Demirtaş: Türkiye’nin milliyetçiliği de dinciliği de yapaydır, sahtedir

Demirtaş, “Türkiye’nin milliyetçiliği de dinciliği de yapaydır, sahtedir. Bu toprakların altını üstünü en çok talan edenler, peşkeş çekenler de güya vatan uğruna canlarını verecek kadar ülkeyi sevdiklerini iddia eden sahtekarlardır” dedi.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, T24’ten gazeteci Murat Sabunu’nun sorularını yanıtladı.

Selahattin Demirtaş  “21 Aralık’ta paylaştığınız tweet dizisinde ‘Koltuk hayallerinin değil, özgürlük ideallerinin peşinde koşmak halka karşı onur borcumuzdur’ dediniz. Şu anda muhalefette, özellikle Altılı Masa’da daha çok, koltuk hayalleri üzerinden bir mücadele mi görüyorsunuz?” şeklindeki soruyu şöyle yanıtladı:

“O mesajımda kast ettiğim şey, sadece cumhurbaşkanlığı makamı için yürütülen tartışmalar veya mücadele değil, bunun yanında bakanlıklar ve yüz bini aşkın bürokrat pozisyonu ile yeni iktidar döneminde kendine rant alanı açma hayali kuranların alttan alta sürdürdükleri ayak oyunlarıdır.

Medya dünyasından iş dünyasına, siyaset erbabından bürokratlara kadar bir dizi muhalif çevre, seçimden sonra kendilerine yeni bir konum kazandıracak adayı öne çıkarmaya çalışırken bunu “kazanabilecek aday” kılıfı altında yapıyor. Beni en çok rahatsız eden şey bu. Oysa ülkenin içinde bulunduğu yıkım, halkın yaşadığı açlık, yoksulluk kişisel hesapları tümüyle bir kenara bırakıp kurtuluş reçetesinde ortaklaşmayı gerektiriyor. Ne yazık ki en çok da kendine milliyetçi, vatansever, ulusalcı diyenler bu küçük hesapların içindeler. “Bölücü, hain” olarak niteledikleri Kürtler, Aleviler, solcular ise halkı, memleketi önceleyen ilkesel duruşu sergilemeye devam ediyorlar.

Bu tablo son derece manidardır ve az önce belirttiğim resmi devlet ideolojisiyle de bağlantılıdır. Türkiye’nin milliyetçiliği de dinciliği de yapaydır, sahtedir. Bu toprakların altını üstünü en çok talan edenler, peşkeş çekenler de güya vatan uğruna canlarını verecek kadar ülkeyi sevdiklerini iddia eden sahtekarlardır.

Altılı Masa’nın da diğer ittifakların da ayak oyunlarına dikkat etmeleri gerekir. Üzerinde ilkesel uzlaşma sağlanan her aday bu seçimi kazanabilir. İsmi geçenler arasında kazanamayacak aday yoktur, yeter ki demokrasi ilkelerinde ve gelecek programında uzlaşma sağlansın.

Mesele şudur ki, rantçılarla koltuk sevdalılarıyla uzlaşılarak mı aday belirlenecek yoksa demokrasi güçleriyle uzlaşılarak mı? Seçimin ve sonrasının kaderini bu tercih belirleyecektir.”

Demirtaş HDP’nin geleceğiyle ilgili şu ifadeleri kulllandı:

“Kestirmek gerçekten çok zor. Bu iktidar, uzun süredir ön görülebilir olmaktan çıktı, her şey olabilir. Sadece hangi kararın kendilerine daha çok yarayacağına bakacaklardır. Yoksa kimse hukuka, yasaya göre karar vermeyecek. Eğer hukuka göre karar verileceğinden emin olsaydık Anayasa Mahkemesi davayı kesinlikle reddedecek ve HDP ceza almayacak, diyebilirdik.”

Demirtaş PKK’nin silahlara veda etmesiyle ilgili soruya yanıt olarak ise şunları kaydett:

“Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan” tartışmasını açacak değilim ama devlet, hükümet siyaset alanını daralttığı için insanlar dağa çıktı. PKK dağa çıktığı için siyaset alanı daralmadı yani.

Elbette silahların konuştuğu yerde sözün etki gücü azdır ve biz kesinlikle barış taraftarıyız, demokratik siyaseti savunuyoruz.  Bununla birlikte, HDP’ye kapatma davası açan da belediyelere kayyum atayan da PKK değil, AKP’dir.

Tamam, savaş kötüdür ama savaşı dayatanın ve bunu siyasi çıkarı için kullanan AKP-MHP’nin savaş politikasını da teşhir edip eleştirmemiz gerekir ki, barış olsun. Barış ortamı da her durumda siyaset alanını genişletir, bu da bir gerçektir.”