23.1 C
İstanbul
Cumartesi, Temmuz 24, 2021

Türkiye reddediyor ama cihatçılar Karabağ’daki düzeni ifşa etti

Türkiye ve Azerbaycan yakında Dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan savaşta Suriyeli paralı askerlerin kullanıldığını reddediyor ama cihatçılar ifşaya devam ediyor.

BBC’ye konuşan dört Suriyeli, Azerbaycan’da devriye görevi için kaydolduktan sonra, aniden kendilerini cephede, çatışmaların ortasında bulduklarını anlattı.

Geçtiğimiz ağustos ayında Suriye’nin kuzeyindeki Beşar Esad karşıtlarının kontrolündeki bölgelerde, başka ülkelerde iyi iş imkanları olduğu söylentileri dolaşmaya başlamıştı.

BBC’den Ed Butler’in haberine göre bir Suriyeli “Bir arkadaşım ‘Tam sana göre çok güzel bir iş var, sadece Azerbaycan’daki kontrol noktalarında durulacak’ dedi” diyor.

Bir diğer Suriyeli de, “Görevimizin sınırda barış gücü olarak devriye hizmeti yapmak olduğunu söylediler. Ayda 2 bin dolar teklif ediyorlardı! Gözümüze bir servet gibi göründü” diye anlatıyor.

Her ikisi de, Türkiye tarafından desteklenen ve Suriye Milli Ordusu şemsiyesi altında toplanan Devlet Başkanı Beşar Esad karşıtı örgütler üzerinden bu işe başvurmuşlar.

Butler’in aktardığına göre, günde ancak bir dolar kazanabildikleri bir yerden ayda 2 bin dolar maaş vaadi onlara Tanrı’nın bir lütfu gibi görünmüş.

Bu işe başvuran ve bir Türk askeri nakliye uçağıyla Türkiye üzerinden Azerbaycan’a götürülen Suriyelilerin sayısının 1500 ile 2000 arasında olduğu tahmin ediliyor.

Bir çoğu askeri deneyim sahibi olmayan bu kişilerin kısa süre içinde savaşmak için cepheye götürüldüklerinde aslında savaşmaya gittiiklerini anladıkları belirtiliyor.

Azerbaycan toprakları içindeki Dağlık Karabağ 1994 yılında yaşanan kanlı bir savaşın ateşkesle son bulması ardından bölgede yaşayan Ermenilerin yönetimine geçmişti.

Bu süreçte bölgeden ve çevresinde Ermeni güçlerinin işgal ettiği diğer alanlardan onbinlerce kişi göç etmek zorunda kalmıştı.

Uluslararası toplum Dağlık Karabağ’da Ermeni yönetiminin ilan ettiği cumhuriyeti tanımıyor.

Yıllar içinde askeri üstünlük oluşturan Azerbaycan bu yaz işgal altındaki bölgeleri geri alma hedefiyle bir saldırı harekatı başlattı.

Azerbaycan ve müttefiki Türkiye son savaşta paralı asker kullanıldığını reddediyor.

Fakat savaşçılar tarafından internete konan videolar ve fotoğrafları tarayan araştırmacıların ulaştığı kayda değer miktarda görsel kanıt, farklı şeyler söylüyor.

Suriyeliler, ilerleyen Azeri gücünün güney kanadına yani her iki tarafın da çok yüksek kayıp verdiği alana konuşlandırılmış görünüyorlar.

BBC muhabirinin “İsmail” olarak adlandırdığı cihatçı, “Gittiğimin ertesi günü ilk çatışma başladı” diyor ve ekliyor:

“Ben ve yaklaşık 30 kişi cepheye gönderildik. 50 metre kadar yürümüştük ki yakınımıza bir roket isabet etti. Kendimi yere attım. Çatışma, yarım saat aralıksız sürdü. O dakikalar sanki yıllar sürdü. O an Azerbaycan’a gittiğime pişman oldum.”

Bir diğer Suriyeli, Samir şunları kaydediyor:

” Ne yapacağımızı ne tepki göstereceğimizi bilmiyorduk. Etrafımda ölen adamları, çılgınca kaçan başkalarını gördüm. Ne olup bittiğini anlamıyorlardı çünkü aslında sivil insanlardı.”

Dağlık Karabağ savaşında tam olarak kaç Suriyeli savaşçının öldüğü konusunda farklı tahminler yapılıyor.

Suriye’deki savaşı izleyen muhalefete yakın İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, bu sayının 500’ü geçtiğini tahmin ediyor.

Bu oran savaşta, Ermeni tarafında 2400, Azeri tarafında 3 bin can kaybı olduğu yolundaki haberlerle tutarlı görünüyor. Fakat Azerbaycan kayıplarının arasında Suriyeli bulunduğunu kabul etmiyor.

Devlet Başkanı İlham Aliyev, Ekim ayında Fransa’nın France 24 haber kanalına “Biz paralı asker kullanmıyoruz” demiş ve şöyle devam etmişti:

“Bu bizim resmi açıklamamız ve başından bu yana tek bir ülke bunu kanıtlayabilmiş değil. Ayrıca buna ihtiyacımız da yok. 100 bini aşkın savaşçımız var ve alanda yaptıklarımız ordumuzun kendi topraklarını kurtarmaya kadir olduğunu gösterdi.”

11 Kasım’da çatışma bölgesindeki paralı askerlerin çekilmesi çağrısı yapan Birleşmiş Milletler uzmanları Türkiye’nin Azerbaycan’a götürmek üzere çok sayıda Suriyeli ile anlaşılması ve nakillerinde rol oynadığına dair yaygın haberler olduğunu söylemişti. Uzmanlar aynı zamanda Ermenistan’ın da çatışmada yabancı savaşçılar konuşlandırdığı haberlerini de incelediklerini bildirmişlerdi.

Bugün Dağlık Karabağ’da Rusya’nın arabuluculuğuyla varılan ateşkes anlaşması geçerliliğini koruyor.

Anlaşma gereğince Azerbaycan 1990’lı yıllarda kaybettiği toprakların önemli bir kısmını geri almış oldu.

Askeri yorumcular Azerbaycan’ın bunu her şeyden önce Türk ve İsrail insansız hava aracı teknolojisi kullanımı yoluyla elde ettiği hava üstünlüğü sayesinde başardığını söylüyor.

Bu arada Suriye’ye geri dönen paralı askerlerden ikisi yaşadıklarını geride bırakmaya çalışıyor.

Samir, cephedeki üçüncü gününde savaşmayı reddettiği halde “Paralı asker olduğum için kendimi suçlu hissediyorum. Utanıyorum” diyor:

“İnsanlar bana seyahat edip etmediğimi sorduğunda, gittiğimi bildikleri halde ‘hayır’ diyorum. Onların gözünde küçüldüğümü hissediyorum. Oraya gittiğimde savaşmaya hayır dedim. Olanlara karşı çıktım. Ama utanıyorum çünkü paralı askerlere güvendim. Bu yüzden utanıyorum.”

Bu ay Suriye medyasında yer alan ve başka kaynaklardan doğrulanamayan haberlerde, hükümet kontrolündeki bölgelerde yeni bir ‘muhafız’ alımı süreci başladığı iddiaları yer aldı.

Bu haberlerde Beşar Esad hükümetine bağlı orduda savaşmış eski askerlerin Rus arabuculular yoluyla Venezuela’daki petrol tesislerini korumak üzere muhafız alındığı ve kendilerine yüksek maaşler teklif edildiği öne sürülüyor.

Türkiye ve Azerbaycan yakında Dağlık Karabağ bölgesinde yaşanan savaşta Suriyeli paralı askerlerin kullanıldığını reddediyor ama cihatçılar ifşaya devam ediyor.

BBC’ye konuşan dört Suriyeli, Azerbaycan’da devriye görevi için kaydolduktan sonra, aniden kendilerini cephede, çatışmaların ortasında bulduklarını anlattı.

Geçtiğimiz ağustos ayında Suriye’nin kuzeyindeki Beşar Esad karşıtlarının kontrolündeki bölgelerde, başka ülkelerde iyi iş imkanları olduğu söylentileri dolaşmaya başlamıştı.

BBC’den Ed Butler’in haberine göre bir Suriyeli “Bir arkadaşım ‘Tam sana göre çok güzel bir iş var, sadece Azerbaycan’daki kontrol noktalarında durulacak’ dedi” diyor.

Bir diğer Suriyeli de, “Görevimizin sınırda barış gücü olarak devriye hizmeti yapmak olduğunu söylediler. Ayda 2 bin dolar teklif ediyorlardı! Gözümüze bir servet gibi göründü” diye anlatıyor.

Her ikisi de, Türkiye tarafından desteklenen ve Suriye Milli Ordusu şemsiyesi altında toplanan Devlet Başkanı Beşar Esad karşıtı örgütler üzerinden bu işe başvurmuşlar.

Butler’in aktardığına göre, günde ancak bir dolar kazanabildikleri bir yerden ayda 2 bin dolar maaş vaadi onlara Tanrı’nın bir lütfu gibi görünmüş.

Bu işe başvuran ve bir Türk askeri nakliye uçağıyla Türkiye üzerinden Azerbaycan’a götürülen Suriyelilerin sayısının 1500 ile 2000 arasında olduğu tahmin ediliyor.

Bir çoğu askeri deneyim sahibi olmayan bu kişilerin kısa süre içinde savaşmak için cepheye götürüldüklerinde aslında savaşmaya gittiiklerini anladıkları belirtiliyor.

Azerbaycan toprakları içindeki Dağlık Karabağ 1994 yılında yaşanan kanlı bir savaşın ateşkesle son bulması ardından bölgede yaşayan Ermenilerin yönetimine geçmişti.

Bu süreçte bölgeden ve çevresinde Ermeni güçlerinin işgal ettiği diğer alanlardan onbinlerce kişi göç etmek zorunda kalmıştı.

Uluslararası toplum Dağlık Karabağ’da Ermeni yönetiminin ilan ettiği cumhuriyeti tanımıyor.

Yıllar içinde askeri üstünlük oluşturan Azerbaycan bu yaz işgal altındaki bölgeleri geri alma hedefiyle bir saldırı harekatı başlattı.

Azerbaycan ve müttefiki Türkiye son savaşta paralı asker kullanıldığını reddediyor.

Fakat savaşçılar tarafından internete konan videolar ve fotoğrafları tarayan araştırmacıların ulaştığı kayda değer miktarda görsel kanıt, farklı şeyler söylüyor.

Suriyeliler, ilerleyen Azeri gücünün güney kanadına yani her iki tarafın da çok yüksek kayıp verdiği alana konuşlandırılmış görünüyorlar.

BBC muhabirinin “İsmail” olarak adlandırdığı cihatçı, “Gittiğimin ertesi günü ilk çatışma başladı” diyor ve ekliyor:

“Ben ve yaklaşık 30 kişi cepheye gönderildik. 50 metre kadar yürümüştük ki yakınımıza bir roket isabet etti. Kendimi yere attım. Çatışma, yarım saat aralıksız sürdü. O dakikalar sanki yıllar sürdü. O an Azerbaycan’a gittiğime pişman oldum.”

Bir diğer Suriyeli, Samir şunları kaydediyor:

” Ne yapacağımızı ne tepki göstereceğimizi bilmiyorduk. Etrafımda ölen adamları, çılgınca kaçan başkalarını gördüm. Ne olup bittiğini anlamıyorlardı çünkü aslında sivil insanlardı.”

Dağlık Karabağ savaşında tam olarak kaç Suriyeli savaşçının öldüğü konusunda farklı tahminler yapılıyor.

Suriye’deki savaşı izleyen muhalefete yakın İngiltere merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, bu sayının 500’ü geçtiğini tahmin ediyor.

Bu oran savaşta, Ermeni tarafında 2400, Azeri tarafında 3 bin can kaybı olduğu yolundaki haberlerle tutarlı görünüyor. Fakat Azerbaycan kayıplarının arasında Suriyeli bulunduğunu kabul etmiyor.

Devlet Başkanı İlham Aliyev, Ekim ayında Fransa’nın France 24 haber kanalına “Biz paralı asker kullanmıyoruz” demiş ve şöyle devam etmişti:

“Bu bizim resmi açıklamamız ve başından bu yana tek bir ülke bunu kanıtlayabilmiş değil. Ayrıca buna ihtiyacımız da yok. 100 bini aşkın savaşçımız var ve alanda yaptıklarımız ordumuzun kendi topraklarını kurtarmaya kadir olduğunu gösterdi.”

11 Kasım’da çatışma bölgesindeki paralı askerlerin çekilmesi çağrısı yapan Birleşmiş Milletler uzmanları Türkiye’nin Azerbaycan’a götürmek üzere çok sayıda Suriyeli ile anlaşılması ve nakillerinde rol oynadığına dair yaygın haberler olduğunu söylemişti. Uzmanlar aynı zamanda Ermenistan’ın da çatışmada yabancı savaşçılar konuşlandırdığı haberlerini de incelediklerini bildirmişlerdi.

Bugün Dağlık Karabağ’da Rusya’nın arabuluculuğuyla varılan ateşkes anlaşması geçerliliğini koruyor.

Anlaşma gereğince Azerbaycan 1990’lı yıllarda kaybettiği toprakların önemli bir kısmını geri almış oldu.

Askeri yorumcular Azerbaycan’ın bunu her şeyden önce Türk ve İsrail insansız hava aracı teknolojisi kullanımı yoluyla elde ettiği hava üstünlüğü sayesinde başardığını söylüyor.

Bu arada Suriye’ye geri dönen paralı askerlerden ikisi yaşadıklarını geride bırakmaya çalışıyor.

Samir, cephedeki üçüncü gününde savaşmayı reddettiği halde “Paralı asker olduğum için kendimi suçlu hissediyorum. Utanıyorum” diyor:

“İnsanlar bana seyahat edip etmediğimi sorduğunda, gittiğimi bildikleri halde ‘hayır’ diyorum. Onların gözünde küçüldüğümü hissediyorum. Oraya gittiğimde savaşmaya hayır dedim. Olanlara karşı çıktım. Ama utanıyorum çünkü paralı askerlere güvendim. Bu yüzden utanıyorum.”

Bu ay Suriye medyasında yer alan ve başka kaynaklardan doğrulanamayan haberlerde, hükümet kontrolündeki bölgelerde yeni bir ‘muhafız’ alımı süreci başladığı iddiaları yer aldı.

Bu haberlerde Beşar Esad hükümetine bağlı orduda savaşmış eski askerlerin Rus arabuculular yoluyla Venezuela’daki petrol tesislerini korumak üzere muhafız alındığı ve kendilerine yüksek maaşler teklif edildiği öne sürülüyor.

Bugünden