25 C
İstanbul
Perşembe, Eylül 16, 2021

Orhan Pamuk: Türkiye demokrasinin yalnızca sandıkta oy atma kısmı kaldı, istenilen sonuç çıkmayınca o sandıklar da kaçırılıyor

‘Zenginle fakir çok farklı, birbirinden ayrılmış ve fena bir gelir dağılımı eşitsizliği var’

Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk, Türkiye’de demokrasinin yalnızca sandıkta oy verme kısmının kaldığını ifade ederek “Türkiye bir demokrasi değil. Şu anlamda bir demokrasi, sandığa gidiliyor ve oylar veriliyor. Ama unutmayın sandıktan istenilen sonuç çıkmayınca Doğu illerinde olduğu gibi İstanbul’un belediye seçiminde birinci seçimde olduğu gibi o sandıklarda kaçırılıyor. Türkiye’de eğer iktidar partisine oy veriyorsanız demokrasiye benzeyen bir şey olur. Çünkü o oyları sayıyorlar. Fikir özgürlüğü yok, bir kuvvetler ayrımı yani mahkemelerin bağımsızlığı yok” dedi.

Kısa Dalga’dan Ahmet Orhan’ya konuşan Pamuk ‘Veba Geceleri’ni yazma sürecinden bahsederken 40 yıldır düşündüğünü ve 5 yıl önce yazmaya başladığını belirterek “Hepimiz salgını yaşadık. O sırada herkes bana ‘Ya tam senin romanındaki gibi, sen de salgın romanı yazıyordun’ diyordu. Önce bir mistik bir şeye kapıldım; ‘Bu ne biçim hayatın bir tesadüfü, bu ne Allah’ın işi’ gibi… 15 gün önce kederlendim depresyon diyorlar, hüzünlendim, moralim bozuldu” dedi. 

“İSTENİLEN SONUÇ ÇIKMAYINCA O SANDIKLAR DA KAÇIRILIYOR’

Türkiye’de demokrasinin yalnızca sandığa oy atma kısmının kaldığını ifade eden Pamuk şöyle konuştu:

“Zenginle fakir çok farklı, birbirinden ayrılmış ve fena bir gelir dağılımı eşitsizliği var. Bundan daha önemlisi bizde artık demokrasinin yalnızca sandıkta oy atma kısmı kaldı. Demokrasinin kuvvetler ayrılığı kalmadı. Mahkemelerin bağımsızlığı kalmadı ve en önemlisi fikir özgürlüğü düşünce özgürlüğü kalmadı. Azınlıklara saygı kalmadı. 

Türkiye bir demokrasi değil. Şu anlamda bir demokrasi, sandığa gidiliyor ve oylar veriliyor. Ama unutmayın sandıktan istenilen sonuç çıkmayınca Doğu illerinde olduğu gibi İstanbul’un belediye seçiminde birinci seçimde olduğu gibi o sandıklar da kaçırılıyor. Türkiye’de eğer iktidar partisine oy veriyorsanız demokrasiye benzeyen bir şey olur. Çünkü o oyları sayıyorlar. Fikir özgürlüğü yok, bir kuvvetler ayrımı yani mahkemelerin bağımsızlığı yok.

Denetleyen kurumların bağımsızlığı yok. Merkez Bankası’nın bile bağımsızlığı kalmadı. O demokrasiyle o kadar ilgili de değil. Ama bu demokrasiyi demokrasi yapan bütün unsurlardan yalnızca sandığa oy atmak. Eğer hükümete gidiyorsa sayılır gitmezse de şüphelidir. Konuşulacak asıl konu budur.”

‘NE YAZIK Kİ DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ YOK’

“Diğer konular Türkiye’nin sosyolojik yapısı bilmem bunları eleştiremiyorsan bunların kabahatlisini söyleyemiyorsan, söylemek süs oluyor… Her akşam televizyonda tartışıp duruyorlar.

Ama düşünce özgürlüğü olmadığını, bu fikirlere karşı gereken fikirlerin temsil edilmediği, Kürt görüşünün daha da değişik görüşlerin -hepsine de katılmak zorunda değiliz- temsil edilmediği bir uydurma bir dünyada yaşıyoruz. Antropolojik tahlil yapalım da sonra eleştiremiyorsak bunu yapmak da bir şey söylemek olmuyor, oyalamaca oluyor. Söylenecek bence tek şey ne yazık ki düşünce özgürlüğü yok. Hapishanelerinde en çok gazeteci olan, hükümeti eleştirenlerin en çok hapishaneye tıkıldığı yer dünyada Türkiye.

Bundan sonrasında konuşamayacaksan konuşmayacaksın. Kardeşim bu sefer süs oluyor konuşma. Böyle düşünüyorum. Akşam televizyonlarda, akşam tartışmalarının hepsi süs. Asıl sorunları gizlemek için yapılmış. Tamam bazen oraya çok değerli insanlar çıkıyor, bazılarını takdir ediyorum ama o adam da doğruyu söyleyemiyor ki.

O zaman o adamın kabahati değil. Düşünce özgürlüğü olmayan bir yerde hiç kimse en sonunda hakiki olamaz. Tek konu budur. Düşünce özgürlüğü istiyoruz önce sonra konuşalım, memleketin sorunlarını. 

Düşünce özgürlüğü yoksa gene çaresiz kalıyorsun ona dokunma, buna dokunma, onun adını anma, bunun adını anma. Reis’in adını anma.

Ama bir şeyler söylemeye çalışıyoruz ama sınırlı bir söyleme.”

‘SİYASET SORANA DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ YOK DİYORUM’   

“Gazeteciler sorduğu için konuşuyorum, Ben siyasi konuşmaya yapmaya meraklı değilim.

Siyaset sorana düşünce özgürlüğü yok diyorum. Artık düşünce özgürlüğü yok dedikten sonra akrobatik hareketlerle bir iki siyasi laf da ediyoruz ama ondan sonra da saldırıları bekliyoruz.

Siyasi laf edenleri sokakta dövüyorlar, parmaklarını kırıyorlar, tehditler ediyorlar, mafya karışıyor işin içine.”

‘Zenginle fakir çok farklı, birbirinden ayrılmış ve fena bir gelir dağılımı eşitsizliği var’

Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk, Türkiye’de demokrasinin yalnızca sandıkta oy verme kısmının kaldığını ifade ederek “Türkiye bir demokrasi değil. Şu anlamda bir demokrasi, sandığa gidiliyor ve oylar veriliyor. Ama unutmayın sandıktan istenilen sonuç çıkmayınca Doğu illerinde olduğu gibi İstanbul’un belediye seçiminde birinci seçimde olduğu gibi o sandıklarda kaçırılıyor. Türkiye’de eğer iktidar partisine oy veriyorsanız demokrasiye benzeyen bir şey olur. Çünkü o oyları sayıyorlar. Fikir özgürlüğü yok, bir kuvvetler ayrımı yani mahkemelerin bağımsızlığı yok” dedi.

Kısa Dalga’dan Ahmet Orhan’ya konuşan Pamuk ‘Veba Geceleri’ni yazma sürecinden bahsederken 40 yıldır düşündüğünü ve 5 yıl önce yazmaya başladığını belirterek “Hepimiz salgını yaşadık. O sırada herkes bana ‘Ya tam senin romanındaki gibi, sen de salgın romanı yazıyordun’ diyordu. Önce bir mistik bir şeye kapıldım; ‘Bu ne biçim hayatın bir tesadüfü, bu ne Allah’ın işi’ gibi… 15 gün önce kederlendim depresyon diyorlar, hüzünlendim, moralim bozuldu” dedi. 

“İSTENİLEN SONUÇ ÇIKMAYINCA O SANDIKLAR DA KAÇIRILIYOR’

Türkiye’de demokrasinin yalnızca sandığa oy atma kısmının kaldığını ifade eden Pamuk şöyle konuştu:

“Zenginle fakir çok farklı, birbirinden ayrılmış ve fena bir gelir dağılımı eşitsizliği var. Bundan daha önemlisi bizde artık demokrasinin yalnızca sandıkta oy atma kısmı kaldı. Demokrasinin kuvvetler ayrılığı kalmadı. Mahkemelerin bağımsızlığı kalmadı ve en önemlisi fikir özgürlüğü düşünce özgürlüğü kalmadı. Azınlıklara saygı kalmadı. 

Türkiye bir demokrasi değil. Şu anlamda bir demokrasi, sandığa gidiliyor ve oylar veriliyor. Ama unutmayın sandıktan istenilen sonuç çıkmayınca Doğu illerinde olduğu gibi İstanbul’un belediye seçiminde birinci seçimde olduğu gibi o sandıklar da kaçırılıyor. Türkiye’de eğer iktidar partisine oy veriyorsanız demokrasiye benzeyen bir şey olur. Çünkü o oyları sayıyorlar. Fikir özgürlüğü yok, bir kuvvetler ayrımı yani mahkemelerin bağımsızlığı yok.

Denetleyen kurumların bağımsızlığı yok. Merkez Bankası’nın bile bağımsızlığı kalmadı. O demokrasiyle o kadar ilgili de değil. Ama bu demokrasiyi demokrasi yapan bütün unsurlardan yalnızca sandığa oy atmak. Eğer hükümete gidiyorsa sayılır gitmezse de şüphelidir. Konuşulacak asıl konu budur.”

‘NE YAZIK Kİ DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ YOK’

“Diğer konular Türkiye’nin sosyolojik yapısı bilmem bunları eleştiremiyorsan bunların kabahatlisini söyleyemiyorsan, söylemek süs oluyor… Her akşam televizyonda tartışıp duruyorlar.

Ama düşünce özgürlüğü olmadığını, bu fikirlere karşı gereken fikirlerin temsil edilmediği, Kürt görüşünün daha da değişik görüşlerin -hepsine de katılmak zorunda değiliz- temsil edilmediği bir uydurma bir dünyada yaşıyoruz. Antropolojik tahlil yapalım da sonra eleştiremiyorsak bunu yapmak da bir şey söylemek olmuyor, oyalamaca oluyor. Söylenecek bence tek şey ne yazık ki düşünce özgürlüğü yok. Hapishanelerinde en çok gazeteci olan, hükümeti eleştirenlerin en çok hapishaneye tıkıldığı yer dünyada Türkiye.

Bundan sonrasında konuşamayacaksan konuşmayacaksın. Kardeşim bu sefer süs oluyor konuşma. Böyle düşünüyorum. Akşam televizyonlarda, akşam tartışmalarının hepsi süs. Asıl sorunları gizlemek için yapılmış. Tamam bazen oraya çok değerli insanlar çıkıyor, bazılarını takdir ediyorum ama o adam da doğruyu söyleyemiyor ki.

O zaman o adamın kabahati değil. Düşünce özgürlüğü olmayan bir yerde hiç kimse en sonunda hakiki olamaz. Tek konu budur. Düşünce özgürlüğü istiyoruz önce sonra konuşalım, memleketin sorunlarını. 

Düşünce özgürlüğü yoksa gene çaresiz kalıyorsun ona dokunma, buna dokunma, onun adını anma, bunun adını anma. Reis’in adını anma.

Ama bir şeyler söylemeye çalışıyoruz ama sınırlı bir söyleme.”

‘SİYASET SORANA DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ YOK DİYORUM’   

“Gazeteciler sorduğu için konuşuyorum, Ben siyasi konuşmaya yapmaya meraklı değilim.

Siyaset sorana düşünce özgürlüğü yok diyorum. Artık düşünce özgürlüğü yok dedikten sonra akrobatik hareketlerle bir iki siyasi laf da ediyoruz ama ondan sonra da saldırıları bekliyoruz.

Siyasi laf edenleri sokakta dövüyorlar, parmaklarını kırıyorlar, tehditler ediyorlar, mafya karışıyor işin içine.”

Bugünden