9.6 C
İstanbul
Cumartesi, Nisan 17, 2021

Erdoğan: AB’ye tam üyelik hedefimizden vazgeçmedik

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin geleceğini Avrupa Birliği (AB) ile tasavvur ettiklerini belirterek “Tam üyelik hedefimizden hiçbir zaman vazgeçmedik” dedi. Erdoğan, tam üyeliğin AB’nin ırkçılıkla mücadelesine de katkı sağlayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) büyükelçileriyle düzenlediği toplantıda açıklamalarda bulundu.

Sözlerine yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelenin, tüm insanlığın aynı gemide olduğunu hatırlattığını söyleyerek başlayan Erdoğan, hiçbir ayrım yapmadan 156 ülkeye tıbbi destek sağladıklarını aktardı.

Bu süreçte 100 bin vatandaşı Türkiye’ye getirdiklerini, 38 bin yabancıyı da destek vermek suretiyle ülkelerine gönderdiklerini belirten Erdoğan, “Tüm bunları insanlık ailesine karşı kendimizi mesul hissettiğimiz için yaptık. Yardım faaliyetlerimizi bundan sonra da devam ettireceğiz” ifadesini kullandı.

‘İnsan deneyi aşamasındaki yerli aşılarımızı milletimizle birlikte tüm insanlığa sunacağız’

Erdoğan, virüse karşı geliştirilen aşıların uygulanma süreciyle ilgili de konuştu. “Aşıyı vatandaşlarımıza gönüllülük esasına dayalı olarak uygulamaya yakında başlıyoruz” diyen Erdoğan, “İnsan deneyi aşamasındaki yerli aşılarımızı, gerekli onayların ardından milletimizle birlikte tüm insanlığa sunacağız” bilgisini verdi.

Erdoğan sözlerinin devamında 2020 yılının Türkiye – Avrupa Birliği (AB) ilişkileri açısından kolay geçmediğini söyledi. Geride kalan dönemde çoğu suni olarak üretilen pek çok tatsız konuyla uğraşmak zorunda kaldıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

  • “Bazı üye ülkeler, Türkiye ile ikili problemlerini AB koridorlarında çözme çabasına girdi. Birlik dayanışması bahanesi ardına sığınılarak, Türkiye-AB gündemi suistimal edildi.

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta ciddi haksızlıklara maruz kaldık’

  • Bu yaklaşım bir yandan köklü münasebetlerimizi esir alırken diğer yandan birliğin küresel güç olma iddiasını zayıflatıyor. Stratejik körlük olarak nitelendirdiğimiz bu tavrın en somut göstergesi Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselesidir. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta ciddi haksızlıklara maruz kaldık. Sahillere hapsedilme girişimlerine itiraz ediyoruz.”

Erdoğan, 25 Ocak’ta Yunanistan ile başlayacak istikşafi görüşmelerle ilgili olarak da “Yeni bir dönemin habercisi olacağına inanıyorum. Atina gerilimi tırmandırmamalı” görüşünü dile getirdi.

‘Millet olarak geleceğimizi AB ile tasavvur ediyoruz’

Erdoğan, Türkiye’nin geleceğini AB ile tasavvur ettiklerini söyledi. Türkiye’nin yaklaşık 60 yıldır AB’ye tam üyelik mücadelesi verdiğini hatırlatan Erdoğan, “Onca çifte standart ve haksızlığa rağmen, tam üyelikten hiçbir zaman vazgeçmedik” dedi. Erdoğan şunları kaydetti:

  • “2002 yılında göreve ilk geldiğimizde ‘Kopenhag kriterlerine gerekirse Ankara kriterleri der yolumuza devam ederiz’ demiştim. Tarihi nitelikte adımlar attık. Anayasamızın 3’te 2’sini değiştirerek, darbe döneminin izlerini büyük ölçüde ortadan kaldırdık.
  • Darbelerle, cuntalarla maruf bir ülkeyi ileri demokrasi rayına oturttuk. Ülkemizde sessiz bir devrime imza attık. 15 Temmuz gecesi kimi Avrupa liderleri darbeye çanak tutan bir tavır sergilemiştir. Türkiye 15 Temmuz’da Avrupa’dan beklediği desteği göremedi.
  • İslam karşıtlığı Avrupa’da yaşayan 6 milyon insanımızın güvenliğini tehdit etmenin yanı sıra AB açısından da büyük bir kara deliğe dönüşüyor.
  • Türkiye’de herhangi bir kiliseye karşı böyle bir bomba atma, herhangi bir eylem girişimi… Söz konusu olmuş mudur? Olamaz. Böyle bir şeye asla müsaade etmeyiz. Tam aksine biz bunların hazinemizden, kendi cebimizden restorasyonlarını yapmak suretiyle ibadete açıyoruz.
  • Tüm bunlar açıkken, Fransa’da Almanya’da, Avrupa’nın birçok yerinde Müslümanların ibadethanelerine yapılan saldırıları neyle izah edeceğiz?”

‘Türkiye’nin tam üyeliği, ırkçılıkla mücadelede birliğin elini güçlendirecek’

Erdoğan, Türkiye’nin tam üyeliğinin küresel ırkçılıkla mücadelede AB’nin elini güçlendireceğine inandıklarını belirterek “60 yılı bulan üyelik sürecimiz nasıl bizim için stratejik bir tercih ise AB’nin tam üyeliğe bizi kabulü de ontolojik bir tercih olacaktır. Brexit ile beraber artan belirsizlik ancak Türkiye’nin Avrupa ailesi içinde hak ettiği yeri almasıyla giderilecektir” diye konuştu.

Erdoğan, şunları kaydetti:

  • “Biz ülke olarak uzun vadeli bakış açısıyla, olumlu gündem oluşturmak ve ilişkilerimizi tekrar rayına oturtmak için hazırız. Avrupalı dostlarımızın da aynı iradeyi sergilemesini bekliyoruz.
  • 2020 Mart ayında Brüksel’de yaptığımız görüşmelerde mutabakatın güncellenmesi konusunda anlaşmıştık. Türkiye olarak biz üzerimize düşeni yaptık ancak Avrupa tarafından tekliflerimize cevap alamadık. Düzenli Türkiye-AB zirvelerini ve üst düzey diyalog toplantılarını da tekrar başlatmakta fayda görüyoruz.
  • Kısa bir süre önce yaptığım görüşmelerde bu ay sonu kendileriyle birlikte ülkemize bir araya gelme teklifimi yaptım onlardan da kabul gördü.
  • Ursula von der Leyen’e ‘Sadece gelmek değil… Bir de şu anda bizim Suriye’nin kuzeyinde yapmakta olduğumuz briket evleri sizinle birlikte gezmek isterim. Göçten sorumlusunuz. Buraları beraber bir görelim. Nasıl bir hassasiyet içinde olduğumuzu bir görün’ dedim. Biz kendilerinden söz aldık. Bu briket evler konusunda ciddi bir sayıyı onların da yapmak istediklerinin sözünü verdiler ama en ufak bir destek gelmedi.

Vize serbestisi sözünü hatırlattı: 2020 de bitti, 2021’deyiz, hala tutulmadı

  • 50 bin briket konut yapma planımızın yarısından fazlasını hemen hemen gerçekleştirdik. Altyapını da yapıyoruz. Sizinle oraya gidene kadar bunu da bitirmiş oluruz. Türkiye’nin neler yaptığını, İdlib’teki muhacir insanların, buraları nasıl heyecanla beklediğini orada göreceksiniz.
  • Avrupa Birliği, Türkiye’deki sığınmacılar için 3+3 milyar euroluk sözünü tam olarak yerine getirmemiştir. Vize serbestisi, gümrük birliğinin güncellenmesi de 18 Mart mutabakatının içindedir. Şimdi 2020 de bitti, 2021’deyiz. Hala bu söz tutulmadı.

‘Türkiye yük olan değil yük alan bir ülke, bunu göreceksiniz’

  • Türkiye yük olan değil, yük alan bir ülke. Bunu göreceksiniz. Bilhassa Avrupa’nın sığınmacı akınına uğramasının önüne geçmede gösterdiğimiz fedakarlığın asla unutulmaması gerekiyor. Sadece Suriye kökenli 4 milyon kişiyi misafir ediyoruz. Sınırlarımız dışındaki 5 milyon kişiye düzenli yardım yapıyoruz.
  • Türkiye’den başka DEAŞ’la onurlu şahsiyetli mücadele veren AB ülkesi var mı? Gözlerinin yaşına bakmayız. PKK ile YPG ile aynı şekilde mücadelemiz sürerken, maalesef batılı dostlarımız PKK, YPG… Bunlarla ilgili onları kendi ülkelerinde barındırıyor. Kusura bakmayın, dost acı söyler ama gerçeği söyler. Ben gerçeği söylemek mecburiyetindeyim. Türkiye bunları sizinle paylaşmazsa bilesiniz ki yarın aynı bela sizin de başınıza gelecektir.

‘NATO’nun diğer ülkeleri bizi neden yalnız bırakıyor?’

  • Hepinizle NATO’da beraberiz. Bunu da birlikte sürdürmemiz gerekir. Terörle mücadelede biz hiçbir NATO ülkesini yalnız bırakmadığımıza göre acaba neden NATO’nun diğer ülkeleri bizi yalnız bırakıyor?
  • Bizim yanımızda yer almadılar. Binlerce TIR silah, mühimmat, araç-gereci terör örgütlerine gönderildi. Bunlar verildi. Terör örgütleri bunlarla bize savaş açtı. Biz bir NATO ülkesi olarak bunlarla savaştık, savaşıyoruz, savaşacağız. Geri durmak yok.
  • Aynı şekilde Libya, Dağlık Karabağ gibi bazı kesimlerce sorumlu addedilen alanlardan hiçbiri AB ile ve üye ülkelerle ilişkilerimizin özüne müteallik değildir.

‘Türkiye – AB çıkarlarının örtüştüğü görülecektir’

  • Berlin Konferansı’ndan çıkan kararlara uyuldu mu? Darbeci Hafter kendini koruma durumunda mı? Koruma durumunda. Biz darbeci Hafter’e mücadelemizi vermemiş olsaydık, uluslararası camianın kabul ettiği şu andaki Milli Mutabakat Hükümeti yok olurdu. Bizim orada varoluşumuz Milli Mutabakat Hükümeti’nin ömrünü uzatmıştır.
  • Bugüne kadar 9 bine yakın yabancı terörist yakalandı ve hepsini de geri gönderdiler. 30 yılda MİNSK üçlüsünün başaramadığını verdiğimiz destekle Türkiye 44 günde gerçekleştirmiştir. Tüm bu konular objektif şekilde ele alındığında Türkiye-AB çıkarlarının örtüştüğü görülecektir.
  • Önyargılar veya korkular yerine uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket edildiğine bunu başaracağımıza inanıyorum.

‘2021-2023 arası AB Ulusal Eylem Planımızı güncelledik’

  • Michen ve Leyen’i misafir edeceğiz. Dışişleri Bakanım da 21 Ocak’ta temaslarda bulunacak. Yeni reformların hazırlığı içindeyiz. Son aşamaya gelen çalışmaları yakında kamuoyumuzla paylaşacağız.
  • Reform-eylem grubunu da toplayarak kapsamlı bir değerlendirme yapacağız. temennim o’dur ki 6 ay gibi bir aralıkla sizlerle de bir araya gelmeyi, önemli görüyorum. Bu toplantıları yapmak suretiyle, çok daha bu münasebetleri güçlendirelim, bu adımları atalım. Sizler de ülkelerinizi enforme edin.
  • 2021-2023 arası AB Ulusal Eylem Planımızı güncelledik. Bu süreçte sizden gerek Brüksel’e gerek başkentlerinize yapacağınız yönlendirmelerle Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılmasına destek vermenizi bekliyoruz.”
  • Etiketler
  • ab

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin geleceğini Avrupa Birliği (AB) ile tasavvur ettiklerini belirterek “Tam üyelik hedefimizden hiçbir zaman vazgeçmedik” dedi. Erdoğan, tam üyeliğin AB’nin ırkçılıkla mücadelesine de katkı sağlayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği (AB) büyükelçileriyle düzenlediği toplantıda açıklamalarda bulundu.

Sözlerine yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelenin, tüm insanlığın aynı gemide olduğunu hatırlattığını söyleyerek başlayan Erdoğan, hiçbir ayrım yapmadan 156 ülkeye tıbbi destek sağladıklarını aktardı.

Bu süreçte 100 bin vatandaşı Türkiye’ye getirdiklerini, 38 bin yabancıyı da destek vermek suretiyle ülkelerine gönderdiklerini belirten Erdoğan, “Tüm bunları insanlık ailesine karşı kendimizi mesul hissettiğimiz için yaptık. Yardım faaliyetlerimizi bundan sonra da devam ettireceğiz” ifadesini kullandı.

‘İnsan deneyi aşamasındaki yerli aşılarımızı milletimizle birlikte tüm insanlığa sunacağız’

Erdoğan, virüse karşı geliştirilen aşıların uygulanma süreciyle ilgili de konuştu. “Aşıyı vatandaşlarımıza gönüllülük esasına dayalı olarak uygulamaya yakında başlıyoruz” diyen Erdoğan, “İnsan deneyi aşamasındaki yerli aşılarımızı, gerekli onayların ardından milletimizle birlikte tüm insanlığa sunacağız” bilgisini verdi.

Erdoğan sözlerinin devamında 2020 yılının Türkiye – Avrupa Birliği (AB) ilişkileri açısından kolay geçmediğini söyledi. Geride kalan dönemde çoğu suni olarak üretilen pek çok tatsız konuyla uğraşmak zorunda kaldıklarını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

  • “Bazı üye ülkeler, Türkiye ile ikili problemlerini AB koridorlarında çözme çabasına girdi. Birlik dayanışması bahanesi ardına sığınılarak, Türkiye-AB gündemi suistimal edildi.

Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta ciddi haksızlıklara maruz kaldık’

  • Bu yaklaşım bir yandan köklü münasebetlerimizi esir alırken diğer yandan birliğin küresel güç olma iddiasını zayıflatıyor. Stratejik körlük olarak nitelendirdiğimiz bu tavrın en somut göstergesi Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselesidir. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta ciddi haksızlıklara maruz kaldık. Sahillere hapsedilme girişimlerine itiraz ediyoruz.”

Erdoğan, 25 Ocak’ta Yunanistan ile başlayacak istikşafi görüşmelerle ilgili olarak da “Yeni bir dönemin habercisi olacağına inanıyorum. Atina gerilimi tırmandırmamalı” görüşünü dile getirdi.

‘Millet olarak geleceğimizi AB ile tasavvur ediyoruz’

Erdoğan, Türkiye’nin geleceğini AB ile tasavvur ettiklerini söyledi. Türkiye’nin yaklaşık 60 yıldır AB’ye tam üyelik mücadelesi verdiğini hatırlatan Erdoğan, “Onca çifte standart ve haksızlığa rağmen, tam üyelikten hiçbir zaman vazgeçmedik” dedi. Erdoğan şunları kaydetti:

  • “2002 yılında göreve ilk geldiğimizde ‘Kopenhag kriterlerine gerekirse Ankara kriterleri der yolumuza devam ederiz’ demiştim. Tarihi nitelikte adımlar attık. Anayasamızın 3’te 2’sini değiştirerek, darbe döneminin izlerini büyük ölçüde ortadan kaldırdık.
  • Darbelerle, cuntalarla maruf bir ülkeyi ileri demokrasi rayına oturttuk. Ülkemizde sessiz bir devrime imza attık. 15 Temmuz gecesi kimi Avrupa liderleri darbeye çanak tutan bir tavır sergilemiştir. Türkiye 15 Temmuz’da Avrupa’dan beklediği desteği göremedi.
  • İslam karşıtlığı Avrupa’da yaşayan 6 milyon insanımızın güvenliğini tehdit etmenin yanı sıra AB açısından da büyük bir kara deliğe dönüşüyor.
  • Türkiye’de herhangi bir kiliseye karşı böyle bir bomba atma, herhangi bir eylem girişimi… Söz konusu olmuş mudur? Olamaz. Böyle bir şeye asla müsaade etmeyiz. Tam aksine biz bunların hazinemizden, kendi cebimizden restorasyonlarını yapmak suretiyle ibadete açıyoruz.
  • Tüm bunlar açıkken, Fransa’da Almanya’da, Avrupa’nın birçok yerinde Müslümanların ibadethanelerine yapılan saldırıları neyle izah edeceğiz?”

‘Türkiye’nin tam üyeliği, ırkçılıkla mücadelede birliğin elini güçlendirecek’

Erdoğan, Türkiye’nin tam üyeliğinin küresel ırkçılıkla mücadelede AB’nin elini güçlendireceğine inandıklarını belirterek “60 yılı bulan üyelik sürecimiz nasıl bizim için stratejik bir tercih ise AB’nin tam üyeliğe bizi kabulü de ontolojik bir tercih olacaktır. Brexit ile beraber artan belirsizlik ancak Türkiye’nin Avrupa ailesi içinde hak ettiği yeri almasıyla giderilecektir” diye konuştu.

Erdoğan, şunları kaydetti:

  • “Biz ülke olarak uzun vadeli bakış açısıyla, olumlu gündem oluşturmak ve ilişkilerimizi tekrar rayına oturtmak için hazırız. Avrupalı dostlarımızın da aynı iradeyi sergilemesini bekliyoruz.
  • 2020 Mart ayında Brüksel’de yaptığımız görüşmelerde mutabakatın güncellenmesi konusunda anlaşmıştık. Türkiye olarak biz üzerimize düşeni yaptık ancak Avrupa tarafından tekliflerimize cevap alamadık. Düzenli Türkiye-AB zirvelerini ve üst düzey diyalog toplantılarını da tekrar başlatmakta fayda görüyoruz.
  • Kısa bir süre önce yaptığım görüşmelerde bu ay sonu kendileriyle birlikte ülkemize bir araya gelme teklifimi yaptım onlardan da kabul gördü.
  • Ursula von der Leyen’e ‘Sadece gelmek değil… Bir de şu anda bizim Suriye’nin kuzeyinde yapmakta olduğumuz briket evleri sizinle birlikte gezmek isterim. Göçten sorumlusunuz. Buraları beraber bir görelim. Nasıl bir hassasiyet içinde olduğumuzu bir görün’ dedim. Biz kendilerinden söz aldık. Bu briket evler konusunda ciddi bir sayıyı onların da yapmak istediklerinin sözünü verdiler ama en ufak bir destek gelmedi.

Vize serbestisi sözünü hatırlattı: 2020 de bitti, 2021’deyiz, hala tutulmadı

  • 50 bin briket konut yapma planımızın yarısından fazlasını hemen hemen gerçekleştirdik. Altyapını da yapıyoruz. Sizinle oraya gidene kadar bunu da bitirmiş oluruz. Türkiye’nin neler yaptığını, İdlib’teki muhacir insanların, buraları nasıl heyecanla beklediğini orada göreceksiniz.
  • Avrupa Birliği, Türkiye’deki sığınmacılar için 3+3 milyar euroluk sözünü tam olarak yerine getirmemiştir. Vize serbestisi, gümrük birliğinin güncellenmesi de 18 Mart mutabakatının içindedir. Şimdi 2020 de bitti, 2021’deyiz. Hala bu söz tutulmadı.

‘Türkiye yük olan değil yük alan bir ülke, bunu göreceksiniz’

  • Türkiye yük olan değil, yük alan bir ülke. Bunu göreceksiniz. Bilhassa Avrupa’nın sığınmacı akınına uğramasının önüne geçmede gösterdiğimiz fedakarlığın asla unutulmaması gerekiyor. Sadece Suriye kökenli 4 milyon kişiyi misafir ediyoruz. Sınırlarımız dışındaki 5 milyon kişiye düzenli yardım yapıyoruz.
  • Türkiye’den başka DEAŞ’la onurlu şahsiyetli mücadele veren AB ülkesi var mı? Gözlerinin yaşına bakmayız. PKK ile YPG ile aynı şekilde mücadelemiz sürerken, maalesef batılı dostlarımız PKK, YPG… Bunlarla ilgili onları kendi ülkelerinde barındırıyor. Kusura bakmayın, dost acı söyler ama gerçeği söyler. Ben gerçeği söylemek mecburiyetindeyim. Türkiye bunları sizinle paylaşmazsa bilesiniz ki yarın aynı bela sizin de başınıza gelecektir.

‘NATO’nun diğer ülkeleri bizi neden yalnız bırakıyor?’

  • Hepinizle NATO’da beraberiz. Bunu da birlikte sürdürmemiz gerekir. Terörle mücadelede biz hiçbir NATO ülkesini yalnız bırakmadığımıza göre acaba neden NATO’nun diğer ülkeleri bizi yalnız bırakıyor?
  • Bizim yanımızda yer almadılar. Binlerce TIR silah, mühimmat, araç-gereci terör örgütlerine gönderildi. Bunlar verildi. Terör örgütleri bunlarla bize savaş açtı. Biz bir NATO ülkesi olarak bunlarla savaştık, savaşıyoruz, savaşacağız. Geri durmak yok.
  • Aynı şekilde Libya, Dağlık Karabağ gibi bazı kesimlerce sorumlu addedilen alanlardan hiçbiri AB ile ve üye ülkelerle ilişkilerimizin özüne müteallik değildir.

‘Türkiye – AB çıkarlarının örtüştüğü görülecektir’

  • Berlin Konferansı’ndan çıkan kararlara uyuldu mu? Darbeci Hafter kendini koruma durumunda mı? Koruma durumunda. Biz darbeci Hafter’e mücadelemizi vermemiş olsaydık, uluslararası camianın kabul ettiği şu andaki Milli Mutabakat Hükümeti yok olurdu. Bizim orada varoluşumuz Milli Mutabakat Hükümeti’nin ömrünü uzatmıştır.
  • Bugüne kadar 9 bine yakın yabancı terörist yakalandı ve hepsini de geri gönderdiler. 30 yılda MİNSK üçlüsünün başaramadığını verdiğimiz destekle Türkiye 44 günde gerçekleştirmiştir. Tüm bu konular objektif şekilde ele alındığında Türkiye-AB çıkarlarının örtüştüğü görülecektir.
  • Önyargılar veya korkular yerine uzun vadeli bir bakış açısıyla hareket edildiğine bunu başaracağımıza inanıyorum.

‘2021-2023 arası AB Ulusal Eylem Planımızı güncelledik’

  • Michen ve Leyen’i misafir edeceğiz. Dışişleri Bakanım da 21 Ocak’ta temaslarda bulunacak. Yeni reformların hazırlığı içindeyiz. Son aşamaya gelen çalışmaları yakında kamuoyumuzla paylaşacağız.
  • Reform-eylem grubunu da toplayarak kapsamlı bir değerlendirme yapacağız. temennim o’dur ki 6 ay gibi bir aralıkla sizlerle de bir araya gelmeyi, önemli görüyorum. Bu toplantıları yapmak suretiyle, çok daha bu münasebetleri güçlendirelim, bu adımları atalım. Sizler de ülkelerinizi enforme edin.
  • 2021-2023 arası AB Ulusal Eylem Planımızı güncelledik. Bu süreçte sizden gerek Brüksel’e gerek başkentlerinize yapacağınız yönlendirmelerle Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılmasına destek vermenizi bekliyoruz.”

Bugünden