11.9 C
İstanbul
Cumartesi, Mart 6, 2021

Diyarbakır Barosu’ndan AYM’ye ihlal başvurusu

Diyarbakır Barosu, üyeleri hakkında açılan soruşturma ve davalara karşı ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini belirterek, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Yönetim kurulu üyeleri hakkında soruşturma ve davalar açılan Diyarbakır Barosu, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yaptı. Başvuruya ilişkin yazılı açıklama yayınlayan Diyarbakır Barosu, hukuk, adalet, barış ve insan hakları mücadelesi konusunda yıllardır mücadele yürüten ve bu uğurda Başkanı Tahir Elçi’yi yitiren baronun, hemen her dönem iktidar tarafından sistematik olarak hedef alındığını belirtti.

Baronun, defalarca iktidar ve ona bağlı medya tarafından hedef gösterildiği hatırlatılan açıklamada, yargı mercilerinin de bu sistematik saldırılara baro başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında soruşturma ve kovuşturmalar açarak eşlik ettiği kaydedildi.

SİSTEMATİK ‘TERÖRİZM’ SUÇLAMASI

2018-2020 dönemi baro başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında baro faaliyetleri gerekçe gösterilerek çok sayıda soruşturma başlatıldığı vurgulanan açıklamada, “2016-2018 dönemi baro başkanımız ve yönetim kurulu üyelerimiz hakkında da soruşturma ve kovuşturmalar açılmıştır. Darbe girişimini fırsat haline getiren iktidar, sivil toplum örgütlerine yönelik tasfiyeye girişmiş, yüzlerce dernek, sendika, vakıf ve benzeri STK, kapatılmıştır. Kapatılmayan sivil toplum örgütleri ise sık sık yargı tacizine maruz kalmıştır. Diyarbakır Barosu’nun Ermeni Soykırımı, kayyum atamaları, açlık grevleri ile ilgili olarak çeşitli tarihlerde yapmış olduğu basın açıklamaları ve diğer faaliyetleri nedeniyle başkan ve yönetim kurulu üyeleri hakkında çok sayıda soruşturma açılmıştır. Son dönemlerin en çarpıcı soruşturma yöntemi ise gerek kişileri, gerekse de kurumları sindirmek ve itibarsızlaştırmak amacıyla hükümet politikalarını eleştiren kişi ya da kurumlara karşı sistematik bir şekilde terörizm suçlaması yöneltilmesidir. Bu kapsamda Baromuzun yürüttüğü faaliyetlerin bir kısmı, hiçbir gerçekçi ve somut delil olmamasına rağmen yerel savcılar tarafından ısrarlı bir şekilde ‘terör örgütü üyeliği’ soruşturmalarına konu edilmektedir” denildi.

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ TEHDİT EDİLİYOR

Baronun temel hak ve özgürlükler, toplumsal barış ve geçmişle yüzleşme kapsamında yürüttüğü kurumsal faaliyetlerine yönelmiş bu tehditler nedeniyle baroyu temsilen baro başkanının ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kurumsal faaliyetlerimizin sistematik bir şekilde soruşturma ve kovuşturmalara konu edilmesi, her ne kadar ‘henüz’ bir mahkumiyet hükmü kurulmamış olsa bile soruşturma tehditlerinin de kurumlar ve onların temsilcileri üzerinde dondurucu bir etki yaratacağı kuşkusuzdur. Militarizm ve ırkçılığın körüklendiği ve toleransla karşılandığı bu dönemde, yürütülen bu soruşturmalar ve yöneltilen terörizm suçlamaları, hiç kuşkusuz ifade özgürlüğünü tehdit etmesinin yanı sıra kişi güvenliği açısından da önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğünü ve kişi güvenliğini tehdit eden bu ‘yargı tacizine’ karşı hızlıca karar vereceğini ve bu hukuksuzluğa son vereceğini ümit etmekteyiz.” 

Diyarbakır Barosu, üyeleri hakkında açılan soruşturma ve davalara karşı ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini belirterek, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu.

Yönetim kurulu üyeleri hakkında soruşturma ve davalar açılan Diyarbakır Barosu, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yaptı. Başvuruya ilişkin yazılı açıklama yayınlayan Diyarbakır Barosu, hukuk, adalet, barış ve insan hakları mücadelesi konusunda yıllardır mücadele yürüten ve bu uğurda Başkanı Tahir Elçi’yi yitiren baronun, hemen her dönem iktidar tarafından sistematik olarak hedef alındığını belirtti.

Baronun, defalarca iktidar ve ona bağlı medya tarafından hedef gösterildiği hatırlatılan açıklamada, yargı mercilerinin de bu sistematik saldırılara baro başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında soruşturma ve kovuşturmalar açarak eşlik ettiği kaydedildi.

SİSTEMATİK ‘TERÖRİZM’ SUÇLAMASI

2018-2020 dönemi baro başkanı ve yönetim kurulu üyeleri hakkında baro faaliyetleri gerekçe gösterilerek çok sayıda soruşturma başlatıldığı vurgulanan açıklamada, “2016-2018 dönemi baro başkanımız ve yönetim kurulu üyelerimiz hakkında da soruşturma ve kovuşturmalar açılmıştır. Darbe girişimini fırsat haline getiren iktidar, sivil toplum örgütlerine yönelik tasfiyeye girişmiş, yüzlerce dernek, sendika, vakıf ve benzeri STK, kapatılmıştır. Kapatılmayan sivil toplum örgütleri ise sık sık yargı tacizine maruz kalmıştır. Diyarbakır Barosu’nun Ermeni Soykırımı, kayyum atamaları, açlık grevleri ile ilgili olarak çeşitli tarihlerde yapmış olduğu basın açıklamaları ve diğer faaliyetleri nedeniyle başkan ve yönetim kurulu üyeleri hakkında çok sayıda soruşturma açılmıştır. Son dönemlerin en çarpıcı soruşturma yöntemi ise gerek kişileri, gerekse de kurumları sindirmek ve itibarsızlaştırmak amacıyla hükümet politikalarını eleştiren kişi ya da kurumlara karşı sistematik bir şekilde terörizm suçlaması yöneltilmesidir. Bu kapsamda Baromuzun yürüttüğü faaliyetlerin bir kısmı, hiçbir gerçekçi ve somut delil olmamasına rağmen yerel savcılar tarafından ısrarlı bir şekilde ‘terör örgütü üyeliği’ soruşturmalarına konu edilmektedir” denildi.

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ TEHDİT EDİLİYOR

Baronun temel hak ve özgürlükler, toplumsal barış ve geçmişle yüzleşme kapsamında yürüttüğü kurumsal faaliyetlerine yönelmiş bu tehditler nedeniyle baroyu temsilen baro başkanının ifade özgürlüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptığı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kurumsal faaliyetlerimizin sistematik bir şekilde soruşturma ve kovuşturmalara konu edilmesi, her ne kadar ‘henüz’ bir mahkumiyet hükmü kurulmamış olsa bile soruşturma tehditlerinin de kurumlar ve onların temsilcileri üzerinde dondurucu bir etki yaratacağı kuşkusuzdur. Militarizm ve ırkçılığın körüklendiği ve toleransla karşılandığı bu dönemde, yürütülen bu soruşturmalar ve yöneltilen terörizm suçlamaları, hiç kuşkusuz ifade özgürlüğünü tehdit etmesinin yanı sıra kişi güvenliği açısından da önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğünü ve kişi güvenliğini tehdit eden bu ‘yargı tacizine’ karşı hızlıca karar vereceğini ve bu hukuksuzluğa son vereceğini ümit etmekteyiz.” 

Bugünden