“Gencer’in Ülkücü geçmişi, SADAT ile ilişkisi araştırılmadı”

HDP İzmir İl binası saldırısına ilişkin delillerin olmasına rağmen soruşturmanın eksik yürütüldüğünü belirten dava avukatları, saldırganın olay öncesi 27 kez İzmir İl Emniyetini aradığını söyledi.

İzmir’deki HDP il binasında parti gönüllüsü Deniz Poyraz’ı tabancayla vurarak öldürdüğü suçlamasıyla tutuklanan Onur Gencer hakkında “tasarlayarak kasten öldürme”, “iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme” ve “siyasi partiler veya meslek kuruluşlarının kullanımında olan bina, tesis veya eşyaya zarar verme” suçlarından ağırlaştırılmış ömür boyu ve 7 yıla kadar hapis cezası istendi.

Davaya ilişkin açıklamalarda bulunan parti avukatlarından Türkan Aslan Ağaç,  İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edilen dosyanın iddianamesi kabul edilerek davanın açıldığını hatırlattı.

Olayın gerçekleşmesinden önce ve gerçekleştiği andan itibaren kolluğun büyük bir zaaf içerisinde olduğunu söyleyen Ağaç, polislerin olayın yaşandığı gün kendi arasında yaptığı telsiz konuşmalarında saldırganın katlar arasında dolaştığı, kapı zillerini çaldığı bilindiğini aktardı.

Ağaç, “Siyasi iktidar ve kolluk büyük uyum ve kararlılık içinde siyasi cinayetin araştırılmaması için, tüm boyutlarıyla araştırılmaması için zımni bir fikir birliği içinde çalışma yürütmüştür. Olayın gerçekleşmesinden önce ve olayın gerçekleştirildiği anda kolluk büyük bir zaaf içinde olmuştur.  Sivil giyimli TEM ve asayiş şube polisleri, saldırının gerçekleştirildiği binanın önünde olmalarına rağmen saldırıyı engellememiştir” diye konuştu.

“Sanık olması gereken kişiler tanık olarak çağrıldı”

Bütün binada yapılması gereken araştırma yapılmadan diğer katlardaki insanların giriş çıkışının serbest bırakıldığını aktaran Ağaç, şöyle devam etti:

“Saldırının olduğu il binasında kapalı olan örgütlenme odası açılmayarak inceleme yapılmamıştır. Daha sonra bizim yaptığımız incelemede bu odada da mermi çekirdeği bulunmuştur. Emniyette katile sorulan ilk soru özgeçmiş diğer 3 soru sağlık durumu ile ilgilidir ve ardından sorguya ara verilmiştir. Sorulan diğer sorular da olayın ayrıntılandırılmasına ilişkin değildir. Sanık ile birlikte gözaltına alınması gereken ilk telefon incelemesi ile tespit edilen kişiler daha sonra tanık olarak ifadeye çağrılmıştır.”

“Emniyet Müdürlüğü’nü defalarca aradı”

Onur Gencer’in telefonunun yönlendirildiği numaranın ait olduğu kişi hakkında herhangi bir işlem yapılmadığını kaydeden Ağaç, Gencer’in saldırıdan bir hafta önce İzmir Emniyet Müdürlüğünü 27 defa aradığını aktardı.

Ağaç, “Öyle ki, 10, 11, 14, 15 ve 16 haziranda aramıştır. Yani, eylem yaptığı günden bir gün önce dahi İzmir İl Emniyet Müdürlüğünü aradığı görülmektedir. Bu aramaların sıklığı ve özellikle son hafta tarihleri dikkate alındığından bunun sıradan olmadığı çarpıcı olarak görülmektedir. Bu nedenle İzmir İl Emniyet Müdürlüğünden kimi / kimleri aradığı, konuşmanın içeriğinin ne olduğu büyük önem arz etmektedir. Bu nedenler ile İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’ne ait bu telefon numaralarına ilişkin ses kayıtları, hangi birim ile görüştüğü hatta kiminle konuştuğunun tespit edilerek soruşturma dosyasına gönderilmesi tarafımızdan talep edilmiştir. Ancak, emniyet ses kayıtlarının olmadığını söylemekle yetmiştir. Bu konuda başka bir araştırma ve soruşturma yürütülmemiştir” dedi.

“Delil toplama süreci yüzeysel yapılmıştır”

Onur Gencer’in SADAT ile olan ilişkisinin de incelenmediğisi savunan Ağaç, “Otopsi raporu gelmeden, deliller beklenmeden dava açılmıştır. Savcı elindeki yetki ve imkanları kullanmadı. Katilin SADAT ile ilişkisine dair inceleme yapılmamıştır. Savcı katilin ilişkili olduğu ülkücü çevrede hiçbir araştırma yapmadı. Kolluğun yaptığı tek şey interaktif ortamda inceleme yapmaktır. SADAT’ın kendi internet sayfası üzerinden yaptığı açıklama doğru kabul edilmiştir” ifadelerini kullandı.

Ağaç şöyle devam etti:

Aynı şekilde saldırganın sosyal medya hesapları incelendiğinde çeşitli silahlarla fotoğrafları ile bir siyasi partinin simgesi olan el işaretiyle çektiği fotoğraflar göze çarpmaktadır. HTS kayıtlarında yer alan kişilerin sosyal medya hesapları üzerinde yaptığımız araştırmada katilin ilişkili olduğu kişilerin ezici çoğunluğunun Ülkücü olduğu görülmektedir. Ancak kolluk bu yapı için de hiçbir araştırma yapmamıştır. Türkiye’nin geçmişi dikkate alındığında yapılan katliamların büyük çoğunluğunun devlet içinde örgütlenen bu kişiler içinden seçilerek gerçekleştirildiği bilinmektedir. Saldırının bu boyutu göz ardı edilerek yüzeysel bir soruşturma ile dava tamamlanmıştır. Delil toplama süreci yüzeysel yapılmıştır.”