23.8 C
İstanbul
Cumartesi, Temmuz 24, 2021

LGBTİ+ mahkum Memiş Akbaş: Cinsel ilişkiye zorlandım, şiddet gördüm

Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde tutulan LGBTİ+ mahkum Memiş Akbaş, cezaevinde fiziksel şiddete, psikolojik şiddete maruz kaldığını ve cinsel ilişkiye zorlandığını iddia etti. Yaşadıklarını defalarca kamuoyuna, sivil toplum kuruluşlarına iletmek amacıyla mektup yazan Akbaş’ın mektupları komisyondan geçmedi. Akbaş son çare olarak sorunları anlatmadan, “Bir avukat görmek istiyorum, mektupta yaşadıklarımı yazamıyorum” diyerek Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne mektup gönderdi. Mektubun ardından Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Hukuk Danışmanı avukat Esra Erin, cezaevine giderek hem Akbaş’la görüştü hem de cezaevinde yaşananlarla ilgili rapor hazırladı. Raporda Akbaş’ın, başka mahpuslar tarafında defalarca cinsel istismara uğradığı ve ceza infaz koruma memurları tarafından psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğü iddiaları yer aldı.

AVUKATA İLK SÖZ: EĞER GELEMESEYDİNİZ…

Hacı Bişkin’in Gazete Duvar’da yer alan haberine göre avukat Erin, cezaevindeki avukat odasına girdiği an Akbaş’ın kendisine, “Sizi bekliyordum eğer gelemeseydiniz intihar edecektim, dayanamıyorum artık burası korkunç bir yer” dediğini aktardı. Erin, Akbaş’ın başka mahpuslar tarafından defalarca cinsel saldırıya ve fiziksel şiddete maruz kaldığı, infaz koruma memurları tarafından da defalarca fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığı iddialarını aktardı. Ayrıca Akbaş’ın yaşadıkları hakkında gerekli soruşturmaların yapılması talebiyle insan hakları derneklerine gönderdiği mektuplara el konulduğunu ve çöpe atıldığını söyleyen Erin, Akbaş’la yaptığı görüşmeyi şöyle anlattı:

“Memiş Akbaş, Eskişehir H Tipi hapishanesine sevk edildiğinde kendisine hapishanede birkaç LGBTİ+ koğuşu olduğu söylenince önceden hasımlı olduğu bir mahpusun adını vererek ‘bu mahpusla önceden sorunlarım vardı aynı koğuşta kalmak istemiyorum’ şeklinde beyanda bulunduğunu ancak buna rağmen hasmıyla aynı koğuşa verildiğini aktardı. Memiş Akbaş, verildiği koğuşta hem hasmıyla hem de bazı mahpuslarla sorunlar yaşadığını, fiziksel ve cinsel şiddete maruz kaldığını,  idareyle görüşmek istediğinde de kendisine bazı infaz koruma memurlarının ‘burayı başka kurumlara benzetme çok sorun çıkartırsan sana burayı zindan ederiz’ şeklinde tehdit edildiğini beyan etti. Yazdığı şikayet dilekçelerinin çoğunun yırtıldığını aktaran mahpus, görüşme boyunca hem fiziksel hem psikolojik şiddete maruz kaldığını sık sık belirtti.”

‘CİNSEL İLİŞKİYE ZORLANDIM, ŞİDDET GÖRDÜM’

Erin’in aktardığına göre Memiş Akbaş sonunda cezaevi müdürüyle görüşebilmiş. Akbaş, yapılan görüşmeden sonra yaşananları Erin’e şöyle anlattı: “Müdürle yapılan görüşmeden sonra infaz koruma memurları bana, psikoloğa gidip ben eşcinsel değilim de seni buradan kurtaralım şeklinde beyanda bulundular. Hastaneye kendi iradem dışında sevk edildim. Buna rağmen hapishane dönüşünde, hukuka aykırı bir biçimde erkekler koğuşuna yerleştirildim. Burada da başka mahpuslar tarafından cinsel ilişkiye zorlandım. Aynı zamanda fiziksel ve psikolojik şiddet gördüm. Yetkili kişilerle görüşmek istedim ancak  bir infaz koruma memuru bana şu yanıtı verdi: Eğer kendini kesersen belki o zaman senle görüşürüz. Zaten yaşadıklarım sebebiyle psikolojik durumum iyi değildi, sırf benimle görüşsünler diye kollarımı ve göğsümü jiletle kestim, hastaneye kaldırıldım. Daha sonra aynı hapishaneye tekrar getirildim ancak bir ceza gibi çok pis bir hücreye konuldum. Burada hem insanlık onuruna aykırı koşullarda tutulmaya devam ettim hem de infaz koruma memurları tarafından psikolojik ve fiziksel şiddet gördüm.” 

‘EŞCİNSELİM DİYİNCE DİŞ FIRÇASIYLA TUVALET TEMİZLETİLDİ’

Tutulduğu hücrede yaşadıklarından sonra tekrardan intihara teşebbüs eden Memiş Akbaş’ın tekrardan hastaneye kaldırıldığını aktaran Erin, hastane sonrası Akbaş’ın bu kez Eskişehir L Tipi Hapishanesi’ne sevk edildiğini aktardı: “Eskişehir L tipi hapishanesinde 30 kişilik erkekler koğuşuna götürülen mahpus burada LGBTİ+ mahpus olduğunu söylemek istememiş ve kendi aktarımıyla ‘erkeksi’ davranmaya çalışmasına rağmen oradaki mahpusların kendilerine sürekli, ‘senin kulağın niye delik, niye böyle pantolonlar giyiyorsun, ibne misin’ şeklinde hakaretlere maruz kaldığını anlattı. Bu sözlere dayanamayıp ‘evet ben eşcinselim’ diyen mahpus, cinsel yönelimini açıkladıktan sonra burada da fiziksel şiddete maruz kaldığını, kendisine diş fırçasıyla tuvalet temizletildiğini ve sürekli ’emanet’ adı verilen ucunda jilet takılı diş fırçasıyla oluşturulan kesici alet ile tehdit edildiğini aktarmıştır. Bu baskılara dayanamadığını aktaran Memiş Akbaş, ölüm orucuna gireceğine dair idareye dilekçe vermiş bunun üzerine hapishane psikoloğu ile görüştürülmüştür. Psikolog ile olan görüşmesinde LGBTİ+ olmasına rağmen erkekler koğuşunda tutulduğunu aktarmış ancak bu şekilde sevkini sağlayabilmiştir.”

‘AYAKLARINA PLASTİK KELEPÇE, İPLE BAĞLANIYOR…’

Psikolog görüşü sonrası Akbaş’ın yeniden Eskişehir H Tipi Hapishanesi’ne sevk edildiğini aktaran Erin şu an tekli bir hücrede tutulan Akbaş’ın yaşadığı homofobinin artarak devam ettiğini aktarıyor ve Akbaş’ın kendisine anlattıklarını şu sözlerle ifade ediyor: “Memiş Akbaş, infaz koruma memurlarından kameraların olmadığı yerlerde şiddete maruz kaldığını, bazen ayaklarının plastik kelepçe ya da iple bağlanıp kendisine şiddet uygulandığını beyan etmiştir. Kendisine şiddet uyguladıkları sırada bazı infaz koruma memurlarının ‘sizi dövmekten namazlarımız kaçıyor’ dediğini aktaran mahpus, ayrıca kadın bir müdürün kendisine ‘siz zaten Allah tarafından lanetlenmişsiniz, yaşadıkların müstehaktır daha fazla sağa sola dilekçe yazıp bizi uğraştırma’ dediğini aktarmıştır.”

RAPOR: KÜRTÇE KİTAPLAR ALINMIYOR, TELEFON GÖRÜŞMELERİ KESİLİYOR…

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, hem Memiş Akbaş’ın yaşadıklarını hem de Eskişehir H Tipi Ceza İnfaz Kurumunda Yapılan Görüşmeyi raporlaştırdı. Raporda yer verilen tespitler şöyle:

– Hapishane genel olarak çok kalabalık olduğu için 12 kişilik hücrelerde 20-25 arası mahpusun kaldığı ve ranzaların fazlalığından ötürü odalarda hareket alanının kalmadığı aktarılmıştır. Hapishanenin çok kalabalık olmaması sebebiyle hapishanede bir sistemin oturmadığını aktaran mahpuslar, odalarda zil olmadığı için kapı vurarak infaz koruma memurların çağrıldığını bu sebeple hapishane içerisinde sürekli kapı vurma sesi olduğunu aktarmışlardır

– Mahpuslar pandemi sürecinin başından beridir sosyal faaliyetlerin durdurulduğunu; spor faaliyeti adı altında ayda 2 defa çim sahaya çıkarıldıkları aktarmışlardır.

– Mahpuslar havalandırma saatlerinde bir sorun olmadığını, havalandırmalarda tel kafes uygulamasının olmadığını aktarmışlardır.

– Yemeklerin hijyenik olmadığı; zaman zaman böceklerin çıktığı; porsiyonların az verildiği özellikle karantina hücrelerine ufak plastik kaplarda çok az yemek verildiği tarafımıza aktarılmıştır.

– Kalabalık bir hapishane olması ve jandarmaların çıkardıkları sorunlar sebebiyle; hastane sevkleri konusunda ciddi sorunlar yaşanan Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hastane sevkleri sırasında mahpusların ellerine çok sıkı kelepçeler takıldığı; hastanede mahkum koğuşlarında dahş bu kelepçelerin çıkarılmadığı; Doktor muayenelerinde çoğu zaman doktorların İstanbul Protokolüne aykırı bir şekilde kelepçenin takılı kalmasını istediği ve sevkten muayeneye kadar her aşamada insanlık onuruna aykırı muamele yapıldığı aktarılmıştır.

– Hapishaneye gönderilen Kürtçe kitapların alınmadığı; gönderilen müzik defteri ya da nota kitaplarının “şifre” olduğu gerekçesiyle mahpuslara verilmediği aktarılmıştır.

– Mektup gönderme ve dilekçelerinin işleme alınması sırasında çok fazla sorun olduğunu dile getiren mahpuslar birçok mektuplarının hukuka uygun el koyma kararı verilmeden yok edildiğini, dilekçelerinin yok edilerek ilgili kurumlara ulaştırılmadığı aktarmışlardır

– Mahpuslar özellikle hak ihlalleri aktarımları yaptıklarında telefon görüşmelerinin kesildiğini aktarmışlardır.

– Mahpuslar çok temel ihtiyaçların bile artık kantinde bulunmadığını örneğin yaklaşık 3 aydır tırnak makası almak istediklerini ancak kantinde yok denilerek alamadıklarını aktarmışlardır. Onun dışında var olan şeylerinde çok pahalı olduğunu aktaran mahpuslar dış kantinin tamamen kaldırıldığını aktarmışlardır.

– İnfaz koruma memurları ihtiyaç durumlarında dahi koğuşlara gelmediğini aktaran mahpuslar geldiklerinde covid-19 önlemlerine uymadıklarını aktarmışlardır.

Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde tutulan LGBTİ+ mahkum Memiş Akbaş, cezaevinde fiziksel şiddete, psikolojik şiddete maruz kaldığını ve cinsel ilişkiye zorlandığını iddia etti. Yaşadıklarını defalarca kamuoyuna, sivil toplum kuruluşlarına iletmek amacıyla mektup yazan Akbaş’ın mektupları komisyondan geçmedi. Akbaş son çare olarak sorunları anlatmadan, “Bir avukat görmek istiyorum, mektupta yaşadıklarımı yazamıyorum” diyerek Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne mektup gönderdi. Mektubun ardından Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği Hukuk Danışmanı avukat Esra Erin, cezaevine giderek hem Akbaş’la görüştü hem de cezaevinde yaşananlarla ilgili rapor hazırladı. Raporda Akbaş’ın, başka mahpuslar tarafında defalarca cinsel istismara uğradığı ve ceza infaz koruma memurları tarafından psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğü iddiaları yer aldı.

AVUKATA İLK SÖZ: EĞER GELEMESEYDİNİZ…

Hacı Bişkin’in Gazete Duvar’da yer alan haberine göre avukat Erin, cezaevindeki avukat odasına girdiği an Akbaş’ın kendisine, “Sizi bekliyordum eğer gelemeseydiniz intihar edecektim, dayanamıyorum artık burası korkunç bir yer” dediğini aktardı. Erin, Akbaş’ın başka mahpuslar tarafından defalarca cinsel saldırıya ve fiziksel şiddete maruz kaldığı, infaz koruma memurları tarafından da defalarca fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığı iddialarını aktardı. Ayrıca Akbaş’ın yaşadıkları hakkında gerekli soruşturmaların yapılması talebiyle insan hakları derneklerine gönderdiği mektuplara el konulduğunu ve çöpe atıldığını söyleyen Erin, Akbaş’la yaptığı görüşmeyi şöyle anlattı:

“Memiş Akbaş, Eskişehir H Tipi hapishanesine sevk edildiğinde kendisine hapishanede birkaç LGBTİ+ koğuşu olduğu söylenince önceden hasımlı olduğu bir mahpusun adını vererek ‘bu mahpusla önceden sorunlarım vardı aynı koğuşta kalmak istemiyorum’ şeklinde beyanda bulunduğunu ancak buna rağmen hasmıyla aynı koğuşa verildiğini aktardı. Memiş Akbaş, verildiği koğuşta hem hasmıyla hem de bazı mahpuslarla sorunlar yaşadığını, fiziksel ve cinsel şiddete maruz kaldığını,  idareyle görüşmek istediğinde de kendisine bazı infaz koruma memurlarının ‘burayı başka kurumlara benzetme çok sorun çıkartırsan sana burayı zindan ederiz’ şeklinde tehdit edildiğini beyan etti. Yazdığı şikayet dilekçelerinin çoğunun yırtıldığını aktaran mahpus, görüşme boyunca hem fiziksel hem psikolojik şiddete maruz kaldığını sık sık belirtti.”

‘CİNSEL İLİŞKİYE ZORLANDIM, ŞİDDET GÖRDÜM’

Erin’in aktardığına göre Memiş Akbaş sonunda cezaevi müdürüyle görüşebilmiş. Akbaş, yapılan görüşmeden sonra yaşananları Erin’e şöyle anlattı: “Müdürle yapılan görüşmeden sonra infaz koruma memurları bana, psikoloğa gidip ben eşcinsel değilim de seni buradan kurtaralım şeklinde beyanda bulundular. Hastaneye kendi iradem dışında sevk edildim. Buna rağmen hapishane dönüşünde, hukuka aykırı bir biçimde erkekler koğuşuna yerleştirildim. Burada da başka mahpuslar tarafından cinsel ilişkiye zorlandım. Aynı zamanda fiziksel ve psikolojik şiddet gördüm. Yetkili kişilerle görüşmek istedim ancak  bir infaz koruma memuru bana şu yanıtı verdi: Eğer kendini kesersen belki o zaman senle görüşürüz. Zaten yaşadıklarım sebebiyle psikolojik durumum iyi değildi, sırf benimle görüşsünler diye kollarımı ve göğsümü jiletle kestim, hastaneye kaldırıldım. Daha sonra aynı hapishaneye tekrar getirildim ancak bir ceza gibi çok pis bir hücreye konuldum. Burada hem insanlık onuruna aykırı koşullarda tutulmaya devam ettim hem de infaz koruma memurları tarafından psikolojik ve fiziksel şiddet gördüm.” 

‘EŞCİNSELİM DİYİNCE DİŞ FIRÇASIYLA TUVALET TEMİZLETİLDİ’

Tutulduğu hücrede yaşadıklarından sonra tekrardan intihara teşebbüs eden Memiş Akbaş’ın tekrardan hastaneye kaldırıldığını aktaran Erin, hastane sonrası Akbaş’ın bu kez Eskişehir L Tipi Hapishanesi’ne sevk edildiğini aktardı: “Eskişehir L tipi hapishanesinde 30 kişilik erkekler koğuşuna götürülen mahpus burada LGBTİ+ mahpus olduğunu söylemek istememiş ve kendi aktarımıyla ‘erkeksi’ davranmaya çalışmasına rağmen oradaki mahpusların kendilerine sürekli, ‘senin kulağın niye delik, niye böyle pantolonlar giyiyorsun, ibne misin’ şeklinde hakaretlere maruz kaldığını anlattı. Bu sözlere dayanamayıp ‘evet ben eşcinselim’ diyen mahpus, cinsel yönelimini açıkladıktan sonra burada da fiziksel şiddete maruz kaldığını, kendisine diş fırçasıyla tuvalet temizletildiğini ve sürekli ’emanet’ adı verilen ucunda jilet takılı diş fırçasıyla oluşturulan kesici alet ile tehdit edildiğini aktarmıştır. Bu baskılara dayanamadığını aktaran Memiş Akbaş, ölüm orucuna gireceğine dair idareye dilekçe vermiş bunun üzerine hapishane psikoloğu ile görüştürülmüştür. Psikolog ile olan görüşmesinde LGBTİ+ olmasına rağmen erkekler koğuşunda tutulduğunu aktarmış ancak bu şekilde sevkini sağlayabilmiştir.”

‘AYAKLARINA PLASTİK KELEPÇE, İPLE BAĞLANIYOR…’

Psikolog görüşü sonrası Akbaş’ın yeniden Eskişehir H Tipi Hapishanesi’ne sevk edildiğini aktaran Erin şu an tekli bir hücrede tutulan Akbaş’ın yaşadığı homofobinin artarak devam ettiğini aktarıyor ve Akbaş’ın kendisine anlattıklarını şu sözlerle ifade ediyor: “Memiş Akbaş, infaz koruma memurlarından kameraların olmadığı yerlerde şiddete maruz kaldığını, bazen ayaklarının plastik kelepçe ya da iple bağlanıp kendisine şiddet uygulandığını beyan etmiştir. Kendisine şiddet uyguladıkları sırada bazı infaz koruma memurlarının ‘sizi dövmekten namazlarımız kaçıyor’ dediğini aktaran mahpus, ayrıca kadın bir müdürün kendisine ‘siz zaten Allah tarafından lanetlenmişsiniz, yaşadıkların müstehaktır daha fazla sağa sola dilekçe yazıp bizi uğraştırma’ dediğini aktarmıştır.”

RAPOR: KÜRTÇE KİTAPLAR ALINMIYOR, TELEFON GÖRÜŞMELERİ KESİLİYOR…

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, hem Memiş Akbaş’ın yaşadıklarını hem de Eskişehir H Tipi Ceza İnfaz Kurumunda Yapılan Görüşmeyi raporlaştırdı. Raporda yer verilen tespitler şöyle:

– Hapishane genel olarak çok kalabalık olduğu için 12 kişilik hücrelerde 20-25 arası mahpusun kaldığı ve ranzaların fazlalığından ötürü odalarda hareket alanının kalmadığı aktarılmıştır. Hapishanenin çok kalabalık olmaması sebebiyle hapishanede bir sistemin oturmadığını aktaran mahpuslar, odalarda zil olmadığı için kapı vurarak infaz koruma memurların çağrıldığını bu sebeple hapishane içerisinde sürekli kapı vurma sesi olduğunu aktarmışlardır

– Mahpuslar pandemi sürecinin başından beridir sosyal faaliyetlerin durdurulduğunu; spor faaliyeti adı altında ayda 2 defa çim sahaya çıkarıldıkları aktarmışlardır.

– Mahpuslar havalandırma saatlerinde bir sorun olmadığını, havalandırmalarda tel kafes uygulamasının olmadığını aktarmışlardır.

– Yemeklerin hijyenik olmadığı; zaman zaman böceklerin çıktığı; porsiyonların az verildiği özellikle karantina hücrelerine ufak plastik kaplarda çok az yemek verildiği tarafımıza aktarılmıştır.

– Kalabalık bir hapishane olması ve jandarmaların çıkardıkları sorunlar sebebiyle; hastane sevkleri konusunda ciddi sorunlar yaşanan Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hastane sevkleri sırasında mahpusların ellerine çok sıkı kelepçeler takıldığı; hastanede mahkum koğuşlarında dahş bu kelepçelerin çıkarılmadığı; Doktor muayenelerinde çoğu zaman doktorların İstanbul Protokolüne aykırı bir şekilde kelepçenin takılı kalmasını istediği ve sevkten muayeneye kadar her aşamada insanlık onuruna aykırı muamele yapıldığı aktarılmıştır.

– Hapishaneye gönderilen Kürtçe kitapların alınmadığı; gönderilen müzik defteri ya da nota kitaplarının “şifre” olduğu gerekçesiyle mahpuslara verilmediği aktarılmıştır.

– Mektup gönderme ve dilekçelerinin işleme alınması sırasında çok fazla sorun olduğunu dile getiren mahpuslar birçok mektuplarının hukuka uygun el koyma kararı verilmeden yok edildiğini, dilekçelerinin yok edilerek ilgili kurumlara ulaştırılmadığı aktarmışlardır

– Mahpuslar özellikle hak ihlalleri aktarımları yaptıklarında telefon görüşmelerinin kesildiğini aktarmışlardır.

– Mahpuslar çok temel ihtiyaçların bile artık kantinde bulunmadığını örneğin yaklaşık 3 aydır tırnak makası almak istediklerini ancak kantinde yok denilerek alamadıklarını aktarmışlardır. Onun dışında var olan şeylerinde çok pahalı olduğunu aktaran mahpuslar dış kantinin tamamen kaldırıldığını aktarmışlardır.

– İnfaz koruma memurları ihtiyaç durumlarında dahi koğuşlara gelmediğini aktaran mahpuslar geldiklerinde covid-19 önlemlerine uymadıklarını aktarmışlardır.

Bugünden