4.5 C
İstanbul
Cumartesi, Şubat 27, 2021

Kavala: ‘Tutukluluğum manevi bir işkence haline geldi’

Üç yıldan uzun süredir tutuklu bulunan iş insanı ve Anadolu Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, hakkında açılan yeni davada bugün hakim karşısına çıktı. Hakkındaki suçlamaları reddeden Kavala, tutukluluğunun manevi işkenceye döndüğünü söyledi. 

İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Kavala ve birlikte yargılandığı ABD merkezli düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi (CFR) kıdemli uzmanı Henri Barkey’e Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesince “cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmak” ve 328. madde uyarınca da “siyasal ve askeri casusluk” suçlamaları yöneltiliyor.

Polonya, İsveç, Hollanda, Norveç, Almanya, İsviçre, Danimarka, ABD, Almanya temsilcileri dahil çok sayıda diplomatik misyon temsilcisi ve sivil toplum örgütünün takip ettiği davaya Kavala Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) katıldı.

Kavala beyanında şunları söyledi;

“İddianamedeki suçlamaların hiçbiri olgusal temele dayanmamakta. Suçlamalar dünya görüşüme ve etik değerlerime, sorumlu olduğum STK’nın amaçlarına taban tabana zıttır.

Gezi iddianamesi, Gezi’nin Soros tarafından planlandığı finanse edildiği, talimatlarım altında çalışan gizli bir yapıyla Gezi olaylarını kurguladığım şekilde fantastik bir kurgu içermekteydi. Gezi’yi önceden bildiğime, hükümeti devirme amacı güttüğüme dair hiçbir delil, bulgu, işaret olmadan bu suçlamalar yapılabilmişti. 

Herhangi maddi kaynak olmamasına rağmen Gezi olaylarını finanse ettiğimde ısrar edilmişti. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi benim ve tüm sanıkların beraatine karar vermişti. İddia makamı, casusluk suçlamasını Gezi İddianamesi’ne dayandırarak gerekçelendirmeye çalışıyor. Ergenekon ve Balyoz davalarında hukuksuzlukları eleştirdiğim yazılarım mahkemenize sunulmuştu. Hayatım boyunca askeri darbelere karşı çıktım.

Benim yurt dışı seyahatlerimde nerede kiminle görüşmüş olduğum bellidir. Tüm seyahatlerim şeffaftır. Benim bağlantıda olduğum STK’lar da bellidir. Henry Barkey ile aralarında hükümet temsilcilerinin de bulunduğu bir toplantıda tanıştım. Sürekli bir irtibatımız olmadı. [Barkey ile] Bir lokantada tesadüfen karşılaşmak dışında görüşmem, hatta telefon kaydım bile olmadı. Baz istasyonu kaydının görüşme yaptığımızın kaydı olarak görülmesi doğru değil.

Benim ve Barkey’in [telefonlarının] birkaç defa yakın baz istasyonlarından sinyal verdiği tespit edilse de iki sinyal haricinde benim telefonum Harbiye’deki baz istasyonundan sinyal vermiştir. Otellerin bulunduğu, çalışma ofisime en yakın baz istasyonu budur.

Belgesel filmlerin benimle ve Anadolu Kültür ile hiçbir alakası yoktur. Yer İsimleri Projesi’nde farklı araştırmacı ve STK’lar çalışmalar yapmışlardır. Eski yer isimlerinin araştırılması devlet aleyhine faaliyet değildir.

İddia makamı Soğuk Savaş dönemi istihbarat faaliyetleri ile demokrasiye katkı sağlayan sivil toplumu karıştırmaktadır.

[Başka ülkelerde] Rejime muhalif faaliyetler yapanlar sık sık casusluk suçlamasıyla karşılaşmışlardır. Buna rağmen ülkemizde sivil toplum faaliyetleri yürütenlerin casusluk ithamıyla karşılaşması vaki değildir.

Anadolu Kültür Vakfı tüm faaliyetlerinde düşmanlığa yol açabilecek önyargıların aşılmasını hedefler. Mahkemeye takdim ettiğimiz belgede de görebileceğiniz gibi sergi film fotoğraf çalışmaları gibi faaliyetlerle meşgul.

Anadolu Kültür olarak sanat ve kültür etkinlikleriyle katkıda bulunmaya çalıştığımız amaç budur.

Açık Toplum Vakfı yasalara uygun şekilde faaliyet göstermiştir, vakfın yasalara aykırı bir faaliyette bulunduğuna dair hiçbir bulgu yok. Vakfın fon vermesi konusunda özel bir yetkim olmadı.

Gerçeklikten bu kadar kopuk, tuhaf suçlamalar gerekçe gösterilerek tüm yargı kararlarına rağmen tutuklu kalmam artık bir tür manevi işkence haline gelmiştir.

Umarım bu iddianame, türünün son örneği olur teşekkür ediyorum.”

Kavala, hakimin Emniyet’te verdiği ifadeyi teyit edip etmeyeceği yönündeki sorusuna “Ben bugüne kadar herhangi suçlamadan dolayı savcı tarafından sorgulanmadığımı da beyan etmek istiyorum” şeklinde yanıt verdi.

Duruşma akademisyen Bayram Sinkaya’nın ifadesi ile devam etti.

15 Temmuz öncesi Kavala ve Barkey’nin yaptığı görüşmelerin anlatıldığı iddianamede, “Osman Kavala ve Henri Jak Barkey’in 15 Temmuz darbe girişimi öncesindeki faaliyetlerinin hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde darbe girişimi hazırlıkları ile kesiştiği, bu durumun her iki şüphelinin de 15 Temmuz darbe girişiminden önceden haberdar oldukları” iddia ediliyor.

İddianamede Kavala’ya beraat ettiği Gezi Parkı eylemleriyle ilgili de suçlamalar yöneltiliyor. Kavala’nın, Gezi sürecinde İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye Raportörü Emma Sinclair-Webb’le çok sıkı ilişki içerisinde olduğu, hatta zaman zaman Sinclair-Webb’in Kavala’nın telefonundan başka yabancı kişilerle görüşmeler gerçekleştirdiğinin tespit edildiği belirtiliyor ve Kavala’nın yönlendirmesi ile Sinclair-Webb’in Türkiye üzerinde uluslararası baskı kurulması için bir dizi faaliyette bulunduğu öne sürülüyor.

AİHM, 10 Aralık 2019’da Kavala’nın haksız yere cezaevinde tutulduğuna hükmederek serbest bırakılması gerektiğine karar vermişti. Ancak Türkiye’nin karara uymaması üzerine de AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, denetim süreci başlattı.

AİHM kararlarının uygulanışını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Eylül başında Ankara’ya Osman Kavala’yı “derhal serbest bırakma” çağrısında bulunmuştu.

Üç yıldan uzun süredir tutuklu bulunan iş insanı ve Anadolu Kültür A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala, hakkında açılan yeni davada bugün hakim karşısına çıktı. Hakkındaki suçlamaları reddeden Kavala, tutukluluğunun manevi işkenceye döndüğünü söyledi. 

İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Kavala ve birlikte yargılandığı ABD merkezli düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi (CFR) kıdemli uzmanı Henri Barkey’e Türk Ceza Kanunu’nun 309. maddesince “cebir ve şiddet kullanarak anayasal düzeni ortadan kaldırmak” ve 328. madde uyarınca da “siyasal ve askeri casusluk” suçlamaları yöneltiliyor.

Polonya, İsveç, Hollanda, Norveç, Almanya, İsviçre, Danimarka, ABD, Almanya temsilcileri dahil çok sayıda diplomatik misyon temsilcisi ve sivil toplum örgütünün takip ettiği davaya Kavala Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) katıldı.

Kavala beyanında şunları söyledi;

“İddianamedeki suçlamaların hiçbiri olgusal temele dayanmamakta. Suçlamalar dünya görüşüme ve etik değerlerime, sorumlu olduğum STK’nın amaçlarına taban tabana zıttır.

Gezi iddianamesi, Gezi’nin Soros tarafından planlandığı finanse edildiği, talimatlarım altında çalışan gizli bir yapıyla Gezi olaylarını kurguladığım şekilde fantastik bir kurgu içermekteydi. Gezi’yi önceden bildiğime, hükümeti devirme amacı güttüğüme dair hiçbir delil, bulgu, işaret olmadan bu suçlamalar yapılabilmişti. 

Herhangi maddi kaynak olmamasına rağmen Gezi olaylarını finanse ettiğimde ısrar edilmişti. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi benim ve tüm sanıkların beraatine karar vermişti. İddia makamı, casusluk suçlamasını Gezi İddianamesi’ne dayandırarak gerekçelendirmeye çalışıyor. Ergenekon ve Balyoz davalarında hukuksuzlukları eleştirdiğim yazılarım mahkemenize sunulmuştu. Hayatım boyunca askeri darbelere karşı çıktım.

Benim yurt dışı seyahatlerimde nerede kiminle görüşmüş olduğum bellidir. Tüm seyahatlerim şeffaftır. Benim bağlantıda olduğum STK’lar da bellidir. Henry Barkey ile aralarında hükümet temsilcilerinin de bulunduğu bir toplantıda tanıştım. Sürekli bir irtibatımız olmadı. [Barkey ile] Bir lokantada tesadüfen karşılaşmak dışında görüşmem, hatta telefon kaydım bile olmadı. Baz istasyonu kaydının görüşme yaptığımızın kaydı olarak görülmesi doğru değil.

Benim ve Barkey’in [telefonlarının] birkaç defa yakın baz istasyonlarından sinyal verdiği tespit edilse de iki sinyal haricinde benim telefonum Harbiye’deki baz istasyonundan sinyal vermiştir. Otellerin bulunduğu, çalışma ofisime en yakın baz istasyonu budur.

Belgesel filmlerin benimle ve Anadolu Kültür ile hiçbir alakası yoktur. Yer İsimleri Projesi’nde farklı araştırmacı ve STK’lar çalışmalar yapmışlardır. Eski yer isimlerinin araştırılması devlet aleyhine faaliyet değildir.

İddia makamı Soğuk Savaş dönemi istihbarat faaliyetleri ile demokrasiye katkı sağlayan sivil toplumu karıştırmaktadır.

[Başka ülkelerde] Rejime muhalif faaliyetler yapanlar sık sık casusluk suçlamasıyla karşılaşmışlardır. Buna rağmen ülkemizde sivil toplum faaliyetleri yürütenlerin casusluk ithamıyla karşılaşması vaki değildir.

Anadolu Kültür Vakfı tüm faaliyetlerinde düşmanlığa yol açabilecek önyargıların aşılmasını hedefler. Mahkemeye takdim ettiğimiz belgede de görebileceğiniz gibi sergi film fotoğraf çalışmaları gibi faaliyetlerle meşgul.

Anadolu Kültür olarak sanat ve kültür etkinlikleriyle katkıda bulunmaya çalıştığımız amaç budur.

Açık Toplum Vakfı yasalara uygun şekilde faaliyet göstermiştir, vakfın yasalara aykırı bir faaliyette bulunduğuna dair hiçbir bulgu yok. Vakfın fon vermesi konusunda özel bir yetkim olmadı.

Gerçeklikten bu kadar kopuk, tuhaf suçlamalar gerekçe gösterilerek tüm yargı kararlarına rağmen tutuklu kalmam artık bir tür manevi işkence haline gelmiştir.

Umarım bu iddianame, türünün son örneği olur teşekkür ediyorum.”

Kavala, hakimin Emniyet’te verdiği ifadeyi teyit edip etmeyeceği yönündeki sorusuna “Ben bugüne kadar herhangi suçlamadan dolayı savcı tarafından sorgulanmadığımı da beyan etmek istiyorum” şeklinde yanıt verdi.

Duruşma akademisyen Bayram Sinkaya’nın ifadesi ile devam etti.

15 Temmuz öncesi Kavala ve Barkey’nin yaptığı görüşmelerin anlatıldığı iddianamede, “Osman Kavala ve Henri Jak Barkey’in 15 Temmuz darbe girişimi öncesindeki faaliyetlerinin hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde darbe girişimi hazırlıkları ile kesiştiği, bu durumun her iki şüphelinin de 15 Temmuz darbe girişiminden önceden haberdar oldukları” iddia ediliyor.

İddianamede Kavala’ya beraat ettiği Gezi Parkı eylemleriyle ilgili de suçlamalar yöneltiliyor. Kavala’nın, Gezi sürecinde İnsan Hakları İzleme Örgütü Türkiye Raportörü Emma Sinclair-Webb’le çok sıkı ilişki içerisinde olduğu, hatta zaman zaman Sinclair-Webb’in Kavala’nın telefonundan başka yabancı kişilerle görüşmeler gerçekleştirdiğinin tespit edildiği belirtiliyor ve Kavala’nın yönlendirmesi ile Sinclair-Webb’in Türkiye üzerinde uluslararası baskı kurulması için bir dizi faaliyette bulunduğu öne sürülüyor.

AİHM, 10 Aralık 2019’da Kavala’nın haksız yere cezaevinde tutulduğuna hükmederek serbest bırakılması gerektiğine karar vermişti. Ancak Türkiye’nin karara uymaması üzerine de AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, denetim süreci başlattı.

AİHM kararlarının uygulanışını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Eylül başında Ankara’ya Osman Kavala’yı “derhal serbest bırakma” çağrısında bulunmuştu.

Bugünden