“Her ne yaşadıysak unut, beni unutma” (Ali Lidar/ Z Raporu)

“Her ne yaşadıysak unut

Beni unutma!”

Alengirli şiirler, Tesirsiz Parçalar, Tepe Başı Dükü, toplumda artık hazırsa, gözünüze de toz kaçtıysa, hayatın kıyısına da dayanmışsa sevgiler, sevgililer, “Z Raporu” çıkartmanın vaktidir elbet.

Herkes herkesi muhakkak aldatır. Aldatıldığımız kadar mı varız, aldattığımız kadar mı? Aldatan bir sevgilinin doğum lekesini ebediyetle tenine işleyip dövme yaptırmak, “Güvenme”, “Aldatır” çığlıklarını sürükler ardı sıra.

Yılbaşı güzellemesi, kalabalık keşmekeş sokaklar, Eskişehir, küçük bir kız çocuğu, 3 paket mendil, 4 kadeh yerine 3 kadeh rakı, 20 lira, 5 yaşında çocuk bile aldatır. Gerisin geri ıssız evin, yalnız yatağın.

Ali Lidar, Ramazan’ı belki unutur belki unutmaz. Ancak sürdü bir kere Ramazan’ın vitrine koyulmuş beyaz spor ayakkabılarının yükünü omuzlarımıza. Kim bilir belki de Ramazan’ın da bir resmi vardır. Bir traktör tekerleği altında kalmış, oracıkta ölmüş Ramazan’ın da bir resmi vardır, annesinin vitrinine gömülecek.

Gitmek huydur bizde.

“Bazı kadınların yüzü, birazdan buralara yağmur yağacak yüzüdür. Bazı kadınların yüzü, bir kez olsun gerçekten gidenler, dönmek isteseler de dönemezler yüzüdür. Bazı kadınların yüzü, ben gitmek istesem de beni bırakma yüzüdür.”

Gitmek huysa sizde, kalmakta bizde huydur.

Ali Lidar, atanamayan Zöhre’nin hikayesini anlatır. Bazı insanların ancak üç sayfalık hikayeleri kalmıştır. Bazı insanlar hikayelerini ancak üç sayfa yaşamıştır.

“İnsan Çarşamba gecesi neden içer ki?” diye sorar Ali, çok özlediği biri varmış o çok belli, özlenmediklerine içer insan Çarşamba geceleri. Varsın çarşambalar Ali’nin olsun biz de peşi sıra perşembelere talip oluruz, 21 Ocaklara, 25 Martlara, 27 Eylüllere, paylaşırız gün gün, ne de olsa tüm uykular ayrı yerlerde yan yana yatılır. Tüm uykular sana yatılır. Perşembelere, çarşambalara…

Annesinin dolması, babasının tüfeği, bazı kelimelerin bazı anlamlara gelmeyişi, iç döküntüleri, vaziyetler, en iyisi mezgit söyleyelim bu gece…

B harfi ile başlayan filmler izleyelim hep, sakın ha sevmeden sevişmeyelim, küfürler savuralım dört bir yana, bütün cümleleri yetim bırakalım, boynu bükük hasretlerin, ölmek isteyecek kadar acı çekmeyelim bir. Sade rayihasından çalalım hayatın.

Samimiyeti Ali Lidar’ın satırlarında bulalım, aramayalım denk gelsin sevdalar, denk gelsin mesafeler, sonra ciğerlerimize keskin soğuğu çekip haykıralım, “ Seviyoruz işte, var mı diyeceğin.”

Perec bir kitabında şey diyordu, insan mutluluğu yakalayamaz, insan mutluluğu tarif bile edemez. İnsan sadece nedensizce mutlu olur, nedensizce de mutsuz. Bu ikisini birbirinden ayıran herhangi bir çizgi falan da yoktur. Sadece hayat vardır, içinde her boku barındıran lanet bir hayat, sırası geldikçe de her şey yaşanır o kadar…”

Demem o ki, nedensizce mutlu ve nedensizce mutsuz olmak için sizi “Z Raporu’nun” sayfaları arasında, Ali Lidar’ın kalemi yoldaşlığında, kaybolmaya davet ediyorum. Kim bilir belki de yol şaşar, iz düşer, ize düşer kendimizi buluruz.

İnceleme: Büşra Abacı

Kitabın Adı: Z raporu

Yazar: Ali Lidar

Yayın Evi: İthaki

Basım Yılı: 4. Baskı Ekim 2017

Sayfa Sayısı:154

ısbn: 9786053755326

İlgili Haberler