uzak yaşamalarını temin etmek için gösterdiği çabaları desteklemeye devam edecektir.”

Birleşmiş Milletler Türkiye, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin “Türkiye’nin, Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ne (İstanbul Sözleşmesi) taraf olmayı sonlandırmasından derin endişe duymaktadır” açıklamasını yaptı.

Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye “Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden Çekilmesine İlişkin BM Ortak Açıklaması” başlıklı bir yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından 2012 yılında onaylanan İstanbul Sözleşmesi, kadınları her türlü şiddete karşı korumayı, kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önlemeyi, kovuşturmayı ve ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır. Özellikle bu konuları ele alan ilk ve en kapsamlı uluslararası antlaşmadır ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Sözleşme’de (CEDAW) yer alan standartlara dayanmaktadır.

Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet, dünyadaki en yaygın insan hakları ihlallerinden biridir. Dünya genelinde her üç kadından birinin yaşamları boyunca eşi veya birlikte oldukları kişi tarafından fiziksel veya cinsel şiddete, veya eşi ya da ilişkide olmadığı bir kimse tarafından cinsel şiddete maruz bırakıldığı tahmin edilmektedir – ki bu oran son on yılda büyük ölçüde değişmemiştir. Türkiye’de en son yapılan Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması 2014 verilerine göre, evlenmiş kadınların yüzde 38’i yaşamları boyunca fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalmıştır. En son noktada ve çoğu kez bir şiddet sürekliliğinin nihai eylemi olarak her yıl yüzlerce kadın öldürülmektedir. COVID-19 salgını, hareketliliğin kısıtlanması, sosyal izolasyon ve ekonomik güvensizlik nedeniyle dünya çapında kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin daha da artmasına neden olmuştur.

Bu yaygın insan hakkı ihlalinin üstesinden gelmek için politika, yasama ve kurumsal düzeyde bütünlüklü ve kapsamlı eylemlere ihtiyaç vardır ve İstanbul Sözleşmesi’nin Devletler tarafından onaylanması ve uygulanması bu yönde çok önemli bir taahhüdü ifade etmektedir.

Türkiye, Sözleşmeyi ilk onaylayan ülkedir ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun kabul edilmesi de dahil olmak üzere, ulusal mevzuatını Sözleşme ile uyumlu hale getirmek için önemli adımlar atmıştır. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının, kadına yönelik şiddeti önlemek ve bununla mücadele etmek için şimdiye kadar sarf edilen önemli çabalara zarar vermesinden ve ulusal yasal, politik ve kurumsal çerçevenin daha da güçlendirilmesine yönelik ilerlemeyi engelleyebileceğinden endişe etmekteyiz. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne, İstanbul Sözleşmesi’nin tam olarak uygulanmasına bağlı kalarak, tüm kadın ve kız çocuklarının güvenliğini ve haklarını korumaya ve geliştirmeye devam etmesi çağrısında bulunuyoruz.

Birleşmiş Milletler Türkiye ekibi, Hükümetin, sivil toplumun ve tüm ulusal ortakların, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesi ve 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’nin “kimseyi geride bırakma” taahhüdü doğrultusunda, kadınların ve kız çocuklarının şiddetten uzak yaşamalarını temin etmek için gösterdiği çabaları desteklemeye devam edecektir.”

Bugünden