Kılıçdaroğlu: Eşi ve çocukları öldürülen Emine Şenyaşar’ın bir çocuğu hala hapiste ya insanın biraz vicdanı sızlar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, eşi ve çocukları öldürülen Emine Şenyaşar’ın adalet aradığına işaret ederek, “Eşi ve çocukları öldürülen kadın, galiba yanlış hatırlamıyorsam Suruç’taydı. Kadının hala elinde adaletle orada beklemesi. Büyük sıkıntılar var. Bir çocuğu hala kaç aydır hapiste ve tek başına bir odada kalıyor. Ya insanın biraz vicdanı sızlar” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün gece, HaberTürk TV canlı yayınında gazetecilerin gündem başlıklarına dair sorularını yanıtladı.

“Helalleşme”ye açıklık getirdi

“Helalleşme” açıklamasına ilişkin değerlendirmesi sorulan Kılıçdaroğlu, CHP’ye mesafeli kesimler ile yaptığı toplantıların sonunda pek çok kişinin “helalleşmemiz lazım” şeklinde güzel temennilerde bulunduklarını aktardı.

“Helalleşmenin gerekliliği” yönündeki açıklamalarını daha önce değişik illerde kamuoyuna açık toplantılarda da dillendirdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, bunun barışa, sevgiye, hoşgörüye çağrı yapan bir kavram olduğunu ifade etti.

Türkiye’de ekonomide, sosyal yaşamda, aile hayatı içinde yeteri kadar sorunlar yaşandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bütün bu sorunlar varken hala sorunları çözmek yerine birbirimize ön yargıyla bakıp birbirimizi suçlamanın bir anlamı yok. Türkiye’nin buradan çıkması lazım. Buradan çıkarsak emin olun hep beraber sakin bir masanın etrafına oturup ‘Bu sorunu nasıl çözeriz’ diye oturup konuşabiliriz. Bu ortamı yaratmak istiyorum. Geçmişe takılıp kalma değil, geleceğe bakmamız lazım. Helalleşmenin özünde de gelecek var, gelecek perspektifi var. Biz şimdi oturalım kavgaları bir tarafa bırakalım, daha rahat bir şekilde oturalım tartışalım, bu ülkenin hali nedir böyle ve nasıl düzeltebiliriz? Dolayısıyla önyargılarımızı kırdığımız andan itibaren farklı bir Türkiye, farklı bir anlayış birbirimize çok daha farklı bakacağız.”

“Hatadan dönmek erdemdir”

Bu konuda gelebilecek sorularla ilgili bir hazırlık yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Mesela bu ülkenin insanlarının helalleşme ihtiyacı var mı? Bana göre var. Bu ülkenin insanları toplumsal vasatlıktan kurtulmalı mı? Elbette kurtulmalı. Daha ciddi bir entelektüel derinliği yakalayabilmeliyiz. Birbirimize daha sevgiyle, daha hoşgörüyle yaklaşabilmeliyiz. Bunların her birisi aslında bir anlamda helalleşmedir. Önyargılarımızdan kurtulabilecek miyiz? Önyargılardan kurtulabilirsek emin olun çok şeyi çözmüş olacağız. Sonra insanlar yaptıkları hataları kabul edilebiliyorsa aslında bu da bir erdemdir. Hatadan dönmek erdemdir.”

“Roboski’yi üstlenmiyoruz”

“Hellalleşme çıkışınıza tabandan tam destek var diyebilir miyiz?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, “Var diyebilirsiniz” yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu, gazetecilerin “Siz 28 Şubat’ı da Roboski’yi de üstleniyorsunuz. Sanki böyle bir algı var” ifadeleri üzerine şunları söyledi:

“Hayır üstlenmiyoruz. Bazı yazarlar yazıyor, biz iktidar değiliz ki böyle bir şey yok ama o olaylarda mağdur olanlar var. Roboski’de milletvekili arkadaşlar gittiler mükemmel bir rapor hazırladılar. Onlarla diyaloglarımız hala devam ediyor. Ama orada bir mağduriyet var mı? Mağduriyet var. Şimdi bazı çevrelerden ‘CHP böyle bir şeyin içinde yoktu ki. Niçin bunu üstleniyorsun’ şeklinde… Bu bir üstlenme olayı değil aslında, bu bir hak ihlalleri demetinin Türkiye’ye getirdiği açmaz ve bu açmazdan Türkiye’nin çıkmasını istiyoruz” dedi.

Emine Şenyaşar’a değindi: O kadıncağız orada adalet arıyor

Eşi ve çocukları öldürülen Suruçlu Emine Şenyaşar’a değinen Kılıçdaroğlu, “Eşi ve çocukları öldürülen kadın, galiba yanlış hatırlamıyorsam Suruç’taydı. Kadının hala elinde adaletle orada beklemesi. Kadıncağız Türkçe de bilmiyor. Avukatı bana tercüme etti, büyük sıkıntılar var. Gerçekten bir çocuğu hala kaç aydır hapiste ve tek başına bir odada kalıyor. Ya insanın biraz vicdanı sızlar” ifadelerini kullandı.

Bu süreçte birçok savcı değiştiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Siyasetin acımasızlığı orada. Haksızlık görüyorsunuz, haksızlığın kimler tarafından yapıldığını biliyorsunuz ama onun siyasi gücü var ve o siyasi güç yargıyı, savcıyı teslim alıyor ve adaleti sağlamıyor. O kadıncağız orada adalet arıyor” dedi.

Kılıçdaroğlu, bu konu için genel başkan yardımcılarından birini görevlendirdiğini ve savcıyla görüşüldüğünü belirterek, gelecek günlerde bunu parlamentoya getireceklerini söyledi.

Diyarbakır anneleri ve cumartesi annelerinin adalet istediğini anlatan Kılıçdaroğlu, “Bunlar adalet istiyor mu? İstiyor. Bunların da hakkı var mı? Hakkı var. Birisini göğe çıkarıyorsunuz birisini yerin dibine batırıyorsunuz. İkisi de anne, ikisi de evlatlarını istiyor. İkisinin de hakkını teslim etmemiz lazım.” ifadesini kullandı. Kılıçdaroğlu, adaletin her iki tarafa da verilmesi gerektiğini kaydetti.

“Demokratik standartlarda büyük aşınma var”

“Stratejinizi iktidarla birlikte sistem değişikliğine yöneltirseniz toplumsal uzlaşma ve barış çok daha kolay olmaz mı?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Önce şu soruyu soralım. Gerginliği kim çıkarıyor? Ben gerginlikten yana değilim, oturup uygarca tartışmalıyız.” yanıtını verdi.

Eskiden siyasi parti liderlerinin bir araya geldiğini, televizyonlarda tartışıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, “Demokratik standartlarda büyük aşınma var. Türkiye’de şu anda demokrasi yok. İnsan hakkı ihlalleri felaket durumda.” dedi.

Ekonominin “felaket” içinde olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, ekonomide bir saat sonra ne olacağını kimsenin bilmediğini kaydetti.

Kılıçdaroğlu, “Böyle bir ortamda siz ekonomiyi nasıl düzelteceksiniz? Hangi kararları alacaksınız? Devlette liyakat kalmamış, devlette kimin ne yaptığı belli değil. Bakanlar bakan değil. Şunu söylüyor bakan Marmaris yangınında, ‘Sayın Cumhurbaşkanı’nın talimatı ile yangınları söndüreceğiz.’ Ne demek? Yangın söndürmek için Cumhurbaşkanı’ndan talimat mı beklenir? Böyle bir devlet yönetimi mi olur? Biz bunu eleştirdiğimiz zaman kızıyor Erdoğan. ‘Bay Kemal, bay Kemal’… Bay Kemal demesinden rahatsız değilim aslında. Hoşuma da gidiyor, istediği kadar söyleyebilir.” değerlendirmesini yaptı.

“Erken seçimin nedeni vatandaş ağır yük içine girmesin diye”

Erdoğan’dan çözüm üretmesini beklediklerini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Emin olun aklı da ben veriyorum. Emekliye iki maaş ikramiye vereceksin diyorum. Uzun süre direndiler, verdiler. Taşeron işçiye kadro verdiler. En son TRT payını kaldırdılar. Onu da söyledim. Ama bir şeyi yapmadılar. Faturalardan kış aylarında KDV’yi kaldıracaksınız. Asıl yük KDV’de. Bunu da kaldırın dedim. Zamlar yeteri kadar yansımadı, daha büyük zamlar gelecek. Dolayısıyla toplumda büyük bir tedirginlik var, toplumda ciddi bir kırılma var. Kış aylarında Karakış Fonu kurun dedik. Bunun altından nasıl çıkacaklar bilmiyorum ama hiç bir karar, hiçbir şey yok. Aldıkları kararlar bizim düşündüğümüz anlamda toplumu asla rahatlatmıyor.”

Kılıçdaroğlu, eleştirdiği her konunun çözümünü de söylediğini belirterek, “Bu sistem Türkiye’yi buraya getirdi, bundan sonra daha kötü bir duruma götürecek. Bizim erken seçim istememizin temel nedeni, Türkiye’de vatandaş daha ciddi bir ağır yük içine girmesin diye. Daha büyük felaketlerle karşılaşmasın diye. Kış aylarında kaç kişinin doğal gazı, elektriği kesildi göreceksiniz. İnsanlar ödeyemiyorlar.” şeklinde konuştu.

“Merkez Bankasına müdahale ediliyor”

Merkez Bankasının faiz indirimine ilişkin bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, “Merkez Bankası fiyat istikrarını sağlayan bir kurum olmaktan çıkmış durumda. Merkez Bankasının yasasında açık ve net fiyat istikrarı görevi Merkez Bankasına verilmiş durumda. Ama Merkez Bankası bu görevi yapamıyor, yapmıyor zaten. Sadece fiyat artışlarına seyirci olarak bakan bir kurum haline geldi. Merkez Bankasına müdahale ediliyor” ifadelerini kullandı.

Dünya kamuoyunun Merkez Bankasının bağımsız olmadığını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendi açıklamasından dinlediğini savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Dolayısıyla Merkez Bankasının görevi fiyat istikrarını sağlamak, gayet güzel. Kanun çok açık. Görev Merkez Bankasına verilmiş. Görevi veren kim? Türkiye Büyük Millet Meclisi. TBMM’nin çıkardığı kanunu Erdoğan iğdiş etti. Çıkardı bir fiyat istikrar komitesi kurdu. Tamamı Merkez Bankasının dışında. Fiyat istikrar komitesi yani fiyatlarda istikrarı sağlayacak olan komite hiç toplandı mı?”

İş dünyasının kafasının karışık olduğunu, önünü görmeyen insanların yatırım yapamayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Erdoğan, gerçeklerden kopmuş bir insan. Tam bir paralel devlet yapılanması var. Bir saray ve bir de diğerleri” dedi.

“Yüzde 50+1” tartışması

Cumhurbaşkanlığı seçiminde doğal olanın yüzde 50+1 olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Siz bu 50+1 meselesinin neresinde duruyorsunuz, bu tartışmanın bir yerinde var mısınız?” sorusuna “Biz bu sistemin hiçbir yerinde değiliz, olmayız da, asla. Tartışma kendi içlerinde. Sorun, yüzde 50+1 sorunu değil sistem sorunu. Yüzde 20 olsa ne olur? Yüzde 20 ile bir kişiye yetki verdiniz, Türkiye’yi darmadağın edecek. Ne olur yani yüzde 30 verseniz ne olur? Yüzde 75 verseniz ne olur, yüzde 100 verseniz ne olur? Sistem, zaten çürüyen bir sistem, devlette çürümeye, yolsuzluklara yol açıyor. Siz hesabını soramıyorsunuz. Bağımsız yargı yok. Yargıyı siyaset kurumu tayin ediyor. Savcılar görevlerini yapamıyorlar korkudan, devlet memurları görevlerini yapamıyorlar” yanıtını verdi.

DEVA ve Gelecek partileri Millet İttifakı’nda yer alacak mı?

DEVA ve Gelecek partilerinin Millet İttifakı’nda yer alıp almayacağı ve bu partilere ne zaman davet göndereceğine dair soru üzerine “Bu işler davetle olmuyor. Ortak söylemler bizim için çok değerlidir. Örneğin güçlendirilmiş parlamenter sistemi 6 parti dillendiriyor. Bizim açımızdan bu çok değerli. İşte genel başkan yardımcıları bir uzlaşma sağlayabilir miyiz diye bir araya geldiler. Genel başkan yardımcıları aralık ortalarında galiba o uzlaşmaya büyük ölçüde ulaşacaklar. Neyi, nasıl yapacağımızı aktaracaklar. Bir mutabakat sağlandıktan sonra da genel başkanlar olarak ya imzalayacağız ya bir araya geleceğiz veya genel başkan yardımcıları oturacaklar bir basın toplantısı ile bunları bir şekliyle aktaracaklar. İleride var olan sistem içerisinde Millet İttifakı olarak tabii bir araya gelebiliriz. İttifak büyüyebilir, büyürse memnun oluruz. Ama şu aşamada bir ittifakı oluşturma gibi bir araya gelme düşüncesi yok” ifadelerini kullandı.