Gazeteci Mutlu Çiviroğlu: IŞİD’in Bağhuz’daki son günlerini anlattı

Amerika’da yaşayan gazeteci Mutlu Çiviroğlu, Mart ayı başlarında Suriye’nin kuzeydoğusuna giderek IŞİD’in ilan ettiği hilafetin son günlerine tanıklık etti.

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) IŞİD’in son kalesinde sürdürdüğü operasyonları yakından izleyen Çiviroğlu, The Defense Post’a gözlemlerini aktardı.

Aryen Haber Sitesi tarafından çevirisi yapılan röportajın tamamını siz okurlarımızla paylaşıyoruz.

Ne zamandan beri Bağhuz’dasınız ve ön saflara ne kadar yaklaşabildiniz?

Üç haftadır Bağhuz’da bulunuyorum. Zaman zaman Kobani ve Rakka gibi farklı şehirlere seyahat ettim. Bağhuz’un içinde de IŞİD ön cephesinden neredeyse 100 metre mesafede keskin nişancıların menzilinde bulundum.

Siz oradayken çatışmaların seyri nasıl değişti?

Son günlerde geceleri çatışma oluyordu ve IŞİD SDG’nin ilerlemesini engellemeye çalışıyordu. Koalisyon jetleri ve ağır silahlar SDG’yi desteklemekteydi ve çatışmalar, IŞİD’in SDG güçlerini hedeflemesini engellemek için çoğunlukla gece meydana geliyordu. IŞİD’in sivilleri rehin aldığı (Ezidiler, diğer kaçırılan insanlar) ve bu insanları canlı kalkan olarak kullanabileceği endişesi, operasyonları SDG açısından zorlaştırdı. Bu yüzden gündüzleri havan saldırıları olurken geceleri daha şiddetli çatışmalar yaşanıyordu. Gece operasyonları ayrıca IŞİD savaşçılarını etkisiz kılmak için termal kamera kullanan uçaklara da bir avantaj sağlıyordu.

  Mutlu Çiviroğlu, Bağhuz merkezi

IŞİD ne tür bir direniş gösterdi?

IŞİD, büyük bir direnç gösterdi. Operasyonun son aşaması Ocak ayından bu yana devam ediyor. Bu küçük kasabada binlerce insan olduğu için operasyonun birçok kez durdurulması gerekiyordu, çünkü her seferinde belirli sayıda insan IŞİD tarafından serbest bırakılıyordu. Bu, SDG için bir engel teşkil etti, çünkü tam savaşmaya başladıklarında tekrar durmaları gerekiyordu. Bu insanları tahliye etmek, taramadan geçirmek çok zaman alan bir işlemdi. Operasyonunun yanı sıra, SDG ve Koalisyon Güçleri için bu tarz zorluklar vardı.

Ancak IŞİD’in çok kuvvetli bir şekilde karşı koyduğunu görebiliyoruz. Çünkü savaşçılarının çoğu dünyanın çeşitli yerlerinden, ama özellikle de Çeçen ve Dağıstan’dan gelen ya da Kuzey Afrikalı, savaşta tecrübeli cihatçılar. İdeolojilerine inanan kişilerdi, bu yüzden karada sert bir mücadele verdiler.

Uzun zamandır Bağhuz’da bulundukları için coğrafyaya aşina olmuşlardı. Çoğunluğu Kürtlerden oluşan Suriye Demokratik Güçleri’nin geldikleri şehir ve kasabalar ise buradan 200 ila 300 km uzakta, hatta daha da uzak mesafede. Tanımadıkları bir alanda savaşıyorlardı. Bu, SDG için bir dezavantaja neden oluyordu.

Ayrıca IŞİD tarafından canlı kalkan olarak kullanılan siviller, SDG ve Koalisyonun işini çok daha fazla zorlaştırmıştı. Son birkaç günde, SDG ve Koalisyonun sivilleri hedef aldığını söyleyen propagandalar yapılıyor. Ancak tüm uluslararası medya, insan yaşamının, sivillerin korunduğunu – hatta teslim olmuş ya da şüpheli IŞİD savaşçılarına bile insanca muamele edildiğini –  gözlemledi. Saygılı davrandılar. Pek çok gazeteci, SDG’nin insan yaşamına nasıl değer verdiğine ve onları korumaya çalıştığına ilk elden tanık oldu.

Mücadeleye geri dönersek, ağır silahlar, hendekler, intihar eylemcileri (erkekler ve kadınlar) kullanıldı ve bazı durumlarda motosikletli intihar saldırılarını da devreye koydular.

SDG üyeleri, Bağhuz’daki IŞİD kamplarında kadın ve çocukları kontrol ediyor

SDG kaynaklarından aldığım bir diğer bilgi de, IŞİD savaşçılarında yerel IŞİD üyeleri ve uluslararası cihatçılar arasında bir anlaşmazlık olduğu yönünde. Suriyeli ve bölgesel IŞİD üyeleri teslim olmaya eğilim gösterirken, uluslararası IŞİD üyeleri, özellikle Rus kökenli ve diğerleri, sonuna kadar savaşmaya istekli görünüyordu.

Bunu paylaşmak istiyorum, çünkü hepsi sonuna kadar savaşmaya devam etmedi. Elbette bu, örgütün bir taktiği olabilir; belki de daha önce Suriye ve Irak’ta olduğu gibi, hapishaneden kaçma fırsatları olacağını umarak savaşçılarından bir kesimini uzaklaştırıp ileriye yönelik kullanma planı olabilir.

Sebep ne olursa olsun, çok sayıda savaşçı teslim olmayı seçti. Bunun, SDG’yi oyalamaya ve yavaşlatmaya yönelik bilinçli bir taktik olabileceğini  ve sözde teslim olmuş insanları gelecekte kullanma amaçlı yapıldığına inanıyorum.

IŞİD’in çatışmada kadınları veya çocukları kullandığını gördünüz mü?

Kendi gözlerimle görmedim, ancak komutanlarla konuşurken, kadınları kullandıklarını duydum. Son birkaç günde ise kadın ve çocukların IŞİD savaşçıları olarak kullanıldığını, çocukların silah taşıdığını kanıtlayan bazı videolar ortaya çıktı. Yine kadınlar bu hafta ve daha önce de intihar saldırıları düzenlediler.

Geçtiğimiz günlerde teslim olan kadınlar arasında bile çok fanatik olanları gördük. Çoğu çok sert, hiç vicdan azabı duymuyorlar, hiç pişman değiller ve IŞİD’in ideolojisine ve savaşına devam edeceğine söz veriyorlar. Hala Ezidi halkına yönelik kötü davranışları ve Ezidi kadınların köleliğini haklı çıkaran kadınları gördüm.

Bu yüzden kesinlikle zorla savaştırılan bazı kadınlar olabilir, ancak IŞİD’de olmayı ve sonuna kadar savaşmayı tercih eden çok sayıda kadın da mevcut. Bu kadınların kendi ülkeleri veya gittikleri yer için ciddi sorunlara neden olabileceğine inanıyorum.

 IŞİD’ten kurtarılan sivillerin kaldığı çadır kent

Bu küçük bölgeyi temizlemek neden bu kadar uzun sürüyor?

Çünkü binlerce insan vardı. Hiç kimse, ne SDG ne de Koalisyon Güçleri, bu kadar çok insanın böyle küçük bir yerde yaşayabileceğini tahmin edemezdi. Geçtiğimiz haftalarda Bağhuz’dan on binlerce insan tahliye edildi. Bu büyük bir sayı. Operasyon her yoğunlaştırıldığında, IŞİD çok sayıda kişiyi serbest bıraktı. Bu da operasyonu radikal bir şekilde yavaşlattı. Sivil hayatın ve olası tutsakların hayatlarının korunmasına odaklanmak, SDG ve Koalisyonu kendi savaşçılarını yormak pahasına da olsa, daha dikkatli olmaya ve operasyonu yavaşlatmaya itti.

Bu kadar çok sayıda insanın küçük bir yerde olması, bu operasyonun çok yavaş ilerlemesinin temel nedenidir. Bu yüzden ve IŞİD’in Irak-Suriye sınır hattındaki son nokta olması, hala ne tür bir yer olduğu ve IŞİD’in nasıl bir hazırlığı olduğu hakkında bir gizem oluşturuyor.

İnsanların yaşadığı birçok hendekler ve yeraltı tünelleri gördük, bu nedenle muhtemelen gözlem uçakları onları yakalayamadı. Bu, SDG kara kuvvetleri için kapalı bir kutu gibiydi. Ne geleceğini bilmiyorlardı. İlerlerken ekstra temkinli olmalarının sebeplerinden biri de buydu.

IŞİD savaşçılarının yaşadığı kampları tarif edebilir misiniz?
Kamp koşulları çok korkunç. Kasaba çok küçük ve insan sayısı son derece yüksek. Bu yüzden muhtemelen yiyecek, su ve sıhhi tesisatla ilgili sorunlar var. Kötü bir koku var. İnsanlar kötü koşullar altında bu yerlerde yaşıyorlardı.

Koalisyon onlara fırsat verdi, ancak hepsi teslim olmayı kabul etmedi. Gördüklerimize dayanarak, durumun zor olduğunu söylüyorum, çünkü böyle küçük bir yer bu kadar çok insanı barındırmak için uygun değildi.

Mutlu Çiviroğlu, Bağhuz Merkezi

SDG savaşçılarının morali nasıl? Hayal kırıklığına uğramış gibi görünüyorlar mı?

SDG savaşçılarının morali çok iyi. Bir zafer kazandıklarından ve IŞİD’in halifeliğini sona erdireceklerinden eminler, ancak aynı zamanda IŞİD’in bununla bitmediğini de biliyorlar.

Bir şekilde – uyuyan hücrelerin peşinden gitme, kurtarılan alanların istikrara kavuşturulması ve IŞİD ideolojisinin gelişmesine izin veren koşulların ortadan kaldırıldığından emin olmak için –  IŞİD ile mücadelenin ikinci aşamasına hazırlanıyorlar. Yani uzun soluklu ve kalıcı bir mücadele. Bunun bilincindeler. Bağhuz’u almak ancak IŞİD’in toprak varlığına sona erdirecek, fakat ideolojik varlığı ve bunun tüm dünyadaki tehdidi hala mevcut ve onlar bunun farkındalar.

Kürt, Arap ve Süryani etnik gruplarının hepsi çok mutlu ve kadınlar özellikle kadınları köleleştiren ve değersizleştiren bir ideolojiye karşı kazanılan zaferde önemli bir rol üstlendikleri için mutlu ve gururlular. Ezidi kadınlar her kurtarıldığında, Kürt kadınları arasındaki mutluluğu gördüm. Bu onlar için kesinlikle çok özel.

Lojistik problemleri – su, yiyecek, temizlik, sıcak hava, bazen de toz fırtınaları var –  savaşmayı çok zorlaştırıyor. Bir buçuk ay önce bir toz fırtınası yaşanmıştı; IŞİD büyük bir saldırı başlattı ve bu durum SDG savaşçıları için ciddi sorunlara yol açtı. Çöl koşullarının kendi zorlukları vardır ve çoğu SDG savaşçısı bu şartlara alışkın değildir. Biraz hayal kırıklığına neden olması bana göre tamamen doğaldı.

SDG Bağhuz’da operasyonlarını sürdürürken (20 Mart 2019)

SDG’nin Newroz’a zafer ilan edeceğini düşünüyor musunuz?*

Halk baskı yapıyor olsa da, SDG, Bağhuz’un yüzde 100’ünün IŞİD üyelerinden, patlayıcılardan, kara mayınlarından, bubi tuzaklarından ve diğer tehlikelerden arındırıldığından tamamen emin olana kadar herhangi bir bölgesel zafer ilan etmeyecektir. Ancak o zaman duyururlar, ancak duyurunun Cuma veya Cumartesi gününe gelmesi mümkündür. Yine de içinde kalan bazı insanlar varsa, her şeyin halledildiğinden emin olurlar. Acele etmiyorlar; şimdi aylardır savaşıyorlar. Bu operasyon çok uzun zaman aldı, bu yüzden her şey tamam olana kadar birkaç gün daha beklemenin sakıncası olmayacaktır.

*Redaksiyon: 21 Mart’ta bölgenin IŞİD’ten temizlendiğini ancak arama-tarama faaliyetlerinin devam ettiğini duyuran SDG, 23 mart Cumartesi düzenlenen bir törenle zaferin işareti olarak Bağhuz’da bayrağını dikti.

İlgili Haberler