“Sarı Yelek” eylemleri kapitalizme karşı bir başkaldırı mı?

Fransa halkının ülkenin Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ekonomik siyasetlerine karşı itirazı ve protesto gösterileri, artık binlerce Fransız vatandaşının Paris sokaklarında ekonomik taleplerden ziyade Macron’un istifa edilmesini istemeleri ile üçüncü haftasına girdi. Macron’un geri adım atarak akaryakıta getirileceği öngörülen ek vergi yasasının uygulanmasını 6 ay ertelemesi de protesto gösterilerini durduramadı.

Fransa hükümetinin bütün çabalarına rağmen birçok Fransız hala Macron’un siyasetlerini ve performansını eleştirmek için sokaklarda slogan atmaktadır. Sarı Yelekliler diye tanınan protestocular Cumartesi gününde toplanmak için de bir çağrıda bulunmuşlardır. 17 Kasım tarihinden başlamış olan Fransa’daki son gerginlikler günden güne sadece Fransa’da değil Hollanda ve Belçika gibi Avrupalı ülkelerde de yayılmaktadır.
Kapitalizm karşıtı bir mahiyet taşıyan bu protesto hareketi, sosyal ağlardaki çağrılar neticesinde akaryakıta yapılan zamdan dolayı başlamasa da bu gösterilerin yayılması ve sürdürülmesi halkın derin isteklerini ve Fransa hükümetinin sosyal, ekonomik ve siyasi alandaki siyasetlerinin işlevsizliğini gösteriyor. Özellikle de Emmanuel Macron’un kendisinin de Avrupa’nın kapitalizm sisteminin içinden gelmesi bu gösterilere başka bir boyut kazandırmıştır.

Fransa Başbakanı Edouard  Philippe  bu konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “ Bu kızgınlık ve öfke, çok derin ve köklüdür. Bu öfkenin kökü adaletsizlikte aranmalıdır. Bu kişiler iyi bir hayat sürdüremeyen çocuklarının gereksinimlerini karşılayamayan insanlardır.”dedi.

Avrupa ülkeleri özellikle de Fransa uzun süredir, iç meselelerdeki ihtilafların artması, Britanya’nın Avrupa Birliğinden çıkması, Avrupa’da terörizmin yayılması, göçmenler ile ilgili zorluklar, işsizlik oranının artması, ekonomik büyümenin azalması ve masrafların artması gibi değişik siyasi, ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kalmıştır.

Buna rağmen Macron’un Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinden yaklaşık iki yıl geçmesinin ardından Fransa’nın sosyo-ekonomik durumunda olumlu bir gelişme görülmemiştir. Daha da kötüsü, Macron’un popülarite oranının günümüzde protestocuların onun istifasını isteyecek kadar günden güne azalmasıdır.

Fransa polisinin göstericilere karşı orantısız güç kullanması ve şiddetli bir şekilde tepki göstermesi, aynı zamanda Macron’un kendi reformcu programlarını uygulamaya devam edeceğine dair ilk ısrarcı tutumu, şimdi hükümetin göstericilerin liderleri ile görüşmek çağrısında bulunarak olayları alttan almasına rağmen, hala bir müzakerenin gerçekleşmemesine neden olmuştur.

Nitekim Sarı Yelekliler Hareketi bu çağrıya ret cevabı vererek bu çağrıyı kapitalizme karşı olan göstericilerin önüne ” Dökülen Ekmek Kırıntıları” tabiri ile tanımlamış ve hükümetin daha ciddi girişimlerde ve siyasetlerde bulunmasını istemiştir.

Siyasi analist Dominique Muise bu konuda şöyle bir değerlendirmede bulundu:” Fransa’daki toplumun orta ve işçi sınıfı, kendilerini mutsuz ve hüsrana uğramış hissediyorlar, bu yüzden öfkelenmişlerdir öyle ki günden güne geleceğe yönelik daha fazla ümitsizliğe kapılmaktadırlar. Onlar Macron’u, zenginlerin Cumhurbaşkanı olarak bilirler.

Halihazırda Sarı Yelekliler Hareketi daha da yayılmış hali ile son yıllarda ekonomik siyasetlerin baskılarını yakından hissetmiş  öfkeli ve protestocu insanların tecelli ettiği halini yansıtmaktadır. Bu insanlar, kapitalizmi protesto ederek şimdi ise ekonomik ve diğer bütün alanlarda adaletin sağlanmasını istiyorlar.

Fransız yetkililer ise durumun iyileştirilmesi, protestocuların isteklerinin göz önünde bulundurulması ve onlarla görüşüleceği sözü vermişler. Ancak görünen o ki bu vaatler gerçekleşmeyecek ve böylece bu geniş kapsamlı itirazlar ve protesto hareketleri devam edecektir. | iznews

İlgili Haberler