Lavrov Rojava heyetine söz verdi: Sorunun çözümü için çabalayacağım!

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un, Haseki’deki suyun Türkiye destekli silahlı gruplar tarafından kesilmesi meselesini takip edeceğine dair söz verdiği bildirildi.

Resmi davet üzerine 27 Ağustos’ta Rusya’nın başkenti Moskova’ya giden Demokratik Suriye Meclisi (DSM) Yürütme Komitesi Başkanı İlham Ahmed başkanlığındaki Rojava heyeti, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile de bir görüşme gerçekleştirmişti.

Heyette yer alan Süryani Birlik Partisi Başkanı Sanherib Barsoum, Lavrov ile gerçekleştirilen görüşmede Haseki’deki su kesintisi meselesini de gündeme getirdiklerini söyledi.  

Barsoum, “Lavrov bize, Türkiye tarafından kesilen Heseki suyu meselesini takip edip sorunu çözmek için çaba harcayacağına dair söz verdi” dedi.   

Sanherib Barsoum, Ekim 2019’da Türkiye ile Rusya arasında imzalanan Soçi Mütabakatı’na sadık kalması ve Aluk su tesisindeki kesintiyi önlemesi konusunda Ankara’ya baskı kurulmasını istediklerini, Lavrov’un de bu konuyu Türk muhatapları ile görüşeceğini belirttiğini aktardı.

Aluk su istasyonu Haseki’nin temel su kaynağı

Sere Kaniye’nin 6 kilometre doğusunda bulunan Aluk istasyonu, Haseki ve Til Temir kentleri ile El Hol, El Arişe, Waşo Kani kampları ve diğer bölgelerin ana su kaynağı konumunda.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), daha önce paylaştığı raporunda Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu’na (SMO) bağlı grupların  bölgeye su sağlayan kaynağı kestiğini ve bu durumun koronavirüsle mücadeleyi tehlikeye attığını açıklamıştı.

HRW, Sere Kani yakınlarındaki Aluk su tedarik istasyonunun kontrolünün geçen Ekim 2018’dan bu yana Türkiye destekli güçlerin kontrolünde olduğunu, bu istasyonun toplam 460 bin kişinin yaşadığı Heseke kenti ile yerlerinden ayrılmak zorunda kalanların yaşadığı üç ayrı kampa su sağladığını belirtmişti.

HRW raporunda, “Bölgedeki Kürt yetkililer, suyun kesilme sebebi ile ilgili Türkiye’yi suçluyor. Türkiye’nin suyu keserek, bölgedeki Kürt otoritesini, kendi kontrolü altındaki bölgeye elektrik sağlama konusunda baskı almaya çalıştığı savunuluyor” ifadelerine yer verilmişti.

Türkiye ise Teşrin Barajı’nı kontrol altında tutan Kürt yönetiminin, yeterli elektrik sağlamadığı için su istasyonunun devre dışı kaldığını savunuyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporunda, bölgede insani yardım çalışmalarına katılan kişilere dayanarak, barajlardan Türkiye kontrolündeki bölgeye, su istasyonunu çalıştıracak kadar elektrik gittiği kaydediliyor.

Suriye: Tesisat onarılıyor

Rojava Özerk Yönetimi, bölgedeki su sorunun çözümü için 50’ye yakın kuyu kazmıştı.

Ancak Özerk Yönetim, bu alternatifin bölgedeki su ihtiyacını gideremeyeceğini, bu yüzden Aluk istasyonu konusunda bir anlaşma sağlanması gerektiğini savunuyor.

Öte yandan Suriye resmi ajansı SANA’da bugün yer alan bir haberde, Haseki Suyu İşleri Müdürlüğü ekiplerinin, Aluk su istasyonunun en kısa sürede ve tam kapasite ile hizmete başlaması için tüm bölümlerin onarım çalışmalarına başladığını duyurdu.

Haberde, bakımın çalışmalarının doğrudan istasyon sahasında yapıldığı ifade edildi.

Rojava suyu BMGK’nin gündemine gelmişti

Rojava’daki El-Hol Kampı ve Haseki kenti dahil birçok yere su sağlayan Aluk su istasyonundan gelen suyun Türkiye destekli silahlı gruplar tarafından kesilmesi geçtiğimiz ay Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde gündeme geldi.

BM Güvenlik Konseyinin Suriye’deki insani durumu görüştüğü oturumda, BM Bölgesel İnsani Yardımlar Koordinatörü Yardımcısı Ramesh Rajasingham, Haseke ve Hol kampında yaşanan su kesintilerine dikkati çekti.

Aluk su tesisinde bu yıl en az 13 kesinti yaşandığını belirten Rajasingham, Haseke bölgesindeki 460 bin sivilin kesintilerden olumsuz etkilendiğini söyledi.

Ramesh Rajasingham, “22 Ağustos’ta Tishrin Barajı’ndan Mabrouka ve Derbasieh elektrik istasyonlarına elektrik sağlandı ve ardından Aluk’taki 34 sondaj kuyusundan dokuzu su üretmeye başladı. Teknik ekipler, 25 Ağustos’ta istasyonda önemli onarımları gerçekleştirdi. Düşük pompalama kapasitesi ve 25 Ağustos’taki başka bir kesinti nedeniyle, su henüz Haseki’ye ulaşmış değil. Su kıtlığına yanıt olarak, insani yardım ortakları bölgeye her gün tahmini 2.500 m3 su ulaştırmaktadır. Ancak bu ne yeterli ne de sürdürülebilir bir çözümdür” dedi.

BM Bölgesel İnsani Yardımlar Koordinatörü Yardımcısı Ramesh Rajasingham, çatışan tarafların uluslararası insani hukuka göre, sivil halkın hayatta kalması için vazgeçilmez olan su tesisatlarına zarar vermemeye mecbur olduklarını vurguladı.

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Beşşar Caferi ise su kesintilerinden Türkiye’yi sorumlu tuttu.

Türkiye destekli grupların Aluk istasyonundaki suyu ve beslenme kuyularını 16 defadan fazla kestiğini belirten Caferi, Haseki kenti ve çevresinde bir milyondan fazla sivilin susuz kaldığını ve yirmi günden fazla süredir susuzluktan mustarip olduklarını belirtti.

Türkiye: Kalıcı bir çözüm için BM ile çalışmaya hazırız

Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu da Türkiye’nin su kesintisi uyguladığı yönündeki haberlerin “iddia” olduğunu, Aluk su tesisinin YPG’nin kontrolündeki Tişrin Barajı’ndan gelen elektrikle çalıştığını ve Aluk’un elektriğinin Kasım 2019’dan bu YPG tarafından düzenli ve kasıtlı olarak kesildiğini savundu.

Türkiye’nin çabaları sonucu Aluk’a elektrik verilmeye başladığını ve bu sayede su tesisinden yeniden su çıkarılmaya başlanabildiğini iddia eden Sinirlioğlu, ”Haseki’ye sürdürülebilir ve tam kapasite su temini, elektrik enerjisinin kesintisiz olarak sağlanmasına bağlı ve biz, kalıcı bir çözüm için BM ile çalışmaya hazırız” dedi.

Sinirlioğlu, YPG ve Suriye hükümetinin su kaynaklarını silah olarak kullanmasına ve yeni tip koronavirüsü (Covid-19) “suistimal etmesine müsaade edilmemesi gerektiğini” belirtti