Sarraj ateşkesi imzaladı Hafter süre İstedi! Libya krizi bu noktaya nasıl gelindi?

Libya krizine diplomatik çözüm çabaları son günlerde hız kazandı. Rusya, bugün (13 Ocak) ilgili tarafları biraraya getiren uluslararası bir konferans düzenlendi. Almanya Başbakanı Angela Merkel ise 19 Ocak’ta ikinci bir konferans düzenliyor. Haftasonunda Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz El Sarrac ile Ankara’da görüşen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Pazartesi günü de İtalya Başbakanı Giuseppe Conte Ankara’da yine aynı konuyu ele aldı, Merkel’le telefonda konuştu.

Bu diplomasi trafiğinden kısa süre önce Türkiye, Libya’da, uluslararası toplumun meşru olarak gördüğü yönetimi desteklemek amacıyla bu ülkeye asker gönderme kararı almıştı. Libya tezkeresinin, beklendiği gibi TBMM’de kabul edilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk askerinin “peyderpey Libya’ya gittiğini” söyledi. Uluslararası basına yansıyan haberlere göre Ankara, Suriye iç savaşında desteklediği rejim karşıtı muhalif grupları da Libya’da kullanma eğiliminde. Peki, çok sayıda ülkenin birbirine rakip tarafları desteklediği Libya’da bu aşamaya nasıl gelindi?

Mevcut durum Libya’da 2011 yılında başlayan iç savaşa dayanıyor.

“Arap Baharı”nın üçüncü durağıydı

Libya, patlak verdiği ilk yıllarda “Arap Baharı” olarak nitelenen, Kuzey Afrika ülkelerinde başlayıp Ortadoğu’ya yayılan protesto dalgasının üçüncü durağıydı. 2011 yılının Şubat ayında, komşu ülkeler Tunus ve Mısır’daki ayaklanmaların ardından Libya’nın Bingazi kentinde başlayan protestolar tüm ülkeye yayıldı. 1969’daki askeri darbeyle yönetimi ele geçirdiğinden bu yana Libya’yı yöneten Muammer Kaddafi’ye bağlı güvenlik güçleriyle, Kaddafi yönetimi karşıtı muhalifler arasında çatışmalar başladı. Aynı yılın Mart ayında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Libya hava sahasını uçuşa yasak bölge ilan etti. Fransa, İngiltere ve ABD güçleri Mart ayında Libya’yı vurmaya başladı. Sivillerin güvenliğinin sağlanması için icra edilen hava harekatlarının komutasını NATO devraldı. Kaddafi’nin komuta-kontrol unsurlarını vurmaya başladı.

Kaddafi rejiminin devrilmesi ve iç savaş


Ağustos ayında başkent Trablus’taki sarayının silahlı muhalifler tarafından basılmasının ardından kaçan Muammer Kaddafi, protestoların başlamasından sekiz ay sonra memleketi Sirte’de bir tünelde yakalanarak silahlı muhalifler tarafından öldürüldü. Libya’da rejime karşı muhalefetin çatı örgütü konumundaki Ulusal Geçiş Konseyi Libya Uluslararası Temas Grubu tarafından Libya’nın meşru yönetimi olarak tanındı.

Kaddafi rejiminin devrilmesinin ardından baş gösteren kaosta çok sayıda silahlı grup türedi. İslamcılık yeni bir siyasi güç olarak ortaya çıktı. Libya’daki ilk demokratik seçimde seçmen büyük ölçüde laik bir hükümete oy verdi. Ancak geçiş sürecini laik partiler, İslamcılar ve bağımsızlar arasındaki çekişmenin yanı sıra yeni ortaya çıkan milis gruplar arasındaki çatışmalar baltaladı.

General Haftar kim ve iç savaşın ilk yıllarında rolü neydi?

Bugün Libya’nın doğusundaki Tobruk merkezli güçlerin lideri konumundaki General Halife Haftar Libya’daki iç savaşta 2011 yılında sahadaydı. İç savaştaki rolünün daha iyi anlaşılması için ise Haftar’ın askeri kariyer geçmişine bakmak gerekiyor.


Halife Belkasım Haftar, 1969 yılında Muammer Kaddafi’yi iktidara taşıyan askeri darbede yer aldı. Kaddafi’nin genelkurmay başkanlığını yürüttü. Albay rütbesindeyken, 1980’lerin sonunda Libya-Çad savaşında Libya askerlerine komuta etti. Libya’nın yenilgisiyle sonuçlanan savaşta Haftar ve beraberindeki 600-700 asker esir düştü. Çad’da yaşanan bozgunun ardından Muammer Kaddafi, Haftar’la ters düştü.

Kaddafi, Haftar’ın askerlerinin Libya’ya iade edilmesini istedi ancak Amerikalılar Haftar ve ekibinin Zaire’ye gönderilmesini sağladı. Haftar 1988’de ABD destekli muhalif grup Libya’nın Kurtuluşu İçin Ulusal Cephe’nin askeri kanadını kurdu. ABD’den istediği mali yardımı alaayan Zaire, Haftar ve ekibini sınır dışı ederek Kenya’ya gönderdi. ABD, 1990’larda devreye girerek ABD’nin mülteci programı kapsamında Haftar ve ona bağlı 300 askerin ABD’ye yerleşmesini sağladı. Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle birlikte Libya’nın jeostratejik önemi azalınca Haftar’ın tugayına destek vermek için başlatılan ABD programı askıya alındı.

1996 yılında Haftar, Libya’nın doğusundaki dağlarda Kaddafi’ye karşı başlatılan kalkışmaya katıldı. Kalkışma başarısız olunca ABD’ye döndü. 2007 yılına kadar da ABD’nin Virginia eyaletinin Falls Church bölgesinde yaşadı, daha sonra da yine aynı eyaletteki Vienna kentine taşındı. ABD basınında yer alan haberlere göre, bu dönemde Kaddafi’nin devrilmesi girişimlerine dışardan destek verdi.

İç savaşın başladığı 2011 yılında Kaddafi’nin devrilmesi için başlatılan devrime destek vermek amacıyla Libya’ya döndü. Ancak yeni oluşan siyasi yapılarda kendisine istikrarlı bir konum bulamayınca bir süreliğine yeniden ABD’ye gitti.

Libya’da radikal selefi grupların ortaya çıkışı ve Bingazi saldırısı


2012 yılının Eylül ayında, aralarında El Kaide bağlantılı Ensar El Şeria üyelerinin de olduğu radikal militanlar ABD’nin Bingazi’deki konsolosluğunu bastı. Saldırıda ABD’nin Bingazi Büyükelçisi Christopher Stevens, basın sorumlusu Sean Smith ve iki CIA görevlisi hayatını kaybetti.

ABD’li diplomat Stevens’ın saldırının ardından CNN tarafından ele geçirilen günlüğünde kendisinin Obama yönetimini bölgedeki güvenlik koşulları konusunda uyardığı yazıyordu. Bingazi’deki bu saldırı Hillary Clinton’ın Dışişleri Bakanı olduğu döneme damga vurdu.

Haftar iç savaşta ikinci kez devrede


2014 yılı Şubat ayına gelindiğinde, BM destekli seçimlerin ardından kurulan Libya Genel Ulusal Kongresi’nin görev süresi dolduktan sonra kendisini lağvetmeyi reddederek yetkisini tek taraflı uzatmasının ardından protestolar başladı.

Yeniden devreye giren Haftar televizyondan yayınlanan konuşmasında Libya Genel Ulusal Konseyi’nin lağvedildiğini açıkladı, Libya halkına ayaklanma çağrısı yaptı. Yerel destek olmayınca Haftar’ın bu çağrısı ülke genelinde bir ayaklanmaya dönüşmedi, Haftar darbe girişimiyle suçlandı. Libya çapında bir dizi toplantı yapıp eski askerlerin de desteğini alarak gizlice kendi ordusunu kurma çalışmalarını başlattı.

2014 yılı Mayıs ayında Haftar, Bingazi’deki radikal selefi milislere karşı hava ve kara harekatı başlattı. “Onur Operasyonu” adı verilen operasyon sırasında, Libya’nın doğusunda Haftar’a bağlı hava ve kara kuvvetleri destek görüyordu.

Bu esnada ülkede güvenlik durumu iyice kötüleşti. BM personeli Libya’yı terk etti, büyükelçilikler kapandı, Trablus’un uluslararası havaalanı çatışmalarda harabeye döndü. El Kaide bağlantılı Ensar El Şeria Bingazi’nin önemli bir bölümünde kontrolu ele geçirdi.

IŞİD Libya’da sahada

2014 yılı Ekim ayında Libya’nın doğusundaki Tobruk merkezli yönetim ve batıdaki Trablus merkezli yönetim arasında çatışmalar yaşandı. Libya’daki bu bölünme silahlı grupları daha da güçlendirdi. 2014 yılı Temmuz ayı itibarıyla Libya’da faaliyet gösteren 1600 silahlı grup vardı. Bazılarının siyasi parti bağlantısı bulunuyor, bazılarınınsa temeli sadece aşiretlere dayanıyordu. Aralarında radikal selefi gruplar da vardı. Onlardan biri de IŞİD’di.

Libya’nın doğusunda Derna’daki liman IŞİD militanlarının eline geçti. Şubat ayında Mısır Hava Kuvvetleri, IŞİD’in 21 Mısırlı Hristiyanı infaz ettiği görüntüleri yayınlamasının ardından Derna’daki IŞİD hedeflerini vurdu. Libya ordusunun Derna’yı yeniden ele geçirmek için başlattığı saldırı IŞİD’i püskürtemedi. IŞİD, Trablus ve Bingazi arasındaki kıyı şeridinin ortasında kalan Sirte’de kontrolu ele geçirdi.

General Haftar’ın yükselişi ve iç savaşın ikinci aşaması

2016 yılı Ocak ayında BM, merkezi Tunus’ta bulunan geçici bir hükümetin kurulduğunu açıkladı. Ancak ne Tobruk ne de Trablus merkezli meclisler bu geçici hükümeti tanıdı. BM destekli Ulusal Birlik hükümeti, iki taraf hava sahasını engelleyince, Trablus’a gemiyle geldi. Nisan ayında BM personeli yaklaşık iki yıl aradan sonra Trablus’a döndü.

Eylül ayında, Haftar’a bağlı Libya Ulusal Ordusu ülkenin doğusundaki önemli petrol terminallerini ele geçirdi. Aralık ayında hükümet yanlısı güçler de kıyı kenti Sirte’den IŞİD militanlarını püskürttü. 2017 yılı Temmuz ayında da üç yıl süren çatışmaların ardından IŞİD Bingazi’den çıkarıldı. Bir yıl sonra Haftar, ülkenin doğusunda IŞİD’in elinde kalan son kale konumundaki Derna’nın tamamen kendisine bağlı güçlerin kontrolunda olduğunu savundu.

2018 yılının Eylül ayında Libya’nın BM destekli hükümeti, birbirine rakip milis grupları arasında çok sayıda can kaybının yaşandığı çatışmaların ardından Trablus’ta olağanüstü hal ilan etti. 2019 yılının Nisan ayına gelindiğinde, Haftar’a bağlı Libya Ulusal Ordusu Trablus’a doğru ilerlemeye başlayınca, uluslararası toplum tarafından meşru yönetim olarak tanınan Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı güçlerle çatışmalar başladı. Çatışmalar sırasında yüzlerce sivil öldü ve 140 binden fazla kişinin göç etmek zorunda kaldı.

Trump’ın General Haftar’la telefon görüşmesi

ABD Başkanı Donald Trump, 2019 yılı Nisan ayında General Haftar’la telefonda görüştü. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre Trump ve Haftar “devam eden terörle mücadele çabalarını” görüştü. Trump’ın “General Haftar’ın terörle mücadelede ve Libya’nın petrol kaynaklarının emniyete alınmasındaki önemli rolünü takdir ettiği” ve ikilinin “Libya’nın istikrarlı, demokratik bir siyasi sisteme geçişine yönelik ortak vizyonu görüştükleri” belirtildi. Beyaz Saray bu görüşmeye ilişkin açıklamayı ancak telefon görüşmesi gerçekleştikten birkaç gün sonra yapmıştı.

Haftar’ın terörle mücadeledeki rolünü destkeleyen dönemin ABD Savunma Bakanı Patrick Shanahan, Libya’da askeri çözüm olmayacağını söyledi, Washington’un bölgede demokratik istikrarın tesis edilmesi için Haftar’ın desteğine ihtiyaç duyduğunu belirtti.

Libya’da uluslararası toplumun tanıdığı El Serraj yönetimine Türkiye, Katar, İtalya destek veriyor. Haftar’a bağlı güçleri de Fransa, Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Rusya destekliyor.

Türkiye ve Libya arasında iki anlaşma birden

Doğu Akdeniz’de, Mısır, Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs’ın işbirliğiyle şekillenen enerji oyunun dışında kalmak istemeyen Ankara, Libya ile hem deniz sınırları yetki anlaşması hem de iki ülke arasında askeri işbirliğinin arttırılmasını öngören güvenlik anlaşması imzaladı.

27 Kasım’da imzalanan güvenlik anlaşması, siyasi, ekonomik ve askeri boyutuyla dikkat çeken Doğu Akdeniz geriliminde dengeleri değiştirebilme olasılığı ile dikkat çekti. Türkiye’nin Libya ile anlaşma imzalamasına ABD, AB ve Rusya tepki gösterdi.

Türkiye, Libya ile imzalanan güvenlik anlaşması kapsamında, Libya’nın Birleşmiş Milletler tarafından tanınan meşru hükümetine destek vermek amacıyla asker gönderme seçeneğinin masada olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Libya’dan böyle bir talebin gelmesi halinde, Türkiye’nin davete icabet edeceği” mesajını verdi.

Libya tezkeresi TBMM’de kabul edildi


Libya’dan resmi talebin gelmesinin ardından Türkiye’nin bölgeye asker göndermesinin önünü açacak tezkere de TBMM’de 2 Ocak günü kabul edildi. Uluslararası basında Türkiye’nin Suriye’de desteklediği rejim karşıtı muhalif unsurların bazılarını da Libya’ya göndereceği haberleri yer aldı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi, Türkiye’nin Libya’ya asker gönderme kararına sert bir dille tepki gösterdi, “Kimsenin Libya’yı kontrol etmesine izin vermeyeceğiz. Bu, bizim için bir ulusal güvenlik meselesi” dedi.

Trump-Erdoğan görüşmesinde Libya mesajı

Libya konusu ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2 Ocak günü yaptığı telefon görüşmesinde de ele alındı. Türk tarafından telefon görüşmesine ilişkin yapılan açıklamada Başkan Trump’ın Libya konusunda verdiği mesajın içeriği yer almadı ancak Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada “Başkan Trump dış müdahalelerin Libya’daki durumu karmaşık hale getirdiğine dikkat çekti” ifadeleri yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan 5 Ocak günü Türk televizyonlarının ortak yayınında, Türk askerlerinin peyderpey Libya’ya gititklerini söyledi. Erdoğan, “Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Libya’daki mevcudiyetinin amacı savaşmak ya da savaştırmak değil. Meşru hükümete destek sağlayarak bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyecek ve insani trajedilere yol açacak gelişmeleri önlemek ve hatta bir an önce anayasayı hazırlamaktır” şeklinde konuştu.

Sarraj ateşkesi imzaladı Hafter süre istedi

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Libya’da koşulsuz ve açık uçlu bir ateşkes anlaşmasına varmak için yapılan görüşmelerde olumlu ilerleme sağlandığını ancak kesin bir sonuca varılamadığını söyledi.

Taslak metin neler içeriyor?

Moskova’daki Libya görüşmesinde ateşkes konusunda bir taslak metin oluşturuldu. Rus haber ajansı RIA’nın bildirdiğine göre, taslak metinde iki tarafın Trablus ve diğer kentlerde durumu istikrara kavuşturmak için adımlar atmayı planladığı belirtiliyor. Metinde, iki tarafa saldırı amaçlı tüm askeri eylemleri sonlandırma çağrısı yapılıyor. Çatışan taraflar arasında temas hattını belirlemek üzere askeri bir komisyonun oluşturulması çağrısını da içeren metinde, iki tarafın da koşulsuz ve açık uçlu bir ateşkesi desteklediği kaydediliyor.

Moskova’daki görüşmeler kapsamında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da Rus muhataplarıyla bir araya geldi.

Lavrov gazetecilere yaptığı açıklamada, çatışmadaki bazı tarafların ateşkes anlaşmasına imza attığını ancak doğudaki Libya Ulusal Ordusu grubunun komutanı Halife Hafter’ın durumu değerlendirmek için biraz daha zaman istediğini belirtti.

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Fayez El Sarraj tarafının ise taslak metni imzaladığı açıklandı.

Çavuşoğlu: “Rusya’yla çalışmaya devam edeceğiz”

Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Hafter’in anlaşmayı gözden geçirmek için Salı sabahına kadar süre talep ettiğini kaydetti. AA’nın haberine göre Çavuşoğlu, “Yarın sabah Hafter tarafı da bu metni imzalarsa daha önce girişimimiz ve iki başkanın çağrısı sonucunda sözlü olarak ateşkese uyacaklarını ilan eden Serrac ve Hafter tarafı yazılı bir şekilde bu taahhüdünü yerine getireceklerdir. Ondan sonra ateşkesin devamı ve siyasi sürecin hızlanması, Berlin ve BM çabaları dahil, neticeye ulaşılması için biz Rusya ile çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Rus bakan Lavrov da, Sarraj tarafından da olumlu bir karar çıkacağını ifade ederek, Türkiye ve Rusya’nın şu anda üzerinde görüşülen anlaşmaların uygulanması için taraflara gerekli desteği sağlamaya devam edeceğini sözlerine ekledi.

Moskova, Libya’daki savaşan tarafların liderleri arasında dolaylı barış görüşmelerine ev sahipliği yaptı. Türkiye ve Rusya, tarafları 9 aydır süren iç savaşı sona erdirmek için bağlayıcı bir ateşkes anlaşması imzalamaya ve böylece bu Kuzey afrika ülkesine istikrar getirecek bir çözümün zeminini hazırlamaya çağırıyor.

Haftasonunda iki taraf da ateşkese bağlı kalacaklarını beyan etmişti.