9.6 C
İstanbul
Pazartesi, Nisan 19, 2021

IŞİD saldırıları 4 bin yıllık Palmira Antik Kentine büyük zarar verdi

On yıllık savaş sadece Suriye’nin bugününü yok etmek ve geleceğini zehirlemekle kalmadı, aynı zamanda efsanevi geçmişine ait eserlerin bazılarını onarılamayacak derecede zarara uğrattı. IŞİD tarafından bombalanan dünyanın sayılı tarihi miraslarından biri olan Palmira Antik Kenti de bunlardan biri oldu.

Suriye, 2011’den önce bir arkeoloji cenneti, eski uygarlıkların dünya mirası sayılan en eski ve en iyi korunmuş mücevherlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyordu.

10 yıldır süren çatışmalar, muhtemelen insani açıdan 21. yüzyılın en kötüsü olarak niteliendirilebilir. Ancak tarihi mirasın acımasızca yok edilmesi, Suriye’nin başına gelebilecekl en kötü şey oldu.

Savaşın ilk birkça yılında arkeolojik alanlar zarar gördü, müzeler yağmalandı ve eski şehir merkezleri yerle bir edildi. Palmira Antik Kenti, buna en açık örnek olarak karşımızda duruyor.

Palmira (Tedmur), Aramiler tarafından inşa edilen ve Suriye’de bulunan en eski antik kent olup tarihi M.Ö 19’uncuyüzyıla dayanıyor.

M.S 3’üncü yüzyılda Kraliçe Zenubya hükümdarlığında güçlenen Palmira, Roma İmparatorluğu’ndan ayrılıp bağımsızlığını ilan etti.

Bir kilometrelik sütunlu caddesiyle bilinen Palmira Antik kenti, Mayıs 2015’te IŞİD’in kontrolüne geçti.

Palmira, IŞİD kontrolü altında sivil, asker katliamı ve  kafa kesme alanına dönüştü. Müze müdürü Halid Esed de Palmira’da başı kesilerek öldürülen sivillerden biriydi.

IŞİD’liler, antik kentin en büyük tapınağı olan Beal Şhamin’i patlattıktan sonra orda buluna heykelleri kırıp, birçok önemli eseri de çaldı.

Ayrıca Bel Tapınağı’nı yıktılar, Zafer Tapınağı’nı da havaya uçurdular, müzeyi ellerinden geldiğince yağmaladılar ve kaldırılamadıkları büyük heykel ve lahitleri tahrip ettiler.

O tarihi Palmira, mimarisinin ihtişamı artık “silahlı barbarların” elindeki görünümü ile zıt bir tabloya büründü.

IŞİD’in Palmira Antik Kenti’nde yarattığı tahribat, akıllara 2001’de Bamyan’da Taliban’ın patlattığı Buda heykellerini getirdi.

Suriye hükümet güçleri, Rusya’nın da desteği ile 2017’de Palmira’nın kontrolünü yeniden ele geçirdiğinde, geri dönüşü olmayan bir şekilde hasar gördüğüne şahit oldular.

Palmira Müzesi yöneticisi olan Halil Hariri, “Küçüklü büyüklü tüm baş ve yüz heykelleri IŞİD tarafından kırıldı. Özellikle baş ve yüz figürleri olan heykelleri tahrip ettiler. Onarılabilen heykelleri restore ettik ancak birçoğu paramparça olduğu için atmak zorunda kaldık” dedi.

Tarihçiler, 10 yıldır Suriye’de yaşanan iç savaşın sadece şimdiyi ve geleceği yok etmediğini, geçmişi de beraberinde ortadan kaldırdığını, dünya tarih mirasının merkezi olan Suriye’nin efsanevi tarihini de sildiğini belirtiyor.

Şam Müzesi yöneticilerinden Muhammed Nezir Eved de, ‘”Bu 10 yıllık savaşta Suriye’de bulunan birçok tarihi eser yıkıma uğradı. Bu sistematik yıkım hem Suriye’de hem de dünyada kayıt altına alındı”’ ifadelerini kullandı.

Bölge ve tarihi mirası hakkında kapsamlı araştırmalar yapan yazar ve tarihçi Justin Marozzi, Palmira’da olanları “Tek kelimeyle kültürel bir kıyamet” şeklinde yorumladı.

Marozzi, Palmira Antik Kenti’nin yıkım uğramış olmasının kabul edilemez bir durum olduğunu, bu yıkımın “aydın” dünyanın yıkımı olduğunu söyledi

Mamun Abdulkerim, 2012’den 2016’ya kadar yıkımın en kötüsü gerçekleştiğinde Suriye’nin eski Müzeler ve Antik Kentler müdürüydü.

Mamun Abdulkerim de “2 bin yıllık Suriye tarihi, Roma İmparatorluğu döneminden Suriye İç Savaşı’na kadar bu denli büyük bir tahribat yaşamamıştı” dedi.

1980 yılında Dünya Miras Listesi’ne alınan Palmira Antik Kenti’nde bulunan 18 tarihi eser UNESCO tarafından kayıt altına alınmış durumda.

Bu eserler arasında Beal Tapınakları, Beal Şhamin, Lat, Yelehmun, Tertabilon, Uzun Yol, Anfi, Agora, Duyaklisyan Askeriyesi, surlar, sütunlar, heykeller, kiliseler, Selahaddin Kalesi, hamam ve Palmira’nın kurulmasını sağlayan Ufka Pınarı bulunmakta.

24 Mart 2016 tarihinde Suriye Ordusu, Rusya’nın desteğiyle Palmira Antik Kenti’ni IŞİD’ten almayı başardı ancak aynı yılın sonunda IŞİD tekrar orayı kontrolüne aldı.

Hükümet güçleri son olarak 2017’de Palmira’yı tekrar ele geçirdi. 2015’ten itibaren Rusya’nın askeri gücünden yararlanan hükümet, Palmira’yı geri almak için de büyük ölçüde Rusya’nın hava gücüne güvendi.

Palmira, ihtişamının zirvesinde, çoğulcu bir medeniyetin sembolü, İpek Yolu üzerinde kültürel bir kavşak olan ticari bir merkezdi.

Mimarisi, antik Roma ve Yunanistan, Pers ve Orta Asya’dan gelen etkilerin bir karışımını barındırıyordu.

Marozzi, “Hepimiz Suriye mirasının yok edilmesini önemsemeliyiz çünkü Suriyeli ve Arap olmanın yanı sıra, bu antik yerler, şehirler ve anıtlar ortak kültürel mirasımızın bir parçasını oluşturuyor” dedi.

“Palmira gibi yerler evrensel bir öneme ve değere sahiptir” diyen yazar, “Onlar bizim dünya medeniyetimizin bir parçasıdır, onlar insan olarak tarihimizde dönüm noktalarıdır ve bu yüzden onlara zarar veren her şey tüm insanlık için bir yaradır” diye belirtti.

Paris merkezli Gerda Henkel Vakfı ve Suriye Tarihi Eserleri Koruma Derneği tarafından geçen yıl yayınlanan ortak bir raporda, savaşın başlamasından bu yana müzelerden ve arkeolojik alanlardan 40.000’den fazla eserin yağmalanmış olduğu belirtildi.

Palmira ve tarihi Halep’in yanı sıra Şam ve Bosra antik kentleri de Suriye savaşında büyük zarar gördü. Görkemli Krak des Chevaliers Haçlı Kalesi ve “Ölü Şehirler” olarak bilinen bölgeler de çatışmalarda yıkıldı.

Palmira’nınkinden bile daha uzun bir sütun dizisiyle bilinen Asi nehri üzerindeki eski bir Roma dönemi kenti olan Apamea bölgesi gibi diğer önemli miras simgeleri ciddi yıkıma maruz kaldı.

Palmira’daki savaş sırasında ve dolayısıyla tüm Suriye’de yıkılan aslında çok kültürlü bir geçmişin belki de en değerli mirasıydı.

On yıllık savaş sadece Suriye’nin bugününü yok etmek ve geleceğini zehirlemekle kalmadı, aynı zamanda efsanevi geçmişine ait eserlerin bazılarını onarılamayacak derecede zarara uğrattı. IŞİD tarafından bombalanan dünyanın sayılı tarihi miraslarından biri olan Palmira Antik Kenti de bunlardan biri oldu.

Suriye, 2011’den önce bir arkeoloji cenneti, eski uygarlıkların dünya mirası sayılan en eski ve en iyi korunmuş mücevherlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyordu.

10 yıldır süren çatışmalar, muhtemelen insani açıdan 21. yüzyılın en kötüsü olarak niteliendirilebilir. Ancak tarihi mirasın acımasızca yok edilmesi, Suriye’nin başına gelebilecekl en kötü şey oldu.

Savaşın ilk birkça yılında arkeolojik alanlar zarar gördü, müzeler yağmalandı ve eski şehir merkezleri yerle bir edildi. Palmira Antik Kenti, buna en açık örnek olarak karşımızda duruyor.

Palmira (Tedmur), Aramiler tarafından inşa edilen ve Suriye’de bulunan en eski antik kent olup tarihi M.Ö 19’uncuyüzyıla dayanıyor.

M.S 3’üncü yüzyılda Kraliçe Zenubya hükümdarlığında güçlenen Palmira, Roma İmparatorluğu’ndan ayrılıp bağımsızlığını ilan etti.

Bir kilometrelik sütunlu caddesiyle bilinen Palmira Antik kenti, Mayıs 2015’te IŞİD’in kontrolüne geçti.

Palmira, IŞİD kontrolü altında sivil, asker katliamı ve  kafa kesme alanına dönüştü. Müze müdürü Halid Esed de Palmira’da başı kesilerek öldürülen sivillerden biriydi.

IŞİD’liler, antik kentin en büyük tapınağı olan Beal Şhamin’i patlattıktan sonra orda buluna heykelleri kırıp, birçok önemli eseri de çaldı.

Ayrıca Bel Tapınağı’nı yıktılar, Zafer Tapınağı’nı da havaya uçurdular, müzeyi ellerinden geldiğince yağmaladılar ve kaldırılamadıkları büyük heykel ve lahitleri tahrip ettiler.

O tarihi Palmira, mimarisinin ihtişamı artık “silahlı barbarların” elindeki görünümü ile zıt bir tabloya büründü.

IŞİD’in Palmira Antik Kenti’nde yarattığı tahribat, akıllara 2001’de Bamyan’da Taliban’ın patlattığı Buda heykellerini getirdi.

Suriye hükümet güçleri, Rusya’nın da desteği ile 2017’de Palmira’nın kontrolünü yeniden ele geçirdiğinde, geri dönüşü olmayan bir şekilde hasar gördüğüne şahit oldular.

Palmira Müzesi yöneticisi olan Halil Hariri, “Küçüklü büyüklü tüm baş ve yüz heykelleri IŞİD tarafından kırıldı. Özellikle baş ve yüz figürleri olan heykelleri tahrip ettiler. Onarılabilen heykelleri restore ettik ancak birçoğu paramparça olduğu için atmak zorunda kaldık” dedi.

Tarihçiler, 10 yıldır Suriye’de yaşanan iç savaşın sadece şimdiyi ve geleceği yok etmediğini, geçmişi de beraberinde ortadan kaldırdığını, dünya tarih mirasının merkezi olan Suriye’nin efsanevi tarihini de sildiğini belirtiyor.

Şam Müzesi yöneticilerinden Muhammed Nezir Eved de, ‘”Bu 10 yıllık savaşta Suriye’de bulunan birçok tarihi eser yıkıma uğradı. Bu sistematik yıkım hem Suriye’de hem de dünyada kayıt altına alındı”’ ifadelerini kullandı.

Bölge ve tarihi mirası hakkında kapsamlı araştırmalar yapan yazar ve tarihçi Justin Marozzi, Palmira’da olanları “Tek kelimeyle kültürel bir kıyamet” şeklinde yorumladı.

Marozzi, Palmira Antik Kenti’nin yıkım uğramış olmasının kabul edilemez bir durum olduğunu, bu yıkımın “aydın” dünyanın yıkımı olduğunu söyledi

Mamun Abdulkerim, 2012’den 2016’ya kadar yıkımın en kötüsü gerçekleştiğinde Suriye’nin eski Müzeler ve Antik Kentler müdürüydü.

Mamun Abdulkerim de “2 bin yıllık Suriye tarihi, Roma İmparatorluğu döneminden Suriye İç Savaşı’na kadar bu denli büyük bir tahribat yaşamamıştı” dedi.

1980 yılında Dünya Miras Listesi’ne alınan Palmira Antik Kenti’nde bulunan 18 tarihi eser UNESCO tarafından kayıt altına alınmış durumda.

Bu eserler arasında Beal Tapınakları, Beal Şhamin, Lat, Yelehmun, Tertabilon, Uzun Yol, Anfi, Agora, Duyaklisyan Askeriyesi, surlar, sütunlar, heykeller, kiliseler, Selahaddin Kalesi, hamam ve Palmira’nın kurulmasını sağlayan Ufka Pınarı bulunmakta.

24 Mart 2016 tarihinde Suriye Ordusu, Rusya’nın desteğiyle Palmira Antik Kenti’ni IŞİD’ten almayı başardı ancak aynı yılın sonunda IŞİD tekrar orayı kontrolüne aldı.

Hükümet güçleri son olarak 2017’de Palmira’yı tekrar ele geçirdi. 2015’ten itibaren Rusya’nın askeri gücünden yararlanan hükümet, Palmira’yı geri almak için de büyük ölçüde Rusya’nın hava gücüne güvendi.

Palmira, ihtişamının zirvesinde, çoğulcu bir medeniyetin sembolü, İpek Yolu üzerinde kültürel bir kavşak olan ticari bir merkezdi.

Mimarisi, antik Roma ve Yunanistan, Pers ve Orta Asya’dan gelen etkilerin bir karışımını barındırıyordu.

Marozzi, “Hepimiz Suriye mirasının yok edilmesini önemsemeliyiz çünkü Suriyeli ve Arap olmanın yanı sıra, bu antik yerler, şehirler ve anıtlar ortak kültürel mirasımızın bir parçasını oluşturuyor” dedi.

“Palmira gibi yerler evrensel bir öneme ve değere sahiptir” diyen yazar, “Onlar bizim dünya medeniyetimizin bir parçasıdır, onlar insan olarak tarihimizde dönüm noktalarıdır ve bu yüzden onlara zarar veren her şey tüm insanlık için bir yaradır” diye belirtti.

Paris merkezli Gerda Henkel Vakfı ve Suriye Tarihi Eserleri Koruma Derneği tarafından geçen yıl yayınlanan ortak bir raporda, savaşın başlamasından bu yana müzelerden ve arkeolojik alanlardan 40.000’den fazla eserin yağmalanmış olduğu belirtildi.

Palmira ve tarihi Halep’in yanı sıra Şam ve Bosra antik kentleri de Suriye savaşında büyük zarar gördü. Görkemli Krak des Chevaliers Haçlı Kalesi ve “Ölü Şehirler” olarak bilinen bölgeler de çatışmalarda yıkıldı.

Palmira’nınkinden bile daha uzun bir sütun dizisiyle bilinen Asi nehri üzerindeki eski bir Roma dönemi kenti olan Apamea bölgesi gibi diğer önemli miras simgeleri ciddi yıkıma maruz kaldı.

Palmira’daki savaş sırasında ve dolayısıyla tüm Suriye’de yıkılan aslında çok kültürlü bir geçmişin belki de en değerli mirasıydı.

Bugünden