19.2 C
İstanbul
Çarşamba, Mayıs 12, 2021

Taliban: “Savaşı biz kazandık, ABD kaybetti”

Taliban kontrolündeki bölgeye girmek uzun sürmedi. Ülkenin kuzeyindeki Mezar-ı Şerif kentinden hareket edip kenarlarında büyük bomba kraterleri olan yoldan yarım saat gittikten sonra Taliban’ın Balk bölgesindeki yöneticisi Hacı Hikmet ile buluştuk.

Siyah türbanlı, kolonya sürünmüş bu adam örgüte, ülkenin büyük kısmını yönettiği 1990’lı yıllarda katılan tecrübeli bir savaşçı.

Taliban bizim için bir güç gösterisi hazırlamıştı. Yolun iki tarafına dizilmiş ağır silahlı savaşçıların arasından geçtik. Birisi roketatar, bir diğeri ABD askerlerinden ele geçirilen M4 tüfeği taşıyordu. Balk bir zamanlar ülkenin daha istikrarlı bölgelerinden biriydi, şimdi ise şiddetin en çok egemen olduğu yer.

Savaşçılığıyla ün kazanmış yerel askeri komutanlardan Baryalay yolun aşağısını göstererek, “Hükümet güçleri hemen orada ana pazar yerinin yanındalar. Ama üslerinden çıkamıyorlar. Bu topraklar mücahitlere ait” dedi.

Kırsal bölgeler Taliban’ın

Aslında bu Afganistan’ın dört bir yanında sıkça rastlanan bir durum. Hükümet kentler ve büyük kasabaları kontrol ediyor ama bu yerleşimlerin çevresi, kırsal bölgelerin geniş kesimini elinde tutan Taliban güçleri ile kuşatılmış durumda.

Taliban ana yollar üzerine kurduğu kontrol noktaları ile bu toprakların denetimini sağlıyor.

Yolda Taliban savaşçıları gelip geçen araçları durdurup sorgularken bölgedeki Taliban istihbarat örgütlenmesinin başındaki Amir Sahip Ecmel, hükümetle ilişkili kişileri yakalamaya çalıştıklarını söyledi.

“Onları esir alıp tutuyoruz. Sonra mahkemelerimize teslim ediyoruz. Ne olacaklarına onlar karar veriyor” diye sürdürdü.

‘Zafer bizim’

Taliban bu savaşın galibi olduğuna inanıyor.

Yeşil çayını yudumlayan Hacı Hikmet, “Savaşı biz kazandık, Amerika kaybetti” diyor.

ABD Başkanı Joe Biden’in son ABD güçlerinin ülkelerine dönüşünü Eylül ayına bırakma kararı, Amerikan askerlerinin ülkede geçen yıl varılan anlaşmayla belirlenen 1 Mayıs tarihine kadar çekilmemiş olacağı anlamına geliyor. Bu Taliban liderliğinin sert tepkisine yol açtı ama her şeye rağmen milislerin morali yüksek görünüyor.

Hacı Hikmet, “Her şeye hazırız, Barışa tamamen hazırız ve cihada da tamamen hazırız” diyor.

Yanında oturan bir komutan da, “Cihat bir ibadettir. İbadeti ise ne kadar yapsan yorulmazsın” diye ekliyor.

Müslümanla savaş ‘cihat’ olur mu?

Geçen yıl Taliban için pek “cihat” yılı olmadı. ABD ile anlaşma imzaladıktan sonra uluslararası güçlere saldırılarını sonlandırdılar ama Afgan hükümet güçleriyle savaşmayı sürdürdüler.

Hacı Hikmet Müslüman’ın Müslüman ile savaşmasının cihat anlayışı ile çelişip çelişmediği sorumuzu yanıtlarken bir çelişki olmadığını söyledi ve “Biz Şeriat kanunlarıyla yöneten bir İslami hükümet istiyoruz. Bu taleplerimizi kabul ettirene kadar da cihada devam edeceğiz” dedi.

Taliban’ın Afganistan’daki diğer siyasi gruplarla iktidarı paylaşmayı kabul edip etmeyeceği konusunda ise Hacı Hikmet, buna Katar’daki örgüt liderliğinin karar vereceğini söylüyor, “Ne karar verirlerse kabul edeceğiz” diyor.

‘Afganistan İslami Emirliği’

Taliban kendisini herhangi bir isyancı grup gibi değil, yönetimi devralacak bir örgütlenme olarak görüyor. Kendilerinden Afganistan İslami Emirliği diye söz ediyorlar. Bu, yönetimi ele geçirdikleri 1996’dan, 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD güçlerinin müdahalesiyle devrildikleri zamana kadar kullandıkları isim.

Kontrolleri altındaki bölgelerde günlük hayatın gerektirdiği hizmetlerden sorumlu “gölge” yetkililerden oluşan gelişmiş bir yönetim sistemi oluşturmuşlar.

Balk bölgesinin belediye başkanı sayılan Hacı Hikmet bize çevreyi gezdiriyor.

Kız çocukları 1990'lardaki Taliban yönetiminde okula gidemiyordu
Fotoğraf altı yazısı,Kız çocukları 1990’lardaki Taliban yönetiminde okula gidemiyordu

Kız çocukları okulda

Ziyaret ettiğimiz ilkokulda oğlanlar ve kız çocukları Birleşmiş Milletler tarafından bağışlanan okul kitaplarıyla ders görüyor.

1990’lı yıllarda iktidarları sırasında Taliban kadınların ve kız çocuklarının eğitimini yasaklamıştı. Halen de bazı bölgelerden kız çocuklarının okula gidişine izin verilmediği yönünde haberler geliyor. Fakat en azından bu bölgede Taliban, kız çocuklarının okumasını teşvik ettiklerini söylüyor.

Taliban’ın yerel eğitim komisyonunun sorumlusu Mevlevi Selahaddin, “Hicab giydikleri sürece sorun yok. Okumaları önemli” diyor. Ortaokullarda ise sadece kadın öğretmenlerin ders verdiğini ve peçenin zorunlu olduğunu da ekleyerek, “Şeriata uydukları sürece sorun yok” diyor.

Yerel kaynaklarımız Taliban’ın eğitim programından sanat ve yurttaşlık derslerini çıkardığını onların yerine İslami dersler koyduğunu ama bunların dışında ulusal müfredatın izlendiğini söylüyor.

Mevlevi Selahaddin, “Benim kızım henüz küçük ama büyüdüğünde okula ve medreseye göndereceğim. Yeter ki hicab ve Şeriat’a uygun olsun” diyor.

Sağlık ocaklarında kadınlar çalışıyor

Okullardaki personelin maaşlarını aslında Kabil hükümeti ödüyor ama kontrol Taliban’da. Bu, bütün ülkede şu anda uygulanan bir hibrit sistem.

Yakındaki, bir yardım kuruluşunun idaresindeki sağlık ocağında da durum aynı.

Taliban kadınların sağlık ocağında çalışmasına izin veriyor ama geceleri onlara bir erkek yakınlarının eşlik etmesini, kadın ve erkek hastaların birbirinden ayrı tutulmasını şart koşuyor. Ayrıca doğum kontrolü ve aile planlama danışmanlığı da verilen hizmetler arasında.

Taliban’ın üzerimizde olumlu bir izlenim yaratmaya çalıştığı açık.

Hacı Hikmet, bizim beklentilerimizi boşa çıkarmaktan gururlu, aracımızla yanından geçtiğimiz bir grup kız öğrenciyi gösteriyor.

Ama Taliban’ın kadın haklarıyla ilgili tutumu konusundaki kaygılar devam ediyor. Grubun hiçbir kadın yetkilisi yok ve 1990’lı yıllarda kadınların ev dışında çalışmasını ve kız çocuklarının okula gitmesini yasakladığı hala hatırlarda.

Balk bölgesindeki köylerde dolaşırken dış mekanlarda çok sayıda kadın gördük ve bir kısmının örtüleri burkaya göre daha açıktı ve serbestçe geziyorlardı. Ama örneğin pazar yerinde bu şekilde giyinmiş kadın görmedik.

Hacı Hikmet kadınların giyimi konusunda yasaklar olmadığını ama muhafazakar toplum yapısı içinde zaten genel olarak kapandıklarını söylüyor.

Kadınların sağlık ocağında çalışmasına izin var ama geceleri bir erkeğin onlara eşlik etmesi şartıyla
Fotoğraf altı yazısı,Kadınların sağlık ocağında çalışmasına izin var ama geceleri bir erkeğin eşlik etmesi şartıyla

Halk ne düşünüyor?

Bölgeyi ziyaretimiz boyunca sürekli olarak yanımızda Taliban yetkilileri oldu ve onların eşliğinde konuştuğumuz yerel halktan insanlar da Taliban’ı desteklediklerini, onlara güvenliği sağladıkları için minnet duyduklarını anlattı.

Yaşlı bir adam, “Hükümet varken insanlarımızı hapsediyorlar ve bırakmak için rüşvet istiyorlardı. Halkımız çok acı çekti. Şimdi durumdan memnunuz” diye konuştu.

Taliban’ın aşırı muhafazakar değerleri kırsal kesimlerde yaşayan halkla daha az çatışıyor ama özellikle kentlerde yaşayan birçok insan 1990’ların İslam Emirliği zulmüne geri dönüleceğinden, son yirmi yıldır kullandıkları bazı hak ve özgürlükleri kaybedeceklerinden endişe ediyorlar.

Balk bölgesinde daha sonra görüşebildiğimiz, adının gizli tutulmasını isteyen bir kişi Taliban’ın, röportajlarda kendisini yansıttığından çok daha sert olduğunu söyledi. Bu kişi köylülerin sakallarını kestikleri için tokatlanabildiğini, dövülebildiğini, müzik dinliyorlar diye cihazlarının parçalandığını söyledi. “İnsanların onların emirlerine uymaktan başka çaresi yok. En küçük konuda bile hemen fiziksel şiddete başvuruyorlar. İnsanlar korkuyor” diye konuştu.

Yeni Taliban eski Taliban’dan farklı mı?

Hacı Hikmet, 1990’larda Taliban’a katılmıştı. Etrafımızdaki daha genç savaşçılar resimler, selfieler çektirmekten memnun görünürken, o kamerayı görünce önce türbanıyla yüzünü örttü. Sonra gülerek “Eski alışkanlık” dedi ve yüzünü açtı. Eski Taliban yönetiminde fotoğraf yasaktı.

Ona, eski Taliban yönetimindeki icraatlarda hata görüp görmediğini, şimdi aynı şekilde davranıp davranmayacaklarını sorduk.

“Eski Taliban ve bugünkü Taliban aynıdır. O zamanla şimdiyi karşılaştırırsak, hiç bir şey değişmedi. Fakat, insanlarda değişiklikler oldu. Kimisi daha sert kimisi daha sakin. Bu normal bir şey” dedi.

Taliban, “İslami hükümet” kavramıyla tam olarak ne demek istediği, nasıl bir yönetim yaratmayı amaçladığını bilerek muğlak bırakıyor gibi görünüyor.

Bazı yorumcular bunun hareketin daha radikal ve daha ılımlı unsurları arasındaki sürtüşmeleri engellemeye yönelik bir çaba olduğunu düşünüyor.

Hem aralarında bu kadar farklı görüşler barındırıp hem de tabanlarını tutabilecekler mi? Bu konuda en büyük sınavı iktidara geldiklerinde yaşayabilirler.

Birlikte tavuk ve pilavdan oluşan öğle yemeğimi yerken uzaktan en az dört hava bombardımanının sesleri geliyor. Hacı Hikmet istifini bozmadan, “Uzakta, korkmayın” diyor.

Hava gücü özellikle de Amerikalıların sağladığı hava gücü son yıllarda Taliban’ın ilerlemesinin önünü kesen en önemli faktördü.

ABD geçen yıl Taliban ile anlaşma imzaladıktan sonra Afganistan’daki askeri faaliyetlerini çok büyük ölçüde azalttı; askerlerini tamamen çekmesinden sonra Taliban’ın ülkenin tamamını ele geçireceği bir askeri taarruza girişebileceğinden kaygı duyanlar var.

Hacı Hikmet, Afganistan hükümetinden “Kabil yönetimi” diye bahsediyor ve bunun yolsuz ve İslami olmayan bir yönetim olduğunu söylüyor. Onun gibi düşünen Taliban yöneticilerinin, kendi koşulları kabul edilmedikçe ülkedeki diğer siyasi güçlerle uzlaşabileceğini düşünmek çok zor.

“Bu cihattır. İbadettir. Bunu iktidar için değil Allah için yapıyoruz. Ülkeye onun kanunlarını ,Şeriat’ı getirmek için yapıyoruz. Karşımıza kim çıkarsa onunla savaşırız.” diyor.

Taliban kontrolündeki bölgeye girmek uzun sürmedi. Ülkenin kuzeyindeki Mezar-ı Şerif kentinden hareket edip kenarlarında büyük bomba kraterleri olan yoldan yarım saat gittikten sonra Taliban’ın Balk bölgesindeki yöneticisi Hacı Hikmet ile buluştuk.

Siyah türbanlı, kolonya sürünmüş bu adam örgüte, ülkenin büyük kısmını yönettiği 1990’lı yıllarda katılan tecrübeli bir savaşçı.

Taliban bizim için bir güç gösterisi hazırlamıştı. Yolun iki tarafına dizilmiş ağır silahlı savaşçıların arasından geçtik. Birisi roketatar, bir diğeri ABD askerlerinden ele geçirilen M4 tüfeği taşıyordu. Balk bir zamanlar ülkenin daha istikrarlı bölgelerinden biriydi, şimdi ise şiddetin en çok egemen olduğu yer.

Savaşçılığıyla ün kazanmış yerel askeri komutanlardan Baryalay yolun aşağısını göstererek, “Hükümet güçleri hemen orada ana pazar yerinin yanındalar. Ama üslerinden çıkamıyorlar. Bu topraklar mücahitlere ait” dedi.

Kırsal bölgeler Taliban’ın

Aslında bu Afganistan’ın dört bir yanında sıkça rastlanan bir durum. Hükümet kentler ve büyük kasabaları kontrol ediyor ama bu yerleşimlerin çevresi, kırsal bölgelerin geniş kesimini elinde tutan Taliban güçleri ile kuşatılmış durumda.

Taliban ana yollar üzerine kurduğu kontrol noktaları ile bu toprakların denetimini sağlıyor.

Yolda Taliban savaşçıları gelip geçen araçları durdurup sorgularken bölgedeki Taliban istihbarat örgütlenmesinin başındaki Amir Sahip Ecmel, hükümetle ilişkili kişileri yakalamaya çalıştıklarını söyledi.

“Onları esir alıp tutuyoruz. Sonra mahkemelerimize teslim ediyoruz. Ne olacaklarına onlar karar veriyor” diye sürdürdü.

‘Zafer bizim’

Taliban bu savaşın galibi olduğuna inanıyor.

Yeşil çayını yudumlayan Hacı Hikmet, “Savaşı biz kazandık, Amerika kaybetti” diyor.

ABD Başkanı Joe Biden’in son ABD güçlerinin ülkelerine dönüşünü Eylül ayına bırakma kararı, Amerikan askerlerinin ülkede geçen yıl varılan anlaşmayla belirlenen 1 Mayıs tarihine kadar çekilmemiş olacağı anlamına geliyor. Bu Taliban liderliğinin sert tepkisine yol açtı ama her şeye rağmen milislerin morali yüksek görünüyor.

Hacı Hikmet, “Her şeye hazırız, Barışa tamamen hazırız ve cihada da tamamen hazırız” diyor.

Yanında oturan bir komutan da, “Cihat bir ibadettir. İbadeti ise ne kadar yapsan yorulmazsın” diye ekliyor.

Müslümanla savaş ‘cihat’ olur mu?

Geçen yıl Taliban için pek “cihat” yılı olmadı. ABD ile anlaşma imzaladıktan sonra uluslararası güçlere saldırılarını sonlandırdılar ama Afgan hükümet güçleriyle savaşmayı sürdürdüler.

Hacı Hikmet Müslüman’ın Müslüman ile savaşmasının cihat anlayışı ile çelişip çelişmediği sorumuzu yanıtlarken bir çelişki olmadığını söyledi ve “Biz Şeriat kanunlarıyla yöneten bir İslami hükümet istiyoruz. Bu taleplerimizi kabul ettirene kadar da cihada devam edeceğiz” dedi.

Taliban’ın Afganistan’daki diğer siyasi gruplarla iktidarı paylaşmayı kabul edip etmeyeceği konusunda ise Hacı Hikmet, buna Katar’daki örgüt liderliğinin karar vereceğini söylüyor, “Ne karar verirlerse kabul edeceğiz” diyor.

‘Afganistan İslami Emirliği’

Taliban kendisini herhangi bir isyancı grup gibi değil, yönetimi devralacak bir örgütlenme olarak görüyor. Kendilerinden Afganistan İslami Emirliği diye söz ediyorlar. Bu, yönetimi ele geçirdikleri 1996’dan, 11 Eylül saldırıları sonrasında ABD güçlerinin müdahalesiyle devrildikleri zamana kadar kullandıkları isim.

Kontrolleri altındaki bölgelerde günlük hayatın gerektirdiği hizmetlerden sorumlu “gölge” yetkililerden oluşan gelişmiş bir yönetim sistemi oluşturmuşlar.

Balk bölgesinin belediye başkanı sayılan Hacı Hikmet bize çevreyi gezdiriyor.

Kız çocukları 1990'lardaki Taliban yönetiminde okula gidemiyordu
Fotoğraf altı yazısı,Kız çocukları 1990’lardaki Taliban yönetiminde okula gidemiyordu

Kız çocukları okulda

Ziyaret ettiğimiz ilkokulda oğlanlar ve kız çocukları Birleşmiş Milletler tarafından bağışlanan okul kitaplarıyla ders görüyor.

1990’lı yıllarda iktidarları sırasında Taliban kadınların ve kız çocuklarının eğitimini yasaklamıştı. Halen de bazı bölgelerden kız çocuklarının okula gidişine izin verilmediği yönünde haberler geliyor. Fakat en azından bu bölgede Taliban, kız çocuklarının okumasını teşvik ettiklerini söylüyor.

Taliban’ın yerel eğitim komisyonunun sorumlusu Mevlevi Selahaddin, “Hicab giydikleri sürece sorun yok. Okumaları önemli” diyor. Ortaokullarda ise sadece kadın öğretmenlerin ders verdiğini ve peçenin zorunlu olduğunu da ekleyerek, “Şeriata uydukları sürece sorun yok” diyor.

Yerel kaynaklarımız Taliban’ın eğitim programından sanat ve yurttaşlık derslerini çıkardığını onların yerine İslami dersler koyduğunu ama bunların dışında ulusal müfredatın izlendiğini söylüyor.

Mevlevi Selahaddin, “Benim kızım henüz küçük ama büyüdüğünde okula ve medreseye göndereceğim. Yeter ki hicab ve Şeriat’a uygun olsun” diyor.

Sağlık ocaklarında kadınlar çalışıyor

Okullardaki personelin maaşlarını aslında Kabil hükümeti ödüyor ama kontrol Taliban’da. Bu, bütün ülkede şu anda uygulanan bir hibrit sistem.

Yakındaki, bir yardım kuruluşunun idaresindeki sağlık ocağında da durum aynı.

Taliban kadınların sağlık ocağında çalışmasına izin veriyor ama geceleri onlara bir erkek yakınlarının eşlik etmesini, kadın ve erkek hastaların birbirinden ayrı tutulmasını şart koşuyor. Ayrıca doğum kontrolü ve aile planlama danışmanlığı da verilen hizmetler arasında.

Taliban’ın üzerimizde olumlu bir izlenim yaratmaya çalıştığı açık.

Hacı Hikmet, bizim beklentilerimizi boşa çıkarmaktan gururlu, aracımızla yanından geçtiğimiz bir grup kız öğrenciyi gösteriyor.

Ama Taliban’ın kadın haklarıyla ilgili tutumu konusundaki kaygılar devam ediyor. Grubun hiçbir kadın yetkilisi yok ve 1990’lı yıllarda kadınların ev dışında çalışmasını ve kız çocuklarının okula gitmesini yasakladığı hala hatırlarda.

Balk bölgesindeki köylerde dolaşırken dış mekanlarda çok sayıda kadın gördük ve bir kısmının örtüleri burkaya göre daha açıktı ve serbestçe geziyorlardı. Ama örneğin pazar yerinde bu şekilde giyinmiş kadın görmedik.

Hacı Hikmet kadınların giyimi konusunda yasaklar olmadığını ama muhafazakar toplum yapısı içinde zaten genel olarak kapandıklarını söylüyor.

Kadınların sağlık ocağında çalışmasına izin var ama geceleri bir erkeğin onlara eşlik etmesi şartıyla
Fotoğraf altı yazısı,Kadınların sağlık ocağında çalışmasına izin var ama geceleri bir erkeğin eşlik etmesi şartıyla

Halk ne düşünüyor?

Bölgeyi ziyaretimiz boyunca sürekli olarak yanımızda Taliban yetkilileri oldu ve onların eşliğinde konuştuğumuz yerel halktan insanlar da Taliban’ı desteklediklerini, onlara güvenliği sağladıkları için minnet duyduklarını anlattı.

Yaşlı bir adam, “Hükümet varken insanlarımızı hapsediyorlar ve bırakmak için rüşvet istiyorlardı. Halkımız çok acı çekti. Şimdi durumdan memnunuz” diye konuştu.

Taliban’ın aşırı muhafazakar değerleri kırsal kesimlerde yaşayan halkla daha az çatışıyor ama özellikle kentlerde yaşayan birçok insan 1990’ların İslam Emirliği zulmüne geri dönüleceğinden, son yirmi yıldır kullandıkları bazı hak ve özgürlükleri kaybedeceklerinden endişe ediyorlar.

Balk bölgesinde daha sonra görüşebildiğimiz, adının gizli tutulmasını isteyen bir kişi Taliban’ın, röportajlarda kendisini yansıttığından çok daha sert olduğunu söyledi. Bu kişi köylülerin sakallarını kestikleri için tokatlanabildiğini, dövülebildiğini, müzik dinliyorlar diye cihazlarının parçalandığını söyledi. “İnsanların onların emirlerine uymaktan başka çaresi yok. En küçük konuda bile hemen fiziksel şiddete başvuruyorlar. İnsanlar korkuyor” diye konuştu.

Yeni Taliban eski Taliban’dan farklı mı?

Hacı Hikmet, 1990’larda Taliban’a katılmıştı. Etrafımızdaki daha genç savaşçılar resimler, selfieler çektirmekten memnun görünürken, o kamerayı görünce önce türbanıyla yüzünü örttü. Sonra gülerek “Eski alışkanlık” dedi ve yüzünü açtı. Eski Taliban yönetiminde fotoğraf yasaktı.

Ona, eski Taliban yönetimindeki icraatlarda hata görüp görmediğini, şimdi aynı şekilde davranıp davranmayacaklarını sorduk.

“Eski Taliban ve bugünkü Taliban aynıdır. O zamanla şimdiyi karşılaştırırsak, hiç bir şey değişmedi. Fakat, insanlarda değişiklikler oldu. Kimisi daha sert kimisi daha sakin. Bu normal bir şey” dedi.

Taliban, “İslami hükümet” kavramıyla tam olarak ne demek istediği, nasıl bir yönetim yaratmayı amaçladığını bilerek muğlak bırakıyor gibi görünüyor.

Bazı yorumcular bunun hareketin daha radikal ve daha ılımlı unsurları arasındaki sürtüşmeleri engellemeye yönelik bir çaba olduğunu düşünüyor.

Hem aralarında bu kadar farklı görüşler barındırıp hem de tabanlarını tutabilecekler mi? Bu konuda en büyük sınavı iktidara geldiklerinde yaşayabilirler.

Birlikte tavuk ve pilavdan oluşan öğle yemeğimi yerken uzaktan en az dört hava bombardımanının sesleri geliyor. Hacı Hikmet istifini bozmadan, “Uzakta, korkmayın” diyor.

Hava gücü özellikle de Amerikalıların sağladığı hava gücü son yıllarda Taliban’ın ilerlemesinin önünü kesen en önemli faktördü.

ABD geçen yıl Taliban ile anlaşma imzaladıktan sonra Afganistan’daki askeri faaliyetlerini çok büyük ölçüde azalttı; askerlerini tamamen çekmesinden sonra Taliban’ın ülkenin tamamını ele geçireceği bir askeri taarruza girişebileceğinden kaygı duyanlar var.

Hacı Hikmet, Afganistan hükümetinden “Kabil yönetimi” diye bahsediyor ve bunun yolsuz ve İslami olmayan bir yönetim olduğunu söylüyor. Onun gibi düşünen Taliban yöneticilerinin, kendi koşulları kabul edilmedikçe ülkedeki diğer siyasi güçlerle uzlaşabileceğini düşünmek çok zor.

“Bu cihattır. İbadettir. Bunu iktidar için değil Allah için yapıyoruz. Ülkeye onun kanunlarını ,Şeriat’ı getirmek için yapıyoruz. Karşımıza kim çıkarsa onunla savaşırız.” diyor.

Bugünden