5.5 C
İstanbul
Cuma, Şubat 26, 2021

“Demirtaş hakkındaki tahliye kararları uygulanmıyor”

Aralarında parti eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da yer aldığı HDP’li siyasetçilerin 4 Kasım 2016’da tutuklanmalarının üzerinden 4 yıl geçti.

Aralarında Demirtaş ve Yüksekdağ’ın bulunduğu 12 HDP milletvekili, 4 Kasım 2016 tarihinde “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “terör örgütü üyesi olmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “örgüt adına suç işlemek” gibi suçlardan gözaltına alınmıştı.

Dokuz milletvekili için tutuklama kararı verilirken, Demirtaş Edirne F Tipi Cezaevi’ne, Yüksekdağ ise Kocaeli F Tipi Cezaevi’ne nakledilmişlerdi.

Demirtaş hakkındaki tahliye kararları uygulanmıyor 

Hakkında bugüne kadar 32 ayrı dava açılan Selahattin Demirtaş hakkındaki soruşturma dosyaları, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan tek davada birleştirildi. Davaya ilişkin dosya 26 Haziran 2018’de AİHM’e taşındı. AİHM ise 2018 yılında Demirtaş’ın ‘hukuki’ değil, ‘siyasi’ nedenlerle hapsedildiğine hükmederek tahliye edilmesi gerektiği kararına vardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AİHM’in tahliye kararına “AİHM kararları bizi bağlamaz. Biz karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” sözleri ile tepki gösterirken, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi de tahliye başvurusunu reddetti.

Aralık 2018’de de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 4 yıl 8 aylık mahkumiyet kararını onadı. Ancak yeni çıkan birinci yargı paketi kapsamında İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Demirtaş’ın söz konusu davadan tahliyesine ve infazın durdurulmasına hükmetti. Ama Demirtaş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan ayrı bir soruşturma kapsamında 20 Eylül 2019’da Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından yine tutuklandı.

Demirtaş, son üç yıldır Edirne F Tipi Cezaevi’nde eski HDP Hakkari milletvekili Abdullah Zeydan ile aynı hücrede kalıyor.

24 Haziran seçimlerinde Demirtaş, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde cezaevinde iken cumhurbaşkanlığına aday olan ilk ve tek kişi oldu.

HDP’den açıklama

HDP’den tutuklamaların yıl dönümünde yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“2015’te yürürlüğe konulan ve 4 Kasım 2016 tarihinde bir üst aşamaya geçirilen siyasi darbenin üzerinden 4 yıl geçti. Önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere onlarca milletvekillerimizin tutuklanmasıyla başlayan darbe kapsamında bugüne kadar yüzlerce seçilmişimiz tutuklandı. Halk iradesi gasp, belediyeler işgal edildi; Meclis iradesi hiçe sayıldı. Anayasal rejim tümüyle askıya alınarak, ülkeye tek partinin kutuplaştırıcı, dışlayıcı, savaşçı anlayışı dayatıldı.

4 yıl önce başlatılan bu darbe pratiği, partimiz ve partimize oy veren milyonların iradesi üzerinden demokratik siyaset alanını hedef almıştır. Bugün rehin olan sadece seçilmişlerimiz değil; halk iradesinin kendisidir.

Bu darbe süreciyle birlikte 4 yıl sonra ortaya çıkan tablo gayet açıktır. Demokrasi güçlerinin en dinamik öncü gücüne; HDP’ye yönelik başlatılan saldırı sadece toplumun bir kesimiyle sınırlı kalmamıştır. 4 Kasım sürecinin başbakanı azledilmiş, 4 Kasım darbesi için kalkan eller daha sonra cezalandırılmıştır. Çünkü darbe mekaniği halk iradesine düşmandır, siyaset zeminini çürütmektedir. Meşruiyetini halk iradesinden ve demokratik siyasetten alan her çevre amasız, fakatsız bu durumun karşısında tavır almak durumundadır. Bugün tecrübeyle sabittir ki, Anayasa bir kez delindi mi, “nasıl olsa bize dokunmuyor” denilerek Anayasal aykırılığa bir kez onay verildi mi, bu saldırılar görmezden gelindi mi, geriye ne Anayasa kalır, ne Anayasa Mahkemesi’nin kararları dikkate alınır ve ne de Meclis iradesi bir anlam ifade eder. AKP’nin bu darbe pratiğiyle zaman zaman uzlaşan, onunla çıkar ilişkileri içerisinde evrensel ve demokratik değerleri pazarlık haline getiren dünya güçleri de bugün darbeyle uzlaşılmayacağını ve demokratik değerlerin pazarlık haline getirilmeyeceğini görmek durumundadır.

Bu darbe mekaniğinin bütün azgınlığıyla yürürlükte olmasına ve demokratik siyasetin bütün yönlerine amansız bir saldırı devrede olmasına rağmen, ne demokratik siyaset yenilmiştir ne de darbeciler başarılı olmuştur. Demokratik siyaset halktan aldığı güç ve meşruiyet kaynaklarıyla bütün saldırılara rağmen her zamankinden daha güçlüdür ve bütün engellere rağmen inançla, dirençle yoluna devam etmektedir. Darbe mekaniğiyle var olmaya çalışanlar; saldırıdan, düşmanlıktan, ötekini yok etmekten başka bir çıkar yol düşünmeyenler her zamankinden daha çaresizdir ve yenilmeye mahkumdur. İçeride halk ve toplum desteğini yitiren; zor ve baskıyla ayakta kalmaya çalışan bu darbeci zihniyet tarihinde olmadığı kadar yalnızlaşmış ve meşruiyetini yitirmiştir. Bu zihniyet artık dünyanın her tarafında zorba ve faşist bir rejim olarak tanınmaktadır. Dünyadaki anti demokratik ve darbeci güçler bile AKP-MHP rejimine açık destek vermekten çekinir hale gelmiştir. Bu anlayış sadece Türkiye toplumu için değil bütün dünya için büyük bir tehdittir.

4 yıl önce rehin alınan önceki dönem eş genel başkanlarımız ve seçilmişlerimizin de ifade ettiği gibi darbeye karşı direnmenin haklılığıyla yolumuza devam ediyoruz. Bu haklı mücadeleden aldığımız güçle, moral kaynaklarımızla, ahlaki değerlerimizle her zamankinden daha güçlüyüz. 4 Kasım darbesinde tutsak alınanlar başta olmak üzere tüm siyasi tutsaklar özgürleşinceye kadar mücadelemiz devam edecek. Gelecek bizimdir, gelecek halk iradesini esas alan demokratik güçlerindir.”

Aralarında parti eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da yer aldığı HDP’li siyasetçilerin 4 Kasım 2016’da tutuklanmalarının üzerinden 4 yıl geçti.

Aralarında Demirtaş ve Yüksekdağ’ın bulunduğu 12 HDP milletvekili, 4 Kasım 2016 tarihinde “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “terör örgütü üyesi olmak”, “silahlı terör örgütüne üye olmak” ve “örgüt adına suç işlemek” gibi suçlardan gözaltına alınmıştı.

Dokuz milletvekili için tutuklama kararı verilirken, Demirtaş Edirne F Tipi Cezaevi’ne, Yüksekdağ ise Kocaeli F Tipi Cezaevi’ne nakledilmişlerdi.

Demirtaş hakkındaki tahliye kararları uygulanmıyor 

Hakkında bugüne kadar 32 ayrı dava açılan Selahattin Demirtaş hakkındaki soruşturma dosyaları, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan tek davada birleştirildi. Davaya ilişkin dosya 26 Haziran 2018’de AİHM’e taşındı. AİHM ise 2018 yılında Demirtaş’ın ‘hukuki’ değil, ‘siyasi’ nedenlerle hapsedildiğine hükmederek tahliye edilmesi gerektiği kararına vardı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AİHM’in tahliye kararına “AİHM kararları bizi bağlamaz. Biz karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” sözleri ile tepki gösterirken, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi de tahliye başvurusunu reddetti.

Aralık 2018’de de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi, 4 yıl 8 aylık mahkumiyet kararını onadı. Ancak yeni çıkan birinci yargı paketi kapsamında İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Demirtaş’ın söz konusu davadan tahliyesine ve infazın durdurulmasına hükmetti. Ama Demirtaş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan ayrı bir soruşturma kapsamında 20 Eylül 2019’da Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından yine tutuklandı.

Demirtaş, son üç yıldır Edirne F Tipi Cezaevi’nde eski HDP Hakkari milletvekili Abdullah Zeydan ile aynı hücrede kalıyor.

24 Haziran seçimlerinde Demirtaş, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde cezaevinde iken cumhurbaşkanlığına aday olan ilk ve tek kişi oldu.

HDP’den açıklama

HDP’den tutuklamaların yıl dönümünde yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“2015’te yürürlüğe konulan ve 4 Kasım 2016 tarihinde bir üst aşamaya geçirilen siyasi darbenin üzerinden 4 yıl geçti. Önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere onlarca milletvekillerimizin tutuklanmasıyla başlayan darbe kapsamında bugüne kadar yüzlerce seçilmişimiz tutuklandı. Halk iradesi gasp, belediyeler işgal edildi; Meclis iradesi hiçe sayıldı. Anayasal rejim tümüyle askıya alınarak, ülkeye tek partinin kutuplaştırıcı, dışlayıcı, savaşçı anlayışı dayatıldı.

4 yıl önce başlatılan bu darbe pratiği, partimiz ve partimize oy veren milyonların iradesi üzerinden demokratik siyaset alanını hedef almıştır. Bugün rehin olan sadece seçilmişlerimiz değil; halk iradesinin kendisidir.

Bu darbe süreciyle birlikte 4 yıl sonra ortaya çıkan tablo gayet açıktır. Demokrasi güçlerinin en dinamik öncü gücüne; HDP’ye yönelik başlatılan saldırı sadece toplumun bir kesimiyle sınırlı kalmamıştır. 4 Kasım sürecinin başbakanı azledilmiş, 4 Kasım darbesi için kalkan eller daha sonra cezalandırılmıştır. Çünkü darbe mekaniği halk iradesine düşmandır, siyaset zeminini çürütmektedir. Meşruiyetini halk iradesinden ve demokratik siyasetten alan her çevre amasız, fakatsız bu durumun karşısında tavır almak durumundadır. Bugün tecrübeyle sabittir ki, Anayasa bir kez delindi mi, “nasıl olsa bize dokunmuyor” denilerek Anayasal aykırılığa bir kez onay verildi mi, bu saldırılar görmezden gelindi mi, geriye ne Anayasa kalır, ne Anayasa Mahkemesi’nin kararları dikkate alınır ve ne de Meclis iradesi bir anlam ifade eder. AKP’nin bu darbe pratiğiyle zaman zaman uzlaşan, onunla çıkar ilişkileri içerisinde evrensel ve demokratik değerleri pazarlık haline getiren dünya güçleri de bugün darbeyle uzlaşılmayacağını ve demokratik değerlerin pazarlık haline getirilmeyeceğini görmek durumundadır.

Bu darbe mekaniğinin bütün azgınlığıyla yürürlükte olmasına ve demokratik siyasetin bütün yönlerine amansız bir saldırı devrede olmasına rağmen, ne demokratik siyaset yenilmiştir ne de darbeciler başarılı olmuştur. Demokratik siyaset halktan aldığı güç ve meşruiyet kaynaklarıyla bütün saldırılara rağmen her zamankinden daha güçlüdür ve bütün engellere rağmen inançla, dirençle yoluna devam etmektedir. Darbe mekaniğiyle var olmaya çalışanlar; saldırıdan, düşmanlıktan, ötekini yok etmekten başka bir çıkar yol düşünmeyenler her zamankinden daha çaresizdir ve yenilmeye mahkumdur. İçeride halk ve toplum desteğini yitiren; zor ve baskıyla ayakta kalmaya çalışan bu darbeci zihniyet tarihinde olmadığı kadar yalnızlaşmış ve meşruiyetini yitirmiştir. Bu zihniyet artık dünyanın her tarafında zorba ve faşist bir rejim olarak tanınmaktadır. Dünyadaki anti demokratik ve darbeci güçler bile AKP-MHP rejimine açık destek vermekten çekinir hale gelmiştir. Bu anlayış sadece Türkiye toplumu için değil bütün dünya için büyük bir tehdittir.

4 yıl önce rehin alınan önceki dönem eş genel başkanlarımız ve seçilmişlerimizin de ifade ettiği gibi darbeye karşı direnmenin haklılığıyla yolumuza devam ediyoruz. Bu haklı mücadeleden aldığımız güçle, moral kaynaklarımızla, ahlaki değerlerimizle her zamankinden daha güçlüyüz. 4 Kasım darbesinde tutsak alınanlar başta olmak üzere tüm siyasi tutsaklar özgürleşinceye kadar mücadelemiz devam edecek. Gelecek bizimdir, gelecek halk iradesini esas alan demokratik güçlerindir.”

Bugünden