Musa Orhan’ın avukatları hakkında suç duyurusu

Batman’ın Beşiri ilçesinde uzman çavuş Musa Orhan’ın tecavüzüne uğradıktan sonra 16 Temmuz’da intihara sürüklenen18 yaşındaki İpek Er, 18 Ağustos 2020’de yaşamını yitirdi. Kamuoyundaki yoğun tepkiler sonucu “Nitelikli cinsel saldırı” suçundan 19 Ağustos’ta tutuklanan ancak 25 Ağustos’ta tahliye edilen Orhan’ın avukatları Mehmet Erkan Akkuş ve Aliye Doğan, ilk günden tecavüzü aklama çabalarıyla en çok tartışılan isimler oldu.

En son Siirt 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 1 Haziran’da görülen 3’üncü duruşmada Akkuş, baba Fuat Er’i kızını korumamakla suçlayarak, aileye ağır ithamlarda bulundu.

SUÇ DUYURUSU

Bunun üzerine Er’in ailesinin avukatları, Orhan’ın avukatları hakkında, “Meslek kurallarına aykırı hareket etme”, “Alenen hakaret” ve “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen zincirleme hakaret” suçlamalarıyla Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve Ankara Barosu’na suç duyurusunda bulundu.

BİLİNÇLİ HEDEF GÖSTERME

Şikayet dilekçelerinde sanık avukatının duruşmalardaki tutum ve savunma tarzına dikkat çekilerek, Er ailesinin bilinçli hedef gösterildiği belirtildi. İpek Er’in 2020 yılının Temmuz ayında uğradığı cinsel şiddet nedeniyle şikayetçi olduğu, devamında da yaşamına son verdiği bilgilerine yer verilerek, şunlar kaydedildi: “Müvekkilimiz suçtan zarar görme ihtimaline binaen dosyaya katılan olarak müdahil olmuştur. Yaşadıkları sürecin travmasını atlatamadan her duruşma aynı travma sanık savunmaları Mehmet Erkan Akkuş ve Aliye Doğan tarafından artırılmaktadır. Sanık savunmanlığı adı altında şikayet edilenler müvekkilin özel hayatını, aile ilişkilerini sınırsız ve fütursuzca dosyayla hiçbir illiyet bağı kurmadan irdeleyip, aileye, mahkeme hakimine ve yöre halkına hakaret etmektedir.

Müteveffanın annesinin beyanda bulunurken acıdan bayılması bile vicdanlarında bir etki yaratmamıştır. Sanık müdafisi şikayet edilenler müvekkile yönelttiği sorular ile heyete yönelttiği beyanlarıyla; İpek Er’in babasının, ablasının, annesinin vs. çekirdek ailesinin şahsi yaşamını ilgilendirir konular. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin sosyal koşulları gereği belli bir yaşın üzerindeki kişilerin ciddi bir önem atfettiği- namus kavramı gibi hususları müvekkile haksız, ağır ithamlarda bulunarak hakaret, iftira içerir, özel hayatın gizliliğini ihlal eder ve mahkeme heyetini zan altında bırakır biçimde aktarmışlardır.BENZER HABERLER

TECAVÜZE ‘RIZA’ KILIFI

Şüphelilerin müvekkile duruşmalar esnasında yönelttiği soruların; savunma niteliğindeki evraklarla ilgili olmadığı, yalnızca yargılama sürecini maddi gerçeği ortaya çıkarma amacından saptırmaya yönelik olduğu aşikardır. Aileyi itibarsızlaştırarak suça rıza yaratmaya çalışmaktadırlar. Şöyle ki; sanığın cinsel saldırı eylemini gerçekleştirmediği aksine İpek Er’in rıza en cinsel birliktelik yaşadığı ve bunu duyan ailesinin dosyanın başından beri heyet nezdinde tasarlamaya/kurgulamaya çalıştıkları Doğu, Güneydoğu ailesi profili gereği kızına’ ya evlenirsin ya ölürsün’ dedikleri ve böylelikle kızlarını ya öldürdükleri ya da intihara teşvik ettiklerini, böylece (sanığın celsede dediği gibi) İpek Er’in töre cinayetine kurban gittiğine dair muhtemel kurgularını heyet nezdinde inanılır kılmak istemişlerdir. Ve bunun tek yolunun da şikayetimize konu sorular ve beyanların aktarılmasından geçtiği düşünülerek şüphelilerce hareket edilmiş, müsnet suçlar işlenmiştir. Böylelikle gerçek ve somut vakıalara dayanmaksızın yargılama konusu uyuşmazlıkla bağlantılı olmayan hususların üzerinde durularak savunma dokunulmazlığının sınırları aşılmıştır.”

MANİPÜLE ÇABASI

2020 Ekim ayında görülen duruşma sırasında Er ailesine hitaben sorulan “Kızı S… Er çocuğun cinsel istismarı sebebiyle başına herhangi bir olay geldi mi, istismarcısı ile başlık parasıyla evlendirildi mi?” sorularının hatırlatıldığı dilekçede, Akkuş’un beyanıyla müvekkilin onur, şeref ve saygınlığını rencide ederek, uyuşmazlık konusuyla bağlantısız haksız ithamda bulunduğu belirtildi.

Dilekçenin devamında ise şu ifadelere yer verildi: “Saldırıya maruz kaldığını iddia ettiği kızının vefatıyla acılı bir baba diğer kızından bahisle gerçek dışı olaylarla alenen itham edilmiş, müvekkile karşı açıkça hakaret suçu işlenmiş, manipülatif tavırlarla katılanların beyanları olumsuz etkilenmeye çalışılmıştır. Zira kim olsa böylesi bir ithamı duyunca beyanlarını sağlıklı biçimde vermeye devam edemez ve psikolojisi olumsuz etkilenirdi. Ve aynı celsede Mehmet Erkan Akkuş tarafından ‘…daha önce annesinin baskısı ve tehdidiyle intihar etmiş İpek’in intihar etmemesi için neler yapmış bunu sormak istiyorum…’ denilerek, cinsel saldırı dosyasıyla hiçbir bağı olamayan gerçeğe aykırı bir olay varmışçasına lanse edilmiştir. Böylelikle müvekkilin eşine onurunu zedeleyecek ithamda bulunurken, müvekkile ve eşine İpek Er’in ebeveynleri olarak vazifelerini layığıyla yapmadıklarına dair imada bulunulmuştur. Böylesi imalarla haksız bir isnatta bulunarak dosya dışı konularla bilgi kirliliği oluşturulmaya, yargılama manipüle edilmeye çalışılmaktadır.

ZİNCİRLEME SUÇ

2020 Ekim ayında yapılan celsede Akkuş, ‘Eğer Musa Orhan’ın babası İpek Er’in babasının tehdit içerikli telefonlarını kabul etmiş veya komutanları kanalıyla Musa Orhan kabul etmiş olsaydı, İpek Er ile nikah kıymayı ve istenen yüklü miktardaki başlık parasını ödemiş ya da ödemeyi taahhüt etmiş olsaydı şu an ne böyle bir suç duyurusu vardı ne de böyle bir yargılama yapıyorduk’ beyanlarıyla, avukat Aliye Doğan ise ‘İpek’in biyolojik babası Fuat Er’in suç duyurusunda bulunduktan sonra Musa’nın babasını araması, ‘çocukları evlendireceksiniz yoksa şikayetimizi geri çekmeyiz’ tarzındaki beyanları, Sinem’in başına gelen olaylarda aynısının yaşandığını gösteriyor. Musa’nın babası evlendirmeyi kabul etseydi şu an böyle bir yargılama yapılıyor olur muydu bilemiyoruz’ şeklindeki beyanlarıyla ‘Alenen hakaret’, ‘Meslek kurallarına aykırı hareket etme’ suçları işlemişlerdir.

Yine Akkuş, 1 Haziran 2021’de ki duruşmada ‘…tutuklama kararı belli bir merkezden dağdan gelen talimatlar ile verilemez, bağımsız bir Türk Mahkemesi yargılama yapıyorsa deliller doğrultusunda yapılır…’ diyerek, ‘Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen zincirleme hakaret’ suçu işlemiştir. İşbu beyanları ile şikayet edilen savunman, mahkeme huzurunda müvekkilin hem sosyal kanaatlerini açıklamasından dolayı hem de ilgili açıklamasından bağımsız olarak alenen ‘hakaret suçu’nu işlemiştir. Şikayet edilen, dosyanın en başından beri kurgulamak istedikleri üzere namus kavramı üzerinde durup mevcut değer yargısına göre gerçeklikten sapmıştır. Böylece müvekkile; onur ve şerefini ağır biçimde zedeleyecek, şüphelilerin dilinden ‘kızını satmak’ dedikleri gerçek dışı, uyuşmazlık konusuyla bağlantısı olmayan oldukça çirkin bir isnatta bulunmuşlardır.”