Rojava suyu BMGK gündeminde: Suriye’nin BM Temsilcisi Caferi, Su kesintilerinden Türkiye sorumlu!

Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Sinirlioğlu, Haseki’ye sürdürülebilir ve tam kapasite su temininin elektrik enerjisinin kesintisiz olarak sağlanmasına bağlı olduğunu belirterek, “Biz, kalıcı bir çözüm için BM ile çalışmaya hazırız” dedi.

Rojava’daki El-Hol Kampı ve Haseki kenti dahil birçok yere su sağlayan Aluk su istasyonundan gelen suyun Türkiye destekli silahlı gruplar tarafından kesilmesi Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde gündeme geldi.

BM Güvenlik Konseyinin Suriye’deki insani durumu görüştüğü oturumda, BM Bölgesel İnsani Yardımlar Koordinatörü Yardımcısı Ramesh Rajasingham, Haseke ve Hol kampında yaşanan su kesintilerine dikkati çekti.

Aluk su tesisinde bu yıl en az 13 kesinti yaşandığını belirten Rajasingham, Haseke bölgesindeki 460 bin sivilin kesintilerden olumsuz etkilendiğini söyledi.

Ramesh Rajasingham, “22 Ağustos’ta Tishrin Barajı’ndan Mabrouka ve Derbasieh elektrik istasyonlarına elektrik sağlandı ve ardından Aluk’taki 34 sondaj kuyusundan dokuzu su üretmeye başladı. Teknik ekipler, 25 Ağustos’ta istasyonda önemli onarımları gerçekleştirdi. Düşük pompalama kapasitesi ve 25 Ağustos’taki başka bir kesinti nedeniyle, su henüz Haseki’ye ulaşmış değil. Su kıtlığına yanıt olarak, insani yardım ortakları bölgeye her gün tahmini 2.500 m3 su ulaştırmaktadır. Ancak bu ne yeterli ne de sürdürülebilir bir çözümdür” dedi.

BM Bölgesel İnsani Yardımlar Koordinatörü Yardımcısı Ramesh Rajasingham, çatışan tarafların uluslararası insani hukuka göre, sivil halkın hayatta kalması için vazgeçilmez olan su tesisatlarına zarar vermemeye mecbur olduklarını vurguladı.

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşşar Caferi ise su kesintilerinden Türkiye’yi sorumlu tuttu.

Türkiye destekli grupların Aluk istasyonundaki suyu ve beslenme kuyularını 16 defadan fazla kestiğini belirten Caferi, Haseki kenti ve çevresinde bir milyondan fazla sivilin susuz kaldığını ve yirmi günden fazla süredir susuzluktan mustarip olduklarını belirtti.

“Kalıcı bir çözüm için BM ile çalışmaya hazırız”

Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Sinirlioğlu da Türkiye’nin su kesintisi uyguladığı yönündeki haberlerin “iddia” olduğunu, Aluk su tesisinin YPG’nin kontrolündeki Tişrin Barajı’ndan gelen elektrikle çalıştığını ve Aluk’un elektriğinin Kasım 2019’dan bu YPG tarafından düzenli ve kasıtlı olarak kesildiğini ileri sürdü.

Türkiye’nin çabaları sonucu Aluk’a elektrik verilmeye başladığını ve bu sayede su tesisinden yeniden su çıkarılmaya başlanabildiğini iddia eden Sinirlioğlu, ”Haseki’ye sürdürülebilir ve tam kapasite su temini, elektrik enerjisinin kesintisiz olarak sağlanmasına bağlı ve biz, kalıcı bir çözüm için BM ile çalışmaya hazırız” dedi.

Sinirlioğlu, YPG ve Suriye hükümetinin su kaynaklarını silah olarak kullanmasına ve yeni tip koronavirüsü (Kovid-19) “suistimal etmesine müsaade edilmemesi gerektiğini” belirtti.

HRW: Türkiye destekli gruplar suyu kesiyor

Sere Kaniye’nin 6 kilometre doğusunda bulunan istasyon Haseki ve Til Temir kentleri ile El Hol, El Arişe, Waşo Kani kampları ve diğer bölgelerin ana su kaynağı konumunda.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), daha önce paylaştığı raporunda Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu’na (SMO) bağlı grupların Rojava’ya su sağlayan kaynağı kestiğini ve bu durumun kodronavirüsle mücadeleyi tehlikeye attığını açıklamıştı.

HRW, Sere Kani yakınlarındaki Aluk su tedarik istasyonunun kontrolünün geçen Ekim 2018’dan bu yana Türkiye destekli güçlerin kontrolünde olduğunu, bu istasyonun toplam 460 bin kişinin yaşadığı Heseke kenti ile yerlerinden ayrılmak zorunda kalanların yaşadığı üç ayrı kampa su sağladığını belirtmişti.

HRW raporunda, “Bölgedeki Kürt yetkililer, suyun kesilme sebebi ile ilgili Türkiye’yi suçluyor. Türkiye’nin suyu keserek, bölgedeki Kürt otoritesini, kendi kontrolü altındaki bölgeye elektrik sağlama konusunda baskı almaya çalıştığı savunuluyor” ifadelerin yer verilmişti.

Türkiye ise Teşrin Barajı’nı kontrol altında tutan Kürt yönetiminin, yeterli elektrik sağlamadığı için su istasyonunun devre dışı kaldığını savunuyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporunda, bölgede insani yardım çalışmalarına katılan kişilere dayanarak, barajlardan Türkiye kontrolündeki bölgeye, su istasyonunu çalıştıracak kadar elektrik gittiği kaydediliyor.

49 sivil toplum örgütü su kesintisini kınamıştı

Mart ayında açıklama yapan 49 Suriyeli sivil toplum örgütü Türkiye’nin kasıtlı olarak suyu kesmesini kınamıştı.

Ortak bildiriyi imzalayan kuruluşlar, su kesintisinin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu ve savaş suçu oluşturduğunu bellirtmişti.

Sözkonusu bildiriyi imzalayan örgütler, Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), İnsani İşler Eşgüdüm Ofisi, İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, ABD Hükümeti ve Avrupa Birliğine şu çağrıda bulunmuştu:

Su kesintilerine derhal son verilmesi için Türk hükümetine baskı yapılması.

Aluk su istasyonunun siyasi ve askeri çatışmalardan uzak tutulması ve Türkiye destekli grupların istasyonu şantaj malzemesi olarak kullanmasının durdurulması.

Rojava’daki tüm insanların, hiçbir şekilde ayrım gözetmeksizin su kaynaklarından adil bir şekilde yararlanmalarının sağlanması.