Türkiye 2021 yılında erken seçimi konuşacak

Korona virüsü salgınının damga vurduğu 2020 yılında siyaset dünyası da hareketliydi. Muhalefet partilerinin ekonomik krizi eleştirilerinin merkezine koyarak “yönetemiyorsunuz” diyerek yaptıkları “erken seçim” çağrıları, AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifak’ında karşılık bulmadı ve seçimler için devamlı olarak 2023 yılı işaret edildi. 

Pandeminin ve ekonomik sorunların belirleyici olmaya devam edeceği 2021 yılında siyasetteki olası senaryoları seçmenlerin davranışlarını ölçen kamuoyu araştırmacılar Duvar’dan Serkan Alan’a açıklamalarda bulundu.  

Yeni kurulan siyasi partileri, erken seçim tartışmalarını ve ekonomiyi merkeze alan araştırmacılar 2021 yılında erken seçimin çok daha fazla konuşulacağı görüşünde. 

‘CUMHUR İTTİFAKI’NIN GELECEĞİNİ DAHA FAZLA KONUŞMAYA BAŞLAYACAĞIZ’ 

Geçen bir yılın ülke sorunlarının çözülemediği ve biriktirildiği bir yıl olduğunu ifade eden Siyasal İletişim Uzmanı İbrahim Uslu’ya göre 2021 yılı her açıdan 2020 yılından daha zor geçecek. 

Pandeminin, ekonominin ve siyasetin sorunlarının biriktiğini, 2020 yılı içerisinde çözülebilen hiçbir sorun olmadığını ifade eden Uslu, “Sorunlar nedeniyle 2021 siyaseten daha sıkıntılı bir yıl olacak. Cumhur İttifakı içerisinde yaşanan fikir ayrılıkları, gelen ve gelmesi muhtemel yaptırım kararları, Suriye’de olası gelişmeler, Türk-Amerikan ilişkilerindeki belirsizlikler 2021’i siyaset açısından gerilimi daha yüksek bir yıl yapmaya aday” dedi. 

2021 yılında bir taraftan hükümetin dış politikasının, diğer taraftan da ekonominin daha fazla konuşulacağını söyleyen Uslu, “Çünkü 2020’de insanların tasarrufları ve borçlanma kapasiteleri tükendi, 2021’de insanlar artık ne yeni borç alabilecek ne de harcayabilecekleri tasarrufları olacak. Dolayısıyla 2021 ekonomik açıdan bir sürü insan için daha zor geçecek. Bu ikisinin yaratacağı türbülansla Cumhur İttifakı’nın geleceğini daha fazla konuşmaya başlayacağız. Ona bağlı olarak da özellikle 2021’in ikinci yarısında erken seçimi daha fazla konuşmaya başlayacağız” ifadelerini kullandı. 

‘SİYASET YENİDEN YAPILANABİLİR’ 

Cumhur İttifakı’nda yaşanacak türbülansla siyasetin erken seçim sürecine girmesi durumunda yeni partilerin sistem içerisindeki özgül ağırlığının biraz daha artacağını söyleyen Uslu, yeni parti kuracağı kulislerde ifade edilen Muharrem İnce ve Türkiye Değişim Partisi’ni kuran Mustafa Sarıgül’ün 2021 yılındaki seçimlere yetişmesinin yasal yükümlülükler gereği mümkün olmadığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: 

“Gelecek Partisi büyük kongresini yaptı, DEVA da bu hafta içerisinde yapıyor. Onların olası erken seçime katılma olasılıkları var. Bu durumda bir taraftan Cumhur İttifakı’nın geleceğini tartışırken bir taraftan da muhalefet bloğundaki ittifakın genişlemesini, büyümesini onlar içerisindeki pazarlıkları tartışıyor olacağız. Siyasetin yeniden yapılanma süreçleri başlayabilir. Tabii o bağımlı değişken. Esas faktör öncesinde yaşanacak uluslararası politikalardaki, ekonomideki gelişmeler ve Cumhur İttifakı’nın fikir ayrılıkları. Örneğin HDP konusundaki fikir ayrılıkları, AİHM’in vermiş olduğu karar ve hükümetin buna uzun vadede nasıl tepki vereceği önemli. Selahattin Demirtaş’ı bıraksa bir dert bırakmasa bir dert. Serbest bıraksa MHP ile arası açılacak bırakmazsa Avrupa Konseyi’yle arası açılacak. İktidarın böyle açmazları var. Ya da HDP’yi kapatırsa yine uluslararası ilişkilerde çok büyük sorunlar yaşar kapatmazsa MHP’yle sorun yaşamaya devam eder. Dolayısıyla Cumhur İttifakı’nın kendi içerisindeki açmazları, oradan nasıl sonuçlar çıkacağı siyasetteki bütün yapının yeniden kurgulanması sonucunu doğurabilir.”

KULAT: MUHALEFET ERKEN SEÇİMİ YÜKSES SESLE DİLE GETİRECEK 

Türkiye’de 2020 yılının çok fazla yeni parti kurulan bir yıl olduğuna dikkat çeken MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat’a göre önümüzdeki günlerde Mustafa Sarıgül’ün partisi ve Muharrem İnce’nin kurması beklenen parti de konuşulacak. 

Yeni kurulan diğer siyasi partilerin performansının da 2021 yılında ortaya çıkıp daha fazla konuşulacağını belirten Kulat, 2021 yılında erken seçim beklediğini ifade ederek şunları kaydetti: 

“2021 yılında Türkiye erken seçimi konuşacak. Muhalefet yani Millet İttifakı’nın bileşenleri genel itibariyle Türkiye’nin iyi yönetilmediği iddiasıyla erken seçimi çok yüksek sesle dile getirecekler. Ben de Cumhur İttifakı’nda da güven tazeleme adına bir erken seçim ihtimalinin konuşulmasını muhtemel görüyorum. Özellikle Amerika’nın Joe Biden döneminde uygulaması muhtemel yeni yaptırımların gündeme gelmesiyle bu konu daha çok konuşulur diye düşünüyorum. Öte yandan Cumhur ya da Millet İttifakı’nda şurada ya da burada bir çatlak oluşursa üçüncü bir ittifak meselesinin de konuşulduğu bir dönem gündeme gelebilir. Ufukta bir seçim görünürse daha çok cumhurbaşkanı adayı odaklı değerlendirmeleri çok yoğun yapacağız.” 

AKTAŞ: ÖNÜMÜZDEKİ BAHARDA KİMSE SEÇİME GİTMEYİ İSTEMEZ 

Bir cepheden bakıldığında siyasette değişen faktörlerin çok olduğunu, bir başka cepheden bakıldığında ise siyasetin özünün aynı olduğunu söyleyen GENAR Araştırma Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Aktaş, yaptıkları son anket çalışmasında Cumhur ve Millet İttifakı’nın yüzde 50’ye yüzde 50 olduğu sonucuna ulaştıklarını belirtti. 

2021 yılında Türkiye siyasetinde pandeminin belirleyici olacağını ifade eden Aktaş, gelecek yıl içinde erken seçim beklemediğini ifade ederek şunları söyledi: 

“Ekonomi de siyaset de 2021’e pandemi şartlarında giriyor. Türkiye’de siyasetin, ekonominin, bundan sonraki durumlarının gelecekte ne olacağı pandemiyle çok ilişkili. 2021’de erken seçim ihtimali görmüyorum. Cumhur İttifakı 2023 açıklaması iki sebepten ciddi. Birincisi bugüne kadar AK Parti kendisine verilen süreyi, yetkiyi sonuna kadar kullanmayı tercih etti. Diğer taraftan da önümüzdeki baharda kim seçime gitmek ister? Kimse istemez. Ben 2023’te seçimlerin yapılacağını düşünüyorum. 2023’te seçimlerin yapılacağı açıklandıktan sonra teker teker Millet İttifakı’nın partilerinin zorlukları ortaya çıktı. HDP’ye bakın, yol yöntem keşfedemediler, CHP ya da diğer partiler de öyle. Seçimin ömrünün uzaması biraz Millet İttifakı’na yaramadı gibi duruyor.” 

‘İKTİDAR SEÇMENİN DİNAMİK YAPISINI DİKKATE ALMAYI İHMAL ETTİ’ 

Gezici Araştırma Merkezi Başkanı, Uluslararası Güvenlik ve Stratejik Çalışmalar Uzmanı Murat Gezici’ye göre Türkiye siyaseti, özellikle 2010’dan sonra belki de hiç olmadığı kadar “sert, bir o kadar agresif, hırçın, türbülanslı ve kesinlikle toksik bir iklime” girdi. 

Ülkedeki tansiyonun 2010’dan bu yana yüksek olduğunu, hayal kırıklığı, gerilim, korku ve kaygının yaşandığını belirten Gezici, “Özellikle son dönemde iktidarın gücünü daha da pekiştirip yaygınlaştırmasının, kendisi ile toplum gerçekliği arasında bir boşluğun doğmasına yol açtığını gözlemliyoruz. İktidar, bu süreç içinde otoritesini sağlamlaştırmaya çalışırken, genelde toplumun özelde ise seçmen kitlesinin dinamik, aktif, değişken yapısını dikkate almayı ihmal etti. Çünkü 2010 sonrasındaki seçmen profili yeni dünya düzeniyle birlikte kayda değer bir değişime uğradı” dedi. 

‘POST-İDEOLOJİK DÖNEMİN SEÇMENİ YENİ DEĞER VE KAVRAMLAR ARIYOR’ 

Yaptıkları araştırmalarda orta ve genç kuşağın ideoloji ile arasında mesafe olduğunu gözlemlediklerini belirten Gezici, seçmenin siyasetin gerçek sorunlara sahte yanıtlar vermesini istemediğini ifade ederek, “Kimi sosyal bilimciler tarafından ‘post-ideolojik’ olarak da tanımlanan bu dönemin seçmeni, dar ve kısıtlayıcı olarak tarif ettiği ideolojinin ötesindeki yeni değer ve kavramları önemsediğini bildiriyor. Milliyetçilik, İslamcılık, Atatürkçülük gibi bir takım ideolojik oluşumların insanları ‘biz’ ve ‘onlar’ şeklinde ayırdığını oysa esas ihtiyaç duyulan şeyin böyle bir ayrım değil, demokrasi, ifade hürriyeti, insan hakları, adalet, çevrecilik, cinsiyet eşitliği, sınıflar arası ayrımla mücadele gibi değerler olduğunu ifade ediyorlar. Türkiye siyasetinin merkezinin de bunlardan oluşmasını talep ediyorlar. Diğer bir deyişle ana akım Türkiye siyasetinin güncel olmadığını, değişim yaratamadığını, klasikleşerek mevcut sorunlara çözümler üretemediğini savunuyorlar. Seçmen artık siyasetin gerçek sorunlara sahte yanıtlar vermesini istemiyor” dedi. 

‘İKTİDARIN DA MUHALEFETİN DE ÖNÜNDE YOL AYRIMI VAR’ 

Gelecekte son derece önemli bir seçim olduğunu, bu süreçte iktidarın kendini revize etmesi, daha demokratik, daha çoğulcu ve tansiyonu düşmüş bir siyaseti kılavuz edinmesinin önem kazandığını belirten Gezici, 2021 yılına ilişkin beklentilerine dair şunları kaydetti: 

“Ne iktidar ne de muhalefet ideolojiyi değil, değerleri rehber alan seçmenleri kazanmak için alternatif bir şey söylemiyor. Bu anlamda iktidarın da muhalefetin de önünde bir yol ayrımı var. Seçimlere giden yolda eski usul siyasete devam mı edilecek yoksa değişen seçmen profili ve tercihleri gözetilip mevcut siyaset dönüştürülerek bir başka siyaset biçimi mi oluşturulacak? Bu, Türkiye siyasetinde önemli bir mesele olacak.” 

‘VATANDAŞIN KARŞISINDA SEÇENEK ÇOĞALDI’ 

“Aslında en önemli noktalardan biri de şudur; Türkiye’de vatandaş her seçim dönemi ülkeyi yöneteceğine inandığı alternatif isimlerin azlığı nedeniyle ya sandığa gitmiyordu ya da AK Parti’yi iktidar yapıyordu. 2018 yılı itibariyle ülkede yeni bir dönem başladı. İlk önce Sayın Meral Akşener’in İYİ Partisi öne çıktı. Ancak şimdi durum çok farklı, vatandaşın karşısında seçenek çoğaldı. Gelecek Partisi, Yeniden Refah Partisi, Deva Partisi’ni buna örnek verebiliriz. Eskiden iktidarın karşısında ‘alternatif’ olarak gözüken bir tek CHP vardı. Ama artık yeni süreçte iktidarın işi çok zor. Halkın çaresizce bir partiye yönelmesi değil, yeni yüzlere evet deme olasılığı çok yüksek. 2018’de yeni bir yüz olarak Meral Hanım vatandaşın ilk alternatif gördüğü isim oldu. 2018 yılında gitmek gerekirse, bu dönemde seçmenlerin yüzde 22’si oy verdiği partiden memnun olmadan oy kullandı. Sonrasında ortaya Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu ve Fatih Erbakan gibi isimler seçenekleri çoğalttı.” 

‘SİYASİ PARTİLER YENİ SÖYLEMLER GELİŞTİRMEK ZORUNDA’ 

“Dünyada yaşanan pandemi süreci, Doğu Akdeniz’deki belirsizlik, Ortadoğu Komşu ülkeler, Yunanistan ve Avrupa Birliği ile yaşanan gerilim, AK Parti içerisinde oluşan yeni isimler, ‘2021 sonuna kadar Türk siyasetinde bizi ne bekliyor?’ sorunun aslında cevabını taşıyor. AK Parti iktidarı, kendisi yarattığı cephelerle hem ekonomik hem de siyasi olarak sürdürülmez bir anlayışı ortaya çıkarmış oldu. Siyasi partiler de yeni söylemler yeni politikalar geliştirerek seçmene hitap etmek zorunda, yoksa kendilerini ciddi bir hüsran bekleyebilir.”