Neçirvan Barzani: Suriyeli Kürtler PKK ile bağlantılarını kesmeli!

Irak Kürdistan Başkanı Neçirvan Barzani, “Beyaz Saray ve İran’dan ayrı davetler aldık. Ancak iki ülkeye ziyaret tarihleri henüz belli değil” dedi.

Neçirvan Barzani, Al-Monitor’den Amberin Zaman’a ABD tarafından 3 Ocak’ta öldürülen Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani sonrası gelişmeler ve Bağdat ile Erbil ilişkilerine değindi.

Washington ve Tahran tarafından resmi olarak davet edildiğini belirten Neçirvan Barzani, ziyaret tarihinin henüz belli olmadığını belirtti.

Neçirvan Barzani, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’nin geçen yılın son ayında Erbil’i ziyaretinde Beyaz Saray’a davet ettiğini belirterek, “Bu yılki Davos Zirvesi’nde de Pence ile bir araya geleceğiz” dedi.

Davos’ta ABD Başkanı Donald Trump ile görüşüp görüşmeyeceği? sorusuna Barzani, “Öncelikle Trump’ın Davos’a katılıp katılmayacağını bilmemiz gerekiyor” diye yanıtladı.

ABD ve İran arasında Irak toprakları üzerinde yaşanan gerilimin ardından Irak Parlamentosu’nun 5 Ocak’ta aldığı, ABD dahil tüm yabancı güçlerin ülkeden çıkarılması yönündeki kararın doğru olmadığına işaret eden Barzani şunları ifade etti:

“Yabancı güçlerin ülkeden çıkarılması kararında Kürtler ve Sünnilere danışılmadı. Dahası bu kötü bir örnektir. Karar, ülkenin iki önemli bileşeni Sünni ve Kürtlere danışılmadan sadece Şii siyasi partiler tarafından alındı. Bu, herhangi bir konsensüs sağlanmadan alınan çok kritik bir adımdır ve anayasanın ruhuna aykırıdır. Bu ne şimdi ne de gelecekte Irak için iyidir.”

Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’nin geçen hafta Erbil’i ziyaretine ilişkin ise Neçirvan Barzani, şunları söyledi:

“Başbakan Adil Abdulmehdi’nin birkaç gün önce yaptığı ziyaret sırasında, sahip olduğumuz izlenim, bu meseleyi diyalog yoluyla çözmeye çalıştığı yönündeydi. Irak’taki ABD ve koalisyon güçlerinin gelecekteki mevcudiyeti için, eğer yeniden yapılandırırsanız, yeni bir formül bulmak olacaktır. ABD ve koalisyon güçlerinin varlığının tüm Irak için bir zorunluluk olduğuna inanıyoruz. Başbakan Abdulmehdi’de buna katılıyor. Durumdan endişe duyuyor, pragmatik bir adam ve Irak’ta bu güçlerin gelecekteki varlığını yeniden biçimlendirmek, yeniden tanımlamak istiyor. Irak ve ABD arasındaki ilişkilerin medya aracılığıyla düzenlenmesi gerektiğini düşünmüyorum. Bu yararsızdır.”

Abdulmehdi’nin ABD kuvvetlerinin ayrılması gerektiğine dair açıklamasına ilişkin ise Barzani, “Bence Irak başbakanı olarak şikâyet hakkına sahip. Bilgisi olmadan havaalanı yakınlarındaki Irak topraklarında böyle büyük bir operasyonun gerçekleştirilmesi Bağdat’tan olumsuz bir tepki vermeye mecbur kaldı” dedi.

“İran’ın Erbil’i de hedef alan Amerikalılara yönelik misilleme füze saldırısı hakkındaki değerlendirmeniz nedir? Iraklı Kürtler için de bir mesaj var mıydı?” sorusuna Barzani, şu yanıtı verdi:

 “Iraklı liderler ülkenin, Irak halkının çıkarlarını, güvenliğini ve istikrarını her şeyden önce tutmak zorundadır. Füzelerin fırlatılması herkese İran’ın Irak’ın herhangi bir yerinde vurma isteği ve kapasitesine sahip olduğu konusunda çok açık bir mesajdı.”

Kürdistan’da ve Irak’ta İran ve ABD’nin savaş alanı olmasını istemediklerini kaydeden Barzani, “Irak’ın ABD ile ilişkileri çok önemlidir. Fakat İran bizim uzun zamandır devam eden komşumuz. Başbakan Abdulmehdi, göreve başladığından beri İran ve ABD arasındaki çatışmaya sürüklenmekten kaçındı” diye konuştu.

“İran’dan korkmuyoruz”

“İran’dan korkuyor musunuz?” sorusuna ise Neçirvan Barzani, “Hayır, İran’dan korkmuyoruz, ancak İran’a saygı duyuyoruz” cevabını verdi.

Kasım Süleymani’nin ölümünün ardından Washington’u Erbil’in konumunu yeniden değerlendirmesine ilişkin de Neçirvan Barzani, “Hukuki ve anayasal statüsüne sahip olan Kürdistan Bölgesi, Irak denkleminde kendine özgü bir önemi var. Ancak şu anda ABD’nin Irak politikasını; birleşik bir Irak, tek bir Irak politikası hakim” dedi.

Barzani, Washington ve Bağdat arasında potansiyel bir arabulucu olarak gördüklerini belirterek, “Bu açıdan rolümüzü yapıyoruz ve yerine getireceğiz. Bunu gerçekten yapmak Irak’ın çıkarlarını ve Washington ile Bağdat arasındaki ilişkilerin istikrarını da koruyor.

“PKK ile ilişkilerini kesmelerini söyledim”

Rojava’da yaşananlara ilişkin de Barzani, şunları söyledi:

“İlke olarak Suriye’deki Kürt sorununun Suriye sınırları içinde çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Şam’daki rejimin şimdi olduğundan daha fazla varlığı olması gerektiğine inanıyorum. Suriye Kürtleri Suriye’nin bir parçasıdır. Ne yazık ki, Baas zihniyeti bir duvardır. Ancak Ruslar bir fark yaratabilir. -Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov- Lavrov ile bir süre önce görüştüğümde, özellikle Kürtler ile rejim arasındaki anlaşmayı ilerletmesine yardım etmesini istedim. Başkan Putin’in buna daha fazla çaba göstermesi gerektiğine inanıyorum.

Geçmişte, bugün ve gelecekte tavsiyemiz şu idi; Suriyeli Kürtlerin rejimle anlaşmaya varmanın bir yolunu bulmaları. Onlara – Rojava yönetimine- ayrıca Kandil’deki PKK ile ilişkilerini kesmelerini söyledim.”

Amberin Zaman’ın, “9 Ekim’den önce Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’de işgaline başlamasıyla DSG, Türkiye’ye birçok devriye anlaşmasını kabul ederek Türk-ABD devriyelerini birleştirme ve sınırdan güçleri geri çekme konusunda anlaştı. Bu da ‘provoke’ olarak nitelendiriliyor…”sözlerine Barzani, “O zaman muhtemelen çok geç kalmıştı. Onlara yıllardır kendilerini PKK’dan koparmalarını ve bugün sahip olduğumuz bu sonucu engellemek için Türkiye’nin endişelerini anlamaya çalıştıklarını söylüyorduk. Her halükarda yapmaları gereken, Türkiye’yi ve uluslararası toplumu PKK’nın daha geniş gündeminin bir parçası olmadığına ikna etmektir. Mevcut durumda durumun iyileşme şansının çok az olduğunu görüyorum” ifadelerini kullandı.

Barzani, “Son yaşananlardan sonra Türkiye ile ilişkileriniz nasıl? Sorusuna, “Türkiye ile ilişkilerimiz her zaman önemli olmuştur. Türkiye ile ilişkilerimiz iyi. Kürdistan Başbakanı -Mesrur Barzani- Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile çok iyi bir görüşme yaptı. Bu yolda devam edeceğiz” sözleriyle yanıt verdi.

“Demirtaş’ın özgür olması gerekiyor”

Irak’ın ABD ve İran için bir savaş alanı olmasını istemediğinizi söylediniz. Ancak Irak Kürdistanı zaten Türkiye ve PKK için bir savaş alanı. Peki Türkiye ile Kürtleri arasındaki barış sürecinin yeniden başlaması için umut var mı? sorusunu ise Neçirvan Barzani, şöyle yanıtladı:

“Irak Kürdistanı’nda herhangi bir komşumuza yönelik saldırıların gerçekleşmesine izin veremeyiz. Neticede Türkiye’deki bu sorunun barışçıl yollarla çözülmesi gerekiyor. Türk yetkililerle her görüştüğümde, onlara bu sorunun askeri yollarla değil, diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini hatırlatıyorum. Bu her iki tarafın da yararınadır.

Selahattin Demirataş’ın da hapisten çıkarılarak, barış görüşmelerinde rol alması gerektiğine inanıyorum. -Demirtaş- Özgür olmalıdır.”

Neçirvan Barzani ayrıca, “Kürdistan Bölgesi, Irak içinde yasal ve anayasal statüye sahiptir. Irak içinde ve uluslararası alanda bu kabul gören bir gerçektir. Bu nedenle Irak Kürdistanı ile Rojava arasında paralellikler de çizilebilir. Rojava’daki kardeşlerimize ve başka yerlerdeki dostlarımıza yaşadıkları ülkelerdeki sorunlarını barışçıl bir şekilde çözmelerine yardımcı olmak için bir fırsat hissettiğimizde, bunu yapmaktan her zaman mutlu oluruz. Ayrıca bu fırsatı IŞİD’e karşı savaşta cephedeki büyük fedakarlıkları, cesaretleri ve bağlılıklarıyla da Rojava’daki kardeşlerimi selamlıyorum” diye konuştu.

“IŞİD’le mücadelede DSG’nin elde ettiği başarıdan ödüllendirilmeleri ve tanınmaları gerektiği, Suriye’deki Kürtlerin yeni bir Suriye’de tam ve eşit bir şekilde resmi bir statü almaya hak kazandıklarına inanıyor musunuz?” sorusuna, Barzani, “Kesinlikle. Tabii ki elde etmeliler.  Birleşik bir Suriye çerçevesinde haklarının anayasal olarak korunması gerekir. Eşit vatandaşlar olmalı ve kendilerini Kürt olarak özgürce ifade etmelidirler” dedi.

“Belirsizlik iyi değil”

Erbil ile Bağdat ilişkilerine dair ise Barzani, şunları söyledi:

“Uzun tartışmalar ve Bağdat’a yapılan birçok ziyaretten sonra gerçekten bir anlaşmaya vardık. Neredeyse Eylül sonuna doğru anlaşma yapmıştık. SOMO’ya 250 bin varil petrol teslim etmemiz gerekiyordu. Ceyhan Limanı üzerinde bunu pazarlayacaklar ve geliri de, Kürdistan’ın payını alacağı Irak Hazinesine aktarılacaktı.

Fakat bu anlaşma şimdi çok zor durumda ve bu belirsizlik kesinlikle iyi değil. Bununla birlikte, belirttiğiniz gibi, geçen yılın Mart ayından bu yana, Bağdat’taki merkezi hükümet tarafından düzenli olarak kamu çalışanlarının maaşlarının bir kısmı ödendi. Yaklaşık % 55. Yani ayda yaklaşık 380 milyon dolardan söz ediyoruz. Bu kadar. Tüm maaşları karşılamıyor. Kamu işçilerinin maaşları için toplam harcamalarımız, sosyal güvenlik ayda 700 milyon dolar; 700 milyonu doğrudan hükümet tarafından istihdam edilen 1,2 milyon kişinin maaşıdır. İran baskısı ile ilgili sorunuza bağlı olarak, İran’ın karışacağını düşünmüyorum. çünkü hepimiz Iraklıyız. Vurulan düzenleme, birçok tartışmadan sonra ulaşılan ulusal bir düzenlemeydi.”

“Başbakan Mesrur Barzani iyi iş çıkarıyor”

Kürdistan Bölgesi Hükümeti’nin yeni kabinesinin çalışamalarına da değinen Barzani, “Önceki hükümetin performansına bakarsanız, genellikle İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele ve Bağdat ile bütçe anlaşmazlıkları gibi krizlerin içindeydi. Son 10 yılda çok iyi bir başarı elde edildi ancak hatalar da yapıldı. Yeni hükümetin İslam Devleti’nin bölgesel yenilgisiyle Bağdat ile daha iyi ve daha sağlam bir temel attı. Reform sürecini ve reformların uygulanmasını şiddetle benimsedi ve daha iyisini yapmaya çalışıyor. Bence başbakan – Mesrur Barzani- iyi bir iş çıkarıyor. Bakanlar Kurulu’nda iyi bir denge kurdu. Dürüst olmak gerekirse, iyi bir iş çıkarıyor” ifadelerini kullandı.