23.4 C
İstanbul
Pazar, Haziran 20, 2021

Dilipak: Siyaset irtifa kaybetmeye başladı, siyasiler bindikleri gemiyi batırıyor

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programında “Siyasiler bindiği gemiyi kendileri batırıyorlar. Çünkü siyaset irtifa kaybetmeye başladı. Bürokrasiye atadığınız insanlar topluma güven vermiyor” diye konuştu.

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, Sedat Peker’in açıklamalarını ve kokain ticareti tartışmalarını RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programında değerlendirdi. Dilipak “Bunlar halk arasında konuşuluyordu. Tam bir net bilgi değil ama söylenti şeklinde Türkiye’de kara para konuşuldu. Bitcoin üzerinden büyük transferler içeriye dışarıya yapıldığı söylendi. Uyuşturucu konusunda bir rapor açıklandı. Dünya’nın en önde gelen uyuşturucu kullanımlarının Adana ve İstanbul gibi şehirlerde olduğu söylendi. Herkesin bildiği bir sır ortada dolaşıyordu” dedi.https://www.youtube.com/embed/22kj-97hZ1c

‘Söylenti kargaşanın ikiz kardeşidir’

Dilipak, belirsizlik ve söylentinin toplumda kargaşaya yol açabileceğini “Bakanlar Kurulu değişecek ama bir türlü değişemiyor. Birtakım atamalar yapılıyor. Bakıyorsunuz, ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu’ diyorsunuz. Yolunda gitmeyen bir şeyler var. Bu ekonomide, siyasette, toplum hayatında, sağlıkta böyle yani dün konuşuyorduk. Aşı Kayseri’de, Ankara’da ve Antalya’da bitmek üzere, yıllardır aşı yapılacak diye Tekirdağ’da tahsis edilen alanda Ruslarla birlikte aşı yapacağız. Yani ne olduğu belirsizlik, söylenti kargaşanın ikiz kardeşidir. Söylenti çıkarsa ve siz o söylentiye insanların inanacağı bir cevap bulamazsanız Osmanlıca’da buna sual mukadderlere cevap denir. İnsanın aklında oluşan sorulara meşru, anlaşılır, kabul edilebilir cevaplar vermiyorsanız ‘Bana güven, gerisini merak etme sen’ diyorsanız bunun sonu kargaşadır. Kargaşa en tehlikeli şeylerden biridir” diye ifade etti.

‘Süleymaniye’yi yıkmak için üç kazma kürek yeter ama yapmak için bir Sinan ve Süleyman gerek’

Dilipak, bürokraside atanan isimlere karşı toplumda duyulan güvensizlik konusunda “Aslında siyasiler bindiği gemiyi kendileri batırıyorlar çünkü siyaset irtifa kaybetmeye başladı. Bürokrasiye atadığınız insanlar topluma güven vermiyor. Osmanlıca deyimi, biz Osmanlı gibi üç kıtada hüküm süren bir imparatorluğu nasıl yediğimizi de bilelim ki aynı yanlışa düşmeyelim: Kaht-ı rical denilen adam yokluğu. Sadece şu kesime sırtını dayayıp şu kesime sallamak adamlık değil, bizi çıkışa götürmez. Biz haklıdan, mazlumdan ve muhtaçtan yana dürüst bir tavır koymazsak hepimiz birbirimizin kuyusunu kazarız. Süleymaniye’yi yıkmak için üç kazma kürek ve o tipte üç tane adam yeter ama onu yapmak için bir Sinan ve bir Süleyman gerek” dedi.

‘Dünya bir yere gidiyor ve biz ev hapsindeyiz’

Dilipak, bürokraside denetim mekanizması konusunda “Bürokrat siyasinin emir kulu gibi ‘Bu hukukidir, değildir’ bakmıyor. Hiçbir bürokrat yasaya karşı ‘bunu ben uygulamıyorum, kamu yararı yok’ diyemiyor mesela. Halbuki böyle dese Danıştay’a gitse, vatandaş da bürokrat da gidebilir. Bana burada bu işlemi yaptırıyorlar. Kamu yararı yok. Yapmak istemiyorum, yargıya müracaat ediyor. Yargı karar versin. Belki o da kötü niyetlidir, kaçıyordur işten ama böyle bir mekanizma yok. Bürokrasi emir kulu, emir eri demiyorum. Asker bile Filistin’de yüreğimiz kanıyor. Şu anda güvenlik konseyi toplandı. Fransa’da da ordu muhtıra verdi. Geçenlerde emekli subaylar Almanya’da uyarıda bulundu. Macron’a karşı her an harekete geçilebilir. Dünya bir yere gidiyor ve biz ev hapsindeyiz. Bir yandan kışkırtılıyoruz öte yandan bastırılıyoruz. Ne olacak şimdi? Böyle yönetim olmaz, böyle muhalefet de olmaz. Biz maalesef bu anlamda çaresiz kaldık” dedi.

‘Bir partide bir milyar euroluk kokain giriyor’

Dilipak, “Kokainin niye peşine düşmüyoruz? FBI işin içinde, niye FBI? FBI bunu yapmıyor mu? Mal alıp satma olarak değil, bununla siyaseti ve ekonomiyi manipüle ediyor. Bir partide bir milyar euroluk mal giriyor. Bu durup dururken oradan çıkışta deşifre öyle kolay kolay edilmez. Onu gönderen biri var. Gönderen belki baskıyı da planlayandır çünkü bir yerden alırsınız bir yere koyarsınız. Onu orada deşifre ettiniz mi muhatabınızın adı gündeme gelir. Hangi limana gidiyor? Hangi gemi ile geliyor? Hangi limandan bunu kim çekecek? Şimdi bunu tartışıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Bu sistem kimseyi dışarıda bırakmaz’

Bunun hem iktidarı hem muhalefeti kapsayacak boyutlarda olabileceğini belirten Dilipak, yapıların işleyişini anlattı:

“Belki böyle bir kokain partisi hiç yok. MİT var. Emniyet var. Narkotik var. Antep’te baklava, ekmek çalan bir çocuk içeri atılmıştı ama gemiyle çalarsanız bir şey yok. Simit çalarsınız bu suç. Böyle olmaz. Bu kokaini gerçekten tespit edin. Üç adım sonra Ankara da o tarafa da gider. Bu tarafa da gider. İktidara gider, muhalefete gider. Bu sistem kimseyi dışarıda bırakmaz. Diyarbakırlı kardeşlerimiz üzerinden bir örnek verilir. İnsanları köşede çaresiz bırakırsanız yeğenlerinden bir tanesini CHP’den milletvekili yapar bir tanesini de Adalet Partisi’nden milletvekili yapar. Kim kazanırsa kazansın Ankara’da işini takip edecek jandarmaya düşen öteki yeğenini kurtaracak birine ihtiyaç var. Bu işi yapanlar da aynı şekilde biri korkudan böyle yapıyordu. Öteki çıkar hesabı üzerinden böyle yapar. Üç adım sonra iktidarın içindeki taraflar dışındaki muhalif kanattan mutlaka birileri olur. Sonra bir dehşet dengesi oluşturulur. ‘Deme, derim’ denilir. Sen onun adamının üzerine gidersen o da senin adamını deşifre eder, hem de asıl adamı değil o zincirin içerisindeki en zayıf halkayı.”

‘Eğer temizlikten söz ediyorsak Hz. İsa’nın dediği gibi ilk taşı günahsız biri atsın’

Herkesin yanlışlarda kendini değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Dilipak, aksi takdirde sıfırdan başlamak gerekeceğini söyledi:

“Eğer temizlikten söz ediyorsak Hz. İsa’nın dediği gibi ilk taşı günahsız biri atsın. Eğer günahınız varsa önce kendi içinizdeki pisliği temizleyin. 50 yıldır her ay yazan biriyim. Bu hava genzimi yakıyor. Nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın eğer herkes kendi içindeki pisliği temizlemeyecek, erdemden ve adaletten yana bir duruş sergilemeyecekse bu herkesi yakar. Tarafları da yakar, toplumu da yakar. Sonra yeniden sıfırdan başlarız. Sıfırdan başlamada da maskeliler: Sağcısı da solcusu da maskeli, yok aslında birbirlerinden pek farkları. Onlar gelirler.”

‘Bugün AK Parti ile ilgili davamın başlayacağı gündü, kapandığımız için ertelendi’

AK Parti hakkında davasının geçen yılın başından beri görüşülemediğine dikkat çeken Dilipak, yargının işleyişini “Benim bugün AK Parti ile ilgili davamın başlayacağı gündü şu saatte yolda olmam gerekiyordu. Eve kapandığımız için duruşma ne zamana ertelendi. Duruşma ne zamandı? Geçen senenin başıydı. Yargı işliyor mu? İşletebiliyor musunuz? Şartlar böyle gelişiyor. Peki, ben aynı ifadeleri geçtiğimiz günlerde tırnak içinde aynısını kullanıyorum. Medya’dan karşı bir ses var mı? AK Parti içinde FETÖ’nün zihniyet ikizi AKP’liler ve AKP’nin papatyaları yüzünden oluyor bu işlerin bir kısmı. Ötekilerde de yok değil ama burada da var. Şimdi yine söyledim hem de sizin kanalınızda. Bunda ne var?” diye değerlendirdi.

‘FETÖ’yü, PKK’yı gözünüze çok yaklaştırırsanız ormanı kaybedersiniz’

Dilipak, Adana’daki uyuşturucu ticareti konusunda “Ben Adana’lıyım. Adana uyuşturucu kullanımında zirvede, şehrin giriş bölgelerine yerleşen bir takım mafyanın işbirlikçisi üçkağıtçı ahlaksız adamlar Adana’yı zehirliyor desem suç mu olur? Ben Adana’lıyım. Bu Adana’yı yüceltir, Adana’yı aşağılayanlara dikkat edin demektir. O gün söylediklerimle bugün beni sanık sandalyesine oturtuyorsanız o zaman içinize önce bakmanız gerekir. Sadece FETÖ değil. FETÖ’yü PKK’yı gözünüze çok yaklaştırırsanız ormanı kaybedersiniz. Hemşerim, aynı aşiretteniz, Devlet Bahçeli’nin de görmesi gerekiyor. Memleketimizi temizleyeceksek bunu CHP’li Kılıçdaroğlu’nun da görmesi gerekiyor” dedi. 

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programında “Siyasiler bindiği gemiyi kendileri batırıyorlar. Çünkü siyaset irtifa kaybetmeye başladı. Bürokrasiye atadığınız insanlar topluma güven vermiyor” diye konuştu.

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak, Sedat Peker’in açıklamalarını ve kokain ticareti tartışmalarını RS FM’de Ali Çağatay’la Seyir Hali programında değerlendirdi. Dilipak “Bunlar halk arasında konuşuluyordu. Tam bir net bilgi değil ama söylenti şeklinde Türkiye’de kara para konuşuldu. Bitcoin üzerinden büyük transferler içeriye dışarıya yapıldığı söylendi. Uyuşturucu konusunda bir rapor açıklandı. Dünya’nın en önde gelen uyuşturucu kullanımlarının Adana ve İstanbul gibi şehirlerde olduğu söylendi. Herkesin bildiği bir sır ortada dolaşıyordu” dedi.https://www.youtube.com/embed/22kj-97hZ1c

‘Söylenti kargaşanın ikiz kardeşidir’

Dilipak, belirsizlik ve söylentinin toplumda kargaşaya yol açabileceğini “Bakanlar Kurulu değişecek ama bir türlü değişemiyor. Birtakım atamalar yapılıyor. Bakıyorsunuz, ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu’ diyorsunuz. Yolunda gitmeyen bir şeyler var. Bu ekonomide, siyasette, toplum hayatında, sağlıkta böyle yani dün konuşuyorduk. Aşı Kayseri’de, Ankara’da ve Antalya’da bitmek üzere, yıllardır aşı yapılacak diye Tekirdağ’da tahsis edilen alanda Ruslarla birlikte aşı yapacağız. Yani ne olduğu belirsizlik, söylenti kargaşanın ikiz kardeşidir. Söylenti çıkarsa ve siz o söylentiye insanların inanacağı bir cevap bulamazsanız Osmanlıca’da buna sual mukadderlere cevap denir. İnsanın aklında oluşan sorulara meşru, anlaşılır, kabul edilebilir cevaplar vermiyorsanız ‘Bana güven, gerisini merak etme sen’ diyorsanız bunun sonu kargaşadır. Kargaşa en tehlikeli şeylerden biridir” diye ifade etti.

‘Süleymaniye’yi yıkmak için üç kazma kürek yeter ama yapmak için bir Sinan ve Süleyman gerek’

Dilipak, bürokraside atanan isimlere karşı toplumda duyulan güvensizlik konusunda “Aslında siyasiler bindiği gemiyi kendileri batırıyorlar çünkü siyaset irtifa kaybetmeye başladı. Bürokrasiye atadığınız insanlar topluma güven vermiyor. Osmanlıca deyimi, biz Osmanlı gibi üç kıtada hüküm süren bir imparatorluğu nasıl yediğimizi de bilelim ki aynı yanlışa düşmeyelim: Kaht-ı rical denilen adam yokluğu. Sadece şu kesime sırtını dayayıp şu kesime sallamak adamlık değil, bizi çıkışa götürmez. Biz haklıdan, mazlumdan ve muhtaçtan yana dürüst bir tavır koymazsak hepimiz birbirimizin kuyusunu kazarız. Süleymaniye’yi yıkmak için üç kazma kürek ve o tipte üç tane adam yeter ama onu yapmak için bir Sinan ve bir Süleyman gerek” dedi.

‘Dünya bir yere gidiyor ve biz ev hapsindeyiz’

Dilipak, bürokraside denetim mekanizması konusunda “Bürokrat siyasinin emir kulu gibi ‘Bu hukukidir, değildir’ bakmıyor. Hiçbir bürokrat yasaya karşı ‘bunu ben uygulamıyorum, kamu yararı yok’ diyemiyor mesela. Halbuki böyle dese Danıştay’a gitse, vatandaş da bürokrat da gidebilir. Bana burada bu işlemi yaptırıyorlar. Kamu yararı yok. Yapmak istemiyorum, yargıya müracaat ediyor. Yargı karar versin. Belki o da kötü niyetlidir, kaçıyordur işten ama böyle bir mekanizma yok. Bürokrasi emir kulu, emir eri demiyorum. Asker bile Filistin’de yüreğimiz kanıyor. Şu anda güvenlik konseyi toplandı. Fransa’da da ordu muhtıra verdi. Geçenlerde emekli subaylar Almanya’da uyarıda bulundu. Macron’a karşı her an harekete geçilebilir. Dünya bir yere gidiyor ve biz ev hapsindeyiz. Bir yandan kışkırtılıyoruz öte yandan bastırılıyoruz. Ne olacak şimdi? Böyle yönetim olmaz, böyle muhalefet de olmaz. Biz maalesef bu anlamda çaresiz kaldık” dedi.

‘Bir partide bir milyar euroluk kokain giriyor’

Dilipak, “Kokainin niye peşine düşmüyoruz? FBI işin içinde, niye FBI? FBI bunu yapmıyor mu? Mal alıp satma olarak değil, bununla siyaseti ve ekonomiyi manipüle ediyor. Bir partide bir milyar euroluk mal giriyor. Bu durup dururken oradan çıkışta deşifre öyle kolay kolay edilmez. Onu gönderen biri var. Gönderen belki baskıyı da planlayandır çünkü bir yerden alırsınız bir yere koyarsınız. Onu orada deşifre ettiniz mi muhatabınızın adı gündeme gelir. Hangi limana gidiyor? Hangi gemi ile geliyor? Hangi limandan bunu kim çekecek? Şimdi bunu tartışıyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Bu sistem kimseyi dışarıda bırakmaz’

Bunun hem iktidarı hem muhalefeti kapsayacak boyutlarda olabileceğini belirten Dilipak, yapıların işleyişini anlattı:

“Belki böyle bir kokain partisi hiç yok. MİT var. Emniyet var. Narkotik var. Antep’te baklava, ekmek çalan bir çocuk içeri atılmıştı ama gemiyle çalarsanız bir şey yok. Simit çalarsınız bu suç. Böyle olmaz. Bu kokaini gerçekten tespit edin. Üç adım sonra Ankara da o tarafa da gider. Bu tarafa da gider. İktidara gider, muhalefete gider. Bu sistem kimseyi dışarıda bırakmaz. Diyarbakırlı kardeşlerimiz üzerinden bir örnek verilir. İnsanları köşede çaresiz bırakırsanız yeğenlerinden bir tanesini CHP’den milletvekili yapar bir tanesini de Adalet Partisi’nden milletvekili yapar. Kim kazanırsa kazansın Ankara’da işini takip edecek jandarmaya düşen öteki yeğenini kurtaracak birine ihtiyaç var. Bu işi yapanlar da aynı şekilde biri korkudan böyle yapıyordu. Öteki çıkar hesabı üzerinden böyle yapar. Üç adım sonra iktidarın içindeki taraflar dışındaki muhalif kanattan mutlaka birileri olur. Sonra bir dehşet dengesi oluşturulur. ‘Deme, derim’ denilir. Sen onun adamının üzerine gidersen o da senin adamını deşifre eder, hem de asıl adamı değil o zincirin içerisindeki en zayıf halkayı.”

‘Eğer temizlikten söz ediyorsak Hz. İsa’nın dediği gibi ilk taşı günahsız biri atsın’

Herkesin yanlışlarda kendini değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Dilipak, aksi takdirde sıfırdan başlamak gerekeceğini söyledi:

“Eğer temizlikten söz ediyorsak Hz. İsa’nın dediği gibi ilk taşı günahsız biri atsın. Eğer günahınız varsa önce kendi içinizdeki pisliği temizleyin. 50 yıldır her ay yazan biriyim. Bu hava genzimi yakıyor. Nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın eğer herkes kendi içindeki pisliği temizlemeyecek, erdemden ve adaletten yana bir duruş sergilemeyecekse bu herkesi yakar. Tarafları da yakar, toplumu da yakar. Sonra yeniden sıfırdan başlarız. Sıfırdan başlamada da maskeliler: Sağcısı da solcusu da maskeli, yok aslında birbirlerinden pek farkları. Onlar gelirler.”

‘Bugün AK Parti ile ilgili davamın başlayacağı gündü, kapandığımız için ertelendi’

AK Parti hakkında davasının geçen yılın başından beri görüşülemediğine dikkat çeken Dilipak, yargının işleyişini “Benim bugün AK Parti ile ilgili davamın başlayacağı gündü şu saatte yolda olmam gerekiyordu. Eve kapandığımız için duruşma ne zamana ertelendi. Duruşma ne zamandı? Geçen senenin başıydı. Yargı işliyor mu? İşletebiliyor musunuz? Şartlar böyle gelişiyor. Peki, ben aynı ifadeleri geçtiğimiz günlerde tırnak içinde aynısını kullanıyorum. Medya’dan karşı bir ses var mı? AK Parti içinde FETÖ’nün zihniyet ikizi AKP’liler ve AKP’nin papatyaları yüzünden oluyor bu işlerin bir kısmı. Ötekilerde de yok değil ama burada da var. Şimdi yine söyledim hem de sizin kanalınızda. Bunda ne var?” diye değerlendirdi.

‘FETÖ’yü, PKK’yı gözünüze çok yaklaştırırsanız ormanı kaybedersiniz’

Dilipak, Adana’daki uyuşturucu ticareti konusunda “Ben Adana’lıyım. Adana uyuşturucu kullanımında zirvede, şehrin giriş bölgelerine yerleşen bir takım mafyanın işbirlikçisi üçkağıtçı ahlaksız adamlar Adana’yı zehirliyor desem suç mu olur? Ben Adana’lıyım. Bu Adana’yı yüceltir, Adana’yı aşağılayanlara dikkat edin demektir. O gün söylediklerimle bugün beni sanık sandalyesine oturtuyorsanız o zaman içinize önce bakmanız gerekir. Sadece FETÖ değil. FETÖ’yü PKK’yı gözünüze çok yaklaştırırsanız ormanı kaybedersiniz. Hemşerim, aynı aşiretteniz, Devlet Bahçeli’nin de görmesi gerekiyor. Memleketimizi temizleyeceksek bunu CHP’li Kılıçdaroğlu’nun da görmesi gerekiyor” dedi. 

Bugünden