HDP: Kamuoyunu savaşa karşı durmaya davet ediyoruz

Meral Danış Beştaş, “Savaş yıkım, ölüm, kayıp ve ezadır. Savaşı savunmak insanlık değerleri ile bağdaşmaz. Tüm demokratik kamuoyunu savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşam siyasetini savunmaya davet ediyoruz. Bu konudaki kararlı duruşumuzdan asla vazgeçmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Beştaş’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“20 yıllık tarihi arka planı var ama Cumhur İttifakı ile birlikte son yıllarda giderek artan bir durum var. Bu karartma siyasetinin, istibdat rejiminin bir diğer çıktısı da partimiz hakkında açılan kapatma davasıdır. Her şeyden önce demokratik siyasete müdahale olan bu davanın hedefinde partimizin her alanda gerçekleri söylemesi, olanları gizlememesi ve bir demokrasi mücadelesini bütün yönleriyle vermesi vardır. İşte yalan ve mesnetsiz iddialarla bir kapatma davasını devam ettiriyorlar. Tabii ki bu politikanın diğer sonucu da halkın gerçekleri öğrenmesini engellemek istemeleridir. 84 milyonu, pembe bir fanus içinde sadece kendi verdikleri haberler ile beslemek, onları bilgilendirmek istiyorlar. O fanusun dışında asıl hayatın devam ettiği alanlarda haber almaları engelleniyor. Her hangi bir itirazda bulunmamaları için bu siyaset devam ediyor. Mesela, cezaevlerini örnek verecek olursak eğer şimdi bir yönetmelik çıkarılıyor ve cezaevinde yaşananların artık dışarı yansıması engellemek isteniyor. Hadi engellediniz de çıkacak cenazeleri nasıl karartacaksınız? Ferhan Yılmaz’ın darp ve cebir izleriyle, işkence izleriyle çekilen videosunun yayılmasını nasıl engelleyemediyseniz, diğer uygulamalı da engelleyemezsiniz.

Sanki enflasyonu TÜİK düşük gösterince enflasyon düşmüş oluyor

Şimdi enflasyon yüzde yüz elliyi buluyor. TÜİK marifetiyle bunu tabii ki düşük göstermeye çalışıyorlar. Bağımsız kurumlar bunu açıklamasın diye alternatif yasa çalışması yapılıyor. Sanki enflasyonu TÜİK düşük gösterince enflasyon düşmüş oluyor. İnsanların cebine daha fazla para giriyor ve sofraları zenginleşiyor mu, hayır. Türkiye tarihinde görülmemiş bir enflasyon ile mücadele… Bu yöntemlerle tabii ki mümkün değil.

Bu yasaklar meselesinin üzerinde her gün duruyoruz, ancak  bu yasakları alaşağı eden bir toplum ve mücadele kararlılığı da var. HDP olarak yasaklara karşı her yerde her zaman en güçlü şekilde sesimizi ve mücadelemizi yükseltmekte kararlıyız. Bütün demokratik kamuoyunu da bu mücadelede ortak olmak için davet ediyoruz.

İç krizleri görünmez kılmak için operasyonlar yapılıyor

Bugün bütün gazetelerde ve televizyonlarda sınır ötesi operasyon haberleri var. “Yıkacağız, bitireceğiz, öldüreceğiz” hezeyanlarıyla. Operasyon isimleri için alfabede harf kalmadı. Peki, sorun çözüldü mü? Kürt sorunu çözüldü mü? Savaşın sonuçlarını ortadan kaldırdık mı, demokratik bir sistem kuruldu mu, hayır. Ne oluyor peki? Şimdi içeride yığınla sıkıntı var. Açlık, yoksulluk, işsizlik ve cinayetleri örtmenin yolu savaş politikasını devreye sokmak. İnsanlar sofrasında ekmek olmadığını düşünmesin diye sınır ötesi operasyon devreye sokuluyor. Türkiye, Rusya ve Ukrayna arasında arabuluculuk yapıyor, dışarıda barış havarisi kesildi. Orada barış elçiliğine soyunan Türkiye, Kürt düşmanlığı ve savaş politikasıyla aslında hiç de barış elçisi olmadığını ilan ediyor. Bu savaşın nedeni iç krizi çözememesidir. Bunu kapatmak için, görünmez kılmak için bu operasyonlara devam ediyor.

Savaş politikası zam olarak benzine, domatese, bibere, mamaya yansıyor

Şimdi bu operasyonların sayısını hiç açmayacağız. Bu operasyonlar, savaş politikası, Kürt düşmanlığı sadece Kürtlere zarar vermiyor. Olanak olsa bunu tek tek bütün yurttaşlara anlatmak istediğim en temel konulardan biridir. Kürtlerin talebi ve mücadelesi eşit ve özgür yurttaşlıktır. Herkes gibi anayasal ve demokratik bir sistemde yaşamaktır. Bu savaşın sonuçlarını 84 milyon insan yaşıyor. Her şeyden önce manevi olarak yaşıyor. Bir ülke düşünün sürekli savaş politikasıyla savaş tamtamları çalıyor. “Bertaraf ettik, şu kadar kişi öldürdük, şunu yaptık.” Bu nedir? Bu toplum üzerinde ağır bir psikolojik baskıdır. Bu toplumun her kesimine yansıyor. Savaş politikası zam olarak benzine, domatese, bibere, mamaya yansıyor. Savaş politikasının iç ettiği ekonomik maliyeti sürekli ifade ediyoruz. Türkiye toplumuna aç, yoksul, işsiz kalın, iş cinayetlerinde ölün ama biz savaş politikamızı devam ettiriyoruz siz de bizi destekleyin diyorlar. Çünkü ellerinde başka bir malzeme kalmadı.

Tüm demokratik kamuoyunu savaşa karşı barışı savunmaya davet ediyoruz

Bu politika Türkiye’deki tüm halklara Türk’e, Kürt’e, Laz’a, Çerkes’e, Arap’a, Alevi’ye bütün kimliklere dillere ve inançlara zarar veren bir politikadır.  Biz HDP olarak her zaman savaşın karşında barışı, diyalogu ve müzakereyi savunduk. Kürt meselesini, Türk meselesini kesinlikle barış yolu ile çözebiliriz. Birbirimizi anlayabiliriz. Kürtler Türklerle, Araplarla, Çerkeslerle bir çatışma yaşamıyor aslında. Bunu yaratan iktidarın politikaları, devlet yaklaşımıdır ve bu yeni değildir. Bunun çıktısı olarak savaş politikaları ve operasyonlarla hiçbir şey elde edilemeyeceğini biliyoruz. İçeride kendi iktidarlarını devam ettirmek, bekalarını güvenceye almak için savaş tamtamlarını çalmaya devam edecekler.

Bütün Türkiye toplumuna seslenmek istiyorum: Bu politikalara karşı duralım, alkışlamayalım. Biz her zaman savaş tezkerelerine karşı durduk. Libya’ya da Irak’a da Suriye’ye de Afganistan’a da karşı durduk. Çünkü biz içeride dışarıda ve Ortadoğu’da bir barış politikası yürütülmesinin gerektiğini savunuyoruz. Burada kaos yaratan, hem Türkiye’de hem de komşu ülkelerde kaos yaratan bir iktidara daha fazla prim vermeyelim. Bu aynı zamanda siyasetlerinin bittiği noktayı da ifade ediyor. İçeride baskı şiddet ve dışarıda savaş tamtamları devam ediyor. Savaş yıkım, ölüm, kayıp ve ezadır. Savaşı savunmak insanlık değerleri ile bağdaşmaz. Tüm demokratik kamuoyunu savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşam siyasetini savunmaya davet ediyoruz. Bu konudaki kararlı duruşumuzdan asla vazgeçmeyeceğiz.

Ekonomik kriz değil çöküş yaşıyoruz

Hakikaten şu anda bir kriz değil çöküş yaşıyoruz. Savaş sebeplerinden biri çöküştür. Bu çöküşün nedenlerinden biri de savaş politikalarıdır. Mesela BM Kalkınma Programı Borç Kırılganlığı Raporuna göre 19 devlet borçlarını ödeyemez duruma gelmiş, 72 devlet ise borç ödeyememe riski altında. Türkiye yüksek riskli ülkeler kategorisine girdi. Açlık tehlikesi o kadar hayatımıza girdi ki yağ kuyrukları, çöpten yiyecek toplayanlar hayatın olağan seyri haline geldi. Domatesler tek tek satılmaya başlandı, karpuzlar 6’ay bölünüyor, bebek mamaları kelepçe ile konuyor.