Cumhurbaşkanlığı: ABD ile stratejik ortaklığımız, Rusya ile iyi ilişkilerimize engel değil

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye’nin dış ilişkileri hakkında değerlendirmede bulundu.

Kalın, “Bizim Rusya ile iyi ilişkilerimiz Avrupa, AB, Batı ittifakı ile iyi ilişkiler içerisinde olmamıza engel teşkil etmez. Aynı şekilde AB üyeliği için müzakere eden bir ülke olmamız, ABD ile stratejik ortaklığa sahip olmamız, Rusya ile iyi ilişkiler içinde olmamıza hiç bir zaman engel teşkil etmez” dedi.

Kalın, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Türkiye-Rusya İlişkileri: Geleceği Şekillendirmek’ konulu panele katıldı. Kalın, ana aktörlerin ortaya koyduğu performans ve liderlik sayesinde Türkiye-Rusya ilişkilerinin özellikle 2004 yılından bu yana çok büyük bir ivme kazandığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Niye 2004 yılı diyorum; çünkü Sayın Putin’in Türkiye’ye yaptığı ilk ziyaret. 30 yıl küsur bir aradan sonra devlet başkanı düzeyinde yapılmış ilk ziyaret. O ziyaretle birlikte Türkiye-Rusya ilişkilerinde yeni bir sayfa açıldı. Aynı şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız, dış politikaya 360 derece perspektifinden baktığı için Rusya ile ilişkileri önemli, daha ilk günden stratejik öncelik olarak zaten belirlemişti. Bugün bunun semeresini, meyvelerini toplamaya başladık. Enerjiden turizme, savunma sanayiinden bölgesel konulara kadar hemen her alanda bugün hakikaten örnek teşkil edecek bir ikili ilişkiler mazlumesi var. Türkiye ile Rusya sadece ulusal çıkarlar çerçevesinde kendi ilişkilerini geliştirmiyor, aynı zamanda Suriye meselesinde olduğu gibi, terörle mücadele meselesinde olduğu gibi, Kafkaslarda istikrar meselesi olduğu gibi bölgesel sorunlara çözüm üretecek inisiyatifleri birlikte almaya devam ediyorlar.”

“Görüş ayrılıklarımız da var”

Türkiye ile Rusya arasında görüş ayrılığı konularının da bulunduğunu belirten Kalın, “Özellikle Kırım Tatar Türklerinin hak ve hukukunun korunması noktasında Rus mevkidaşlarımızla yoğun ilişkiler içerisindeyiz. Sayın Cumhurbaşkanımız her görüşmesinde onların temel hak ve hürriyetlerinin korunması, mal ve canlarının korunmasını dile getirmektedir. Zaman zaman çıkan sorunları biz açık kanallarımızla konuşmak suretiyle aşmaya çalışıyoruz. Bu kanalların açık kalması krizler ortaya çıktığında bizim elimizi güçlendiren çok önemli enstrümanlardır” dedi.

Kalın, iki ülke arasındaki uçak krizini de yoğun diplomasi çalışmasıyla aştıklarını hatırlatarak, “Bir gün belki detaylı anlatırım. Bir gece vakti Özbekistan’a nasıl uçup Sayın Putin’e, Sayın Cumhurbaşkanımızın mektubunu ulaştırdığımızın detaylarını ben biliyorum. Bir gün anlatırız inşallah. Ama şunu söyleyeyim; Biz o anları yaşarken hep bir iyimserlik içerisindeydik. Nitekim bunun sonuçlarını hamt olsun gördük” diye konuştu.

“Karlov cinayeti krizini aştık”

Andrey Karlov cinayetinin de Türk-Rus ilişkilerini bozmak, hatta tamamen sabote etmek amacıyla düzenlenmiş bir saldırı olduğuna vurgu yapan Kalın, “Yine o geceyi hatırlıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızla İstanbul’daydık. Bize bu haber geldiğinde hemen ben Rus mevkidaşımı aradım. Kendisinin haberi ilk bizden almalarının önemli olduğunu düşündüğüm için kendisini aradım. O da teşekkür etti. Tabii hepimiz şok içerisindeydik. ‘Bir büyükelçi Ankara’da nasıl böyle bir suikasta kurban gidebilir, kim yapmıştır, ne niyetle yapmıştır?’ diye hepimiz o şoku yaşadık. Ama o ilk anda kurduğumuz temas sayesinde Cumhurbaşkanlarımızı telefonda görüştürdük, ardından Sayın Cumhurbaşkanımız çıkıp bir açıklama yaptı. Bir ülke için bir büyükelçisinin suikasta kurban gitmesi çok büyük bir olay; ama burada Sayın Putin’in gösterdiği siyasi liderlik sayesinde ve Rus toplumunun gösterdiği olgunluk sayesinde biz bu krizi aştık ve düşmanları sevindirecek gelişmenin önünü almış olduk” dedi.

ABD ve Rusya ilişkileri

Kalın, Rusya ile iyi ilişkilerin, Türkiye’nin Avrupa, ABD, Batı ittifakı ile iyi ilişkiler içerisinde olmasına engel teşkil etmeyeceğini de ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aynı şekilde AB üyeliği için müzakere eden bir ülke olmamız, ABD ile stratejik ortaklığa sahip olmamız, Rusya ile iyi ilişkiler içinde olmamıza hiç bir zaman engel teşkil etmez. S-400 meselesini de bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Zira zaman zaman Türkiye’nin Rusya’dan S-400’ü satın alması ve teknoloji transferi yapması ile ilgili olarak bir takım haksız değerlendirmeler yapıldığını görmekteyiz. Daha önce Türkiye bildiğiniz gibi patriotları almak için uzun müzakereler yürüttü. ABD şirketleri, Amerikan devleti, kongre üyeleri ile sadece patriotlar ile değil Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu milli savunma ve savunma sanayii ile ilgili hemen bütün konularda çok uzun yıllar müzakereler yapıldı. Fakat bunlardan netice alınamadığının görüldüğü noktada Sayın Cumhurbaşkanımız bir yeni perspektif ortaya koydu. ‘Çıkalım, dünya piyasasında herkesten teklif alalım’ denildi. Bunların objektif kriterleri belirlenmek suretiyle bildiğiniz gibi savunma füze sistemi ile ilgili ihale yapıldı. Burada en iyi teklifi Rusya tarafı verdiği için S-400’lerle ilgili bir anlaşmaya varıldı. Önümüzdeki yılın sonuna doğru S-400’lerin ilk bataryaları Türkiye’ye teslim edilecek.”

“Türkiye alternatifsiz değildir”

S-400 konusunda Rusya’nın göstermiş olduğu sıcak yaklaşımı memnuniyetle karşıladıklarını söyleyen Kalın, şöyle devam etti:

“İşte, ‘Türkiye S-400’leri alıyor, Batı ittifakından uzaklaşma politikasının bir parçasıdır’ türü eleştirilerin gerçekle bir ilgisinin olmadığını ifade etmeliyiz. Türkiye alternatifsiz değildir. Türkiye tek bir ülkeye, tek bir teknolojiye mahkum olabilecek bir ülke değildir. Türkiye gibi coğrafi konumu itibariyle 3-4 kıtaya uzanan ve küresel gelişmeler bağlamında da bütün bu meselelerle uğraşmak zorunda olan bir ülke olarak alternatiflerini üretmek, kendi inisiyatiflerini ortaya koymak durumundadır. S-400’lerle ilgili zaman zaman özellikle batı medyasında, Türkiye bu S-400’lerle adeta saldırgan bir tutuma gireceğine dair imaların yapıldığını görüyoruz. Bu hakikaten gayri ciddi bir değerlendirme. Zira adı üstünde bu bir savunma sistemi. Ülkemize yönelik olabilecek muhtemel saldırıları defetmek için kurduğumuz bir sistem. Bunu alıp başka bir ülkeyi vurma şansınız zaten yok.”

Suriye meselesi

Suriye’de siyasi geçiş sürecinin sağlanması, Anayasa komisyonunun ivedilikle kurulmasının büyük önem arz ettiğini ve bu konuda Rus mevkidaşlarıyla görüşmelerin devam ettiğini belirten Kalın, “Tabii ki Suriye’de nihai bir siyasi çözüm Suriye halkının vereceği bağımsız kararla ortaya çıkacaktır. Ama bize göre Esad bu geçiş sürecini sağlayacak siyasi lider olmak vasfını çoktan yitirmiştir. Suriye’nin geleceğini Suriye halkı demokratik, çoğulcu, bağımsız, eşitlikçi bir şekilde inşa edecekse bunu yeni bir liderlikle yapma imkanına sahip olmalı. Bu imkan onlara sunulmalıdır. Bize göre Esad bu sürecin önünde bir engeldir. Dolayısıyla Rus mevkidaşlarımızla bu konuyu konuşuyoruz, görüşüyoruz; ama karşılıklı olarak pozisyonlarımızın ne olduğunu da biliyoruz. Buna rağmen, bütün bu zorluklara rağmen biz Suriye’de siyasi geçiş sürecinin sağlanması için elimizden gelen gayreti bundan sonra birlikte sürdürmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

İlgili Haberler