Mevlüt Çavuşoğlu: PKK konusunda Şam rejimiyle görüşlerimiz örtüşüyor

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kabil Havaalanı’nın işletilmesi konusunda iki aşamalı bir şekilde Katar ve ABD ile birlikte çalıştıklarını bildirdi. 

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, özel bir televizyon kanalında katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çavuşoğlu’nun açıklamalarında öne çıkanlar şöyle: 

“Afganistan’da ABD’nin dolayısıyla NATO’nun çekilmesinden sonra Taliban hızlı bir şekilde ilerledi ve Kabil’e girdi. Şu anda Taliban’ın kontrol ettiği bir ülke. Bir taraftan hükümet kurma çalışmaları var. Hükümetin kapsayıcı olması yönünde herkesin görüş bildirdiğini görüyoruz dünyadan biz de aynı şekilde. Her kesimin bu yönetimin içinde olması Afganistan’ın geleceği için önemli.

“Çatışmaların iç savaşa dönüşmemesini umuyorum”

Bir diğer yandan yaşanan sıkıntılar devam ediyor. Pençşir’de çatışmalar devam ediyor. Çatışmaların iç savaşa dönüşmemesini umuyorum. Afganistan’da ekonomik sıkıntılar da var. Önceki yönetim de maaşları ödemekte zorluk çekiyordu. Ekonomik sıkıntı ve açlık riski var. BM’nin gıda stoklarının da azalmaya başladığını bir ay içerisinde biteceğini söylüyorlar. Yerinden edilmiş insanlar var. Kızılayımız sahada yerinden edilen insanlara yardım ediyor. El-Kaide orada, DEAŞ orada. Orada bu kadar DEAŞ’lının olmasının müsebbibi sözde DEAŞ ile savaştığını söyleyerek orada ayrılıkçı bir politikayı destekleyenlerin vebali var. Sözde DEAŞ ile mücadele ettiklerini söylüyorlar fakat bu DEAŞ’lıların bir kısmını alıp Afganistan’a gönderdiler.

“Biz dönmek isteyen vatandaşlarımızın büyük bölümünü Türkiye’ye getirdik”

Kabil Havaalanı’nın işletilmesi konusunda Katar ve ABD ile birlikte çalışıyoruz iki aşamalı bir şekilde. İnsani yardım uçaklarının uçabilecek standartlarda uçuşların başlatılması. Bir de ticari uçuşların başlatılması yani Türk hava yolları gibi şirketlerin oraya uçması için yapılması gerekenler her ikisinde de kriter güvenlik. Ticari uçuşlar için yapılması gerekenler var. Havalimanındaki güvenliği kim sağlayacak? Taliban bunu sağlayabileceğini iddia ediyor. Havalimanı şu anda bazı teknik uçuşların ya da insani yardım götüren uçakların inmesi için açıldı. Bir kaç tane iç hat seferi de başlatıldı. Fakat onun dışında insani yardım götüren uçaklar. Tahliye edilmesi gereken insanlar var. Biz dönmek isteyen vatandaşlarımızın büyük bölümünü Türkiye’ye getirdik. 1400’den fazla kişiyi tahliye ettik. 

Kabil Havalimanı’nın güvenliğini Taliban dışarıda sağlayabilir fakat içeride uluslararası toplumun güvenebileceği bir yapı gerekiyor.

Taliban ülkemde bir askeri mevcudiyet istemiyorum diyor. Başından beri bunu söylüyor. Son gelişmelerden sonra biz de değerlendirmelerimizi yaptık ve askerlerimiz geri geldi.”

Türkiye’nin Taliban’ı tanıyıp tanımayacağı sorusunu yanıtlayan Çavuşoğlu, “Bu konuda aceleci olmamak lazım. Tüm dünyaya tavsiyemiz bu. Kapsayıcı bir hükümetin olması lazım. Sadece Taliban’dan oluşmamalı, herkesi kapsamalı. Uluslararası toplum beraber hareket etmeli. Kadınların da temsilini temenni ediyoruz. Şartlara ve gelişmelere göre hareket edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Afgan göçmenler meselesine de değinen Çavuşoğlu, “Göç sorununun yerinde çözülmesi herkes için en faydalı olandır. Afganistan’da insanların ülkelerini terk etmemelerini sağlamak. Şu anda ciddi bir hareketlilik yok. Geçen sene 3 milyon kişi yerinden edilmiş bu sene 570 bin kişi. Taliban’ın yurt dışına çıkmak isteyenleri engellemeyeceğini söylemesi durumu biraz sakinleştirdi. Kurulacak hükümetin ve Taliban’ın politikaları kendi halkını etkileyecek. Ülkede açlık ve ekonomik sıkıntılar da var. Savaşların olduğu her yerde insani yardımların kesintisiz şekilde ulaştırılması lazım. Bunun içinde bunu yapan kuruluşların güvenliğinin de sağlanması gerekiyor” dedi.

Gündemde yer alan konularla ilgili Çavuşoğlu şunları kaydetti:

“Biz ilave göç yükünü kaldıramayız”

Türkiye olarak biz bugüne kadar insani ve ahlaki sorumluluğumuzu herkesten fazla yerine getirdik. Bu insani bir konu. Göç konusuna sadece güvenlik çerçevesinden bakmak da doğru değil. Sadece insani yönden de bakmak doğru değil. Sosyal politikalar, eğitim bunun içerisinde herşey var. Biz herkes de kabul ediyor ki Türkiye bugüne kadar üzerine düşeni yaptı. Bundan dolayı biz ilave göç yükünü kaldıramayız. Önlem almak lazım. Göç konusunda insani yaklaşım içerisindeyiz fakat bu küresel bir sorun.

“Sınırlarda aldığımız tedbirler her geçen gün artıyor”

İran’a gerekli telkinlerde bulunuyoruz. Fakat herhangi bir anlaşma yok. Orada da yeni bir hükümet var. Sınırlarda aldığımız tedbirler var. Bir taraftan duvarların inşa edilmesi. İlave tedbirler, dolayısıyla sınırda aldığımız tedbirler her geçen gün artıyor.

AB ile göç mutabakatı

18 Mart mutabakatını uyguladığımız zaman sıkıntı kalmaz. Bugün karşı karşıya kaldığımız sorunlar başka boyutlara gitmesi nedeniyle güncellemelerin yapılması gerekiyor. Mutabakata göre Suriyelilerin Kuzey Suriye ve içine gönderilmesi için Avrupa Birliği destek verecekti. Geçen sene Cumhurbaşkanımızın Brüksel ziyaretinden sonra güncellenmesi konusunda hemen teklif ve önerilerimizi yazılı şekilde Brüksel’e gönderdik. Buna bugüne kadar resmi bir dönüş olmadı. Bu ortak sorunsa burada külfet paylaşımını adil bir şekilde yapmak lazım. Birlikte hareket edersek bu sorunu çözebiliriz. Avrupa Birliği yükümlülüklerini tam olarak yerine getirseydi ciddi bir sıkıntı olmazdı. Avrupa Birliği’nin içindeki sıkıntılar her geçen gün büyüyor. Bugün AB üyesi ülkeler bir yandan göçmen bize gelmesin diyor bir yandan da atılacak adımlara katkı sağlamak istemiyor. Böyle bir noktaya geldik. Göçmenlerin geri gönderilmesi konusunda işbirliği yapmamız lazım. Fasıl açılır açılmaz, üyelik olur olmaz bu ayrı bir şey. Fakat karşılıklı olarak atılması gereken adımlar var.

BAE ile normalleşme süreci

Son zamanlarda olumlu adımlar var. Birleşik Arap Emirlikleri nedense bizimle ilişkileri soğuttular. Türkiye aleyhine de oldular. Karşılıklı açıklamalar oldu. Uluslararası ilişkilerde kalıcı dostluk-düşmanlık yoktur. Karşılıklı adımlar atılırsa ilişkiler normalleşir. Şu anda olumlu bir ivme var bunu devam ettirirsek ilişkiler yeniden rayına girer. Bu ülke ile bizim hiç ikili düzeyde olumsuz yaklaşımımız olmadı. Eğer bir ülke ilişkileri normalleştirmek istiyorsa ülkeyle geçmişte şu yaşandı bu yaşandı anlayışı yanlış.

Suudi Arabistan ile de görüşmelerimiz devam ediyor. Değişik kanallarda da görüşmelerimiz sürüyor. Suudi Arabistan ile de ilişkilerimizin rayına gireceğine inanıyorum. Temennim ilişkilerin normale dönmesi ve bu konuda ortak adımların atılmasıdır.

Mısır heyeti Türkiye’de

Bizim heyetimiz gitti, şimdi onlardan da bir heyet geldi. Bugün görüşüyorlar. İleriki aşamalarda karar verirsek, süreç sonunda karşılıklı büyükelçi atayabiliriz. Müzakereler olumlu sonuçlanırsa bunu yaparız. Mısır ile ekonomik ilişkilerimiz son derece iyi. Hiç bir zaman azalmadı. Bunu sorgulayanlar da var bunlar yanlış yaklaşımlar. Ülkelerle siz bazen iyi ilişkiler içinde olursunuz bazen gerginlik olur. Bunu ticarete yansıtırsanız doğru olmaz. Ticaret devletler arasında olmuyor.

Doğu Akdeniz’de doğalgaz gerilimi

Türkiye’yi dışlayan hiç bir platformun, anlaşmanın geçerliliği yoktur. Projelere baktığınız zaman petrol boru hatları dahil. Bu platformlar bu sözleşmeler, anlaşmalar Türkiye’nin haklarını ihlal ederse gerekeni yaparız. 

ABD Suriye’den de çekilir mi? 

Irak’tan çekildiler kaos yaratıldı. Afganistan’dan her ne kadar belli olsa da plansız çekilmesi ülkeyi hangi duruma getirdi görüyoruz. O yüzden Suriye’den çekilmeleri kendi tercihleridir. Fakat Suriye’de bugün ABD davetli mi? Değil, sınırı var mı? Biz Suriye’nin sınır ve toprak bütünlüğünü destekliyoruz. ABD’nin Suriye’nin özellikle kuzeydoğusundaki politikaları ayrılıkçı YPG/PKK’yı destekliyorlar. PKK konusunda rejimle de görüşlerimiz örtüşüyor. ABD’nin burada petrol var o yüzden burada kalırım politikası yanlış. Artık bu politikalardan vazgeçmeleri lazım.

“ABD sistemi de alabiliriz”

S-400 meselesi bitmiş bir anlaşma. ABD’nin de artık bunu kabul etmesi gerekiyor. S-400 meselesine bugüne kadar yaptırım uyguladılar başka yönlere gittiler. Bundan sonraki süreçte biz kendimiz üretene kadar hava savunma sistemine ihtiyacımız var. ABD bize satabilirse fiyat ve diğer konularda anlaşabilirsek daha pahalı olmasına rağmen alabiliriz. ABD sistemi de alabiliriz. Fakat bizim muhakkak bir yerlerden almamız gerekiyor.