24.2 C
İstanbul
Pazar, Haziran 20, 2021

Kıbrıslı avukat: Yavru vatan, yavru çukura dönüştü; Kutlu Adalı’nın failleri Türkiye’de

Kıbrıs için “yavru çukur” benzetmesine katılan avukat Tacan Reynar, Kutlu cinayeti gibi tüm gayrimeşru faaliyetlerin açığa çıkmasının Türkiye’ye bağlı olduğunu, Kıbrıslıların çok fazla söz hakkı olmadığını dile getirdi.  

Suç örgütü llideri Sedat Peker ve kardeşi Atilla Peker’in itiraflarda bulunduğu Kutlu Adalı cinayetine dair Kuzey Kıbrıs’ta hiçbir hukuksal adım atılmadığını belirten avukat Tacan Reynar, eylemin planlayıcısı Korkut Eken ve diğer faillerin Türkiye’de olduğunu, sürecin de burada yürütülmesi gerektiğini belirterek “Yavru vatan, yavru çukura dönüştü” dedi. 

Sedat Peker’in devlet-mafya-iktidar-medya üzerine itirafları, kardeşi Atilla Peker’in Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı cinayeti planını deşifre etmesi, fail olarak adı açıklanan Korkut Eken’in “PKK’nın oradaki faaliyetlerine yönelik 3-5 günlük bir inceleme yaptım” şeklindeki savunmaları ve ortaya saçılanlara ilişkin Kıbrıs’ta nasıl bir hukuksal sürecin yaşandığını avukat Tacan Reynar, Mezopotamya Ajansı’ndan Sedat Yılmaz’a anlattı. 

Kıbrıs için “yavru çukur” benzetmesine katılan avukat Reynar, Kutlu cinayeti gibi tüm gayrimeşru faaliyetlerin açığa çıkmasının Türkiye’ye bağlı olduğunu, Kıbrıslıların çok fazla söz hakkı olmadığını dile getirdi.  

‘KIBRIS’TA DEVLETİN YAPTIĞI BİR ŞEY YOK SADECE GAZETECİLER SORUYOR’ 

Sedat Peker’in açıklamaları sonrası Kuzey Kıbrıs’ta herhangi bir yargısal süreç başlatılıp başlatılmamasına ilişkin bilgi veren avukat Tacan Reynar, 1996 yılında Kutlu Adalı cinayetine ilişkin Meclis’te bir soruşturma komisyonunun kurulduğunu ancak bu komisyonun bir sonuca ulaşmadığını hatırlattı. Şu an sadece gazetecilerin o dönemin tanıklarına ve görevli polis memurlarına ulaşmaya çalıştığını, olayın nasıl cereyan ettiğiyle ilgili bilgi toplamaya çalıştığını aktaran Reynar, “Kıbrıs’ta devletin, polislerin yaptığı bir şey yok. Sadece gazeteciler bir uğraş içinde. Şu an aldığımız bilgiler o dönem görevli olan polislere, ‘Bu olayın üzerine gidilmesin, üstü kapatılsın, görev yerlerinden ayrılın’ gibi beyanlar ve taleplerde bulunulduğunu biliyoruz. Şimdi ortaya çıktığı gibi olayda kimlerin olduğunu, o dönem devletin görevlileri biliyorlardı. Kutlu Adalı’nın katledilmesinin derin devletin işi olduğunu zaten Kıbrıslılar biliyor ve konuşuyordu. Bizim için yeni olan isimlerin net olmasıdır” dedi. 

‘BU İSİMLER TÜRKİYE’DE’

Tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmış cinayete dair Türkiye’de olduğu gibi Kıbrıs yargısında bir hareketlenmenin olmadığını ve işleyişin başlangıç yeri Ankara olduğunu ifade eden Reynar, “Maalesef gerek kolluk kuvvetleri gerekse de savcılık ayağında bir girişim henüz yapılmış değil. Yapılabilir mi? diye medyamız da soruyor. Gündemimiz bu aslında. Kuzey Kıbrıs’ta bilgilere ulaşma, olayın aydınlatılması için bir şeyler yapılabilir mi, diye düşünüyoruz. Aslında olayın Türkiye ayağı önemli. Ne kadar samimi olunacak? Sonuca odaklı bir tutum olacak mı? Onu zamanla göreceğiz. Fakat failler Türkiye’de ise ve bu suç işleme olayı Türkiye’de tasarlandıysa, tabii ki de Türkiye’de çözülmesi önem arz ediyor. Bu isimler Türkiye’de, dolayısıyla da faillere ulaşılmalı ve kovuşturma başlatılmalı, ki başlatıldı ve sonucu getirilmeli. Kıbrıs ayağında şu aşamada çok bir şey olacağını düşünmüyoruz. Çünkü Kıbrıs’ta o dönem görev yapan polisler dışında çok konuşacak bir kimse yok. Failler Türkiye’de ve Türkiye’de bir sonuca ulaşılmalı” diye belirtti. 

ANKARA’YA BAĞLI 

Kuzey Kıbrıs’ta bütün polis ve askerin Türkiye’ye bağlı olduğunu vurgulayan avukat Tacan Reynar, Kıbrıs’taki yargısal sürece dair şunları kaydetti: “Türkiye’nin Kıbrıs’ta bulunan askerine bağlı. Emir komuta zinciri bu şekilde. Şu an tahkikatı yapmakla hükümlü polis, askere bağlı. Tabii Anayasa’da geçici bir 10’uncu madde var. Bu maddede bütün güvenliğin Türkiye tarafından sağlanacağı söyleniyor. Dolayısıyla bu noktada Kıbrıs Türklerinin hiçbir söz hakkı olamıyor. Türkiye’de tahkikatları savcı yürütüyor, fakat Kıbrıs’ta bütün tahkikat sorumluluğu polisin elinde. Polis, askere bağlı. Asker Ankara’ya bağlı. Dolayısıyla bu emir komut zinciri içerisinde adalet aramak, beklemek mümkün olmuyor Kıbrıs’ta. Adalet ayağında ciddi sorunlar var.” 

‘BUNDAN SONRA GERÇEKTEN ADALETİ BULACAK MIYIZ?’

Yargısal güvenceden kaynaklı paramiliter yapıların Kuzey Kıbrıs’ta rahat hareket ettiğine dikkati çeken Reynar, şöyle devam etti: “Biz yıllardır söylüyoruz; Kuzey Kıbrıs şu anda Türkiye’nin bir arka bahçesi haline gelmiş, getirilmiş durumda ve bu bilinçli bir tercih. Kutlu Adalı cinayetinde Türkiye taraf ve Türkiye yetkin bir soruşturma yapmadığı için AİHM’de mahkum ediliyor. Etkin soruşturma yürütecek olan kim? Yine Ankara’ya bağlı olan polis teşkilatı. Bugüne kadar yapılması gerekenler yapılmamışken bundan sonra yapılacak mı, bunu göreceğiz. Türkiye’deki iktidarın ne şekilde evirileceğine bağlı. Bu ifşaatlar nereye gidecek? Kimler kurtulacak? Kimlerle ilgili incelemeler yapılacak? Bu çok önemli. Bundan sonra gerçekten adaleti bulacak mıyız? Soru işaretleri var ama umarım yanılırız ve adalete bir şekilde ulaşılır.”

‘PKK’NİN FAALİYETİ YOK’ 

Av. Tacan Reynar, Adalı cinayetinin faili olarak işaret edilen isim olan Korkut Eken’in o dönem Kıbrıs’ta bulunma sebebini “PKK faaliyetlerine” bağlamasını da değerlendirdi. Avukat Reynar, bu konuda şunları söyledi: “O dönemin koşullarına bakıldığı zaman Kıbrıs’ta PKK’nin hiçbir zaman etkin olduğunu düşünmüyorum, kişisel görüşüm bu. Buna ilişkin verilere baktığımız zaman, mahkemelere yansıyan çok nadir yargılamaların yapıldığını görüyoruz. Denildiği gibi elle tutulur ‘terörist faaliyetler’ değil, bayrak taşıma, kitap bulundurma gibi öğrenci faaliyeti. Onun dışında bir şey yok. Dolayısıyla Korkut Eken’in ifadesi enteresan. ‘Biz oraya PKK için gittik, soruşturma yapacaktık, buna yönelik istihbarat vardı’ gibi bir şeyler söyledi. Bunların konuşulduğu yer ise Sivil Savunma Başkanlığı. Sivil Savunma Başkanlığı dediğimiz Türkiye ile aynı. Sivil savunma; savaş, deprem zamanlarında insanlara yardımda bulunan, bunlara müdahale eden bir birim. Ama Kuzey Kıbrıs için başka bir anlamının olduğunu da öğreniyoruz. Son zamanlarda aynı şeyi FETÖ için de yapıyorlar ama biz Kuzey Kıbrıs’ta ciddi yakalanma ya da yargılamaların yapılmadığını görüyoruz. Kuzey Kıbrıs’ta derin devlet dediğimiz yapı, pis işlerini bir şekilde milliyetçi kişilere, ‘Bunlar terörist faaliyetler içerisindeler’ gibi iddialarla asıl Kıbrıslıların ülkelerine dair gayelerinin önüne geçmeye çalışmaktır. O yüzden Kıbrıs halkının mücadelesi, Kürt halkının mücadelesi ile eşleştiriyorum ve aynı tutuyorum.”

‘YAVRU ÇUKUR’

Kıbrıs hakkında Türkiye’de herkesin fikir yürüttüğünü ama birçoğunun yanlış bilgilere sahip olduğuna vurgu yapan Tacan Reynar, sözlerini şöyle tamamladı: “Kıbrıs bir nevi Türkiye’nin laboratuvarı. Biz ‘garantör ülke’ değimiz Türkiye’nin asker, polis teşkilatının bir şekilde derin devlet işlerine karıştığını maalesef görüyoruz. Ülkemizde gazetecileri öldüren insanların olduğu ortaya çıkıyor. Bu derin işler, kumarhaneler, insan ticareti, fuhuş için de geçerli. Yurdumuz maalesef artık Türkiye’nin bir arka bahçesi haline gelmiş durumda. Geçen gün bir gazete ‘yavru çukur’ diye manşet atmıştı. Yavru vatandan yavru çukura dönüştü.”  

Kıbrıs için “yavru çukur” benzetmesine katılan avukat Tacan Reynar, Kutlu cinayeti gibi tüm gayrimeşru faaliyetlerin açığa çıkmasının Türkiye’ye bağlı olduğunu, Kıbrıslıların çok fazla söz hakkı olmadığını dile getirdi.  

Suç örgütü llideri Sedat Peker ve kardeşi Atilla Peker’in itiraflarda bulunduğu Kutlu Adalı cinayetine dair Kuzey Kıbrıs’ta hiçbir hukuksal adım atılmadığını belirten avukat Tacan Reynar, eylemin planlayıcısı Korkut Eken ve diğer faillerin Türkiye’de olduğunu, sürecin de burada yürütülmesi gerektiğini belirterek “Yavru vatan, yavru çukura dönüştü” dedi. 

Sedat Peker’in devlet-mafya-iktidar-medya üzerine itirafları, kardeşi Atilla Peker’in Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı cinayeti planını deşifre etmesi, fail olarak adı açıklanan Korkut Eken’in “PKK’nın oradaki faaliyetlerine yönelik 3-5 günlük bir inceleme yaptım” şeklindeki savunmaları ve ortaya saçılanlara ilişkin Kıbrıs’ta nasıl bir hukuksal sürecin yaşandığını avukat Tacan Reynar, Mezopotamya Ajansı’ndan Sedat Yılmaz’a anlattı. 

Kıbrıs için “yavru çukur” benzetmesine katılan avukat Reynar, Kutlu cinayeti gibi tüm gayrimeşru faaliyetlerin açığa çıkmasının Türkiye’ye bağlı olduğunu, Kıbrıslıların çok fazla söz hakkı olmadığını dile getirdi.  

‘KIBRIS’TA DEVLETİN YAPTIĞI BİR ŞEY YOK SADECE GAZETECİLER SORUYOR’ 

Sedat Peker’in açıklamaları sonrası Kuzey Kıbrıs’ta herhangi bir yargısal süreç başlatılıp başlatılmamasına ilişkin bilgi veren avukat Tacan Reynar, 1996 yılında Kutlu Adalı cinayetine ilişkin Meclis’te bir soruşturma komisyonunun kurulduğunu ancak bu komisyonun bir sonuca ulaşmadığını hatırlattı. Şu an sadece gazetecilerin o dönemin tanıklarına ve görevli polis memurlarına ulaşmaya çalıştığını, olayın nasıl cereyan ettiğiyle ilgili bilgi toplamaya çalıştığını aktaran Reynar, “Kıbrıs’ta devletin, polislerin yaptığı bir şey yok. Sadece gazeteciler bir uğraş içinde. Şu an aldığımız bilgiler o dönem görevli olan polislere, ‘Bu olayın üzerine gidilmesin, üstü kapatılsın, görev yerlerinden ayrılın’ gibi beyanlar ve taleplerde bulunulduğunu biliyoruz. Şimdi ortaya çıktığı gibi olayda kimlerin olduğunu, o dönem devletin görevlileri biliyorlardı. Kutlu Adalı’nın katledilmesinin derin devletin işi olduğunu zaten Kıbrıslılar biliyor ve konuşuyordu. Bizim için yeni olan isimlerin net olmasıdır” dedi. 

‘BU İSİMLER TÜRKİYE’DE’

Tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmış cinayete dair Türkiye’de olduğu gibi Kıbrıs yargısında bir hareketlenmenin olmadığını ve işleyişin başlangıç yeri Ankara olduğunu ifade eden Reynar, “Maalesef gerek kolluk kuvvetleri gerekse de savcılık ayağında bir girişim henüz yapılmış değil. Yapılabilir mi? diye medyamız da soruyor. Gündemimiz bu aslında. Kuzey Kıbrıs’ta bilgilere ulaşma, olayın aydınlatılması için bir şeyler yapılabilir mi, diye düşünüyoruz. Aslında olayın Türkiye ayağı önemli. Ne kadar samimi olunacak? Sonuca odaklı bir tutum olacak mı? Onu zamanla göreceğiz. Fakat failler Türkiye’de ise ve bu suç işleme olayı Türkiye’de tasarlandıysa, tabii ki de Türkiye’de çözülmesi önem arz ediyor. Bu isimler Türkiye’de, dolayısıyla da faillere ulaşılmalı ve kovuşturma başlatılmalı, ki başlatıldı ve sonucu getirilmeli. Kıbrıs ayağında şu aşamada çok bir şey olacağını düşünmüyoruz. Çünkü Kıbrıs’ta o dönem görev yapan polisler dışında çok konuşacak bir kimse yok. Failler Türkiye’de ve Türkiye’de bir sonuca ulaşılmalı” diye belirtti. 

ANKARA’YA BAĞLI 

Kuzey Kıbrıs’ta bütün polis ve askerin Türkiye’ye bağlı olduğunu vurgulayan avukat Tacan Reynar, Kıbrıs’taki yargısal sürece dair şunları kaydetti: “Türkiye’nin Kıbrıs’ta bulunan askerine bağlı. Emir komuta zinciri bu şekilde. Şu an tahkikatı yapmakla hükümlü polis, askere bağlı. Tabii Anayasa’da geçici bir 10’uncu madde var. Bu maddede bütün güvenliğin Türkiye tarafından sağlanacağı söyleniyor. Dolayısıyla bu noktada Kıbrıs Türklerinin hiçbir söz hakkı olamıyor. Türkiye’de tahkikatları savcı yürütüyor, fakat Kıbrıs’ta bütün tahkikat sorumluluğu polisin elinde. Polis, askere bağlı. Asker Ankara’ya bağlı. Dolayısıyla bu emir komut zinciri içerisinde adalet aramak, beklemek mümkün olmuyor Kıbrıs’ta. Adalet ayağında ciddi sorunlar var.” 

‘BUNDAN SONRA GERÇEKTEN ADALETİ BULACAK MIYIZ?’

Yargısal güvenceden kaynaklı paramiliter yapıların Kuzey Kıbrıs’ta rahat hareket ettiğine dikkati çeken Reynar, şöyle devam etti: “Biz yıllardır söylüyoruz; Kuzey Kıbrıs şu anda Türkiye’nin bir arka bahçesi haline gelmiş, getirilmiş durumda ve bu bilinçli bir tercih. Kutlu Adalı cinayetinde Türkiye taraf ve Türkiye yetkin bir soruşturma yapmadığı için AİHM’de mahkum ediliyor. Etkin soruşturma yürütecek olan kim? Yine Ankara’ya bağlı olan polis teşkilatı. Bugüne kadar yapılması gerekenler yapılmamışken bundan sonra yapılacak mı, bunu göreceğiz. Türkiye’deki iktidarın ne şekilde evirileceğine bağlı. Bu ifşaatlar nereye gidecek? Kimler kurtulacak? Kimlerle ilgili incelemeler yapılacak? Bu çok önemli. Bundan sonra gerçekten adaleti bulacak mıyız? Soru işaretleri var ama umarım yanılırız ve adalete bir şekilde ulaşılır.”

‘PKK’NİN FAALİYETİ YOK’ 

Av. Tacan Reynar, Adalı cinayetinin faili olarak işaret edilen isim olan Korkut Eken’in o dönem Kıbrıs’ta bulunma sebebini “PKK faaliyetlerine” bağlamasını da değerlendirdi. Avukat Reynar, bu konuda şunları söyledi: “O dönemin koşullarına bakıldığı zaman Kıbrıs’ta PKK’nin hiçbir zaman etkin olduğunu düşünmüyorum, kişisel görüşüm bu. Buna ilişkin verilere baktığımız zaman, mahkemelere yansıyan çok nadir yargılamaların yapıldığını görüyoruz. Denildiği gibi elle tutulur ‘terörist faaliyetler’ değil, bayrak taşıma, kitap bulundurma gibi öğrenci faaliyeti. Onun dışında bir şey yok. Dolayısıyla Korkut Eken’in ifadesi enteresan. ‘Biz oraya PKK için gittik, soruşturma yapacaktık, buna yönelik istihbarat vardı’ gibi bir şeyler söyledi. Bunların konuşulduğu yer ise Sivil Savunma Başkanlığı. Sivil Savunma Başkanlığı dediğimiz Türkiye ile aynı. Sivil savunma; savaş, deprem zamanlarında insanlara yardımda bulunan, bunlara müdahale eden bir birim. Ama Kuzey Kıbrıs için başka bir anlamının olduğunu da öğreniyoruz. Son zamanlarda aynı şeyi FETÖ için de yapıyorlar ama biz Kuzey Kıbrıs’ta ciddi yakalanma ya da yargılamaların yapılmadığını görüyoruz. Kuzey Kıbrıs’ta derin devlet dediğimiz yapı, pis işlerini bir şekilde milliyetçi kişilere, ‘Bunlar terörist faaliyetler içerisindeler’ gibi iddialarla asıl Kıbrıslıların ülkelerine dair gayelerinin önüne geçmeye çalışmaktır. O yüzden Kıbrıs halkının mücadelesi, Kürt halkının mücadelesi ile eşleştiriyorum ve aynı tutuyorum.”

‘YAVRU ÇUKUR’

Kıbrıs hakkında Türkiye’de herkesin fikir yürüttüğünü ama birçoğunun yanlış bilgilere sahip olduğuna vurgu yapan Tacan Reynar, sözlerini şöyle tamamladı: “Kıbrıs bir nevi Türkiye’nin laboratuvarı. Biz ‘garantör ülke’ değimiz Türkiye’nin asker, polis teşkilatının bir şekilde derin devlet işlerine karıştığını maalesef görüyoruz. Ülkemizde gazetecileri öldüren insanların olduğu ortaya çıkıyor. Bu derin işler, kumarhaneler, insan ticareti, fuhuş için de geçerli. Yurdumuz maalesef artık Türkiye’nin bir arka bahçesi haline gelmiş durumda. Geçen gün bir gazete ‘yavru çukur’ diye manşet atmıştı. Yavru vatandan yavru çukura dönüştü.”  

Bugünden