5 C
İstanbul
Çarşamba, Mart 3, 2021

Ebru Günay: AKP ve MHP’ye oy verenler dahil herkes adaletin kalmadığına inanıyor

‘Herkes İçin Adalet’ kampanyasının detaylarını paylaşan HDP Sözcüsü Ebru Günay, Ankara ve İstanbul adliyeleri önünde açı


 Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında dün startı verilen “Herkes İçin Adalet” kampanyasının detaylarını paylaştı. Ülkenin bir bütünen cendere altında olduğunu belirten Günay, partilerinin mücadele programlarıyla bu cendereyi aşmak ve demokratik siyaset alanını genişletmeyi hedeflediklerini söyledi.

Geçtiğimiz yıl Haziran ayında AKP-MHP bloğunun kurduğu düzeni aşmak için tüm topluma seslenerek “Hep Birlikte” dediklerini anımsatan Günay, “Bu programa Hakkari’den Edirne’ye, İzmir’den Van’a, Mersin’den Amed’e kadar başta kadınlar, gençler olmak üzere demokrasi, eşitlik ve özgürlükten yana olan toplumun her kesimi ses verdi. Bu sayede gündem belirleyen bir parti olduğumuzu bir kez daha göstermiştik” dedi.

‘GÜÇLÜ MÜCADELE YÜRÜTTÜK’

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde “Barış Deklarasyonu” yayınladıklarını hatırlatan Günay, “Eylül’den içinde bulunduğumuz Şubat ayına kadar Demokratik Mücadele Programımızın yeni bir ayağını ilan etmiştik. Geçtiğimiz aylarda da kadınlardan gençlere, ekolojistlerden emekçilere, her kesim ile savaşa karşı ‘barış’ diyerek zorba iktidara karşı ‘Hep Birlikte’ güçlü bir mücadele yürüttük” diye belirtti.

‘ADALET KAMPANYASI’

İktidarın, yaşamın her alanında yarattığı derin adaletsizliği teşhir ederek yeni yaşamı hep birlikte inşa etmek için “Herkes İçin Adalet” sloganıyla bir kampanya başlattıklarını vurgulayan Günay, neden “adalet” teması ile başladıklarını anlattı. Günay’ın, açıklamaları şöyle: “Adaletsizlik cenderesinde kıvranan Türkiye halklarının, ekmek kadar su kadar temel bir ihtiyacı var: O da Adalet’tir. Saray ve Saray çevresine kümelenmiş iktidar elitleri dışında Türkiye’de tüm toplumsal kesimler adalet arıyor. AKP ve MHP’ye oy veren seçmenler dahil ülkedeki herkes adaletin kalmadığına inanıyor.

‘BÜTÜN MUHALİFLER TERÖRİST’

Sadece sarayın etrafından kümelenenler kendileri için adaletin sağlandığına inanıyorlar. Yani aslında onlar bile kendileri dışında kimseye adaletin uygulanmadığını biliyor. Günlük hayatın içinde yurttaşlar yaşamlarının herhangi bir anında bu adaletsizliği maruz kalıyorlar.

Demokratik bir ülkede iktidar ve muhalefet vardır. Siyasi hedefleri için yarışırlar. İktidara biat etme mecburiyeti faşist rejimlerde olur ki günümüzde yaşanan sıkıntıların başında bu gelmektedir. İktidara biat etmeyenlerin terörist olarak damgalandığı bir ülkede yaşıyoruz. Düşünün ki bu iktidara göre bütün muhalifler ya terörist ya da ülkeye düşman.

‘AÇLIK GREVLERİ 75’İNCİ GÜNÜNDE’

Bu düşman hukukun en fazla yansıdığı yer cezaevleridir. Sayın Öcalan üzerinde uygulanan mutlak tecrit bugün bütün cezaevlerine sirayet etmiş durumdadır. Bugün cezaevlerinde çıplak aramadan, keyfi disiplin cezalarına, infaz yakmalardan, çift kelepçe uygulamalarına, sağlık hizmetinden faydalandırılmaya kadar sayamadığımız birçok hak ihlali yaşanıyor. Ve bugün adil olmayan bu uygulamalara karşı siyasi tutsakların başlattığı açlık grevi direnişi 75’inci günündedir.

‘HERKES HER AN TUTUKLANABİLİR’

Adaletsizlik her alana sirayet etmiş durumda. Bu ülkede, herkes her an gözaltına alınabilir, tutuklanabilir. Yolda yürürken bir mikrofona konuşan ve kendisini ifade eden yurttaş ertesi gün tutuklanabilir. İktidarı eleştiren bir siyasetçi iddianame bile olmadan aylarca tutuklu kalabilir. WhatsApp grubu kuran bir üniversite öğrencisi aynı gün mahkemeye çıkarılıp tutuklanabilir. Bir gecede bir memur KHK ile işsiz kalabilir. Savaş tamtamları çalan biri üniversiteye rektör atanabilir. Seçimlerde kazandığınız belediyeye kayyım atanabilir. Şiddete maruz kalan bir kadın, başvuracağı bir mekanizma bulunmadığı için katledilebilir. Katledilen bir kadın mahkemelerde kabahatli bulanabilir.

EBA’ya ulaşabilmek için çatıya çıkmak zorunda kalan bir çocuk her an düşüp, ölebilir. Hatta bir bebek anne karnında iken geleceğin suçlusu olarak tutuklanabilir. Hatta yanlış ekonomi politikaları yüzünden pahalanan soğan terörist olabilir, biber ve domates pahalı olduğu için suçlanabilir.

‘ÊDÎ BESE DİYORUZ’

Biz tam da bu noktada artık yeter diyoruz, ‘Edî Bese’ diyoruz. Ve her yerde ‘Herkes İçin Adalet’ sloganını haykırıyoruz. Bir gecede Boğaziçi’ne kayyım rektör atadınız, sonuçlarını gördünüz. 6 günlük Yargıtay üyesini Anayasa Mahkemesine üye yaptınız. Ilısu Barajıyla Hasankeyf’i, Yeşil Yol Projesiyle Karadeniz’i, Kanal İstanbul Projesiyle İstanbul’u, uyduruk ÇED raporları üzerinden talan ettiniz.

‘BU ZORBA İKTİDARA İSYAN EDİYORUZ’

Emekçilerin işsizlik fonunu kendi yandaşlarına peşkeş çeken yasalar çıkardınız. Tahliye olması gereken tutsakların eline bir tebliğ sıkıştırarak infazlarının yakıldığına dair yeni yasalar çıkardınız. Eş başkanlık ve eşit temsiliyet uygulamasını yasalara dayandırarak, suç olarak gösterdiniz. Biz sizin zorba iktidarınızın çıkardığı yasal zorbalıkları değil, gerçek olan adaleti sağlamak için mücadele ediyoruz. Yasal kılıflara uydurulmuş hukuksuzluğu reddediyoruz. Mızrak artık çuvala sığmıyor artık. İsyan ediyoruz. Adalet yoksa demokrasi yoktur. Adalet yoksa demokratik bir uzlaşı ve özgür bir siyaset de yoktur. Adalet yoksa hukuk yoktur. Bu üç temel dinamik olmadan yaşama bir anlama katamayız. Siyaset yapamazsınız, geleceğe bir söz bırakamaz ve geçmişin yükünden kurtulamazsınız.

‘ACİL BİR TOPLUMSAL UZLAŞIYA İHTİYAÇ VAR’

İçinden geçtiğimiz süreç kutuplaştırmaya dayalı sancılı bir süreçtir. Bugün en acilinden derin bir toplumsal uzlaşıya ihtiyaç vardır. Bu toplumsal uzlaşının olmazsa olmaz zırhı adalettir. Bunu sağlamanın birincil şartı demokratik bir ortamın varlığıdır. Demokratik ve barışçıl bir iklim, çatışma kültürünü terk etmekle mümkün. Toplumsal adaletin gelişmesi ancak bu yolla olacaktır.

‘ADALETE YER AÇMALIYIZ’

Adalete yer açmalıyız. Adalete yer açma çabamız ve derdimiz var. Tüm meselemiz budur. Çünkü adalete yer açmak halklara yer açmaktır. Çünkü adalete yer açmak göz kapaklarına acının ağırlığı bindirilmiş annelere yer açmaktır. Çünkü adalete yer açmak diyaloga yer açmaktır. Bu nedenle başlattığımız kampanyamızda tüm adaletsizlik alanlarına değinecek, görecek, eylem ve etkinlikler yapıyoruz.”

Günay, kampanyanın detaylarına ilişkinde şu bilgileri paylaştı:

“* Bir süredir başlayan İş ve Aş Buluşmalarını ileri taşıyarak yoksulluk ve işsizlik temalı kitlesel bölge yürüyüşleri yapacağız.

* Cinsiyetçi, militarist, kadın düşmanı politikalara karşı kadınlarla buluşmalar gerçekleştirerek, eylem ve etkinlikler düzenleyeceğiz.

* Kürtçe’ye yoğun saldırıların ve asimilasyon politikalarının olduğu bir dönemde ‘Anadil Adaleti’ni arayacağımız eylem ve etkinlikler düzenleyeceğiz.

‘MECLİS’TE ADALET DİYE HAYKIRACAĞIZ’

* Cezaevlerinde süreleri dolmalarına rağmen bırakılmayan, denetimli serbestlik hakları kullandırılmayan, infazları yakılan tutsakların, açlık grevine girenlerin adalet taleplerini dillendirmek için farklı şehirlerde ve Meclis’te ‘adalet’ diye haykırmaya devam edeceğiz.

* Siyasette sıkışan ve kutuplaştırılan atmosferi aşmak ve nefes aldırmak için kendimiz dışındaki partilerle, inanç kurumları ile bir araya geleceğiz.

* Sol, sosyalist ve devrimci güçlerle, değişik inançlardan çevreler ve gruplarla baskılara karşı direnişi büyütmek için programlar düzenleyeceğiz.

DOĞA TAHRİBATI

* Şırnak’ta kömür madenlerinin kirlettiği Nergüş deresinin, Dersim’de maden aramaları ile doğa yıkımı gerçekleştirilen Çemişgezek’in, Aydın ve Muğla’da incir ağaçlarının, Mersin’de ve Antalya’da portakal ağaçlarının, Karadeniz’de ormanların, fındık ağaçlarının ve çay tarlalarının hakkını korumak için ekoloji buluşmaları düzenleyeceğiz.

* Aylardır kepenk kapattığı için iflas ettirilen restoran, lokanta ve kafe işletmeleri ve emekçilerinin hakkını aramak için buluşmalar yapacağız.

* Tekçiliğin yansıması olan mezhebe dayalı inanç anlayışını yıkmak için tüm inançlarla zenginliğimizi göstereceğiz.

* AİHM iddianamesi ile ülkenin yargı sisteminin nasıl mahkûm edildiğini, Kobanê iddianamesi ile bizleri yargılamak isteyenleri yargılayacağımızı göstereceğiz.

* Derinleşen tecrit sistemin ülkeye yaygınlaştırılmaya çalışıldığını ve sonuçlarını anlatacağız.

* Kürtlere karşı savaş politikalarının sadece Kürtlere değil tüm ülkeye verdiği zararı göstermek için alanlarda olacağız.

OMUZ OMUZA MÜCADELE

İşte bunun için HDP olarak, ‘Herkes İçin Adalet’ diyoruz. Adalet, demokrasi ve eşitlik için kadınlar ve gençler başta olmak üzere emeği sömürülen işçileri, kimliği yok sayılan Kürtleri, Çerkezleri, Lazları, Romanları, inancı yok sayılan Alevileri, geleceği elinden alınan öğrencileri birlikte omuz omuza mücadele etmeye çağırıyoruz.

Bu kapsamda;

* İlk önce kampanyanın kadın programı Kadın Meclisimiz tarafından Ankara’da açıklanacak.

ANKARA VE İSTANBUL ADLİYELERİ ÖNÜNDE AÇIKLAMA

* Ankara ve İstanbul Adliyelerinin önünde eş genel başkanımızın, milletvekillerimizin kadın meclisimizin ve avukatların katılımı ile çıplak arama, uygulanmayan AİHM kararı ve iftira ve yalanlarla dolu Kobanê iddianamesini işleyeceğimiz açıklamalar ve oturma eylemleri yapağız.

* Cezaevlerindeki hak ihlallerine dikkat çekmek için cezaevleri önünde protestolar, açıklamalar yapacak, eylemler düzenleyeceğiz.

ÜÇ KENTTE YÜRÜYÜŞE DESTEK

* Adalet için grevde olanlara ses vermek için 15 Şubat’ta ‘Tecride Son, Yaşam İçin Adalet’ sloganıyla üç farklı kentte uluslararası komplonun yıldönümünde tecridi protesto etmek için kitlesel yürüyüşler gerçekleştireceğiz.

* İş ve Aş buluşmalarımızın Van ayağını gerçekleştireceğiz. Van’da Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan’ın katılımı ile emekçiler ve esnaf ile buluşacağız. Onları dinleyecek ve kendi çözüm önerilerimizi anlatacağız.

ANADİL GÜNÜ ÇALIŞMALARI

* Dünya Anadil Günü vesilesiyle bir dizi çalışma yapacağız. Türkiye’nin farklı şehirlerinde çoğulcu yapımızı yansıtan bu ülkede konuşulan Kürtçe, Arapça, Ermenice, Lazca ve diğer dillerde açıklamalar yapacağız. Eş Genel Başkanımız Mithat Sancar’ın katılımıyla Diyarbakır’da Kürtçe konusunda çalışma yürüten kurumların ‘Anadil Hakkı İçin Adalet’ sloganıyla kitlesel bölge yürüyüşüne katılacağız. Aynı zamanda Kürt Dili konusunda çalışma yürüten kurumlarla ortak etkinlik düzenleyeceğiz. Kürtçe ile ilgili 14 Mayıs Kürt Dil Bayramında Kürt Diline yönelik saldırıları, asimilasyon politikalarını gösteren geniş bir rapor hazırlayıp, ulusal ve uluslararası kurumlar ile paylaşacağız.

* AİHM’in Selahattin Demirtaş kararının uygulanması için yerellerde bilgilendirme çalışmaları, kurum ziyaretleri, toplu dilekçeler, mektuplar gibi farklı etkinlikler organize edeceğiz.

* Yine Şubat ayı içerisinde sol ve sosyalist partileri, Alevi kurumlarını, büyükelçiliklere, ‘Adalet’ gündemiyle ziyaretler gerçekleştireceğiz.

HAZİRAN’A KADAR SÜRECEK EYLEMLER

* 8 Mart Kadınlar Günü çerçevesinde bütün yerellerde kadınlarla omuz omuza olup, kadın mücadelesini büyüteceğiz.

* 21 Mart Newroz kutlamalarını yapacağız. Ulusal Birlik temalı eylemlerimize devam edeceğiz.

1 MAYIS ETKİNLİKLERİ

* İş ve Aş Buluşmalarını ülkenin her bölgesinde yapacak şekilde sürdüreceğiz. Turizm ve sera sektörü, Liman işçileri, Deri emekçileri ve işyerini kapatmak zorunda kalan esnaf ile buluşacağız. Tüm bu alanlarda süren işçi direnişlerine güç verecek birlikte adalet sesimizi daha gür çıkaracağız. Bu birlik ruhu ile 1 Mayıs’a yürüyeceğiz.

* Tüm inanç kesimlerine yönelik programlarımız var.

* 26 Nisan’da partimize dönük bir komplo ile yazılan Kobani iddianamesini yazanları yargılamak için mahkemede olacağız.

* Tiyatro ve müzik sanatçıları ile buluşarak, Kürt yazarlar ile özel bir program yapacağız.

* Gezi’de, Suruç’ta, Ankara Gar Katliamında hayatını yitirenler ile Kürdistan’da katledilen çocukların, gençlerin annelerini buluşturacağız.

‘KAMPANYAYI BÜYÜTME ZAMANI’

Halklarımıza ve tüm partili arkadaşlarımıza buradan seslenmek istiyorum. Gençler, kadınlar, emekçiler bir bütün olarak ezilenler ve ötekileştirilenler, faşizme evrilen siyasi atmosferi tüm ülkenin selameti ve demokrasinin nefes alması için bu programı hep birlikte mutlaka başarıya ulaştırmalıyız. Bu kampanyamız aynı zamanda tüm siyaset alanının cesaret toplayacağı, demokrasi çizgisinin gösterileceği bir yol haritasıdır. Şimdi hep birlikte ‘Herkes İçin Adalet’ çalışmasını büyütme zamanı. Hepimize başarılar.”

Günay, kampanyaya dair Kürtçe bilgilendirme ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine ilişkin Günay, “Kampanyamız kapsamında açlık grevleri ve devam eden hukuksuzluk, infaz yakmaları ve tecrit temel gündemlerimizden biri Şubat ayındaki temel eylemlerimiz de bu kapsamda olacak. Adliyeler önünde eylem ve etkinliler düzenleyeceğiz, cezaevleri önünde olacağız. Yerellerde yetkililere mektuplar göndereceğiz. Muhataplarına ulaştırılmak üzere eylem ve etkinlikler yapacağız. Her koşullarda hukuksuzlukları teşhir edeceğiz adaletin sesi olmaya devam edeceğiz” ifadelerinde bulundu.

CPT ZİYARETİ

CPT’nin Türkiye’ye düzenlediği 15 günlük ziyaret sırasında İmralı’ya gitmemesini de eleştiren Günay, “Bir yıl önce CPT bir rapor açıkladı, burada tecrit olduğunu ve bunun bir işkenceye dönüştüğünü tespit etti. Bu tespitlere karşı CPT’nin İmralı’yı ziyaret etmemesi eleştir konusu, işkencenin olduğu bir cezaevini ziyaret etmesi bizler için önemliydi. Esas olan CPT’nin cezaevini ziyaret etmesiydi çünkü Türkiye’deki bütün hukuksuzluklar kaynağını İmralı’dan alıyor. Bu konudaki diplomatik girişimlerimiz oldu, çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye belirtti.

‘Herkes İçin Adalet’ kampanyasının detaylarını paylaşan HDP Sözcüsü Ebru Günay, Ankara ve İstanbul adliyeleri önünde açı


 Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, parti Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında dün startı verilen “Herkes İçin Adalet” kampanyasının detaylarını paylaştı. Ülkenin bir bütünen cendere altında olduğunu belirten Günay, partilerinin mücadele programlarıyla bu cendereyi aşmak ve demokratik siyaset alanını genişletmeyi hedeflediklerini söyledi.

Geçtiğimiz yıl Haziran ayında AKP-MHP bloğunun kurduğu düzeni aşmak için tüm topluma seslenerek “Hep Birlikte” dediklerini anımsatan Günay, “Bu programa Hakkari’den Edirne’ye, İzmir’den Van’a, Mersin’den Amed’e kadar başta kadınlar, gençler olmak üzere demokrasi, eşitlik ve özgürlükten yana olan toplumun her kesimi ses verdi. Bu sayede gündem belirleyen bir parti olduğumuzu bir kez daha göstermiştik” dedi.

‘GÜÇLÜ MÜCADELE YÜRÜTTÜK’

1 Eylül Dünya Barış Günü’nde “Barış Deklarasyonu” yayınladıklarını hatırlatan Günay, “Eylül’den içinde bulunduğumuz Şubat ayına kadar Demokratik Mücadele Programımızın yeni bir ayağını ilan etmiştik. Geçtiğimiz aylarda da kadınlardan gençlere, ekolojistlerden emekçilere, her kesim ile savaşa karşı ‘barış’ diyerek zorba iktidara karşı ‘Hep Birlikte’ güçlü bir mücadele yürüttük” diye belirtti.

‘ADALET KAMPANYASI’

İktidarın, yaşamın her alanında yarattığı derin adaletsizliği teşhir ederek yeni yaşamı hep birlikte inşa etmek için “Herkes İçin Adalet” sloganıyla bir kampanya başlattıklarını vurgulayan Günay, neden “adalet” teması ile başladıklarını anlattı. Günay’ın, açıklamaları şöyle: “Adaletsizlik cenderesinde kıvranan Türkiye halklarının, ekmek kadar su kadar temel bir ihtiyacı var: O da Adalet’tir. Saray ve Saray çevresine kümelenmiş iktidar elitleri dışında Türkiye’de tüm toplumsal kesimler adalet arıyor. AKP ve MHP’ye oy veren seçmenler dahil ülkedeki herkes adaletin kalmadığına inanıyor.

‘BÜTÜN MUHALİFLER TERÖRİST’

Sadece sarayın etrafından kümelenenler kendileri için adaletin sağlandığına inanıyorlar. Yani aslında onlar bile kendileri dışında kimseye adaletin uygulanmadığını biliyor. Günlük hayatın içinde yurttaşlar yaşamlarının herhangi bir anında bu adaletsizliği maruz kalıyorlar.

Demokratik bir ülkede iktidar ve muhalefet vardır. Siyasi hedefleri için yarışırlar. İktidara biat etme mecburiyeti faşist rejimlerde olur ki günümüzde yaşanan sıkıntıların başında bu gelmektedir. İktidara biat etmeyenlerin terörist olarak damgalandığı bir ülkede yaşıyoruz. Düşünün ki bu iktidara göre bütün muhalifler ya terörist ya da ülkeye düşman.

‘AÇLIK GREVLERİ 75’İNCİ GÜNÜNDE’

Bu düşman hukukun en fazla yansıdığı yer cezaevleridir. Sayın Öcalan üzerinde uygulanan mutlak tecrit bugün bütün cezaevlerine sirayet etmiş durumdadır. Bugün cezaevlerinde çıplak aramadan, keyfi disiplin cezalarına, infaz yakmalardan, çift kelepçe uygulamalarına, sağlık hizmetinden faydalandırılmaya kadar sayamadığımız birçok hak ihlali yaşanıyor. Ve bugün adil olmayan bu uygulamalara karşı siyasi tutsakların başlattığı açlık grevi direnişi 75’inci günündedir.

‘HERKES HER AN TUTUKLANABİLİR’

Adaletsizlik her alana sirayet etmiş durumda. Bu ülkede, herkes her an gözaltına alınabilir, tutuklanabilir. Yolda yürürken bir mikrofona konuşan ve kendisini ifade eden yurttaş ertesi gün tutuklanabilir. İktidarı eleştiren bir siyasetçi iddianame bile olmadan aylarca tutuklu kalabilir. WhatsApp grubu kuran bir üniversite öğrencisi aynı gün mahkemeye çıkarılıp tutuklanabilir. Bir gecede bir memur KHK ile işsiz kalabilir. Savaş tamtamları çalan biri üniversiteye rektör atanabilir. Seçimlerde kazandığınız belediyeye kayyım atanabilir. Şiddete maruz kalan bir kadın, başvuracağı bir mekanizma bulunmadığı için katledilebilir. Katledilen bir kadın mahkemelerde kabahatli bulanabilir.

EBA’ya ulaşabilmek için çatıya çıkmak zorunda kalan bir çocuk her an düşüp, ölebilir. Hatta bir bebek anne karnında iken geleceğin suçlusu olarak tutuklanabilir. Hatta yanlış ekonomi politikaları yüzünden pahalanan soğan terörist olabilir, biber ve domates pahalı olduğu için suçlanabilir.

‘ÊDÎ BESE DİYORUZ’

Biz tam da bu noktada artık yeter diyoruz, ‘Edî Bese’ diyoruz. Ve her yerde ‘Herkes İçin Adalet’ sloganını haykırıyoruz. Bir gecede Boğaziçi’ne kayyım rektör atadınız, sonuçlarını gördünüz. 6 günlük Yargıtay üyesini Anayasa Mahkemesine üye yaptınız. Ilısu Barajıyla Hasankeyf’i, Yeşil Yol Projesiyle Karadeniz’i, Kanal İstanbul Projesiyle İstanbul’u, uyduruk ÇED raporları üzerinden talan ettiniz.

‘BU ZORBA İKTİDARA İSYAN EDİYORUZ’

Emekçilerin işsizlik fonunu kendi yandaşlarına peşkeş çeken yasalar çıkardınız. Tahliye olması gereken tutsakların eline bir tebliğ sıkıştırarak infazlarının yakıldığına dair yeni yasalar çıkardınız. Eş başkanlık ve eşit temsiliyet uygulamasını yasalara dayandırarak, suç olarak gösterdiniz. Biz sizin zorba iktidarınızın çıkardığı yasal zorbalıkları değil, gerçek olan adaleti sağlamak için mücadele ediyoruz. Yasal kılıflara uydurulmuş hukuksuzluğu reddediyoruz. Mızrak artık çuvala sığmıyor artık. İsyan ediyoruz. Adalet yoksa demokrasi yoktur. Adalet yoksa demokratik bir uzlaşı ve özgür bir siyaset de yoktur. Adalet yoksa hukuk yoktur. Bu üç temel dinamik olmadan yaşama bir anlama katamayız. Siyaset yapamazsınız, geleceğe bir söz bırakamaz ve geçmişin yükünden kurtulamazsınız.

‘ACİL BİR TOPLUMSAL UZLAŞIYA İHTİYAÇ VAR’

İçinden geçtiğimiz süreç kutuplaştırmaya dayalı sancılı bir süreçtir. Bugün en acilinden derin bir toplumsal uzlaşıya ihtiyaç vardır. Bu toplumsal uzlaşının olmazsa olmaz zırhı adalettir. Bunu sağlamanın birincil şartı demokratik bir ortamın varlığıdır. Demokratik ve barışçıl bir iklim, çatışma kültürünü terk etmekle mümkün. Toplumsal adaletin gelişmesi ancak bu yolla olacaktır.

‘ADALETE YER AÇMALIYIZ’

Adalete yer açmalıyız. Adalete yer açma çabamız ve derdimiz var. Tüm meselemiz budur. Çünkü adalete yer açmak halklara yer açmaktır. Çünkü adalete yer açmak göz kapaklarına acının ağırlığı bindirilmiş annelere yer açmaktır. Çünkü adalete yer açmak diyaloga yer açmaktır. Bu nedenle başlattığımız kampanyamızda tüm adaletsizlik alanlarına değinecek, görecek, eylem ve etkinlikler yapıyoruz.”

Günay, kampanyanın detaylarına ilişkinde şu bilgileri paylaştı:

“* Bir süredir başlayan İş ve Aş Buluşmalarını ileri taşıyarak yoksulluk ve işsizlik temalı kitlesel bölge yürüyüşleri yapacağız.

* Cinsiyetçi, militarist, kadın düşmanı politikalara karşı kadınlarla buluşmalar gerçekleştirerek, eylem ve etkinlikler düzenleyeceğiz.

* Kürtçe’ye yoğun saldırıların ve asimilasyon politikalarının olduğu bir dönemde ‘Anadil Adaleti’ni arayacağımız eylem ve etkinlikler düzenleyeceğiz.

‘MECLİS’TE ADALET DİYE HAYKIRACAĞIZ’

* Cezaevlerinde süreleri dolmalarına rağmen bırakılmayan, denetimli serbestlik hakları kullandırılmayan, infazları yakılan tutsakların, açlık grevine girenlerin adalet taleplerini dillendirmek için farklı şehirlerde ve Meclis’te ‘adalet’ diye haykırmaya devam edeceğiz.

* Siyasette sıkışan ve kutuplaştırılan atmosferi aşmak ve nefes aldırmak için kendimiz dışındaki partilerle, inanç kurumları ile bir araya geleceğiz.

* Sol, sosyalist ve devrimci güçlerle, değişik inançlardan çevreler ve gruplarla baskılara karşı direnişi büyütmek için programlar düzenleyeceğiz.

DOĞA TAHRİBATI

* Şırnak’ta kömür madenlerinin kirlettiği Nergüş deresinin, Dersim’de maden aramaları ile doğa yıkımı gerçekleştirilen Çemişgezek’in, Aydın ve Muğla’da incir ağaçlarının, Mersin’de ve Antalya’da portakal ağaçlarının, Karadeniz’de ormanların, fındık ağaçlarının ve çay tarlalarının hakkını korumak için ekoloji buluşmaları düzenleyeceğiz.

* Aylardır kepenk kapattığı için iflas ettirilen restoran, lokanta ve kafe işletmeleri ve emekçilerinin hakkını aramak için buluşmalar yapacağız.

* Tekçiliğin yansıması olan mezhebe dayalı inanç anlayışını yıkmak için tüm inançlarla zenginliğimizi göstereceğiz.

* AİHM iddianamesi ile ülkenin yargı sisteminin nasıl mahkûm edildiğini, Kobanê iddianamesi ile bizleri yargılamak isteyenleri yargılayacağımızı göstereceğiz.

* Derinleşen tecrit sistemin ülkeye yaygınlaştırılmaya çalışıldığını ve sonuçlarını anlatacağız.

* Kürtlere karşı savaş politikalarının sadece Kürtlere değil tüm ülkeye verdiği zararı göstermek için alanlarda olacağız.

OMUZ OMUZA MÜCADELE

İşte bunun için HDP olarak, ‘Herkes İçin Adalet’ diyoruz. Adalet, demokrasi ve eşitlik için kadınlar ve gençler başta olmak üzere emeği sömürülen işçileri, kimliği yok sayılan Kürtleri, Çerkezleri, Lazları, Romanları, inancı yok sayılan Alevileri, geleceği elinden alınan öğrencileri birlikte omuz omuza mücadele etmeye çağırıyoruz.

Bu kapsamda;

* İlk önce kampanyanın kadın programı Kadın Meclisimiz tarafından Ankara’da açıklanacak.

ANKARA VE İSTANBUL ADLİYELERİ ÖNÜNDE AÇIKLAMA

* Ankara ve İstanbul Adliyelerinin önünde eş genel başkanımızın, milletvekillerimizin kadın meclisimizin ve avukatların katılımı ile çıplak arama, uygulanmayan AİHM kararı ve iftira ve yalanlarla dolu Kobanê iddianamesini işleyeceğimiz açıklamalar ve oturma eylemleri yapağız.

* Cezaevlerindeki hak ihlallerine dikkat çekmek için cezaevleri önünde protestolar, açıklamalar yapacak, eylemler düzenleyeceğiz.

ÜÇ KENTTE YÜRÜYÜŞE DESTEK

* Adalet için grevde olanlara ses vermek için 15 Şubat’ta ‘Tecride Son, Yaşam İçin Adalet’ sloganıyla üç farklı kentte uluslararası komplonun yıldönümünde tecridi protesto etmek için kitlesel yürüyüşler gerçekleştireceğiz.

* İş ve Aş buluşmalarımızın Van ayağını gerçekleştireceğiz. Van’da Eş Genel Başkanımız Pervin Buldan’ın katılımı ile emekçiler ve esnaf ile buluşacağız. Onları dinleyecek ve kendi çözüm önerilerimizi anlatacağız.

ANADİL GÜNÜ ÇALIŞMALARI

* Dünya Anadil Günü vesilesiyle bir dizi çalışma yapacağız. Türkiye’nin farklı şehirlerinde çoğulcu yapımızı yansıtan bu ülkede konuşulan Kürtçe, Arapça, Ermenice, Lazca ve diğer dillerde açıklamalar yapacağız. Eş Genel Başkanımız Mithat Sancar’ın katılımıyla Diyarbakır’da Kürtçe konusunda çalışma yürüten kurumların ‘Anadil Hakkı İçin Adalet’ sloganıyla kitlesel bölge yürüyüşüne katılacağız. Aynı zamanda Kürt Dili konusunda çalışma yürüten kurumlarla ortak etkinlik düzenleyeceğiz. Kürtçe ile ilgili 14 Mayıs Kürt Dil Bayramında Kürt Diline yönelik saldırıları, asimilasyon politikalarını gösteren geniş bir rapor hazırlayıp, ulusal ve uluslararası kurumlar ile paylaşacağız.

* AİHM’in Selahattin Demirtaş kararının uygulanması için yerellerde bilgilendirme çalışmaları, kurum ziyaretleri, toplu dilekçeler, mektuplar gibi farklı etkinlikler organize edeceğiz.

* Yine Şubat ayı içerisinde sol ve sosyalist partileri, Alevi kurumlarını, büyükelçiliklere, ‘Adalet’ gündemiyle ziyaretler gerçekleştireceğiz.

HAZİRAN’A KADAR SÜRECEK EYLEMLER

* 8 Mart Kadınlar Günü çerçevesinde bütün yerellerde kadınlarla omuz omuza olup, kadın mücadelesini büyüteceğiz.

* 21 Mart Newroz kutlamalarını yapacağız. Ulusal Birlik temalı eylemlerimize devam edeceğiz.

1 MAYIS ETKİNLİKLERİ

* İş ve Aş Buluşmalarını ülkenin her bölgesinde yapacak şekilde sürdüreceğiz. Turizm ve sera sektörü, Liman işçileri, Deri emekçileri ve işyerini kapatmak zorunda kalan esnaf ile buluşacağız. Tüm bu alanlarda süren işçi direnişlerine güç verecek birlikte adalet sesimizi daha gür çıkaracağız. Bu birlik ruhu ile 1 Mayıs’a yürüyeceğiz.

* Tüm inanç kesimlerine yönelik programlarımız var.

* 26 Nisan’da partimize dönük bir komplo ile yazılan Kobani iddianamesini yazanları yargılamak için mahkemede olacağız.

* Tiyatro ve müzik sanatçıları ile buluşarak, Kürt yazarlar ile özel bir program yapacağız.

* Gezi’de, Suruç’ta, Ankara Gar Katliamında hayatını yitirenler ile Kürdistan’da katledilen çocukların, gençlerin annelerini buluşturacağız.

‘KAMPANYAYI BÜYÜTME ZAMANI’

Halklarımıza ve tüm partili arkadaşlarımıza buradan seslenmek istiyorum. Gençler, kadınlar, emekçiler bir bütün olarak ezilenler ve ötekileştirilenler, faşizme evrilen siyasi atmosferi tüm ülkenin selameti ve demokrasinin nefes alması için bu programı hep birlikte mutlaka başarıya ulaştırmalıyız. Bu kampanyamız aynı zamanda tüm siyaset alanının cesaret toplayacağı, demokrasi çizgisinin gösterileceği bir yol haritasıdır. Şimdi hep birlikte ‘Herkes İçin Adalet’ çalışmasını büyütme zamanı. Hepimize başarılar.”

Günay, kampanyaya dair Kürtçe bilgilendirme ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cezaevlerinde devam eden açlık grevlerine ilişkin Günay, “Kampanyamız kapsamında açlık grevleri ve devam eden hukuksuzluk, infaz yakmaları ve tecrit temel gündemlerimizden biri Şubat ayındaki temel eylemlerimiz de bu kapsamda olacak. Adliyeler önünde eylem ve etkinliler düzenleyeceğiz, cezaevleri önünde olacağız. Yerellerde yetkililere mektuplar göndereceğiz. Muhataplarına ulaştırılmak üzere eylem ve etkinlikler yapacağız. Her koşullarda hukuksuzlukları teşhir edeceğiz adaletin sesi olmaya devam edeceğiz” ifadelerinde bulundu.

CPT ZİYARETİ

CPT’nin Türkiye’ye düzenlediği 15 günlük ziyaret sırasında İmralı’ya gitmemesini de eleştiren Günay, “Bir yıl önce CPT bir rapor açıkladı, burada tecrit olduğunu ve bunun bir işkenceye dönüştüğünü tespit etti. Bu tespitlere karşı CPT’nin İmralı’yı ziyaret etmemesi eleştir konusu, işkencenin olduğu bir cezaevini ziyaret etmesi bizler için önemliydi. Esas olan CPT’nin cezaevini ziyaret etmesiydi çünkü Türkiye’deki bütün hukuksuzluklar kaynağını İmralı’dan alıyor. Bu konudaki diplomatik girişimlerimiz oldu, çalışmalarımıza devam edeceğiz” diye belirtti.

Bugünden