24.2 C
İstanbul
Pazar, Haziran 20, 2021

SADAT kurucusu Ergür’den Peker’in iddialarına yanıt

SADAT’ın kurucusu Ersan Ergür, Cüneyt Özdemir’e konuk olarak iddialara canlı yayında yanıt verdi

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, dün yayımladığı videoda SADAT’ın kendi üzerinden Suriye’deki El Nusra’ya silah gönderdiğini öne sürdü.

 SADAT yaptığı açıklamayla bu iddiayı reddetti ve “Sedat Peker silah kaçakçılığı yaptığını itiraf etmiştir” ifadelerini kullandı.

SADAT’ın kurucusu Ersan Ergür, Cüneyt Özdemir’e konuk olarak iddialara canlı yayında yanıt verdi.

Peker’in açıklamalarının SADAT nezdinde bir ehemmiyetinin olmadığını söyleyen Ergür, “15 Temmuz öncesinde de SADAT’ın El Nusra ile ilişkileri olduğuna dair haberler yapılıyordu” diyerek ‘FETÖ’ye işaret etti.

Ergür’ün açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

28 Şubat sürecinde, TSK’den inançları doğrultusunda ve eşleri başörtülü olduğu için çıkarılan 2 bin 500-3 bin subay ve astsubaydan biriyim. SADAT’ın kurucularının tamamı subay ve astsubaylardan oluşur.

SADAT’IN KURULUŞ AMACI

Dünya üzerinde 70’den fazla özel askeri şirketler İslam coğrafyası başta olmak üzere yakın coğrafyamızdaki birçok ülkenin silahlı kuvvetlerine eğitim, donatım ve hizmet desteği vermektedirler. Bu desteği maalesef bugün 4’üncü Dünya Savaşı dediğimiz asimetrik vekalet savaşları kapsamında bölgemizdeki ülkelerin iç karışıklığına sebebiyet verecek birtakım ideolojik söylemlerle amaç ve hedeflerini tamamen kendilerinin milli menfaatlerine uygun getirmek amacıyla kullanıldığını görüyoruz.

Bu noktada SADAT İslam ülkelerinin kendi içindeki ve komşularıyla olan sorunları belirleyerek kendi kültürel ve ahlaki yapıları belirleyerek bir silahlı kuvvetler yapılanması ortaya koyacak, kendileriyle barışık bir sistemi oluşturmayı sağlayacak bir eğitim, lojistik ve danışmanlık hizmeti veriyor.

SADAT’ın tek görev alanı vardır; o da İslam ülkelerindeki resmi silahlı kuvvetlere eğitim ve danışmanlık hizmeti vermektir.

ADNAN TANRIVERDİ’NİN ‘MEHDİ’ SÖYLEMİ

Adnan Paşamızın buradaki maksadı şu; İslam dünyası kan ve gözyaşına mahkum bırakılmış vaziyette. Kendi iç çekişmeleriyle uğraşmaktan kendi halklarının refah düzeyini yükseltecek faaliyetler icra etmekten geri kaldılar. Batı’yla olan ilişkilerinde her zaman tokat yiyen konuma düşmüşler. Dolayısıyla İslam inancında şöyle bir inanç var; İslam birliğinin Mehdi yoluyla kurulacağına dair bir beklenti var.

Adnan Paşa, yaptığı çalışmalar sırasında bazı İslam alimleriyle diyaloga giriyor. Bu diyaloglarda İslam alimlerinin Mehdi’yi beklediklerini söylemesi üzerine Adnan Paşa, “Mehdi’nin gelmesini bekleyen bir zihniyetin, İslam ülkelerinin kendi aralarındaki problemlerin çözücü, kendi aralarındaki ekonomik ve siyasi ilişkileri artırıcı bir çözüm önerisi getirmesi mümkün gözükmüyor” diyor. Burada da kurduğu cümle şu, “Biz ortamı hazırlamadan Allah, Mehdi hazretlerini gönderir mi?” diyor.

15 TEMMUZ GECESİ SADAT SOKAKTA MIYDI?

SADAT, 15 Temmuz gecesi şirket olarak sokaklarda değildi. Ancak elbette ki SADAT’ın oluşumunu oluşturan bireyler ve fertler ülkesini seven her Türk vatandaşı gibi sokaktaydı. Silahlı değildik. Kendi beylik silahlarımızı bile almadık yanımıza. Bizim karşımızdaki insanlar Türk halkının bağrından çıkmış ordunun mensupları. Kendi insanımıza silah doğrultarak, iç savaş çıkarmaya sebep olacak birtakım hareketlerle darbe girişimini engellemek doğru olur mu?

ADNAN TANRIVERDİ’NİN KRİTİK TOPLANTILARDA BULUNMASI

Adnan Paşa Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı görevine başladığında SADAT YK Başkanlığından istifa etti sadece yönetim kurulu üyesi olarak kaldı.

ÖSO ve Libya’daki unsurlar eğitildi mi?

Hayır. Bugün kargaşa içerisinde olan ve dünya devletlerinin boy gösterdiği Suriye, Libya ve Dağlık Karabağ bölgesinde SADAT’ın resmi veya gayriresmi hiçbir faaliyeti yoktur.

Suriye’de hiçbir grupla hiçbir ilişkiniz oldu mu?

Hayır olmadı. Ama elbette ki ASSAM olarak İslam dünyasındaki ticari ve siyasi işbirliği için çalışan bir unsuruz. ASSAM üyeleri aynı zamanda SADAT’ın kurucuları ve yöneticileri arasında.

Burada bir problem olmuyor mu?

Bir yerde ticari bir kuruluş var. Asıl amacı İslam ülkelerinde eğitim vererek para kazanmak. ASSAM ise bir Sivil Toplum Kuruluşu. O da bambaşka bir açıda. İkisinin de kurucusu aynı. İdealleri aynı.

Burada bir iç içe geçmişlik olmuyor mu?

SADAT’ın kuruluşuyla bir örnek vermek istiyorum. 1997 yılında Adnan Paşa muvazzaf subay olarak görevdeyken TSK’deki bir heyetle Bosna Hersek’e Barış Gücü’nü görmeye gidiyor. Burada bir ABD firması orduya eğitim vermeyi talep ediyor. İzzetbegovic de “Türkiye’nin haberi varsa ve onay veriyorsa olur” diye cevap veriyor. Bu şirket TSK’yle iletişime geçiyor. Bu konu Adnan Paşamızın da olduğu yerde konuşuluyor. Bu şirket Bosna ordusunun kaynaklarını, ihtiyacı olmayan şeylere harcatıyor. Böylece hem yoksul düşüyorlar hem de doğru bir stratejiyi vermemiş oluyorlar. Biz kendi coğrafyamızda doğru değerlendirmelerle sonuca gitme çabasındayız.

Meral Akşener’in “SADAT’ın eğitim üsleri var” iddiası olmuştu. Bu eğitimi siz nerede veriyorsunuz? Personel nerede eğitiliyor?

Türkiye’de SADAT hiçbir şekilde eğitim vermemektedir. Türkiye’deki hukuki mevzuat da buna müsait değil. Bu açıdan baktığımız zaman Meral Akşener’in dillendirdiği gibi Türkiye’de herhangi bir eğitim kampı ya da tesisi bulunmamaktadır. Ankara Başsavcılığı o dönem Akşener’i ifadeye çağırmıştı. Savcılık, “Bilgiyi nereden aldınız?” diye soruyor. Akşener ise “Hatırlamıyorum” diyor. “Belgeniz var mı?” sorusuna da “Yok” diye cevap veriyor. Böyle bir mantık olur mu? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da kovuşturmaya yer yok kararı verdi.

Şu anda nerede eğitim veriyorsunuz?

Bu ticari bir faaliyet olduğu için ben SADAT’ın şu anda hangi ülkelerle irtibat halinde olduğu ve ne gibi eğitimler verdiği konusunda yorum yapmak istemiyorum. Bu anlaşma ve sözleşmelerde gizlilik esastır. SADAT bu konuyu hiçbir kamuoyu veya devletlerle paylaşmamaktadır. Elbette ki devletimiz kendi istihbarat birimleriyle bunu bilmektedir.

İsrail’de SADAT’la bağlantılı bir profesörün yakalandığı yönünde haberler çıktı. Bunlar doğru mu?

Bunlar kesinlikle yanlış. Olmayan bir şeyde bu kadar yaygara koparan iç ve dış basın mensupları eğer gerçek anlamda İsrail’de böyle bir şans yakalamış olsaydı Türkiye’yi uluslararası hukuk çerçevesinde bu kadar serbest ve başıboş bırakırlar mıydı? Bu tamamen yalan bir haber.

SADAT’ın kurucusu Ersan Ergür, Cüneyt Özdemir’e konuk olarak iddialara canlı yayında yanıt verdi

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, dün yayımladığı videoda SADAT’ın kendi üzerinden Suriye’deki El Nusra’ya silah gönderdiğini öne sürdü.

 SADAT yaptığı açıklamayla bu iddiayı reddetti ve “Sedat Peker silah kaçakçılığı yaptığını itiraf etmiştir” ifadelerini kullandı.

SADAT’ın kurucusu Ersan Ergür, Cüneyt Özdemir’e konuk olarak iddialara canlı yayında yanıt verdi.

Peker’in açıklamalarının SADAT nezdinde bir ehemmiyetinin olmadığını söyleyen Ergür, “15 Temmuz öncesinde de SADAT’ın El Nusra ile ilişkileri olduğuna dair haberler yapılıyordu” diyerek ‘FETÖ’ye işaret etti.

Ergür’ün açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

28 Şubat sürecinde, TSK’den inançları doğrultusunda ve eşleri başörtülü olduğu için çıkarılan 2 bin 500-3 bin subay ve astsubaydan biriyim. SADAT’ın kurucularının tamamı subay ve astsubaylardan oluşur.

SADAT’IN KURULUŞ AMACI

Dünya üzerinde 70’den fazla özel askeri şirketler İslam coğrafyası başta olmak üzere yakın coğrafyamızdaki birçok ülkenin silahlı kuvvetlerine eğitim, donatım ve hizmet desteği vermektedirler. Bu desteği maalesef bugün 4’üncü Dünya Savaşı dediğimiz asimetrik vekalet savaşları kapsamında bölgemizdeki ülkelerin iç karışıklığına sebebiyet verecek birtakım ideolojik söylemlerle amaç ve hedeflerini tamamen kendilerinin milli menfaatlerine uygun getirmek amacıyla kullanıldığını görüyoruz.

Bu noktada SADAT İslam ülkelerinin kendi içindeki ve komşularıyla olan sorunları belirleyerek kendi kültürel ve ahlaki yapıları belirleyerek bir silahlı kuvvetler yapılanması ortaya koyacak, kendileriyle barışık bir sistemi oluşturmayı sağlayacak bir eğitim, lojistik ve danışmanlık hizmeti veriyor.

SADAT’ın tek görev alanı vardır; o da İslam ülkelerindeki resmi silahlı kuvvetlere eğitim ve danışmanlık hizmeti vermektir.

ADNAN TANRIVERDİ’NİN ‘MEHDİ’ SÖYLEMİ

Adnan Paşamızın buradaki maksadı şu; İslam dünyası kan ve gözyaşına mahkum bırakılmış vaziyette. Kendi iç çekişmeleriyle uğraşmaktan kendi halklarının refah düzeyini yükseltecek faaliyetler icra etmekten geri kaldılar. Batı’yla olan ilişkilerinde her zaman tokat yiyen konuma düşmüşler. Dolayısıyla İslam inancında şöyle bir inanç var; İslam birliğinin Mehdi yoluyla kurulacağına dair bir beklenti var.

Adnan Paşa, yaptığı çalışmalar sırasında bazı İslam alimleriyle diyaloga giriyor. Bu diyaloglarda İslam alimlerinin Mehdi’yi beklediklerini söylemesi üzerine Adnan Paşa, “Mehdi’nin gelmesini bekleyen bir zihniyetin, İslam ülkelerinin kendi aralarındaki problemlerin çözücü, kendi aralarındaki ekonomik ve siyasi ilişkileri artırıcı bir çözüm önerisi getirmesi mümkün gözükmüyor” diyor. Burada da kurduğu cümle şu, “Biz ortamı hazırlamadan Allah, Mehdi hazretlerini gönderir mi?” diyor.

15 TEMMUZ GECESİ SADAT SOKAKTA MIYDI?

SADAT, 15 Temmuz gecesi şirket olarak sokaklarda değildi. Ancak elbette ki SADAT’ın oluşumunu oluşturan bireyler ve fertler ülkesini seven her Türk vatandaşı gibi sokaktaydı. Silahlı değildik. Kendi beylik silahlarımızı bile almadık yanımıza. Bizim karşımızdaki insanlar Türk halkının bağrından çıkmış ordunun mensupları. Kendi insanımıza silah doğrultarak, iç savaş çıkarmaya sebep olacak birtakım hareketlerle darbe girişimini engellemek doğru olur mu?

ADNAN TANRIVERDİ’NİN KRİTİK TOPLANTILARDA BULUNMASI

Adnan Paşa Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı görevine başladığında SADAT YK Başkanlığından istifa etti sadece yönetim kurulu üyesi olarak kaldı.

ÖSO ve Libya’daki unsurlar eğitildi mi?

Hayır. Bugün kargaşa içerisinde olan ve dünya devletlerinin boy gösterdiği Suriye, Libya ve Dağlık Karabağ bölgesinde SADAT’ın resmi veya gayriresmi hiçbir faaliyeti yoktur.

Suriye’de hiçbir grupla hiçbir ilişkiniz oldu mu?

Hayır olmadı. Ama elbette ki ASSAM olarak İslam dünyasındaki ticari ve siyasi işbirliği için çalışan bir unsuruz. ASSAM üyeleri aynı zamanda SADAT’ın kurucuları ve yöneticileri arasında.

Burada bir problem olmuyor mu?

Bir yerde ticari bir kuruluş var. Asıl amacı İslam ülkelerinde eğitim vererek para kazanmak. ASSAM ise bir Sivil Toplum Kuruluşu. O da bambaşka bir açıda. İkisinin de kurucusu aynı. İdealleri aynı.

Burada bir iç içe geçmişlik olmuyor mu?

SADAT’ın kuruluşuyla bir örnek vermek istiyorum. 1997 yılında Adnan Paşa muvazzaf subay olarak görevdeyken TSK’deki bir heyetle Bosna Hersek’e Barış Gücü’nü görmeye gidiyor. Burada bir ABD firması orduya eğitim vermeyi talep ediyor. İzzetbegovic de “Türkiye’nin haberi varsa ve onay veriyorsa olur” diye cevap veriyor. Bu şirket TSK’yle iletişime geçiyor. Bu konu Adnan Paşamızın da olduğu yerde konuşuluyor. Bu şirket Bosna ordusunun kaynaklarını, ihtiyacı olmayan şeylere harcatıyor. Böylece hem yoksul düşüyorlar hem de doğru bir stratejiyi vermemiş oluyorlar. Biz kendi coğrafyamızda doğru değerlendirmelerle sonuca gitme çabasındayız.

Meral Akşener’in “SADAT’ın eğitim üsleri var” iddiası olmuştu. Bu eğitimi siz nerede veriyorsunuz? Personel nerede eğitiliyor?

Türkiye’de SADAT hiçbir şekilde eğitim vermemektedir. Türkiye’deki hukuki mevzuat da buna müsait değil. Bu açıdan baktığımız zaman Meral Akşener’in dillendirdiği gibi Türkiye’de herhangi bir eğitim kampı ya da tesisi bulunmamaktadır. Ankara Başsavcılığı o dönem Akşener’i ifadeye çağırmıştı. Savcılık, “Bilgiyi nereden aldınız?” diye soruyor. Akşener ise “Hatırlamıyorum” diyor. “Belgeniz var mı?” sorusuna da “Yok” diye cevap veriyor. Böyle bir mantık olur mu? Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da kovuşturmaya yer yok kararı verdi.

Şu anda nerede eğitim veriyorsunuz?

Bu ticari bir faaliyet olduğu için ben SADAT’ın şu anda hangi ülkelerle irtibat halinde olduğu ve ne gibi eğitimler verdiği konusunda yorum yapmak istemiyorum. Bu anlaşma ve sözleşmelerde gizlilik esastır. SADAT bu konuyu hiçbir kamuoyu veya devletlerle paylaşmamaktadır. Elbette ki devletimiz kendi istihbarat birimleriyle bunu bilmektedir.

İsrail’de SADAT’la bağlantılı bir profesörün yakalandığı yönünde haberler çıktı. Bunlar doğru mu?

Bunlar kesinlikle yanlış. Olmayan bir şeyde bu kadar yaygara koparan iç ve dış basın mensupları eğer gerçek anlamda İsrail’de böyle bir şans yakalamış olsaydı Türkiye’yi uluslararası hukuk çerçevesinde bu kadar serbest ve başıboş bırakırlar mıydı? Bu tamamen yalan bir haber.

Bugünden