Davutoğlu’ndan HDP değerlendirmesi: Siyasi partilerin kapatılmasına karşıyım

Davutoğlu “Bahçeli Meclis’e gidiyor. HDP ile yan yana oturuyorlar. Sonra gidip İç Anadolu’da ve Karadeniz’deki bu konuda kaygılı seçmeni tahrik etmek üzere konuşuyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu “Siyasi partilerin kapatılmasına esastan karşıyım. HDP ile siyasi anlamda anlaşmamız mümkün değil, terörle arasına mesafe koymadıkça” diye konuştu.

Karar TV’de Taha Akyol ve Elif Çakır’ın sorularını yanıtlayan Davutoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “HDP kapatılmalıdır” çıkışıyla gündeme gelen tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Partilerin kapatılmasına karşı olduğunu belirten Davutoğlu şunları söyledi:

Diyarbakır, Batman, Van, Silopi sokağına inmeyip Ankara’da HDP’yi kapatmak üzerinden kendi kitlelerini konsolide etmeye çalışanlar teröre en fazla primi vermiş olurlar. Çünkü siyasi partilerin kapatılması yöneticilerin cezalandırılması değil bir müddet sonra ona oy veren kitlelerin cezalandırılması anlamına gelir. Bir süre sonra o kitleler sisteme olan güvenlerini kaybederler.

O kitleler ya terör örgütünün propagandasına açık hale gelirler. Burada da iki yüzlülük şurada: Aynı Bahçeli Meclis’e gidiyor. HDP ile yan yana oturuyorlar. Sonra gidip İç Anadolu’da ve Karadeniz’deki bu konuda kaygılı seçmeni tahrik etmek üzere konuşuyorlar.

“Artık Erdoğan’ı çözdüler”

İktidarın yürüttüğü dış politikanın rasyonel değil kişisel olduğunu belirten Davutoğlu Trump gibi dengesiz bir kişi size ‘aptal olma’ diye bir mektup yazabilmiş ve siz de buna tepkisiz kalmışsanız bu sizin kırılganlığınızı gösterir. Washington’da, Brüksel’de, Moskova’da, Pekin’de oturanlar artık Erdoğan’ı çözdüler. Hangi şartlarda ne taviz vereceğini biliyorlar. O eskiden ‘one minute’ dediği zaman dünyanın dikkatini çeken Erdoğan yok. ‘Bu can bu tendeyken Rahip’i vermem’ dedikten birkaç ay sonra Rahip’i veren Erdoğan var” diye konuştu.

Çin aşısı

Çin aşısına da güvenle bakmadığını ifade eden Davutoğlu “Nihayet Çin, bütün bu bilimsel çalışmaları tekelinde yürüten bir ülke. Bireysel özgürlükler konusunda demokratik ve şeffaf denetim süreçlerinden geçmemiş bütün sonuçlara biraz daha teenni ile yaklaşırdım” dedi.

“Çin ile ilgili beklenti Kanal İstanbul’un yapılması üzerine bir kaynak gelecek şeklinde”

Son dönemde Çin’e dönük özel bir kayırmacı ve hiçbir sorgulama olmayan bir yaklaşımın var olduğunu vurgulayan Davutoğlu şöyle devam etti:

Son dönemde iktidar sahipleri, bir karar alırken en önemli kriter şu: İçerideki gücümüzü nasıl konsolide ederiz. İkincisi, buradan bize bir kaynak akar mı? Bize derken ülkeye kaynak akması başka, kendilerine yakın şirketlere bir kaynak akması ayrı bir şey. Çin ile ilgili beklenti Kanal İstanbul’un yapılması üzerine bir kaynak gelecek şeklinde hatta Kanal İstanbul yakınlarında belli alanların Çin’e bırakılarak bunun yapılacağı gibi tezler işlendi ki; bu ulusal egemenliği de ekonomik rantabiliteyi de yok eder.

Davutoğlu, Elif Çakır’ın “Erken seçim beklentiniz var mı?” sorusuna da şöyle yanıt verdi:

Teknik ve hukuki açıdan bakarsanız, az. Çünkü Cumhurbaşkanı’nın karar vermesi gereken bir prosedür var, bir anlamda. Ama psikolojik olarak bakarsanız, Türkiye 2022’yi zor görür. Yani seçimsiz zor görür. Bu kadar yoksulluğun, hukuksuzluğun, çifte standartlığın olduğu ve iktidar kurumuna güvenin azaldığı bir dönemde seçim bir ilaçtır. Bir müddet sonra Sayın Erdoğan da bu ilaca başvurmak zorunda kalabilir.

Çünkü gerçekten tablo, Beştepe’den görüldüğü gibi değil. Çok can yakıcı bir tablo var, böyle can yakıcı bir tablo için tek çözüm; erken seçimdir. 2021’in içinde olmasını, Türkiye için gerekli ve faydalı olacağı kanaatindeyim. 2021’in ikincisi yarısı gibi. Baskın bir seçim düşünmüşlerdi, biliyoruz. Gelecek Partisi’nin seçimlere girmemesi için… 2021’in ikinci yarısından itibaren Türkiye seçim ortamına girecektir.