Musa Anter’in katledilmesiyle ilgili süren dava 20 Eylül’de zamanaşımına uğrayacak

Ünlü Kürt yazar Musa Anter’in katledilmesiyle ilgili süren dava, 20 Eylül’de zamanaşımına uğrayacak. Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, “Umut etmek istiyoruz ama her zaman umudumuzun bir karşılığı olmuyor” demişti.

Kürt bilgin Musa Anter, 20 Eylül 1992’de “Kültür-Sanat Festivali”ne katılmak üzere gittiği Diyarbakır’ın merkez Seyrantepe semti 442. Sokak’ta uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.

Katledilmesinin üzerinden 30 yıl geçmesine rağmen yıllarca dava ile ilgili dosya sonuçlandırılamadı. Üstelik 20 Eylül’de zaman aşımına uğrayacak davanın bir sonraki duruşması önümüzdeki günlerde, yani 15 Eylül tarihinde gerçekleştirilecek.

Musa Anter davası

Yıllar süren soruşturma ve kovuşturmaların ardından Anter’i katledenlerin bulunamadığı açıklandı ve dosya kapatıldı.

Musa Anter’in ailesi, cinayetle ilgili başlatılan soruşturmada bir ilerleme olmadığı için davayı 2000 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

AİHM, 19 Aralık 2006’da Musa Anter’in yaşam hakkının ihlal edildiği ve cinayet hakkında yeterli soruşturma yürütülmediği için Türkiye’yi 28 bin 500 euro tazminat ödemeye mahkum etti.

Uzun süre “faili meçhul” kalan davanın katil zanlısı Hamit Yıldırım, 29 Haziran 2012’de Şırnak’ta yakalandı ancak dava, zamanaşımına uğradı.

Anter davası 23 Aralık 2014 tarihinde JİTEM Ana Davası ile birleştirildi.

Olayın şahitlerinden Abdülkadir Aygan, 2004’te “İtirafçı Bir JİTEM’ci Anlattı” adlı kitabında Anter cinayetiyle ilgili Binbaşı Ahmet Cem Ersever, “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım, Mustafa Deniz, “Hogir” kod adlı Cemil Işık, Suriye İstihbarat Örgütü El Muhaberat’ın eski elemanı Neval Boz, JİTEM Telsiz Kumanda Merkezi’nde görevli Ali Ozansoy, JİTEM Tim Komutanı Savaş Gevrekçi ve “Şırnaklı Hamit”in adını verdi.

2016’dan bu yana Ankara’da görülen dava dosyasının 20 Eylül’de 2022’de zaman aşımından düşecek.

Haziran ayında davanın 35’inci duruşması, Ankara 6’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

“Umudumuz yok”

Geçen Haziran ayında Rûdaw Ankara Temsilcisi Şevket Herki’ye konuşan Musa Anter’in oğlu Dicle Anter, “Babamın katlinin üstünden 30 yıl geçti. Hukuki ve adli açıdan bu dava çok ilginç bir dava. Bu davanın bir sonuca ulaşmasıyla birlikte pek çok dava da çözülecek. Bu davanın bir sonuca ulaşması gerekiyordu ve şimdi 30 yılın sonuna gelindi. Biz bunu kabul etmeyiz. Bu insanlık suçuna giriyor. Sonuç alana kadar kabul etmeyiz” demişti.

Davada hangi eksikliklerin bulunduğu ve neden bir sonuca ulaşılamadığına ilişkin soruya ise Anter, JİTEM itirafçısı Aygan’ın ifadesinin alınması gerektiğini belirterek şu şekilde yanıt vermişti:

“Aslında dosyada bir eksiklik yok. Musa Anter’in ölümü devlet eliyle oldu. 92’de babam katledildi, 95-96’da bir sonuç çıkması gerekirdi ama hükümet dosyaya el koydu ve açmadı. Abdülkadir Aygan İsveç’te yaşıyor. Erdoğan onlardan “Aziz Turan” diye birini istiyordu; bu Abdulkadir Aygan oluyor. Kaç senedir Aygan’ın ifadesini alın diyoruz. Usül olarak ifadesini alabilirsiniz.”

Dava 20 Eylül’de zaman aşımına uğrayacak ve bu tarihten 5 gün önce 15 Eylül’de davanın duruşması görüleceğini hatırlatan Anter, “Bu davanın bitmesini ve gündemden düşmesini istiyorlar. Umut etmek istiyoruz ama her zaman umudumuzun bir karşılığı olmuyor. Umudumuz yok. İyi bir sonuç çıkmayacağı kanaatindeyim” diye konuşmuştu.

Musa Anter kimdir

Annesi Fesla Hanım, Türkiye’nin ilk kadın muhtarlardan biri olan Musa Anter, 1920 yılında Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Eskimağara (Ziving) köyünde dünyaya geldi.

İlkokulu Mardin’de, ortaokul ve liseyi de Adana’da okuyan Anter, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.

Dersim İsyanı sırasında öğrenciyken gözaltına alındı. Musa Anter, İleri Yurt gazetesinde yazdığı Kürtçe şiir (Qimil) sebebiyle 1959 yılında tutuklandı ve idamla yargılandı.

1960 darbesinden sonra serbest kalan Anter, cezaevinden çıktıktan sonra Dicle-Fırat, Azadiya Welat, Yeni Ülke, Özgür Gündem, Rewşen ve Tewlo, Deng, Barış Dünyası ve Yön dergilerinde yazdığı yazıların dışında yedi kitap ve Kürtçe-Türkçe sözlük yayımladı.

İstanbul’a okumaya giden yoksul Kürt öğrenciler için sırasıyla Dicle Talebe Yurdu, Fırat Talebe Yurdu ve Kız Talebe Yurdu kurdu. Daha sonra Mustafa Remzi Bucak, Yusuf Azizoğlu, Ziya Şerefhanoğlu ve Faik Bucak ile birlikte “Kürtleri Kurtarma Cemiyeti” adlı bir yapı kurdu.

1965 seçimlerinde Mardin’den Türkiye İşçi Partisi (TİP) adayı oldu ancak son anda yapılan aday değişikliği yüzünden bağımsız olarak seçimlere girdi. 12 Mart 1971’de tekrar tutuklandı ve Seyrantepe Askeri Cezaevi’nde 3 yıl kaldı. 12 Eylül 1980’de ise “Kürtçülük” propagandası yapmaktan tutuklanıp Nusaybin cezaevine konuldu ve toplamda 11 yıldan fazla cezaevinde kaldı.

Devrimci Doğu Kültür Ocakları, Halkın Emek Partisi, Mezopotamya Kültür Merkezi ve İstanbul Kürt Enstitüsü’nün kurucuları arasında yer aldı.

Musa Anter, Birina Reş / Kara Yara (1959), Qimil / Kımıl (1962), Ferhenga Kurdî-Tirkî / Kürtçe-Türkçe Sözlük (1967), Hatıralarım I (1991), Hatıralarım II (1992), Vakayiname (1992), Fırat Marmara’ya Akar (1996) ve Çinara Min / Çınarım (1999) adlı eserleri yazdı.