Diyarbakır Barosu, “Esra Erol’da” programı hakkında suç duyurusunda bulundu

Diyarbakır Barosu, ATV’de yayınlanan “Esra Erol’da” isimli programda Kürtçe konuşulduğu sırada yayın sesinin kısılması nedeniyle “dilsel ayrımcılık” ve “Kürtçe diline yönelik tahkir edici, ırkçı, nefret ve ayrımcı yaklaşım” gerekçeleriyle ilgililer hakkında suç duyurusunda bulundu.

Baro adına yapılan başvuruda, TCK’nin 216/1,2 maddeleri uyarınca “Halkı Kin ve Düşmanlığa Alenen Tahrik veya Aşağılama” suçu nedeniyle şüphelilerin hakkında soruşturma başlatılması ve cezalandırılması için kamu davası açılmasına karar verilmesi talep edildi.

ATV’de yayınlanan Esra Erol’un sunduğu gündüz kuşağı programında, Kürtçe konuşan kadının sesi  kısılarak sansür uygulanmıştı.

Programda kayıp olarak aranan 21 yaşındaki kızıyla bir araya getirilen Besime Toma ağlayarak kızına sarılıp Kürtçe konuşmaya başlayınca programın ses akışı bir süreliğine kesildi.

Besime Toma’nın kızı, Erol’a “Fazla Türkçesi yok” dedi. Erol ise “Ama ben anlayamıyorum söylemek istediklerini” diye yanıt verdi.

Besime Toma’nın kesilmeyen kısımlarda kızına Kürtçe “Çocukların var… Ciğerim yanıyor. Kurban olurum, yanıma gel…” dediği duyuldu.

ATV’nin sesi kesmesi üzerine harekete geçen Diyarbakır Barosu da suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusu dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:

“Program sunucusu Esra Erol ise Besime isimli kişinin yanına gitmiş, “Besime teyzecim kızın için üzüldüğünü biliyorum. Ama ben de anlamak istiyorum” şeklinde konuşmuş, Besime’nin kızı ise annesinin Türkçeyi iyi bilmediği için tercümesini yaptığı kayıtlara yansımıştır. Ekte ilgili haber içeriklerini sunuyoruz.

Program içeriğinde, Besime isimli yurttaşın kendisini Kürtçe dilinde ifade ettiği sırada sesin kesildiği, program sunucu tarafından Türkçe konuşması hususunda ikazda bulunulması karşısında, Kürt kimliğine ve diline tahkir edici yaklaşıma dair şüpheli/lerin cezalandırılması gerekir. Şöyle ki;

Bütün halkların kendi kültürlerini, dillerini ve kendi gündelik hayatı sürdürme biçimlerini ifade ve geliştirme hakları bulunmaktadır. Toplumların kendi anadillerini konuşabilmesi ve çocuklarına öğretebilmesi için uygun koşulların yaratılması gerekmektedir. Türkiye toplumunu farklı dil ve kültürlerle bir arada yaşaması nedeniyle,  farklı dilleri tanıyan, koruyan ve gelişimi için gerekli önlemler alınmalıdır.

Türkçe dışındaki dillerin yasaklayıcı, konuşulmasını engelleyici, tahkir edici ırkçı, nefret ve ayrımcılık hususunu yansıtan, söylem ve davranışlarda bulunulmuştur. Anadilin kamusal alanda kullanımının önündeki engeller, eğitim dili olarak görülmemesi bir yana, anadilinde kendini ifade etmeyi engelleyici, yasaklayıcı ve tahkir edici yaklaşımların kabul edilmesi hukuken mümkün değildir.”