HDP’li eski vekil partisinden istifa etti

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslan, partisinden istifa etti.

Mehmet Ali Aslan, Batman’da bir otelde düzenlediği basın toplantısında iki dönem milletvekilliği yaptığı partisi HDP’den bugün itibariyle istifa ettiğini açıkladı.

HDP’de 25. dönem Mardin ve 26. Dönem Batman milletvekili olarak görev yapan Aslan, partisinin ayrıştırıcı bir siyaset yürüttüğünü ve kuruluş ilkelerinden uzaklaştığını belirterek, parti içinde oluşturulan oligarşik yapıların HDP içinde siyaset yapmayı olanaksız hale getirdiğini söyledi.

Aslan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Uzun yıllar sivil toplum faaliyetleriyle, daha sonra da 25. ve 26. Dönem HDP Mardin ve Batman Milletvekili olarak sürdürmeye çalıştığım siyaset hayatımda bir yol ayrımına gelmiş bulunmaktayım. Arabıyla, Kürdüyle, Türküyle, Lazı, Çerkesi, Mıhallemisi, Süryanisi, Ezidisi, Alevisi, Sünnisiyle bir ve birlikte yaşadığımız halklarımızın gerçek gündemiyle hemhal olmaya çalıştım. Özgün yapısı ile bölgede birçok uyanışa ve farkındalığa öncülük eden bir sivil toplum hareketi olarak Mıhallemi Diyalog Derneğiyle başlayan serüvenimizi TBMM içinde de sürdürerek sessiz insanların sesi olmaya çalıştık. Halklarımızın değerlerini ve geleneklerini koruma ve geliştirme temelinde siyasal iktidarların statükocu baskı ve eziyetlerine göğüs germeye çalıştık. Zira bize göre zorda olup haksızlıklara uğrayanların dini, dili ve kökeni sorulmaz.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) kurulduğu süreçte yarattığı olumlu rüzgarla başta bölge halklarımız olmak üzere ülkenin bütününde bir umut olmuştu. Altını çizerek ifade etmek isterim ki; bu umudun bir parçası olmak her zaman için onur vesilesi olmuştur. Müesses nizamın başka deyişle statükonun her türlü baskı ve eziyet yöntemlerine rağmen içimizdeki bu umut bizi ayakta tutmuş ve halkımızın yanında olmamızı sağlamıştır. Bize göre siyaset ve siyaset araçları olarak Siyasal Partiler ancak halkımızın sorunlarına çözüm üretebildiği, halkımıza umut sağlayabildiği ölçüde değerlidir. Bir kez daha ve yüksek sesle ifade etmek gerekir ki Siyasal partiler amaç değil araçtırlar, semboldürler. Bu çerçevede araçlar ve semboller haklarımıza ve halklarımıza umud olmaktan uzaklaştıkları nisbette önemsizleşir ve artık içinde yeralmayı zorlaştırırlar.

‘Bir daha HDP ve Demirtaşı ağzına alma, çünkü ikisini de kirletiyorsun’

HDP asli bileşenleri olarak, özellikle Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve İdris Baluken ve arkadaşları yarı yolda bırakılıp, ‘yeni Kralımız sen çok yaşa’ dendikten sonra, parti genel merkezince bizim şahsımızda ortaya konan ayrımcı ve ötekileştirici tutum ve davranışları hep “bir gün düzelir” diye sineye çektik. Özellikle Türkiye siyaset arenasında var olduğu günden bugüne onurlu ve dik duruşuyla bir simge haline gelen sn. Selahattin Demirtaş’a yönelik gerek siyasal iktidar cephesinden gerekse partilerden ve siyasal aktörlerden yönelen statükocu ve ayırımcı tavır ve davranışlarla ilgili açıklamalarımı hazmedemeyen kliklerin olduğu ve hala olmaya devam ettiği bir parti organizasyonunda yeralmak mümkün gözükmemektedir. Gelinen noktada özellikle isim vererek belirtmek isterim ki, partinin örgütlenmeden sorumlu başkan yardımcılarından Alican Önlü ve türevlerinin şahsımızda halklarımıza karşı geliştirdikleri hakaretvari ifadeler ve ötekileştirici tavırlar ve söylemler yenilir yutulur olmaktan çıkmıştır.(6-Ekim ‘Bir daha HDP ve Demirtaşı ağzına alma, çünkü ikisini de kirletiyorsun, 2018’de HDP’den ayrılıp, başka partiye geçen iki milletvekili ile ilgili Demirtaş’ın daha önceden kaleme aldığı ‘Milletvekili arkadaşlarımız HDP’yi kendi öz partileri olarak görmeli ve HDP’yi büyütmenin arayışı içinde olmalıdır. Türkiye muhalefetinin yeni bir partiye değil, daha güçlü bir hedefe ihtiyacı vardır’ sözünü twitterda paylaştıktan 2 saat sonra Alican Önlü benim her iki telefon numarama whatsup’tan; ‘Bir daha HDP ve Demirtaşı ağzına alma, çünkü ikisini de kirletiyorsun, Partiden uzak kalman daha hayırlı’ şeklinde mesajlar atmıştır.) Biz, siyaseti değerler ve dürüstlük temelinde yapmaya çalışıp bu şekilde inananlardanız. Zira siyaseti gerçek hayatımızın bir yansıması olarak görmekteyiz. Bize göre siyasette ilerlemek için her yol mübah değildir, olamaz da. Yukarda bahsi geçen şahıs ve etrafındaki kümelenen kliklerce oluşturulan oligarşik yapılar HDP içinde siyaset yapmayı olanaksız hale getirmiştir. Oysaki Hdp’nin kuruşuluş felsefesi zümrecilikten, grupçuluktan ve belli bir sınıfın tasallutuna karşı, çoğulculuğu esas alan bir ruha sahipti.

Perde arkasındaki bu klik, Kürt siyasal hareketinin başına gelmiş en büyük felakettir

Son 2 yıldır hızla fabrika ayarlarından çıkan HDP, Hdp’yi Hdp yapan ilkelerden sapmıştır. Bu bağlamda mevcut parti genel merkez yönetimi, Kürt halkı başta olmak üzere bölge insanının temsil yeteneğini büyük ölçüde erezyona uğratmıştır. Siyaset bir üslüp ve adap meselesidir aynı zamanda. Temsil ettiğimiz duruşu ve pozisyonu şahsımda ötekileştirerek yalnızlaştırma, itibarsızlaştırma çabalarının, parti yönetimini bilgilendirdiğimiz halde, mevcut Genel Merkez Parti yönetimince de sessizlik içinde izlenmesi beni yol ayrımına getirmiş bulunmaktadır. Zira ilgili klik ya da kliklerin eylem, söylem ve tavırlarının HDP gibi bir parti içinde hoşgörülüyor olması bizce kabul edilemezdir. Parti içi demokrasi ve farklı fikir ve düşüncelerin ifade şansının bu hizipçi güruh tarafından bertaraf edilmesi hazin bir durumdur. Sözü edilen kliklerin, beyin hükmündeki genel merkezi ele geçirmesi ile sadece 40 yıllık kazanımlar değil, 500 yıllık kazanımlar berhava edilmiştir. Dolayısı ile perde arkasındaki bu klik, Kürt siyasal hareketinin başına gelmiş en büyük felakettir. Kürt halkı canını, malını, evladını ve zindanlarda ömür boyu yaşamlarını bu partiye vermiştir.

HDP kuruluş felsefesi ve ilkelerinden uzaklaştı

HDP dış baskılardan değil, genel merkezde dönen iç entrikalardan dolayı halkın desteğini kaybetmiş ve zayıflamıştır. Dış baskılar, fırtınalı havalarda direnen ve güçlenen çınar ağacı gibi, halkı daha bir sağlamlaştırmış, güçlendirmiştir. Ancak iç entrikalar da, kurtlanan ağaç gibi partiyi kemirip bitirmiştir. Kurmé daré, ne jı daré be, dar kurmi nabe. (Ağacı kemiren kurt, ağaçtan olmazsa ağaç kurtlanmaz) HDP’nin logosunda bulunan renga reng yapraklı, ve her çeşit meyve veren ağacı maalesef genel merkez yönetiminin, ahbab çavuş ilişkileri, halka rağmen ben bilirim üstten yaklaşımcı feodal oligarşik kibri, Hdp’nin ağacını kemirmiş, kurtlandırmış ve kurutmuştur. Ve maalesef atalarımızın kendi güzel anadilleri ile dile getirdiği acı hakikat bu hal üzerine bir daha tezahür etmiştir “Destiké bivir, ne ji daré be, dar nakeve” (Baltanın sapı ağaçtan olmazsa ağaç devrilmez ) Kuruluş felsefesi ve ilkelerinden uzaklaşıp eksen kayması yaşayan ve bu çerçevede hizipçi birtakım grupların güdümüne giren HDP’nin mevcut Genel Merkez Yönetimi ile sağlıklı ve anlamlı şekilde yol almak mümkün olmaktan çıkmıştır. Kurucu değer paradigmalarından ayrışan bir parti, halkına da uzaklaşır, ve çantada keklik gördüğü halk desteğini bir şekilde kaybetmeye mahkum olur. (Son yerel seçimlerde kaybettiğimiz 37 belediye bunun açık bir ispatıdır) İtiraz edenlere de ‘sesinizi çıkarmayın, süreç çok ağır, gün gelir hesabı sorulur denilerek, dizayn iyice derinleştirilmiş ve yaşanan süreçte nitelikli, donanımlı ve fedakar kadrolar ya zindanlarda çürümeye terkedilmiş ya da tasfiye edilerek, özellikle de muhafazakarlar tasfiye edilerek, yerleri liyakattan uzak, sürece cevap olamayacak hizipçi gruplarla doldurulmaya çalışılmıştır. Tasfiyecilik kanseri, ve liyakatsızlıktan kaynaklı doku uyuşmazlığı olduğu sürece partiden büyük ve etkin kopuşlar kaçınılmaz olacaktır.

HDP sermayesini önemli oranda tüketmiştir

Unutulmamalıdır ki ;Yozlaşan iktidarlar zevale mahkum olduğu gibi, yozlaşan muhalefette zevale mahkumdur. Özgün ve farklı olanı ötekileştirerek, ayrıştırma, ve itibarsızlaştırma pratikleri, partiyi soğuk savaş dönemindeki yeraltına inmiş marjinal sol örgütler düzeyine indirgeyecek seviyelere ulaştığını büyük üzüntü ile izlemekteyiz. Gelinen süreçte HDP kendi tabanına, referans aldığı halkının değer ve gelenekleriyle arasına mesafe koyarak, sermayesini önemli oranda tüketmiştir. Halkının değil, bir kısım, marjinal grupların rotasını izler hale getirilmiştir. Toparlayacak olursak, biz halkımıza HAK ekseninde, her yerde ve her pozisyonda hizmet ederiz, etmeye de devam edeceğiz. Milletvekili veya belediye başkanı ya da üst derece bir parti yöneticisi olmak önemli değildir. Önemli olan kendi halkına ve değerlerine yabancılaşmadan onur sahibi insanlar olarak yaşamaktır. Bu minvalde HDP içindeki tüm görev ve sorumluluklarımı bugünden itibaren geride bıraktığımı ve artık, sine-i halkımızda, sine-i milletimizde sivil ve siyasal hayatıma devam edeceğimi deklare ediyorum. 25 Kasım 2019 biliyorum doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar ama, rahmetli Yılmaz Güneyin söylediği gibi yaşasın 10. köy.”