Demirtaş: ‘Cemaatçi polis hazırlıyor, Cemaatçi savcıya gönderiyor, Cemaatçi savcı Meclis’e gönderiyor.’

Demirtaş bugün görülen duruşmada, ‘Cemaatçi polis hazırlıyor, Cemaatçi savcıya gönderiyor, Cemaatçi savcı Meclis’e gönderiyor. Sözde Cemaat ile mücadele ettiğini söyleyen iktidar da bu fezlekelere dayanarak bizi terörist ilan ederek, muhalefetin bir kısmının da desteğiyle dokunulmazlığımızı kaldırıyor.’ dedi.

HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın yargılandığı davanın beşinci duruşması bugün görülmeye başlandı.

Demirtaş, duruşmaya SEGBİS ile bağlandı. Demirtaş’ın savunmasından satır başları şu şekilde:

‘BİR YÜRÜTME YETKİLİSİ, YARGIÇLARI ÇAĞIRIP PERSPEKTİF VEREMEZ’

-Yakın zamanda, yargısal bozulmayı önlemek amacıyla yargıçlar Saray’a toplanmak suretiyle, Yargı Reformu Strateji Belgesi açıklandı. Yargı üzerindeki baskıların kaldırılması yönünde verilen mesajlar önemlidir. Fakat usul esastan önce gelir. Yani yargı üzerinde baskı olmaması gerektiğini söyleyen yürütmenin başı, Saray’a topladığı hakimlere bunu, yürütmenin başı sıfatıyla söylüyor. Bu bile başlı başına, o belgenin içeriğinin ruhen boş olduğunu gösteriyor.

Bir yürütme yetkilisi, yargıçları çağırıp perspektif veremez. Bir açıklama yapılacaksa yargıçların olduğu yere gitmelidir. “Böyle yapın, şöyle yapın” diyemez. Bu bile, şu aşamada Yargı Reformu Strateji Belgesinin hiçbir kıymeti harbiyesinin olmadığının göstergesidir. Aynı yürütmenin başı, AİHM kararlarının öncelikli olarak uygulanması konusunda daha sıkı tedbirler alınacağını söyledi. Daha 4-5 ay önce, AİHM’in benimle ilgili kararına ilişkin “AİHM kararları bizi bağlamaz. Karşı hamlemizi yapar işin bitiririz” demiştir. “Tutukluluk esas olmamalıdır. Esas olan tutuksuz yargılamadır.” Bunu yürütmenin başı söylüyor. Aynı kişi, ben Cumhurbaşkanı adayıyken “Ne tahliyesi ya. Kim kimi tahliye ediyor. O bir teröristtir” demişti. Süleyman Soylu da “Buyursunlar tahliye etsinler de görelim” demiştir.

‘BİZ, SİZ AÇ KALMAYASINIZ DİYE MÜCADELE EDİYORUZ’

-Bizi içeri attıranlar, medyada bizi linç edenler Türkiye için çok iyi bir şey yaptıklarını düşünüyorlar. Nasıl ki, biz bugün Mısır’a bakıp yaşadıkları trajediye üzülüyorsak dünyanın geri kalanı Türkiye’ye bakıp öyle üzülüyor. İyi şeyler yapılmıyor. Doğru şeyler yapılmıyor. Yapılan şeylerin hepsi, herkese zarar veriyor. Zannediliyor ki bedeli sadece biz ödüyoruz. Hayır.

Meclis Bütçe Plan Komisyonundaki arkadaşlarım yaptılar hesaplamaları; bizim tutuklu olmamızdan kaynaklı olarak, sadece 1 yıl içerisinde 630 dolar çıktı herkesin cebinden. Güven ortamı zarar gördü. Çünkü ekonomi zarar gördü. “Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, İdris Baluken, Gültan Kışanak […] içeride kalsın, sürüm sürüm sürünsünler” diyenler bilmeli ki, yıllık 630 dolar ödüyorsunuz biz içeride kalalım diye, kişi başına. Eğer “bu paraya değiyor” diyorsanız, “biz açlık da çekeriz yeter ki içeride kalsınlar” diyorsanız yanlış düşünüyorsunuz. Biz, siz aç kalmayasınız diye mücadele ediyoruz. Yurttaşlarımız ölmesin diye mücadele ediyoruz.

‘PARTİMİZİN BELEDİYE BAŞKANINI TANITMAM YASA DIŞI GÖSTERİ KABUL EDİLMİŞ’

-Ankara 44. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi, hakkımdaki bir yargılamada, daha kimlik tespiti bile yapılmamışken, ilk tebligatta şunu yazdı: SEGBİS yoluyla ifadesinin alınmasına, SEGBİS yoluyla ifade vermeyi kabul etmediği takdirde savunmasının alınmış sayılmasına… O dosyada toplantı ve gösteri kanununa muhalefet ettiğim suçlaması var. Şırnak’ta, partimin il binasının balkonunda belediye başkanımızı tanıtmışım, bu da yasa dışı gösteri kabul edilmiş. Bir hakim böyle yaklaşırsa Türkiye’de hiçbir şey düzelmez.

‘HSK ÜYELERİNİN TAMAMI KÜRSÜ HAKİMLERİ TARAFINDAN SEÇİLMELİ’

-Yargı Reformu Strateji Belgesinin en önemli eksikliği, HSK’ye [Hakimler Yüksek Kurulu, önceki adıyla HSYK] değinmemiş olmasıdır. HSK yargıçların üzerinde Demokles’in kılıcı gibi durdukça yargıçlar kendilerini asla güvende hissetmeyeceklerdir. Bugün yargının üzerinde tahakküm kurmanın en etkili aracı HSK’dir. Yürütme ve yasama tarafından tek bir atama yapılmamalıdır HSK’ye. HSK üyelerinin tamamı, kürsü hakimleri tarafından seçilmelidir. Adalet Bakanı, HSK üyesi olmamalıdır. HSK ile ilgili tartışma yürütmeden, yargıçlarımızın gönül rahatlığıyla, vicdanlarına dayanarak, baskı hissetmeden yargılama yapmalarını sağlamamız mümkün değildir.

‘BAROLAR BİRLİĞİ’NDEN BİRİ ŞU DURUŞMA SALONUNA TEŞRİF ETMEDİ’

-Yargıçlar her gelen iktidardan korkacak ya da etkilenecekse Türkiye’de yargısal adaleti sağlamamız mümkün olabilir mi? Olamaz. Yargı Reformu Strateji Belgesi siyasi ihtiyaca binaen açıklanmıştır. Yargının sorunlarına ilişkin herhangi bir çözüm sunmamaktadır. Üyesi olduğum Türkiye Barolar Birliği’nin Başkanının hararetle alkışlaması da vahim bir durumdur. Alkışlanacak bir şey göremiyorum. Barolar Birliği’nin bir üyesiyim, Barolar Birliği yönetiminden biri, nezaketen de olsa bugüne kadar şu duruşma salonuna teşrif etmedi. Böyle bir Barolar Birliği, böyle bir HSK ve böyle bir yürütme anlayışıyla yargının bağımsızlığını sağlamak mümkün değildir.

‘CEMAATÇİ POLİS HAZIRLIYOR, CEMAATÇİ SAVCIYA GÖNDERİYOR, CEMAATÇİ SAVCI DA MECLİS’E’

-Demek ki bu fezlekede bir konuşma çözüm tutanağı yok. Peki savcı bu konuşmayı nereden almış? Muhtemelen polis tutanağından. Polis mitinge gelir, parça parça not tutar. Peki savcının o notları teyit etmesi gerekmez mi?

-Savcının konuşmama, baştan sona kadar anlamlı bir bütün olarak bakması gerekmez mi? Ama umurunda değil. Savcı ne dinlemiş ne izlemiş ne çözüm tutanağı düzenlemiş. Muhtemelen Cemaatçi polisler, aldıkları talimat gereği, çözüm süreci başlamasın diye gereğini yaptılar.

-Cemaatçi polis hazırlıyor, Cemaatçi savcıya gönderiyor, Cemaatçi savcı Meclis’e gönderiyor. Sözde Cemaat ile mücadele ettiğini söyleyen iktidar da bu fezlekelere dayanarak bizi terörist ilan ederek, muhalefetin bir kısmının da desteğiyle dokunulmazlığımızı kaldırıyor.

‘KABUL ETMİYORUM’

-İnsanlar birbirini öldürürken, sefa sürüp barış girişimlerimizi engellemeye çalıştılar. Ben buna isyan ediyorum, kabul etmiyorum. Kabul etmiyorum Murat Bey. [Mahkeme hakimi.] Siz halkın yoksul bir evladı olarak okudunuz, bu ülkede hakim oldunuz.

-Bunlar milliyetçilik yapıp yargıya ve muhalefete parmak sallarken susamayız. Bu fezleke öyle bir fezlekedir. Barış girişimini engellemek için ortaya atılmış bir fezlekedir.

‘HDP BAYRAĞI, SINIRLARI TARTIŞMAYA MI AÇTI?’

-HDP ülke bölünsün mü dedi? Bayrağı, sınırları mı tartışmaya açtı? Böyle bir şey olmadı. Ülkenin sınırları içerisinde en demokratik yönetim biçimini öneriyoruz. Hak ve özgürlüklerin hayata geçmesi için demokratik, yeni bir anayasa öneriyoruz.

‘YEDİ ÇOCUKLU BİR İŞÇİ AİLESİNİN EVLADIYIM’

-Vatan millet edebiyatı yapıp, yoksulların kanı canı üzerinden kendini var edenlere boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Ben halkın yoksul bir evladıyım. Yedi çocuklu bir işçi ailesinin evladıyım.

-Yoksulluğun ne demek olduğunu biliyorum. Ailem zengin değildir. Arkamda holdingler, medya patronları yoktur, halk vardır. Benim de boynumun borcudur, içeride de olsam dışarıda da olsam ezilen Kürt ve Türk halklarının hakkını savunacağım.