19.2 C
İstanbul
Çarşamba, Mayıs 12, 2021

Demirtaş’ın avukatlarından Yargıtay kararına ilişkin açıklama

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verilen dört yıl sekiz aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. 

Karara tepki gösteren Demirtaş’ın avukatları, “Bu organizasyonun siyasi odaklarca ve siyasi amaçlarla yapıldığı gerçeği herkesçe bilinmektedir” şeklinde açıklama yaptı. 

Yargıtay’ın onadığı ceza Demirtaş’ın 17 Mart 2013 tarihinde İstanbul’da yapılan Newroz kutlamasındaki konuşması gerekçesiyle İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen cezaydı.

Karara ilişkin Demirtaş’ın avukatları yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, Demirtaş hakkında açılan tüm propaganda davalarının Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren ana davası ile birleştirildiği halde İstanbul’da düzenlenen Newroz kutlamasındaki konuşması sebebiyle yargılandığı davanın ısrarla ayrı yürütüldüğüne dikkat çekildi.

İktidarın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), “ihlal” ve “serbest bırakma” kararı verebileceğini gözeterek Demirtaş’ın bir başka suçtan hükümlü olarak cezaevinde olduğunu göstermek amacıyla, 7 Eylül 2018’de kendisine “propaganda” suçundan şimdiye kadar verilen en yüksek ceza olan dört yıl sekiz ay hapis cezası verildiği belirtilen açıklamada, “Aynı davada yargılanan Sırrı Süreyya Önder’e de üç yıl altı ay hapis cezası verildi.

Bu dosya İstinaf Mahkemesi’nde iken AİHM, 20 Kasım 2018 tarihli Demirtaş kararında yargılamada ihlal ve derhal serbest bırakma kararı vermiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı gün, ‘Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz’ demişti. Bunun üzerine 4 Aralık 2018 tarihinde, bir dosyanın İstinaf Mahkemesinde karar verilme süresi yaklaşık bir yıl olduğu halde, Demirtaş’ın dosyası için 40’ıncı günde karar verildi ve hakkındaki ceza onandı” denildi.

İstinaf Mahkemesi’nin kararının ardından 31 Aralık 2018 tarihinden Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yapıldığı kaydedilen açıklamada, “AYM,  Sırrı Süreyya Önder’in başvurusunda ihlal kararı verdi, yeniden yapılan yargılamada ise Sırrı Süreyya Önder beraat etti.

Demirtaş hakkındaki başvuru ise 16 Eylül 2020 tarihinde kabul edilemez bulundu. Yapılan bir yasal değişiklik üzerine, 4 yıl 8 aylık hapis cezasına ilişkin karar 25 Ekim 2019 ‘da tarafımızca temyiz edilmişti. 15 Kasım 2019’da Yargıtay’a gönderilen dosya, ne gariptir ki, üstelik de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bozma istemine rağmen, tam da 6-8 Ekim Kobanê davasının ilk duruşmasının yapıldığı 26 Nisan 2021 tarihinde onanmış bulunuyor” ifadelerine yer verildi.

AİHM Büyük Dairesinin 22 Aralık 2020 tarihli derhal “serbest bırakma” kararının gereğini yerine getirilmediği vurgulanan açıklamada, şunlara dikkat çekildi: 

“Demirtaş ile ilgili bütün davalarda, 6-8 Ekim Kobani davası ve HDP ile ilgili kapatma davasında senkronize bir çalışma yürüttüğüne tüm dünya kamuoyu şahitlik etmektedir. Bu organizasyonun siyasi odaklarca ve siyasi amaçlarla yapıldığı gerçeği herkesçe bilinmektedir ve AİHM Büyük Dairesi kararı ile de tescillidir. Hukukta ısrar edeceğiz. Bugün değilse bile bir gün, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı sağlandığında söyleyecek çok sözümüz, yapacak çok işimiz olacak.” 

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında verilen dört yıl sekiz aylık hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. 

Karara tepki gösteren Demirtaş’ın avukatları, “Bu organizasyonun siyasi odaklarca ve siyasi amaçlarla yapıldığı gerçeği herkesçe bilinmektedir” şeklinde açıklama yaptı. 

Yargıtay’ın onadığı ceza Demirtaş’ın 17 Mart 2013 tarihinde İstanbul’da yapılan Newroz kutlamasındaki konuşması gerekçesiyle İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen cezaydı.

Karara ilişkin Demirtaş’ın avukatları yazılı açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, Demirtaş hakkında açılan tüm propaganda davalarının Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren ana davası ile birleştirildiği halde İstanbul’da düzenlenen Newroz kutlamasındaki konuşması sebebiyle yargılandığı davanın ısrarla ayrı yürütüldüğüne dikkat çekildi.

İktidarın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM), “ihlal” ve “serbest bırakma” kararı verebileceğini gözeterek Demirtaş’ın bir başka suçtan hükümlü olarak cezaevinde olduğunu göstermek amacıyla, 7 Eylül 2018’de kendisine “propaganda” suçundan şimdiye kadar verilen en yüksek ceza olan dört yıl sekiz ay hapis cezası verildiği belirtilen açıklamada, “Aynı davada yargılanan Sırrı Süreyya Önder’e de üç yıl altı ay hapis cezası verildi.

Bu dosya İstinaf Mahkemesi’nde iken AİHM, 20 Kasım 2018 tarihli Demirtaş kararında yargılamada ihlal ve derhal serbest bırakma kararı vermiş, Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı gün, ‘Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz’ demişti. Bunun üzerine 4 Aralık 2018 tarihinde, bir dosyanın İstinaf Mahkemesinde karar verilme süresi yaklaşık bir yıl olduğu halde, Demirtaş’ın dosyası için 40’ıncı günde karar verildi ve hakkındaki ceza onandı” denildi.

İstinaf Mahkemesi’nin kararının ardından 31 Aralık 2018 tarihinden Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru yapıldığı kaydedilen açıklamada, “AYM,  Sırrı Süreyya Önder’in başvurusunda ihlal kararı verdi, yeniden yapılan yargılamada ise Sırrı Süreyya Önder beraat etti.

Demirtaş hakkındaki başvuru ise 16 Eylül 2020 tarihinde kabul edilemez bulundu. Yapılan bir yasal değişiklik üzerine, 4 yıl 8 aylık hapis cezasına ilişkin karar 25 Ekim 2019 ‘da tarafımızca temyiz edilmişti. 15 Kasım 2019’da Yargıtay’a gönderilen dosya, ne gariptir ki, üstelik de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bozma istemine rağmen, tam da 6-8 Ekim Kobanê davasının ilk duruşmasının yapıldığı 26 Nisan 2021 tarihinde onanmış bulunuyor” ifadelerine yer verildi.

AİHM Büyük Dairesinin 22 Aralık 2020 tarihli derhal “serbest bırakma” kararının gereğini yerine getirilmediği vurgulanan açıklamada, şunlara dikkat çekildi: 

“Demirtaş ile ilgili bütün davalarda, 6-8 Ekim Kobani davası ve HDP ile ilgili kapatma davasında senkronize bir çalışma yürüttüğüne tüm dünya kamuoyu şahitlik etmektedir. Bu organizasyonun siyasi odaklarca ve siyasi amaçlarla yapıldığı gerçeği herkesçe bilinmektedir ve AİHM Büyük Dairesi kararı ile de tescillidir. Hukukta ısrar edeceğiz. Bugün değilse bile bir gün, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı sağlandığında söyleyecek çok sözümüz, yapacak çok işimiz olacak.” 

Bugünden