22.9 C
İstanbul
Pazar, Haziran 20, 2021

Davutoğlu’dan Erdoğan’a Süleyman Soylu çağrısı

Üst üste yayınladığı videolarda devlet-mafya-siyaset üçgenine ilişkin ifşalarda bulunan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ı hedef alan Sedat Peker’in açıklamalarına ilişkin bir tepki de eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’dan geldi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek “Ya Soylu’nun arkasında dur ya da gereğini yap” dedi.

“Temiz Siyaset Reformu”nu başlattıklarını duyuran Davutoğlu gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Davutoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Son haftalarda yaşadığımız ve her gün daha da vahim bir hal alan gelişmeler karşısında Gelecek Partisi kadroları olarak bugün ‘Temiz Siyaset’ hareketimizi başlatıyoruz.

Aziz ülkemizin her bir köşesindeki il başkanlarımızın bugün saat 17.OO’de yapacakları ortak açıklamayla başlayacak bu kampanyamız hiçbir ayrım gözetmeksizin 84 milyona vatandaşımıza bir çağrı niteliği taşıyacak ve demokratik haklarımızın kullanıldığı bir eylem planı içinde sürdürülecektir.

Hatırlanacağı gibi, 15 Şubat 2021 tarihinde kamuoyu ile paylaştığımız Temiz Siyaset Belgemizde bugün ülkede gittikçe derinleşen bir otoriter yolsuzluk düzeninin sistematik bir nitelik kazandığını ifade etmiş ve iktidar başta olmak üzere bütün siyasi partileri ve sivil toplumu bu yozlaşmaya karşı harekete geçmeye çağırmıştık.

Son yaşanan gelişmeler ve ortaya atılan iddialar bu otoriter yolsuzluk düzeninin mafyatik ilişkilerle desteklenen ve derinleşen çehresini açık bir şekilde gözler önüne sermiştir.

Siyasi ahlak ve şeffaflık yasası temelinde temiz siyaset reformunu gerçekleştirmek için harekete geçtiğimizde bize karşı gerçekleştirilen parti-içi kumpasın ve darbenin arka planı ve aktörlerinin kim oldukları bugün çok daha iyi anlaşılmaktadır.

Düşük profilli devlet makamları ile ehliyet ve liyakatın yok edildiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ürünü olan mekanizmalar bugünkü çürümüşlüğün, yozlaşmanın ve yolsuzluğun zeminini hazırlamıştır.

Bizlerin hukuk devleti ve sosyal adalet yolunda gösterdiğimiz cansiperane çabalara rağmen bugün gelinen nokta 28 Şubat ve 27 Nisan vesayetçilerine ve 15 Temmuz cuntacılarına teslim olmayan Türkiye’nin kaderinin 1990’ların karanlık aktörlerine, mafyatik ilişkilerine, insanların malına mülküne çöken bürokratik oligarşi unsurlarına teslim edilmiş olmasıdır.

Bu sürecin en hazin yönü, bu vahim iddialar karşısında başta Cumhurbaşkanı olmak üzere iktidar cihetinin kabullenici sessizliğidir.

Sayın Cumhurbaşkanına tekrar çağrıda bulunuyoruz: Eğer iddialar doğru değilse çıkın ve sorumluluk üstlenerek en yakın çalışma arkadaşlarınızı delillerle savunun; eğer bu iddialar doğruysa hukuk devletinin gerektirdiği adımları atın.

Geçtiğimiz hafta ilan ettiğimiz bu adımları bir kez daha hatırlatıyorum:

  1. Organize suç örgütlerinin illegal faaliyetlerini ve bağlantılarını araştırmak ve soruşturmak üzere TBMM’nde hem Araştırma Komisyonu, hem de Soruşturma Komisyonu oluşturulmalıdır.
  2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 5 ton kokain sevkiyatı, cinayet ve intihar vakaları başta olmak üzere ilgili bütün iddialar konusunda acilen soruşturma başlatmalıdır.
  3. Devlet kurumları içinde etki kurmaya ve yapılanmaya çalışan bütün illegal yapılar ve paralel bağlantıları konusunda tam yetkili olarak çalışmak üzere geçmişinde hiçbir şaibe olmamış yetkililerden oluşacak bağımsız bir inceleme heyeti oluşturulmalıdır.
  4. İlgili konular bağlamında acilen bir temiz eller operasyonu başlatılmalı ve bu operasyon bütün odaklar temizlenene kadar sürdürülmelidir.
  5. Bütün bu çalışmaların selameti açısından başta İçişleri Bakanı olmak üzere iddialarla ilgili bütün yetkililer derhal istifa etmelidir. Aksi takdirde, Cumhurbaşkanı tarafından derhal azledilmelidirler!
  6. Bu iddialarla ilgili ihale ve tahsisler benzeri bütün ekonomik ve hukuki süreç ve işlemler yok hükmünde sayılmalıdır.
  7. Bu tür suçların bir daha işlenmemesi ve siyaset-illegal yapı ilişkilerinin, siyaset-paralel yapı ilişkilerinin bir daha ortaya çıkmaması için siyasi ahlak yasası başta olmak üzere kapsamlı bir temiz siyaset reformu, bir temiz siyaset devrimi başlatılmalıdır.”

Üst üste yayınladığı videolarda devlet-mafya-siyaset üçgenine ilişkin ifşalarda bulunan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ı hedef alan Sedat Peker’in açıklamalarına ilişkin bir tepki de eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’dan geldi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek “Ya Soylu’nun arkasında dur ya da gereğini yap” dedi.

“Temiz Siyaset Reformu”nu başlattıklarını duyuran Davutoğlu gündeme dair açıklamalarda bulundu.

Davutoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Son haftalarda yaşadığımız ve her gün daha da vahim bir hal alan gelişmeler karşısında Gelecek Partisi kadroları olarak bugün ‘Temiz Siyaset’ hareketimizi başlatıyoruz.

Aziz ülkemizin her bir köşesindeki il başkanlarımızın bugün saat 17.OO’de yapacakları ortak açıklamayla başlayacak bu kampanyamız hiçbir ayrım gözetmeksizin 84 milyona vatandaşımıza bir çağrı niteliği taşıyacak ve demokratik haklarımızın kullanıldığı bir eylem planı içinde sürdürülecektir.

Hatırlanacağı gibi, 15 Şubat 2021 tarihinde kamuoyu ile paylaştığımız Temiz Siyaset Belgemizde bugün ülkede gittikçe derinleşen bir otoriter yolsuzluk düzeninin sistematik bir nitelik kazandığını ifade etmiş ve iktidar başta olmak üzere bütün siyasi partileri ve sivil toplumu bu yozlaşmaya karşı harekete geçmeye çağırmıştık.

Son yaşanan gelişmeler ve ortaya atılan iddialar bu otoriter yolsuzluk düzeninin mafyatik ilişkilerle desteklenen ve derinleşen çehresini açık bir şekilde gözler önüne sermiştir.

Siyasi ahlak ve şeffaflık yasası temelinde temiz siyaset reformunu gerçekleştirmek için harekete geçtiğimizde bize karşı gerçekleştirilen parti-içi kumpasın ve darbenin arka planı ve aktörlerinin kim oldukları bugün çok daha iyi anlaşılmaktadır.

Düşük profilli devlet makamları ile ehliyet ve liyakatın yok edildiği Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ürünü olan mekanizmalar bugünkü çürümüşlüğün, yozlaşmanın ve yolsuzluğun zeminini hazırlamıştır.

Bizlerin hukuk devleti ve sosyal adalet yolunda gösterdiğimiz cansiperane çabalara rağmen bugün gelinen nokta 28 Şubat ve 27 Nisan vesayetçilerine ve 15 Temmuz cuntacılarına teslim olmayan Türkiye’nin kaderinin 1990’ların karanlık aktörlerine, mafyatik ilişkilerine, insanların malına mülküne çöken bürokratik oligarşi unsurlarına teslim edilmiş olmasıdır.

Bu sürecin en hazin yönü, bu vahim iddialar karşısında başta Cumhurbaşkanı olmak üzere iktidar cihetinin kabullenici sessizliğidir.

Sayın Cumhurbaşkanına tekrar çağrıda bulunuyoruz: Eğer iddialar doğru değilse çıkın ve sorumluluk üstlenerek en yakın çalışma arkadaşlarınızı delillerle savunun; eğer bu iddialar doğruysa hukuk devletinin gerektirdiği adımları atın.

Geçtiğimiz hafta ilan ettiğimiz bu adımları bir kez daha hatırlatıyorum:

  1. Organize suç örgütlerinin illegal faaliyetlerini ve bağlantılarını araştırmak ve soruşturmak üzere TBMM’nde hem Araştırma Komisyonu, hem de Soruşturma Komisyonu oluşturulmalıdır.
  2. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, 5 ton kokain sevkiyatı, cinayet ve intihar vakaları başta olmak üzere ilgili bütün iddialar konusunda acilen soruşturma başlatmalıdır.
  3. Devlet kurumları içinde etki kurmaya ve yapılanmaya çalışan bütün illegal yapılar ve paralel bağlantıları konusunda tam yetkili olarak çalışmak üzere geçmişinde hiçbir şaibe olmamış yetkililerden oluşacak bağımsız bir inceleme heyeti oluşturulmalıdır.
  4. İlgili konular bağlamında acilen bir temiz eller operasyonu başlatılmalı ve bu operasyon bütün odaklar temizlenene kadar sürdürülmelidir.
  5. Bütün bu çalışmaların selameti açısından başta İçişleri Bakanı olmak üzere iddialarla ilgili bütün yetkililer derhal istifa etmelidir. Aksi takdirde, Cumhurbaşkanı tarafından derhal azledilmelidirler!
  6. Bu iddialarla ilgili ihale ve tahsisler benzeri bütün ekonomik ve hukuki süreç ve işlemler yok hükmünde sayılmalıdır.
  7. Bu tür suçların bir daha işlenmemesi ve siyaset-illegal yapı ilişkilerinin, siyaset-paralel yapı ilişkilerinin bir daha ortaya çıkmaması için siyasi ahlak yasası başta olmak üzere kapsamlı bir temiz siyaset reformu, bir temiz siyaset devrimi başlatılmalıdır.”

Bugünden