23.6 C
İstanbul
Çarşamba, Temmuz 28, 2021

Kobani Davası: Ayhan Bilgen ve 3 kişi hakkında tahliye kararı

Kobane Davası duruşmasının ikinci gününde, Ayhan Bilgen’in de aralarında bulunduğu 4 kişi hakkında tahliye kararı verildi.

IŞİD’in Kobaniye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleştirilen eylemler gerekçesiyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 28’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan davanın üçüncü duruşmasının ikinci oturumu, Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Davada, Ayhan Bilgen, Berfin Özgü Köse, Can Memiş ve Cihan Erdal adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

6-8 Ekim 2014’teki Kobani eylemleri nedeniyle başlatılan ilk soruşturma kapsamında 31 Ocak 2017’de tutuklanan ancak Anayasa Mahkemesi’nin verdiği “hak ihlali” kararı üzerine tahliye edilen Ayhan Bilgen, 2 Ekim’de aynı dosyadan yeniden tutuklanmıştı.

Tutuklandıktan hemen sonra görevinden uzaklaştırılması ve yerine kayyum atanması ile HDP, 31 Mart 2019 seçimlerinde kazandığı son il belediyesini de kaybetmişti.

DURUŞMA

Sincan Cezaevi Kampüsü Salonu’nda görülen duruşmaya, HDP milletvekillerinin yanı sıra yöneticileri ve çok sayıda kişi katıldı. Duruşmanın görüldüğü cezaevi kampüsündeki polis ablukası bugün de devam etti. Duruşmaya izleyici olarak sadece 60 kişi alınırken, diğerleri ayrılan başka bir salona alındı.

HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Emine Ayna, HDP Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi Ali Ürküt, HDP Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Nazmi Gür, yerine kayyum atanan Kars Belediye Eş Başkanı Ayhan Bilgen, HDP eski milletvekili Gülser Yıldırım, HDP eski Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri Zeynep Ölbeci, Cihan Erdal, Can Memiş, Meryem Adıbelli, tutuklu bulundukları cezaevlerinden, tutuksuz yargılanan İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder İstanbul’dan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı. Tutuksuz yargılanan Ahmet Türk, Gülfer Akkaya ve Altan Tan mazeret dilekçesi göndererek, duruşmaya katılmadı.

Ayla Akat Ata, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, HDP eski Sözcüsü Günay Kubilay, eski milletvekili Emine Beyza Üstün, İbrahim Binici, HDP yeni dönem MYK üyesi Alp Altınörs, HDP eski saymanı Zeki Çelik, HDP eski MYK üyeleri Pervin Oduncu, Ayşe Yağcı, Bircan Yorulmaz, Berfin Özgül Köse,Meryem Adıbelli, Bülent Parmaksız, İsmail Şengül, Dilek Yağlı ile Sibel Akdeniz, duruşma salonunda hazır bulundu.

Oturum, HDP’nin RTÜK Üyesi Ali Ürküt’ün sorgusu ile başladı. Ali Ürküt, salgın nedeniyle avukatlarıyla görüşemediğini belirterek, savunma için ek süre istedi. Alp Altınörs de hakkındaki dava dosyasının eklerini henüz inceleyemediğini, savunmasını ek klasörleri inceledikten sonra yapacağını bildirdi ve savunma için süre talebinde bulundu.

Can Memiş, tutuklu yargılandığını, fakat iddianamede aleyhinde herhangi bir delil bulunmadığını söyledi. Sanık lehine değerlendirilmesi gereken bir iddianameyle karşı karşıya bulunduğu ifade eden Memiş, “Ben terör örgütü yöneticileriyle aynı suçlardan yargılanıyorum. Hakkımdaki tanık beyanlarından aylar sonra gözaltına alınıyorum. Bu kadar ağır suçlamaları olan bir insan 9,5 ay dışarıda bırakılmaz, anında gözaltına alınır. Bu 9,5 ayda ne oldu ki ben bir sabah evimden gözaltına alındım? Bu süre bile iddianamenin dayanaksız olduğunu gösteriyor” dedi.

Bir siyasi partinin çalışmalarında yer almanın, böyle ağır bir suçlamanın gerekçesi olamayacağını dile getiren Memiş, sağlık sorunlarının da bulunduğunu belirterek, tahliye ve beraat istedi.

Memiş, iddianamede, 6 Ekim 2014’teki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından HDP’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımlardan sonra farklı illerde olayların başladığının anlatıldığını, fakat kendisinin söz konusu toplantıya katılmadığını söyledi.

Berfin Özgü Köse, üzerine atılı suçları kabul etmedi, iddianamede hakkında bir delil bulunmadığını savundu.

Geçmişte MYK üyesi olduğunu, şu anda HDP içinde aktif bir görevinin bulunmadığını, fakat üyeliğinin devam ettiğini belirten Köse, HDP’de siyaset yapma nedenlerini anlattı.

HDP’nin toplumsal barış için mücadele yürüten bir parti olduğunu söyleyen Köse, partisinin MYK toplantılarına üyeler dışında başka kişilerin de katılarak talimatlar verdiği, 6 Ekim 2014’teki toplantının ardından HDP’nin sosyal medya hesabındaki paylaşımların da bu talimatlar doğrultusunda yapıldığı suçlamasını kabul etmedi.

Köse, katıldığı MYK toplantılarında üyeler dışında kimseyi görmediğini, toplantılarda şiddet içerikli bir konuşma olmadığı gibi bu yönde bir karar da alınmadığını belirtti.

HDP’nin 6 Ekim 2014’teki MYK toplantısına katılmadığını öne süren Köse, iddianamede kimlik bilgileri dışında hakkında başka bir bilgi bulunmadığını belirterek beraat istedi.

Cihan Erdal da akademisyen olduğunu, neden burada bulunduğunu bilmediğini söyledi. İddianamede hakkında somut bir delil olmadığını söyleyen Erdal, “Yaşanan elem verici olaylara hangi eylemim ve açıklamamla tesir ettiğime dair tek bir kelime iddianamede yok. Kuşkuya yer bırakmayan tek husus, dönemin MYK üyesi olduğum. İddianamenin odağında 6 Ekim’deki MYK toplantının ardından atılan tweetler var. Ben bu toplantıya katıldığımı da hatırlamıyorum.” diye konuştu.

Hem HDP hem de öncesinde Yeşiller ve Sol Gelecek Partisinde hiyerarşi ve şiddet karşıtı tutum takındığını ifade eden Erdal, MYK toplantısına dışarıdan katılan kişilerin kendilerine talimatlar verdiği suçlamasını kabul etmedi, talimat kelimesinin imasını dahi kendine hakaret olarak gördüğünü söyledi.

Erdal’ın çapraz sorgusu sırasında Mahkeme Başkanı Bahtiyar Çolak, heyete “Yargılanacaksınız.” diyen sanık avukatlarına “Yargılayabilirsiniz. FETÖ’cüler sırada, önce onlar yargılasın, sonra siz yargılarsınız.” karşılığını verdi.

Beyanların ardından ara karar açıklayan mahkeme, sanıklar Ayhan Bilgen, Berfin Özgü Köse ve Can Memiş’in savunmalarının alınmış olması, sanık Cihan Erdal’ın savunmasının alınmış olması ve suç vasfının değişme ihtimalinin bulunması gerekçesiyle adli kontrol şartıyla tahliyelerine hükmetti.

Davaya yarın devam edilecek.

Kobane Davası duruşmasının ikinci gününde, Ayhan Bilgen’in de aralarında bulunduğu 4 kişi hakkında tahliye kararı verildi.

IŞİD’in Kobaniye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleştirilen eylemler gerekçesiyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 28’i tutuklu 108 kişi hakkında açılan davanın üçüncü duruşmasının ikinci oturumu, Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Davada, Ayhan Bilgen, Berfin Özgü Köse, Can Memiş ve Cihan Erdal adli kontrol şartıyla tahliye edildi.

6-8 Ekim 2014’teki Kobani eylemleri nedeniyle başlatılan ilk soruşturma kapsamında 31 Ocak 2017’de tutuklanan ancak Anayasa Mahkemesi’nin verdiği “hak ihlali” kararı üzerine tahliye edilen Ayhan Bilgen, 2 Ekim’de aynı dosyadan yeniden tutuklanmıştı.

Tutuklandıktan hemen sonra görevinden uzaklaştırılması ve yerine kayyum atanması ile HDP, 31 Mart 2019 seçimlerinde kazandığı son il belediyesini de kaybetmişti.

DURUŞMA

Sincan Cezaevi Kampüsü Salonu’nda görülen duruşmaya, HDP milletvekillerinin yanı sıra yöneticileri ve çok sayıda kişi katıldı. Duruşmanın görüldüğü cezaevi kampüsündeki polis ablukası bugün de devam etti. Duruşmaya izleyici olarak sadece 60 kişi alınırken, diğerleri ayrılan başka bir salona alındı.

HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Emine Ayna, HDP Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi Ali Ürküt, HDP Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Nazmi Gür, yerine kayyum atanan Kars Belediye Eş Başkanı Ayhan Bilgen, HDP eski milletvekili Gülser Yıldırım, HDP eski Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri Zeynep Ölbeci, Cihan Erdal, Can Memiş, Meryem Adıbelli, tutuklu bulundukları cezaevlerinden, tutuksuz yargılanan İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder İstanbul’dan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı. Tutuksuz yargılanan Ahmet Türk, Gülfer Akkaya ve Altan Tan mazeret dilekçesi göndererek, duruşmaya katılmadı.

Ayla Akat Ata, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, HDP eski Sözcüsü Günay Kubilay, eski milletvekili Emine Beyza Üstün, İbrahim Binici, HDP yeni dönem MYK üyesi Alp Altınörs, HDP eski saymanı Zeki Çelik, HDP eski MYK üyeleri Pervin Oduncu, Ayşe Yağcı, Bircan Yorulmaz, Berfin Özgül Köse,Meryem Adıbelli, Bülent Parmaksız, İsmail Şengül, Dilek Yağlı ile Sibel Akdeniz, duruşma salonunda hazır bulundu.

Oturum, HDP’nin RTÜK Üyesi Ali Ürküt’ün sorgusu ile başladı. Ali Ürküt, salgın nedeniyle avukatlarıyla görüşemediğini belirterek, savunma için ek süre istedi. Alp Altınörs de hakkındaki dava dosyasının eklerini henüz inceleyemediğini, savunmasını ek klasörleri inceledikten sonra yapacağını bildirdi ve savunma için süre talebinde bulundu.

Can Memiş, tutuklu yargılandığını, fakat iddianamede aleyhinde herhangi bir delil bulunmadığını söyledi. Sanık lehine değerlendirilmesi gereken bir iddianameyle karşı karşıya bulunduğu ifade eden Memiş, “Ben terör örgütü yöneticileriyle aynı suçlardan yargılanıyorum. Hakkımdaki tanık beyanlarından aylar sonra gözaltına alınıyorum. Bu kadar ağır suçlamaları olan bir insan 9,5 ay dışarıda bırakılmaz, anında gözaltına alınır. Bu 9,5 ayda ne oldu ki ben bir sabah evimden gözaltına alındım? Bu süre bile iddianamenin dayanaksız olduğunu gösteriyor” dedi.

Bir siyasi partinin çalışmalarında yer almanın, böyle ağır bir suçlamanın gerekçesi olamayacağını dile getiren Memiş, sağlık sorunlarının da bulunduğunu belirterek, tahliye ve beraat istedi.

Memiş, iddianamede, 6 Ekim 2014’teki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından HDP’nin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımlardan sonra farklı illerde olayların başladığının anlatıldığını, fakat kendisinin söz konusu toplantıya katılmadığını söyledi.

Berfin Özgü Köse, üzerine atılı suçları kabul etmedi, iddianamede hakkında bir delil bulunmadığını savundu.

Geçmişte MYK üyesi olduğunu, şu anda HDP içinde aktif bir görevinin bulunmadığını, fakat üyeliğinin devam ettiğini belirten Köse, HDP’de siyaset yapma nedenlerini anlattı.

HDP’nin toplumsal barış için mücadele yürüten bir parti olduğunu söyleyen Köse, partisinin MYK toplantılarına üyeler dışında başka kişilerin de katılarak talimatlar verdiği, 6 Ekim 2014’teki toplantının ardından HDP’nin sosyal medya hesabındaki paylaşımların da bu talimatlar doğrultusunda yapıldığı suçlamasını kabul etmedi.

Köse, katıldığı MYK toplantılarında üyeler dışında kimseyi görmediğini, toplantılarda şiddet içerikli bir konuşma olmadığı gibi bu yönde bir karar da alınmadığını belirtti.

HDP’nin 6 Ekim 2014’teki MYK toplantısına katılmadığını öne süren Köse, iddianamede kimlik bilgileri dışında hakkında başka bir bilgi bulunmadığını belirterek beraat istedi.

Cihan Erdal da akademisyen olduğunu, neden burada bulunduğunu bilmediğini söyledi. İddianamede hakkında somut bir delil olmadığını söyleyen Erdal, “Yaşanan elem verici olaylara hangi eylemim ve açıklamamla tesir ettiğime dair tek bir kelime iddianamede yok. Kuşkuya yer bırakmayan tek husus, dönemin MYK üyesi olduğum. İddianamenin odağında 6 Ekim’deki MYK toplantının ardından atılan tweetler var. Ben bu toplantıya katıldığımı da hatırlamıyorum.” diye konuştu.

Hem HDP hem de öncesinde Yeşiller ve Sol Gelecek Partisinde hiyerarşi ve şiddet karşıtı tutum takındığını ifade eden Erdal, MYK toplantısına dışarıdan katılan kişilerin kendilerine talimatlar verdiği suçlamasını kabul etmedi, talimat kelimesinin imasını dahi kendine hakaret olarak gördüğünü söyledi.

Erdal’ın çapraz sorgusu sırasında Mahkeme Başkanı Bahtiyar Çolak, heyete “Yargılanacaksınız.” diyen sanık avukatlarına “Yargılayabilirsiniz. FETÖ’cüler sırada, önce onlar yargılasın, sonra siz yargılarsınız.” karşılığını verdi.

Beyanların ardından ara karar açıklayan mahkeme, sanıklar Ayhan Bilgen, Berfin Özgü Köse ve Can Memiş’in savunmalarının alınmış olması, sanık Cihan Erdal’ın savunmasının alınmış olması ve suç vasfının değişme ihtimalinin bulunması gerekçesiyle adli kontrol şartıyla tahliyelerine hükmetti.

Davaya yarın devam edilecek.

Bugünden