Türkiye destekli muhaliflerinden Rusya’nın arabuluculuğunda Rojava ile Şam arasında yapılan anlaşmaya tepki

Türkiye destekli muhalif grupların oluşturduğu Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa, Rojava Özerk Yönetimi ile Suriye Halkın İradesi Partisi arasında imzalanan mutabakat zaptını reddettiklerini söyledi.

Türkiye destekli Suriye Geçici Hükümeti Başkanı Abdurrahman Mustafa, Demokratik Suriye Meclisi (DSM) ile Moskova Platformu’nda yer alan Kadri Cemil liderliğindeki Suriye Halkın İradesi Partisi arasında imzalanan mutabakatı kınadı.

AA’ya konuşan Mustafa, söz konusu anlaşmanın “milli olmayan gündemlerle, siyasi çözüme katkı sunmayan bir eylem” olduğunu savundu.

Anlaşmayı yapan aktörlerin “meşru olmadıklarını” ileri süren Mustafa, Halkın İradesi Partisini temsil eden Kadri Cemil’in Rusya’dan destek aldığını ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad ile iltisaklı olduğunu belirtti.

Mustafa, anlaşmanın taraflarından DSM hakkında ise “Suriye halkı hariç herkesin gündemine uyduğunu” ve ülkeyi bölmeye çalıştığını ileri sürdü.

Abdurrahman Mustafa, “Bu anlaşma, Suriye halkına karşı en yeni silahlarıyla savaş açan ve katliamlar gerçekleştiren Rusya’nın sponsorluğunda ve aracılığında gerçekleşti” diyerek anlaşmayı kesin bir dille reddettiklerini dile getirdi.

Anlaşmadaki “federalizm” vurgusunun Rojava Özerk Yönetimi’nin hedefleriyle örtüştüğüne dikkati çeken Mustafa, bunun, Rusya’nın Suriye’yi bölme planının bir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Mustafa, Rusya’nın bu adımla birlikte “PKK’nin güdümündeki” DSM’yi “siyasi sahnede parlatmak istediğini” belirterek, bu anlaşmanın hiçbir geçerliliğinin olmadığını iddia etti.

DSM ile Halkın İradesi Partisi anlaşmıştı

Geçen hafta resmi davet üzerine Rusya’nın başkenti Moskova’ya giden Demokratik Suriye Meclisi (DSM) Yürütme Komitesi Başkanı İlham Ahmed başkanlığındaki heyet, Moskova Platformu’nda yer alan Kadri Cemil liderliğindeki Suriye Halkın İradesi Partisi ile siyasi mutabakat anlaşması imzaladı.

DSM ile Suriye Halkın İradesi Partisi arasında imzalanan müzakere metninde, Suriye’de 10 yıldır süren krizin dış müdahalelerle daha da derinleştiğine vurgu yapıldı.

Suriye halkının maruz kaldığı ölüm, tutuklanma, kaçırılma, göç ve diğer trajedik durumların yanı sıra ülkenin tüm altyapısını yerle bir olduğu ve bu krize bir son vermek için “tüm demokratik ulusal güçlerin birlikte harekete geçmesi gerektiğine” dikkat çekilen metinde, iki tarafın tarihi sorumlulukları gereği ülkede siyasi, ekonomik ve toplumsal değişim için bir araya gelerek bir müzakere imzaladığı belirtildi.

Mutabakatın temel maddeleri şunlar:

 “1- Yeni Suriye, toprağı ve halkı ile bir bütündür. Yeni Suriye, demokratik ve eşitlikçidir ve toplumsal adaleti barındırır. Kürt, Arap, Süryani, Asuri, Türkmen, Ermeni ve Çeçen halklarıyla gurur duyar. Çok renkliği zenginlik olarak görür ve bu toplumsal birlikteliği güçlendirir. Demokratik anayasa, adem-i merkeziyetçi yönetim, halkın iradesini ülkenin her noktasında adilce temsil eder. Ayrıca dışişleri, savunma ve ekonomi gibi temel çalışmalar, ortak bir şekilde yürütülür.

2- Suriye krizini sona erdirmenin tek yolu siyasi çözümdür. Bir bütünen halkın egemenliğine ve halkların diyalog yoluyla kendi kaderlerini tayin etme hakkına dayanan bir çözümdür. Bu bağlamda, her iki taraf da Cenevre Bildirgesi’nin uygulanması ve SDM dahil muhalefet partilerinin Suriye’deki siyasi reform sürecine katılmasını ön gören 2254 sayılı kararın uygulanmasını destekleler.

3- Suriye’de Kürt meselesinin uluslararası kanun ve yasalar çerçevesinde Kürt halkının anayasal haklarına uygun şekilde demokratik ve adil bir çözümler bulunmalıdır. Suriye’deki bütün bileşenlerin ulusal hakları, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliği çerçevesinde korunmalıdır.

4. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin varlığı ülkenin içinde bulunduğu durum gereği bir zorunlu ve gereklidir. Özerk yönetimin olumlu ve olumsuz tüm tecrübelerinden yararlanılmalı ve toplumsal idarede esas alınmalıdır. Özerk Yönetim, Suriye’nin toprak bütünlüğünü, egemenliğini ve kamu yönetim sistemini güçlendirmek için ulusal düzeyde ve Suriye halkı arasında uzlaşma çerçevesinde geliştirilmelidir.

5. Ulusal bir yapı olan Suriye ordusu, sadece askeri alan ile ilgilenir, siyasete karışamaz. Terörle mücadelede ciddi bir rol oynayan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) de, uzlaşma temelinde ve uygun bir mekanizma ile bu kuruma dahil edilmelidir.”

Metinde, yukarıda belirlenen maddeler kapsamında tarafların, genel siyasi esaslar temelinde doğrudan çalışma ve işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştığına vurgu yapıldı.

Taraflar ayrıca DSM’nin siyasi sürece katılımını sağlamak ve Suriye anayasa komitesine yer alabilmesi için ortak çalışma yapılması gerekiğini belirtti.