Suriye’nin eski Ankara Büyükelçisi Kabalan, Şam-Ankara görüşmelerini yorumladı

Suriye’nin eski Ankara Büyükelçisi Nidal Kabalan, Türkiye’nin Demokratik Suriye Güçleri’ni “terör örgütü” olarak nitelendirip bölgeden çıkarılması gerektiği yönündeki yaklaşımı hakkında, “Suriye açısından bu bir ulusal güvenlik meselesidir. İster Kürt, ister Arap, ister Türkmen vs. olsun, tüm illegal grupların silahlı varlığına karşıyız. Terörizmin de net bir tanımına ihtiyacımız var. Erdoğan, Putin ve Reisi’nin Tahran’da katıldığı son zirvede Suriye’nin toprak bütünlüğü vurgusu yapıldı. Bu çok önemli ve buna ulaşmak için kapsamlı bir plana ihtiyaç var” dedi.

Nidal Kabalan, Türkiye ile Suriye arasında yürütüldüğü belirtilen, ilişkilerin normalleşmesi sürecinde sınırlı da olsa bir ilerleme olduğunu, ancak gelinen noktada Şam’ın Türkiye’den somut bir adım beklediğini söyledi.

Şam’dan telefon yoluyla BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Kabalan, Suriye yönetiminin genel olarak normalleşmeden yana olduğunu, ancak bu konuda resmi bir açıklama yapılmamasının Türkiye’den somut bir adım atılması beklentiyle ilgili olduğunu belirtti.

“Muhalif TV’lerin kapatılması iyi niyet göstergesi olabilir”

Kabalan, Suriye’nin Türkiye’den birçok talebi bulunduğunu ancak ilk aşamada Türkiye’deki Suriyeli muhalif TV kanallarının yayınlarının durdurulmasının önemli bir iyi niyet göstergesi olarak görüleceğini söyledi.

İki ülke ilişkilerinin normalleşmesi konusunda “Sınırlı bir ilerleme olduğunu görüyorum” diyen Kabalan, Şam’ın konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadığını çünkü Türkiye’den somut bir adım beklediğini belirtiyor ve “Hepimiz olayların nasıl gelişeceğini, Erdoğan ve diğer Türk yetkililer tarafından Suriye ile ilişkilerin yeniden başlaması konusunda yapılan açıklamaların somutlaşıp somutlaşmayacağını bekliyoruz” diye konuştu.

“Dünya değiştiği için…”

Günümüzde bölgedeki ve dünyadaki siyasi konjonktürün iki ülkenin normalleşmesi için daha uygun olduğu görüşünde olan Kabalan, Ukrayna savaşına değinerek, “Belki de yeni bir dünya düzenini gözlemliyoruz. Ukrayna’daki savaş birçok ülke üzerinde etkide bulundu. Bölgenin çeşitli parçalarında yaşanan gerilimler ise daha önce çok daha sert bir tutum alan ülkeleri, yeni açılımlara ikna etti. Dolayısıyla koşullar bugün Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin yeniden geliştirilmesi için daha uygun. Ancak Türkiye, Suriye’deki gerginliğin artışının bir parçasıydı. Dolayısıyla bu gerginliği azaltmaya başlayacak olan da Türkiye” değerlendirmesinde bulundu.

Temel talepleri sıraladı

Kabalan, Suriye’nin Türkiye’den talepleri konusunda ise şunları dile getirdi:

“İdlib’in kontrolünün tamamen Suriye yönetimine geçmesi, Halep-Lazkiye arasındaki M4 karayolunun kontrolünün yönetime verilmesi, Suriyeli kurumlar ve kişilere yönelik yaptırımların kaldırılmasının sağlanması, hem Türkiye hem de bölge ülkelerinin terörist olarak tanımladığı gruplara askeri, mali ve istihbarat desteğinin kesilmesi… Bunlar Suriye’de olumlu karşılanacak ve Şam bu adımlara kesinlikle karşılık verecektir.”

“Terörizmin de net bir tanımına ihtiyacımız var”

Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığına karşı çıkan Kabalan, Türkiye’nin Demokratik Suriye Güçleri’ni “terör örgütü” olarak nitelendirip bölgeden çıkarılması gerektiği yönündeki yaklaşımı hakkında ise şu değerlendirmede bulundu:

“Suriye açısından bu bir ulusal güvenlik meselesidir. İster Kürt, ister Arap, ister Türkmen vs. olsun, tüm illegal grupların silahlı varlığına karşıyız. Terörizmin de net bir tanımına ihtiyacımız var. Erdoğan, Putin ve Reisi’nin Tahran’da katıldığı son zirvede Suriye’nin toprak bütünlüğü vurgusu yapıldı. Bu çok önemli ve buna ulaşmak için kapsamlı bir plana ihtiyaç var. Sınır güvenliği konusunun iki ülke açısından önemli bir geçmişi var. Ankara’da büyükelçilik görevini yürütürken Türk ve Suriyeli istihbarat görevlileri arasında sistemli bir şekilde üst düzey toplantılar olurdu. Suriye ile Türkiye arasında, Suriye’nin kuzeyinde terörist Kürt gruplarının kontrolü konusunda ciddi bir iş birliği vardı. Öncesinde de Adana anlaşması imzalanmıştı.”

Suriyeli göçmenlerin geri dönüşü

Önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki önemli gündem maddelerinden birinin Suriyeli göçmenlerin ülkelerini dönüşü olacağını belirten Kabalan, dönenlerin, ülkelerinde çeşitli insan hakları ihlalleriyle karşılaştıkları yönündeki açıklamaları reddetti:

“Suriyeli mültecilerin geri dönüşü konusunun yakın bir gelecekte halledilebileceğini düşünüyorum. Mültecilerin büyük bir bölümünün güvenli bir şekilde ülkelerine dönebileceğine inanıyorum. Bir tanesi yeni olmak üzere birçok af çıkartıldı. Suriye yönetiminin dönenleri tutuklandığı propagandası yapılıyor. Yüzbinlerce insanın döndüğünü ve silah taşımış kişilerin dahi normal yurttaşlar olmayı kabul ederek döndüğünü biliyorum.”