Silopi’de zırhlı aracın öldürdüğü çocukların davası Yargıtay’a taşınıyor

Şırnak’ın Silopi ilçesinde, 4 Ekim 2017’de zırhlı bir polis aracının çarptığı evde yıkılan kolonlardan birinin altında kalan iki çocuğun yaşamını yitirmesiyle ilgili dava Yargıtay’a taşınıyor.

4 Mayıs 2017 günü gece saatlerinde, Şırnak’ın Silopi ilçesi Karşıyaka mahallesinde bulunan MHP Silopi İlçe Teşkilatı’na ait binayı korumakla görevli polislerin kullandığı panzer tipi zırhlı araç, Mesut Yıldırım’a ait tek katlı evin duvarına çarparak içeri girdi.

Olay sırasında salonda uyumakta olan Muhammed Yıldırım (7) ve Furkan Yıldırım (6) kardeşler yaşamını yitirdi. Muhammed ve Furkan kardeşlerin ölümüyle ilgili açılan davada iki polis memuru tutuksuz yargılandı.

BBC Türkçe’den Hatice Kamer’in haberine göre, Cizre İkinci Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 19 Haziran 2019’da görülen karar duruşmasında zırhlı aracın sürücüsü Ömer Yeğit’e 2 yıl 6 ay hapis cezası verildi, 5 ay indirime gidildi ve 2 yıl 1 aya düşürülen ceza, 19 bin Türk Lirası para cezasına çevrildi.

Karar daha sonra Antep Bölge İstinaf Mahkemesi tarafından da onandı.

Yıldırım ailesi sanıklar için verilen karara; para cezasına çarptırılan Ömer Yeğit’in avukatları beraat çıkmamasına; dosya savcısı ise aynı suçla yargılanan Murat Maden için verilen beraat kararına itiraz etti ve taraflar Antep Bölge İstinaf Mahkemesi’ne başvurdu.

17 ay sonra İtiraz başvurularıyla ilgili Antep Bölge Adliyesi 16’ncı Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kanuna uygun karar verdiğine hükmetti.

“İnsanlıktan, adaletten bir umudumuz kalmadı”

Furkan ve Muhammed’in babası Mesut Yıldırım, İstinaf Mahkemesi’nin de yerel mahkeme kararını destekler nitelikte kararına çok üzüldüklerini söyledi.

Mesut Yıldırım, ”İnsanlıktan, adaletten, kısacası bu dünyadan bir umudumuz kalmadı” dedi.

Kolluk kuvvetlerinin yargılandığı davalarda benzer kararlar çıktığını söyleyen Yıldırım, ”Baştan beri adil bir kararın çıkmayacağını biliyorduk ama mücadele etmekten vazgeçmedik” diye konuştu.

Muhammed ve Furkan ile birlikte dört çocuğunun olduğunu söyleyen Mesut Yıldırım, iki oğlunu birden kaybettiği kaza gecesiyle ilgili şunları anlattı:

”Dört çocuğum vardı, iki oğluma son bir kere sarılabilme hakkım elimden alındı. O gece işten eve geç gelmiştim, geldiğimde çocuklar odada uyuyorlardı. Öpüp koklamak istedim ama uyandırmaya kıyamadım, sabah öperim dedim ama ne yazık ki nasip olmadı. Ne çocuklarım uyanabildi ne biz onlara sarılıp koklayabildik.”

Yerel mahkemenin iki çocuğunun hayatına karşılık 19 bin lira ceza vermiş olmasını adaletsizlik olarak niteleyen baba Mesut Yıldırım, ”Tüm mahkeme sürecinde kararlar sanki bir yerden veriliyor gibi hissediyorduk ama bu kararla mahkemelerin de güçlülerin yanında olduğunu gördük. Biz elimizden geleni yaptık, adaletin sağlanması için mücadele ettik ama bu kararlar bizim dünyadaki adalete olan inancımızı bitirdi, davamızı Allah’a havale ediyorum” dedi.

Yıldırım ailesinin avukatı olan Rojhat Dilsiz de, İstinaf Mahkemesi kararını Yargıtay’a taşımaya hazırlandıklarını aktardı.

Dilsiz, davada sadece sanık polislerin değil, panzeri kullanma ehliyeti olmayan memurları görevlendiren üst derecedeki amirlerin de yargılanmasını talep ettiklerini söyledi.

Kolluğun yargılandığı davalarda böylesi bir kararın çıkmış olmasına şaşırmadıklarını vurgulayan Dilsiz şöyle devam etti:

“Dosya içinde çok fazla eksik vardı, çok fazla soruşturulması gereken hususlar olmasına rağmen, bizce alelacele eksik bir karar verildi. Bu kadar infial yaratan bir davada hukuka aykırı şekilde karar verilmiştir. Panzer kullanabilecek memurların için özel bir eğitimden geçmesi, ehil olmaları gerekirken, bu olayda, panzeri kullanan polisin böylesi eğitimden geçmediğinin ortaya çıktı.

“Biz illa ki kasıt var demiyoruz ama sonuçta duvara çarpmış ve duvarın altında kalan iki çocuk hayatını kaybetmiş. Olası kasıt denen bir durum var, siz Silopi’nin dar sokaklarında tonlarca ağırlıktaki aracı ehil olmayan bir polisin eline verirseniz, böyle kazaların olabileceğini de öngörmeniz lazım.”

Avukat Dilsiz, yargılamanın, sağlıklı yürütülmediğini savundu ve istinaf mahkemesinden daha iyi bir hukuki gerekçelendirme yapılmasını beklediklerini söyledi:

“Dosyada soruşturmanın genişletilmesi, gerçek faillerin yargılanıp buna göre bir kararın verilmesi gerektiği noktasında dosyayı Yargıtay’a taşıyacağız. Eğer Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nde de benzer bir karar çıkarsa, dosyayı AİHM’e götüreceğiz.”