Trump’ın Suriye’den çekilme kararı: Kobani’den Hajin’e ABD ve Kürtlerin serüveni

Ekim 2014, ‘Kobani düştü düşecek’ söylemlerinin kulaktan kulağa sessizce söylenildiği, binlerce gencin savaşmak için gittiği, dünyadaki bütün Kürt’lerin ayağa kalktığı, Avrupa’nın pür dikkat kesildiği bir nokta haline gelmişti Kobani.

On binlerce militanı ve en ağır silahları ile IŞİD Kobani’yi almaya gelmişti. Herkeste bir korku, bir panik, bir soru; düştü mü, düşecek mi.. Saat gece yarısı 11 civarı, bir arkadaşın telefonuna sesli mesaj geldi ‘1 saat içinde yardım gelmezse Kobani düşer, muazzam bir direniş var ama silahları yok, daha fazla dayanamazlar, korkarım bütün Rojava düşecek’..
Kobani savaşının ilk başladığı dönemlerde, sınır hattı üzerinde, sınırda bekleyenlerle konuşan, Kobani’yi gözlemleyen, herşeyi not eden bir kaç kişi vardı: Amerika İstihbaratı. Kürt’lerin ne kadar dayanabileceğini, savaşabileceğini, birbirlerine ne kadar sadık kalabileceklerini gözlemliyorlardı. ‘1 saate yardım gelmezse düşer’ denildiği gece, gece saat 12.30’da IŞİD’e karşı ilk hava bombardımanı yapıldı, ve Kürt’lere helikopterler ile silah takviyesi yapıldı. Hiç beklenilmeyen bir anda Amerika sahaya inmiş ve Kobani’nin kaderini belirlemeye gelmişti, aynı zamanda tüm Kürt coğrafyasının da. Ardından Peşmerge. Kürt’lere büyük bir moral gelmiş ve sahadaki bütün atmosfer değişmeye başlamıştı. IŞİD, Kobani’nin %80’ini kontrol altına almışken, tüm sokakları, mahalleleri birer birer kaybetmeye başladı, ve Şubat 2015’te ise Kobani IŞİD’ten tamamen arındırılmış oldu.
Kobani savaşında, tarihi öneme sahip bir ev duvarı var; ‘o evin duvarı düşseydi bütün sokağı kaybedecektik ve son mahalle de elimizden gidecekti. Öyle bir şey ki, evin duvarlarını delerek yol alabiliyorduk ve bazı noktalarda IŞiD ile aynı duvara sırtımızı dayıyorduk; ya o duvarı kazanacak yoluna devam edecek ya da ben..’ demişti bir savaşçı.
Kobani savaşı ile birlikte Kürt’ler ve Amerika arasında bir bağ oluştu; kimisi ticari, kimisi dost diyebilir. Bunun bir önemi yok, ama Amerika ile SDG Suriye’nin bir çok noktasında (hatta Kürt’lerin savaştığı her noktada demek yanlış olmaz) birlikte savaştılar. Kobani’den Menbiç’e, Menbiç’ten Rakka’ya, Rakka’dan Hajin’e uzanan bir savaş serüveni.
Bir kaç gün önce Amerika, ‘IŞİD yenildi ve biz Suriye’den çekiliyoruz’ dedi. Ama öte yandan Irak sınırında daha 5.000 IŞİD militanı var ve Hajin’de Amerika bir üs daha kurdu. Amerika gerçekten çekilecek mi; hiç sanmıyorum. O kadar silah, hava savunma sistemlerini Kuzey Suriye’de boşuna kurmadı. Sadece taktiksel olarak isim değişikliğine gidiyor; Türkiye ile karşı karşıya gelmemek adına. Bu görevini ise Fransa’ya devrediyor. Fransa ise bir kaç hafta önce 4’lü zirvede Türkiye, İran ve Rusya ile görüşmüştü. Ne görüştüler de Fransa bugün Suriye’de Türkiye ile karşı karşıya gelmek istiyor?
Amerika – İran ile karşı karşıya, Türkiye – İran ile dostluklarını pekiştiriyor, Rusya – Amerika’ya savaş açmış, İsrail – ‘Suriye’ye daha sert saldıracağız’ diyor.
Ortadoğu’daki denklemler nasıl değişir – gelişir bilinmez ama, Amerika Suriye’den çıkmayacaktır. En büyük değişim boyutu; oradaki bazı askerlerini çekmek, bir kaç üst generali değiştirmek ve bazı noktaları Fransa’ya teslim etmek olacaktır.
Amerika Kürt’lerin lojistiğini sağladı (ki şunu da belirtmekte fayda var, yaptığı bir çok silah yardımında da silahların bozuk çıktığı basına yansımıştı) ama bütün savaşları Kürdün esmer yüreği kazandı. Önce duvarlar, sonra evler, sokaklar, mahalleler, kentler.. Kobani’de duvarı kazanarak, Rakka’da terlikler ile savaşarak kazandı her bir toprak parçasını… | Zagros Çetinkaya