SDG’den genel af kararı

Kuzey Suriye Özerk Yönetimi, 10 Ekim 2020 tarihinden önce işlenen tüm suçlar ve kabahatler için genel af kararı aldı. Özerk yönetim, müebbet hapis cezasının 20 yıl hapis cezası ile değiştirilmesine ve amansız bir hastalığa yakalanan ve 75 yaşını geçen mahkumların müebbet ya da süresiz hapis cezalarının iptal edilmesine karar verdi.

İhanet, casusluk, namus cinayeti, uyuşturucu kaçakçılığı ve satışının yanı sıra IŞİD gibi örgütlerin liderleri, üst düzey yetkilileri, militanları ve destekçileri karardan muaf tutuldu.

Yönetimin hapishanelerindeki tutuklular hakkında bilgi veren Kuzey Suriye Özerk Yönetimi Eş Başkan Yardımcısı Bedran Çiya Kürd, sorgusu bitenlerin ve soruşturmalar sonucunda yürürlükteki yasalara ve yerel yönetmeliklere göre herhangi bir terör eylemine karışmadığı ispat edilen kişilerin salıverildiğini belirtti. Kürd “Ancak cezai suç ve kesin delil ile suçlanan tutukluların geri kalanın durumu af kararına göre belirlenecek, her dosya yasal ve adli şartlara göre incelenmek üzere özel mahkemelere sevk edilecek ve nihai karar verilmek üzere yargıya sunulacak” dedi. Kürt yetkili bunun bir süredir yapıldığını ancak yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) patlak vermesi ile askıya alındığını belirtti. Kürd “Birçok kişi, gruplar halinde çıktı. Biz onları kalmak için zorlayana kadar rehin ya da tutuklu değillerdi. Yönetim, tüm Suriyelileri kamptan çıkarma sürecini hızlandırmanın gerekli olduğuna dair talimat verdi” dedi ve Arap aşiret şeyhlerinin müdahalesinin tüm Suriyelilerin; özellikle de tutuklanmadan önce özerk yönetimin bölgelerinde ikamet edenlerin kamptan çıkarılmasını hızlandırdığını belirtti.

Kürd “Bu ailelerin kampta kalma ile ilgili endişelerinin kararda etkili olduğuna” işaret etti ve “IŞİD’ın kampın içerisindeki faaliyetinin artmasıyla birlikte yönetimin Suriyelilerin hepsinin hayatını korumak ve çocukları bu radikal faaliyetlerin pençesinden kurtarmak için tüm güvenlik önlemlerini ve tedbirlerini alması gerekiyordu” dedi. Kürd kamptan ayrılma süreçlerinin zorlama olmadan gönüllülük esasına dayandığını vurgulayarak “Özellikle Şam rejiminin kontrolü altında bulunan bölgelerdeki insanlar olmak üzere geçim, ekonomik ve güvenlik nedenleri ile kamptan çıkmak istemeyen pek çok Suriyeli var” dedi.

El-Hol Kampı çoğu Suriyeli ve Iraklı olmak üzere yaklaşık 65 bin kişiyi barındırıyor. Ancak Iraklı mültecilerin tahliye edilme süreci bekletiliyor. Özerk Yönetim’deki yetkili “Burada 30 bin Iraklı mülteci bulunuyor. Güvenlik sebepleri ile geri dönmeyi reddedenler ve ülkelerine geri dönmek isteyenler olmak üzere ikiye ayrılmış durumdalar. Ancak Irak hükümetinin bu kişileri geri almak için net bir programı yok ve iki yıldan beri vatandaşlarını almayı reddediyor” dedi.

Kürd, kamp içerisindeki yabancı göçmen ailelerin dosyalarının giderek daha tehlikeli bir hal aldığına ve bunun sorumluluğunu üstlenen yönetim kurumlarının üzerine büyük bir yük bindirdiğine dikkat çekti. Kürd açıklamalarına şöyle devam etti:

“Bu aileler bölge ve ülkeleri için tehdit oluşturuyor ve bu kişiler ile ilgili acil olarak birtakım önlemler alınmazsa herkesi tehlikeye atacak bir felaket yaşanacak. Vatandaşlarını iade etmek isteyen ülkelerle olumlu bir işbirliği içerisindeyiz. Çoğu vatanına geri dönmek istemiyor. Bu yüzden lojistik ve güvenlik açısından kampı güçlendirmeye yönelik projeler ve psikolojik destek projeleri oluşturulmalı. Aynı zamanda kadınlar ve çocuklar rehabilite edilmeli ve onları radikal faaliyetlerden korumak için okullar açılmalı.”