25.3 C
İstanbul
Cumartesi, Temmuz 24, 2021

Fahrettin Altun: ‘Ülke dışından fonlanan medyayla ilgili düzenlemelere ihtiyaç var’

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, ABD’deki bir vakfın Türkiye’de bazı medya kuruluşlarına fon sağladığı yolunda Odatv haber sitesinde yayınlanan bir haber üzerine açıklama yaparak, “iddiaları yakından takip ettiklerini söyledi.

“Yabancı devletlerin veya kuruluşların fonlarıyla ülkemizde faaliyet gösteren medya kuruluşlarına yönelik bir düzenleme ihtiyacı olduğu açıktır” diyen Altun, “ihtiyacımız olan düzenlemeleri en kısa sürede tamamlayacağız” diye ekledi.

Internet haber sitesi Odatv, 21 Temmuz Çarşamba günü yayınladığı bir haberde, Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir vakıf olan Chrest Foundation’un Türkiye’deki bazı medya ve sivil toplum kuruluşlarına hibe niteliğinde yüzbinlerce dolar fon sağladığını yazmış “Bu kuruluşların başında gazeteci Ruşen Çakır’ın kurduğu Medyascope adlı haber sitesinin olması dikkat çekti” demişti.

Haberde vakfın internet sitesinde yapılan hibeler hakkında kamuya açık olarak ilan edilen bilgilere dayanılarak Medyascope dışında Serbestiyet, 140 Journos ve P24’ün de aynı vakıftan kaynak aldığı kaydedildi.

Haberde adı geçen yayın kuruluşları konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmış değil, ama konu sosyal medyada dünden bu yana hararetli bir tartışmaya yol açtı. Medyaya sağlanan farklı iç ve dış mali destek ve fonların yayın politikasına etkisi olup olmadığından, reklam gelirlerinin eşitsiz dağılımına, siyasi iktidarın medyaya yaklaşımına, okur desteğinin zayıflığına kadar bir çok açıdan ele alındı.

Odatv haberinde ne deniyor, bilgiler neye dayanıyor?

Odatv, ABD merkezli Chrest Foundation’un internet sitesinde yer alan açık bilgilere dayanan haberinde, Türkiye’de farklı projeler için destek verdiği kuruluşlar içerisinde en büyük desteğin, 6 yıl içerisinde 476bin dolar ile “Ruşen Çakır’ın başında bulunduğu Medyascope” yayın kuruluşuna gittiğini öne çıkarıyor.

Yine yıllar içerisinde aynı vakfın Serbestiyet internet sitesine yaklaşık 50 bin, 140 Journos medya kuruluşuna 60 bin ve Bağımsız Gazetecilik Platformu P24 sitesine de 124 bin dolar destek verdiği de kaydediliyor.

Bunun dışında yine vakfın internet sitesinde yer alan bilgilerden Türkiye’de destek verilen kültür, çevre, kadın, sağlık, sosyal araştırma odaklı diğer sivil toplum kuruluşları da, haberde sıralanıyor:

“Anadolu Kültür Derneği, Hrant Dink Vakfı, Filmmor Kadın Kooperatifi, Mezopotamya Vakfı, IKSV, Hafıza Merkezi, Sivil Sayfalar, Sabancı Üniversitesi, Mekanda Adalet Derneği, Mor Çatı Kadın Derneği, Ekonomi ve Dış Politikalar Merkezi (EDAM) ile TESEV, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV), Yurttaşlık Derneği ve Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA)”

Vakıf 2001 yılından itibaren uluslararası alanda da yardımlar sağlamaya başlıyor ve özellikle de Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarına hem mali hem teknolojik destek veriyor.

Yine vakfın verdiği bilgilerden yararlanılarak, bu vakfın 1999 yılında gazeteci ve yazar Jeff Jensen ve Lou Anne King Jensen tarafından Texas’da kurulduğu ve 2001 yılına kadar ABD’de dezavantajlı çocuklar, diyabet araştırmaları ve sosyal adalet odaklı girişimlere yönelik destekler sağladığı anlatılıyor.

Vakıf 2001 yılından itibaren uluslararası alanda da yardımlar sağlamaya başlıyor ve özellikle de Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarına hem mali hem teknolojik destek veriyor.

Fahrettin Altun’un açıklamasında neler var?

Haberin yayınlanmasının üzerinden saatler geçerken dün gece geç saatlerde Anadolu Ajansı, Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un kuruluş ismi vermeden ama açıkça habere referans ile yaptığı açıklamayı duyurdu.

Altun, “ABD merkezli bir vakfın Türkiye’de bazı medya kuruluşlarını fonladığına dair iddiaları yakından takip ettiklerini” söyledi.

Medyanın “iç ve dış vesayet odakları tarafından ilgi duyulan bir alan olduğunu” bildiklerini söyledi ve şöyle sürdürdü:

“Bazı yabancı liderlerin Türk siyasetini dizayn etme niyet ve gayretlerini açıkça ifade ettiği bir ortamda, hiçbir yabancı devlet ve kuruluşun medya sektörüne çeşitli fonlar sağlamasını söz konusu çıkar ve hedeflerden bağımsız yorumlayamayız. Kimsenin şüphesi olmasın ki, ne basın özgürlüğü ne de bir başka bahaneyle demokrasimizi kimsenin masasına meze yaptırmayız. Yeni kisveler altında beşinci kol faaliyetlerine müsaade etmeyiz.

Yabancı devletlerin veya kuruluşların fonlarıyla ülkemizde faaliyet gösteren medya kuruluşlarına yönelik bir düzenleme ihtiyacı olduğu açıktır. Bunun örneğini Amerika Birleşik Devletleri’nde görmemiz mümkündür. Örneğin ABD’de yabancı devletler tarafından fonlanan medya kuruluşları, altı ayda bir ABD makamlarına çalışmaları hakkında detaylı bilgi vermek durumundadır. Türkiye’de de benzer statüde faaliyet gösteren, doğrudan yabancı devletler tarafından fonlanan çeşitli medya kuruluşları bulunmaktadır. Bunlarla ilgili kamu düzeninin korunması ve halkımızın doğru haber hakkının teminat altına alınması amacıyla, ihtiyacımız olan düzenlemeleri en kısa sürede tamamlayacağız.”

Sosyal medyada neler konuşuldu?

Odatv haberinin yayınlanmasından sonra konu sosyal medyada hararetli tartışmalara yol açtı.

Sabah gazetesi köşe yazarı Hilal Kaplan “Bunun sadece bir kaynaktan aldıkları fon olduğunu belirtmekte fayda var. Özgür basın bunu da yazın” diyerek Odatv haberini paylaşanlardandı.

Medyascope yayınlarına da katılan gazeteci Kadri Gürsel Türkiye’de bağımsız medyanın, iktidarın reklam ambargoları karşısında fon desteği bulmadan yaşayamayacağı açık iken, Medyascopetv fon desteği aldığı kuruluşları sitesinde zaten ilan etmiş iken ‘#Medyascope’a bu saldırı neden şimdi?’ diye sormak lazım” dedi.

ABD’den Medyascope dahil çeşitli medya kuruluşlarına haber yapan gazeteci Gönül Tol, medyanın finansmanına uluslararası örnekler verdi ve “Medyascope gibi toplumsal yönelimli, kar amacı gütmeyen, kamu yararı gözeten platformlar Türkiye gibi ülkeler için hayati öneme sahip. Dünyanın her yerinde bu tür platformlar şahsi bağışlarla ve vakıfların verdiği fonlarla finanse ediliyor. Amerika’nın PBS, NPR gibi en tarafsız en saygıdeğer medya kuruluşları bu şekilde finanse ediliyor ve tam da bu sebeple CNN gibi, Foxnews gibi yanlı yayınlardan uzaklar. Medyascope hepimiz için bir nefes oldu” dedi.

Erdinç genel olarak medya eleştirisi de içeren tweet zincirinde “Gazetecilik de haber de pahalı bir iştir… Tekelleşmeyi, patron medyasını, ‘bedava haberi’, medyanın gücünü ve bağımsızlığını sadece okurlarından izleyiciden alabileceğini konuşmadıkça havanda su döveceğiz” dedikten sonra özetle şöyle sürdürüyor:

“Medyascope, patreon (okuyucu katkısı sağlayan bir sistem) ve reklam gelirleriyle ayakta kalmayı deniyor. Ancak ‘bedava haber’ çağında bu çok zor. Üstelik Türkiye’de elektronik medyanın statüsünü tanımamakta ısrar eden bir iktidar döneminde.

“Gazeteciliğin büyük sorunu ‘yandaş medya’, ya da gazetecilik dışında güç ve etki beklentileri olan patronluk sistemi. Fakat bunun dışında dijitalleşme ve bedava haber sayesinde okur gelirinden mahrum kalma da büyük bir sorun.

“Yazılı medya döneminde doğru formül yüzde 60 okur, yüzde 40 reklam geliriydi. Bunun reklama doğru bükülmesiyle ilk problemler başladı. Artık okur gelirinin esamesi okunmuyor.

“Bağımsızlık sadece sözle değil, şeffaflıkla ve demokratik işleyişle, sendika hakkıyla vs. kanıtlanır. Hala ‘genel yayın müdürü’ klişesini aşamayan, hiyerarşiye karşı içsel bir muhabir/editör bağımsızlığı geliştiremeyen yapılar, muhalif de olsalar bu dönüşümü de beceremeyecektir.

“Fon medyasıyla ilgili asıl tartışma belirli bir ‘çizginin’ gözetilmesi, ağırlıkla liberal gruplar arasında, şeffaf ve açık ölçülerle değil, kapalı ölçülerle dağıtılması, etkinliğinin denetlenmemesi, deyim yerindeyse ‘fon ticaretine’ olanak sağlanması.

“Bu noktada Medyascope, gelirlerini şeffaf olarak duyuran, çoğulcu, okur geliriyle ayakta durmanın adımlarını atan bir medya. Eleştirilebilir, tartışılabilir ama Türkiye’de bağımsız gazeteciliğe en yakın model.”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, ABD’deki bir vakfın Türkiye’de bazı medya kuruluşlarına fon sağladığı yolunda Odatv haber sitesinde yayınlanan bir haber üzerine açıklama yaparak, “iddiaları yakından takip ettiklerini söyledi.

“Yabancı devletlerin veya kuruluşların fonlarıyla ülkemizde faaliyet gösteren medya kuruluşlarına yönelik bir düzenleme ihtiyacı olduğu açıktır” diyen Altun, “ihtiyacımız olan düzenlemeleri en kısa sürede tamamlayacağız” diye ekledi.

Internet haber sitesi Odatv, 21 Temmuz Çarşamba günü yayınladığı bir haberde, Amerika Birleşik Devletleri merkezli bir vakıf olan Chrest Foundation’un Türkiye’deki bazı medya ve sivil toplum kuruluşlarına hibe niteliğinde yüzbinlerce dolar fon sağladığını yazmış “Bu kuruluşların başında gazeteci Ruşen Çakır’ın kurduğu Medyascope adlı haber sitesinin olması dikkat çekti” demişti.

Haberde vakfın internet sitesinde yapılan hibeler hakkında kamuya açık olarak ilan edilen bilgilere dayanılarak Medyascope dışında Serbestiyet, 140 Journos ve P24’ün de aynı vakıftan kaynak aldığı kaydedildi.

Haberde adı geçen yayın kuruluşları konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmış değil, ama konu sosyal medyada dünden bu yana hararetli bir tartışmaya yol açtı. Medyaya sağlanan farklı iç ve dış mali destek ve fonların yayın politikasına etkisi olup olmadığından, reklam gelirlerinin eşitsiz dağılımına, siyasi iktidarın medyaya yaklaşımına, okur desteğinin zayıflığına kadar bir çok açıdan ele alındı.

Odatv haberinde ne deniyor, bilgiler neye dayanıyor?

Odatv, ABD merkezli Chrest Foundation’un internet sitesinde yer alan açık bilgilere dayanan haberinde, Türkiye’de farklı projeler için destek verdiği kuruluşlar içerisinde en büyük desteğin, 6 yıl içerisinde 476bin dolar ile “Ruşen Çakır’ın başında bulunduğu Medyascope” yayın kuruluşuna gittiğini öne çıkarıyor.

Yine yıllar içerisinde aynı vakfın Serbestiyet internet sitesine yaklaşık 50 bin, 140 Journos medya kuruluşuna 60 bin ve Bağımsız Gazetecilik Platformu P24 sitesine de 124 bin dolar destek verdiği de kaydediliyor.

Bunun dışında yine vakfın internet sitesinde yer alan bilgilerden Türkiye’de destek verilen kültür, çevre, kadın, sağlık, sosyal araştırma odaklı diğer sivil toplum kuruluşları da, haberde sıralanıyor:

“Anadolu Kültür Derneği, Hrant Dink Vakfı, Filmmor Kadın Kooperatifi, Mezopotamya Vakfı, IKSV, Hafıza Merkezi, Sivil Sayfalar, Sabancı Üniversitesi, Mekanda Adalet Derneği, Mor Çatı Kadın Derneği, Ekonomi ve Dış Politikalar Merkezi (EDAM) ile TESEV, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı (TAPV), Yurttaşlık Derneği ve Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA)”

Vakıf 2001 yılından itibaren uluslararası alanda da yardımlar sağlamaya başlıyor ve özellikle de Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarına hem mali hem teknolojik destek veriyor.

Yine vakfın verdiği bilgilerden yararlanılarak, bu vakfın 1999 yılında gazeteci ve yazar Jeff Jensen ve Lou Anne King Jensen tarafından Texas’da kurulduğu ve 2001 yılına kadar ABD’de dezavantajlı çocuklar, diyabet araştırmaları ve sosyal adalet odaklı girişimlere yönelik destekler sağladığı anlatılıyor.

Vakıf 2001 yılından itibaren uluslararası alanda da yardımlar sağlamaya başlıyor ve özellikle de Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarına hem mali hem teknolojik destek veriyor.

Fahrettin Altun’un açıklamasında neler var?

Haberin yayınlanmasının üzerinden saatler geçerken dün gece geç saatlerde Anadolu Ajansı, Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un kuruluş ismi vermeden ama açıkça habere referans ile yaptığı açıklamayı duyurdu.

Altun, “ABD merkezli bir vakfın Türkiye’de bazı medya kuruluşlarını fonladığına dair iddiaları yakından takip ettiklerini” söyledi.

Medyanın “iç ve dış vesayet odakları tarafından ilgi duyulan bir alan olduğunu” bildiklerini söyledi ve şöyle sürdürdü:

“Bazı yabancı liderlerin Türk siyasetini dizayn etme niyet ve gayretlerini açıkça ifade ettiği bir ortamda, hiçbir yabancı devlet ve kuruluşun medya sektörüne çeşitli fonlar sağlamasını söz konusu çıkar ve hedeflerden bağımsız yorumlayamayız. Kimsenin şüphesi olmasın ki, ne basın özgürlüğü ne de bir başka bahaneyle demokrasimizi kimsenin masasına meze yaptırmayız. Yeni kisveler altında beşinci kol faaliyetlerine müsaade etmeyiz.

Yabancı devletlerin veya kuruluşların fonlarıyla ülkemizde faaliyet gösteren medya kuruluşlarına yönelik bir düzenleme ihtiyacı olduğu açıktır. Bunun örneğini Amerika Birleşik Devletleri’nde görmemiz mümkündür. Örneğin ABD’de yabancı devletler tarafından fonlanan medya kuruluşları, altı ayda bir ABD makamlarına çalışmaları hakkında detaylı bilgi vermek durumundadır. Türkiye’de de benzer statüde faaliyet gösteren, doğrudan yabancı devletler tarafından fonlanan çeşitli medya kuruluşları bulunmaktadır. Bunlarla ilgili kamu düzeninin korunması ve halkımızın doğru haber hakkının teminat altına alınması amacıyla, ihtiyacımız olan düzenlemeleri en kısa sürede tamamlayacağız.”

Sosyal medyada neler konuşuldu?

Odatv haberinin yayınlanmasından sonra konu sosyal medyada hararetli tartışmalara yol açtı.

Sabah gazetesi köşe yazarı Hilal Kaplan “Bunun sadece bir kaynaktan aldıkları fon olduğunu belirtmekte fayda var. Özgür basın bunu da yazın” diyerek Odatv haberini paylaşanlardandı.

Medyascope yayınlarına da katılan gazeteci Kadri Gürsel Türkiye’de bağımsız medyanın, iktidarın reklam ambargoları karşısında fon desteği bulmadan yaşayamayacağı açık iken, Medyascopetv fon desteği aldığı kuruluşları sitesinde zaten ilan etmiş iken ‘#Medyascope’a bu saldırı neden şimdi?’ diye sormak lazım” dedi.

ABD’den Medyascope dahil çeşitli medya kuruluşlarına haber yapan gazeteci Gönül Tol, medyanın finansmanına uluslararası örnekler verdi ve “Medyascope gibi toplumsal yönelimli, kar amacı gütmeyen, kamu yararı gözeten platformlar Türkiye gibi ülkeler için hayati öneme sahip. Dünyanın her yerinde bu tür platformlar şahsi bağışlarla ve vakıfların verdiği fonlarla finanse ediliyor. Amerika’nın PBS, NPR gibi en tarafsız en saygıdeğer medya kuruluşları bu şekilde finanse ediliyor ve tam da bu sebeple CNN gibi, Foxnews gibi yanlı yayınlardan uzaklar. Medyascope hepimiz için bir nefes oldu” dedi.

Erdinç genel olarak medya eleştirisi de içeren tweet zincirinde “Gazetecilik de haber de pahalı bir iştir… Tekelleşmeyi, patron medyasını, ‘bedava haberi’, medyanın gücünü ve bağımsızlığını sadece okurlarından izleyiciden alabileceğini konuşmadıkça havanda su döveceğiz” dedikten sonra özetle şöyle sürdürüyor:

“Medyascope, patreon (okuyucu katkısı sağlayan bir sistem) ve reklam gelirleriyle ayakta kalmayı deniyor. Ancak ‘bedava haber’ çağında bu çok zor. Üstelik Türkiye’de elektronik medyanın statüsünü tanımamakta ısrar eden bir iktidar döneminde.

“Gazeteciliğin büyük sorunu ‘yandaş medya’, ya da gazetecilik dışında güç ve etki beklentileri olan patronluk sistemi. Fakat bunun dışında dijitalleşme ve bedava haber sayesinde okur gelirinden mahrum kalma da büyük bir sorun.

“Yazılı medya döneminde doğru formül yüzde 60 okur, yüzde 40 reklam geliriydi. Bunun reklama doğru bükülmesiyle ilk problemler başladı. Artık okur gelirinin esamesi okunmuyor.

“Bağımsızlık sadece sözle değil, şeffaflıkla ve demokratik işleyişle, sendika hakkıyla vs. kanıtlanır. Hala ‘genel yayın müdürü’ klişesini aşamayan, hiyerarşiye karşı içsel bir muhabir/editör bağımsızlığı geliştiremeyen yapılar, muhalif de olsalar bu dönüşümü de beceremeyecektir.

“Fon medyasıyla ilgili asıl tartışma belirli bir ‘çizginin’ gözetilmesi, ağırlıkla liberal gruplar arasında, şeffaf ve açık ölçülerle değil, kapalı ölçülerle dağıtılması, etkinliğinin denetlenmemesi, deyim yerindeyse ‘fon ticaretine’ olanak sağlanması.

“Bu noktada Medyascope, gelirlerini şeffaf olarak duyuran, çoğulcu, okur geliriyle ayakta durmanın adımlarını atan bir medya. Eleştirilebilir, tartışılabilir ama Türkiye’de bağımsız gazeteciliğe en yakın model.”

Bugünden