“Ezidi Soykırımında 6. Yıl”

Gece yarısı köyümüze baskın yapıldı kaçmaya fırsat bulamadık. Gecenin karanlığında çok az kişi kaçmayı başardı Berzê babasının ısrarı ile gecenin karanlığında kaçabilenlerdendi daha doğrusu biz öyle zannediyorduk yalın ayak köyün dışına kadar gidebilmişler. 

Yazan: Bozan Aksoy

İŞİD militanları Allaha-u Ekber sesleri ile köye girdiler önce bize karışmayacaklarını söylediler, para ve elektronik cihazları, cep telefonlarını istediler. Ne istedilerse verdik. Sonra hepimizi okulun bahçesine topladılar. Kadınları ve çocukları bir tarafa, erkekleri diğer tarafa ayırdılar. 11 yaşından büyük erkekleri okulun arka bahçesinde sıraya dizdiler, kadın ve çocukları arabalara bindirip uzaklaştırdılar. Biz daha köyün dışına çıkmadan silah sesleri yükseldi. Okulun bahçesindeki erkekleri silahla taradılar. Hepimiz çok korkmuştuk başörtümle çocuklar olanları görmesin diye engel olmaya çalıştım. Bizi önce Telafer şehir merkezine getirdiler. Hepimizi ayrı evlere yerleştirdiler.

Bu olayı yaşlı ve yaslı gözlerle anlatan kadın soykırımdan tesadüfen kurtulmuş beş çocuğunu kaybetmiş bir anne, soykırımın üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen acılı annenin yaraları tazeliğini koruyor. Başını öne eğerek derin bir sessizliğe gömülüyor…

Başka bir kadın söze giriyor; yüzünde derin bir hüzün, konuşmaya başlayınca dudakları titriyor kelimeler boğazında düğümleniyor, bir an kederli gözlerle dağlara doğru baktı. “Keşke Şengal dağı biraz daha yakın olsaydı, keşke dağa ulaşıp susuzluktan ölseydik.”

Yazar Bozan Aksoy

İŞİD Musul şehir merkezini ele geçirdikten sonra yaklaşık bir ay bölgemize saldırmamıştı.  Onun için ilk günlerdeki tedirginliğimiz kaybolmuş rahatlamıştık daha doğrusu buraya saldırmaz diyorduk. Saldırının olduğu gece Sara, Berzê ve ben babasının evinde sohbet ediyorduk. Vakit gece yarısına geldiğinde İŞİD militanlarının Ezidilere saldıracağına dair haberler geldi. Daha önce böylesi haberler çıktığı için kimse inanmamıştı. Berzê’nin babası tanıdığı Müslüman dostlarına durumu sordu. Onlarda saldırı olmayacağını söyleyince rahatlamıştık.

O gece köydeki yaşlılar çok fazla tedirgin olmuşlardı, bazıları bizleri uyardı, kimisi köyü boşaltalım dedi. Yaşlıların sözlerine kimse aldırış etmedi.  Berzê’nin Babası birkaç telefon görüşmesi daha yaptı son telefon görüşmesi ile endişelenmeye başladı. Şengal şehir merkezindeki akrabalarını aradı, köyde arabası olanlar binip gittiler bizim arabamız yoktu.  Berzê’nin babası bizlere derhal evden çıkıp köyün dışındaki kayalıklarda beklememizi söyledi. Uzaktan silah sesleri duyuluyordu. Telaşla üç kız arkadaş köyün dışına kadar koştuk. O telaşta ayakkabılarımı giymeyi unutmuştum diğer arkadaşımız koşarken ayakkabısını düşürmüştü ayaklarımız yara bere içinde kalmıştı. Kayalıkların arasına vardığımızda Berzê nişanlısına telefon açtı nişanlısı bir araba bulup gelene kadar beklememizi söyledi.

İŞİD militanları Ezidilerin yaşadığı bölgeye birçok koldan ve aynı anda saldırmıştı. Şengal ve çevresinde görevli Peşmerge güçlerinin ani bir kararla bölgeden çekilmesi ile birlikte kaos başladı. Köylerden gelen katliam haberleri ile birlikte Şehir merkezinde arabası olanlar şehri terk ederken geride kalan yüz binlerce kişi Şengal dağına kaçmaya başladı.

Zaman çok hızlı geçiyordu İŞİD’ çiler köydeki herkesi evlerinden dışarı çıkarıyordu. Olup bitenleri kayalıkların arasından görebiliyorduk. 

Biz o ana kadar yardım gelecek umuduyla beklerken, Berzê bir kere daha nişanlısını aradı, yolda yakalandığını öğrendik. Bir daha telefonu cevap vermedi. Bizdeki telefonunda bataryası bitti. Hava aydınlandığında bütün köylüleri okulun bahçesinde görebiliyorduk. Kadın ve çocukları kamyonlara bindirip gönderdiler. Okulun bahçesindeki erkeklerin üzerine otomatik silahlarla ateş ettiler. Korkudan dilimiz tutulmuştu, ne yapacağımızı bilemez bir halde öylece babalarımızın, ağabeylerimizin, kardeşlerimizin ve akrabalarımızın kurşunlanmış cesetlerine bakıyorduk. O an kafamı taşlara vurmak istedim Berzê bırakmadı.  Sanırım o telaşta bizleri fark etmişlerdi. Bize doğru ateş ederek gelmeye başladılar. O an kayaların arasından karşı tarafa doğru bir el silah ateş edildi. İŞİD militanları yere yattılar, kayalıkların arasında bizden başka insanların olduğunu anladık.

Sürünerek uzaklaşmak istedik lakin çok fazla uzaklaşamadık sürekli ateş ediyorlardı.  Az ilerideki kayanın dibinden kalkan dayımın oğlu yere yığıldı, acı içinde bağırıyordu. Berzê sürünerek yanına kadar gidebildi. Kısa bir süre sonra tekrar yanımıza geldiğinde elinde bir çakı vardı. 

Ben korkudan dayımın oğluna ne olduğunu soramadan, Berzê öldüğünü söyledi.  Ben, Berzê den bir yaş küçüktüm Berzê cesaretliydi ve korkmuyordu diğer arkadaşımızın dili tutulmuştu sürekli titriyordu. Bize doğru o kadar çok kurşun sıkıldı ki etrafımızdaki kayalara çarpan kurşunlardan seken taşlar her tarafımızı kan içinde bırakmıştı.

Berzê buradan kurtulamayacağımızı söyledi, o güne kadar özenle uzattığı saç örgüsünü dibinden bıçakla kesti. Gözyaşları içinde elinde tuttuğu saç örgüsünü usulca taşın dibine bıraktı. İŞİD militanlarının eline düşmemek için kendisini öldüreceğini söyledi. O ana kadar korkudan konuşmayan arkadaşımız birden elindeki bıçağı alıp göğsüne sapladı her şey o kadar hızlı olmuştu ki ben inanamıyordum. Sonra Berzê aynı bıçakla kendini öldürdü. Ben bıçağı iyi saplayamamışım gözlerimi açtığımda karanlık bir odada yatıyordum.

3 Ağustos 2014 günü yüz binlerce insan Şengal dağına sığınırken, köylerde yaşayan binlerce Ezidi o kadar Şanslı değildi. Özellikle Baas partisi döneminde kurulan köy kentlerde yaşamaya mahkûm edilen insanlardan çok azı kurtulabilmişti. Erkekleri kurşuna dizen cani örgüt kadınları araçlara bindirerek şehir merkezlerine götürdü. Irak Şam İslam Devleti (İŞİD) İlk başlarda hâkimiyeti altına aldığı şehirlerde Ezidi kadınlar için köle pazarları kurup binlerce kadını sattı.

Yaşlı kadın başını kaldırıyor biliyor musun? Müslümanlar bu topraklara 1400 yıl önce geldiklerinde yine ellerinde bizi kesmek için kılıç vardı. O günde kadınlarımızı Musul şehir merkezine kurdukları esir pazarında satmışlardı, o günlerde de onlarca kadın kendini öldürmüştü, işte Berzê o kadınların torunu…

Şengal dağına üç yüz bine yakın insan sığınmıştı yedi gün sonra kısıtlıda olsa yardıma gelenler olmuştu. Geride kalan erkekler öldürülmüş, kadınlar satılmak üzere esir pazarlarına götürülmüş, evler talan edilip ateşe verilmişti. Sonraki günlerde yüz binlerce insan Rojava, Federal Kürdistan ve Türkiye’ye sığındı. Çadır kamplarda uzun ve zorlu bir yaşam başlamıştı. Bugün 6. Yılını geride bırakan Şengal soykırımının acıları ilk günkü gibi tazeliğini koruyor.

Genç kadın devam ediyor “karanlık odada kendime geldiğimde beni savaş esiri olarak bir militan aldı ve defalarca  tecavüz etti. Bir ay sonra beni esir pazarında başka birine sattılar.  Beni satın alan adamın iki eşi daha vardı, tecavüz ettiği gibi evin bütün işlerini bana yaptırıyorlardı. İki kadın her gün dövüyor zorla namaz kıldırıp keyfi oruç tutturuyorlardı. Dayak ve zorla oruç sonucunda hastalandım, defalarca ölmek istedim.  Bir gün bana başkasına hediye olarak verildiğim söylendi. Hediye olarak verildiğim adam bana tecavüz etti. Birkaç sefer canıma kıydım bir seferinde kalbime sapladığım bıçak göğsümde kaldı iyileşene kadar bana dokunmadılar ve bir türlü ölmeyi beceremiyordum. kaç sefer satıldığımı artık bende hatırlamıyorum. En son götürüldüğüm esir pazarında Ezidi bir kadınla konuşma fırsatım oldu, o zaman anladım ki İŞİD eskisi gibi güçlü değil. Beni satın alan adam önce Irak, sonrada Türkiye’ye götürdü. Türkiye de bir sure Urfa’da kaldık, bir sefer markete tek başıma gittim.  Büyüklerimizden Urfa’da Ezidilerin yaşadığını duymuştum, markette çalışan birine Urfa da Ezidiler nerede yaşıyor diye sordum?  Adam bana çok kötü bağırdı o adam Kürtçe konuşmuştu bana yardım edebilirdi lakin Ezidi ismini duyunca kızdı nerdeyse beni dövecekti. Bir sure sonra Ankara’ya taşındık. Ankara’ya geldiğimizde adamın iki eşi ve çocukları da geldi, adamın eşleri ve çocukları orada da sürekli bana eziyet ettiler. Ankara da son zamanlarda bir şeyler olduğunu anlamıştım, ama beş yıldan sonra ailemim beni aradığını da düşünmüyordum doğrusu…         

Adam sürekli Irak’a gidip geliyordu.

O Bağdat’ta iken bana bir telefon uzattılar arayan amcamın oğluydu, beni adamdan satın aldığını söyledi.  Sonra görüntülü konuştuk, amcamın oğlu başka ülkede yaşıyordu beni internetten satın almıştı, güvendiği dostları beni evden alıp başka yere götürdüler. O evde esir pazarından satın alınan başka bir kadın daha vardı ve ikimizi Ankara’dan alıp götürdüler.

Amcamın oğlu beni de yanına almak istedi, ama ben şimdilik gitmek istemiyorum. Burada kalan akrabalarımla köyüme gitmek istiyorum. Berzê o kayaların arasında yatıyor. Ölmeden önce saç örgüsünü bir taşın altına saklamıştı, ben gidip o saç örgüsünü bulacağım. Berzê ve diğer bütün katledilen Ezidiler için Laleş’e gidip dua edeceğim.

Yukarıda anlattığımız olaylar binlerce Ezidi kadının başından geçen sadece kısa bir özet.  3 Ağustos 2014 günü Ezidilerin yaşadığı Şengal bölgesine Irak Şam İslam devleti adlı örgüt saldırmış ve soykırım uygulamıştı.

Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nde (SSECS) hukuksal bir tanımı bulunmaktadır. Sözleşmenin 2. maddesi soykırımı “ulusal, etnik, ırksal ve dinsel bir grubun bütününün ya da bir bölümünün yok edilmesi niyetiyle girişilen şu hareketlerden herhangi biridir.

Grubun üyelerinin öldürülmesi

Grubun üyelerine ciddi bedensel ya da zihinsel hasar verilmesi

Grubun yaşam koşullarının bunun grubun bütününe ya da bir kısmına getireceği fiziksel yıkım hesaplanarak kasti olarak bozulması

Grup içinde doğumları engelleyecek yöntemlerin uygulanması ve çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi. Şeklinde tanımlar.

Soykırımdan 6 yıl sonra IŞİD üyesi 27 yaşındaki Irak vatandaşı Taha El-C., yabancı bir terör örgütü üyesi olmak, adam öldürmek, insanlığa karşı suç işlemek ve Ezidilere yönelik soykırım iddiasıyla hakim karşısında. Almanya’nın talebi üzerine sığındığı Yunanistan’da gözaltına alınan ve iade edilen zanlının davası, IŞİD üyesi bir kişinin Ezidilere yönelik soykırım suçundan dünya çapında yargılandığı ilk dava olma özelliğini taşıyor.

Soykırımın üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen hala Ezidi kadınlar esir pazarlarında satılırken birçoğu farklı Müslüman ülkelerde zorla tutulmaktadırlar.

Elimizdeki 2019 yılı verilerine göre toplamda 6 bin 417 Ezidi, IŞİD’liler tarafından kaçırıldı. Şimdiye kadar 3 bin 515 kişi kurtarıldı, 2 bin 902 kişi ise hala ellerinde. Kurtarılan 3 bin 515 kişinin bin 190’ı kadın, 339’ü yetişkin erkek, bin 36’sı kız çocuk ve 948 kişi de erkek çocuktur.

IŞİD‘in Şengal bölgesine saldırmasından önce bölgede yaklaşık 600 bin Ezidi yaşıyordu.

Ezidi toplumunun temsilcilerinin yoğun girişimleri sonucu kamplarda yaşayan Ezidiler, merkezi Irak ve Bölgesel Kürt hükümetinin desteği ile evlerine dönmeye başladılar. Altı yıl sonra terk etmek zorunda kaldıkları topraklarına dönmek de ayrı bir travma, özellikle köylerine dönenler mayınlarla tuzaklanmış bölgede yaşamak zorunda kalacak. Birçok evin duvarında hala kan ve kurşun izleri duruyor, her gün yeni bir toplu mezar ortaya çıkarılıyor. Daha da vahimi bölgede siyasi faaliyet yürüten her örgütün kendi Ezidileri var. Parçalanmış farklı yapılar Ezidi toplumunun sorunlarını çözmekten çok uzak. Oysa Ezidilerin geleceklerine karar vermeleri için birliğe ihtiyaçları var.

Ezidiler tarihleri boyunca onlarca katliama uğradılar.  O zaman sorumuzu yineleyelim yeryüzünde bunca vahşete uğramış başka bir halk var mıdır? Bilinen 74 katliama rağmen inançlarından vazgeçmeyen, her şeye rağmen barıştan yana olan, kadim Ezidi inancından vazgeçmeyen bu halk ne olacak?  Yeni bir katliamı mı bekleyecekler?…

Ezidi dininin tarihinde, felsefe ve mitolojilerinde hiçbir zaman diğer inançlara karşı şiddeti teşvik eden bir açıklama göremezsiniz. Başka inançlara karşı her zaman hoş görülü olan kadim Ezidi dinine karşı maalesef tarihin her döneminde zor ve şiddet eksik olmamıştır. İslam öncesinde hâkim olan devletler tarafından Ezidilere karşı korkunç katliam ve zorbalık İslami fetihlerin başlaması ile devam etmiştir. İslam adına fethe çıkanlar bölgeyi istila ettikleri günden bugüne kadar bilinen 74 katliam olmuştur. Nesilden, nesile 1400 yıldır anlatılan vahşet bitmek bilmez bir halde devam etmektedir ve bütün Ezidiler bu vahşetin tekrarlanacağından da kuşku duymuyorlar. Bilinen 74 katliamdan sonra Ezidilerin sığınabildiği tek yer Şengal dağları olmuştur.  Soykırımı İŞİD örgütü yaptı lakin Ezidi kadınlar için kurulan köle pazarlarına İŞİD örgütüne mensup olmayan binlerce Müslüman gidip kadınları satın aldı. Alçakça suça ortak oldu.

 İŞİD örgütüne karşı mücadele ettiğini söyleyen onlarca örgüt ve ülke var. İlginç olan, bu ülke ve örgütler esir pazarlarında kadınları satın alan caniler hakkında hukuki hiçbir işlem yapmamıştır.   Derin internet Esir pazarlarında para verip kadınları satın alanlar aramızda dolaşmaya devam etmektedir. Esir pazarlarının kurulduğu Türkiye, Suriye, Ürdün ve diğer Arap ülkelerinde gerek kamuoyu gerekse aydın kesim sorunu görmezden gelmiş ve seyirci kalmıştır.

@iznews agency-bozan aksoy