Cumartesi Anneleri Gazeteci Ferhat Tepe için adalet istedi

Bitlis’te kaçırıldıktan sonra katledilen Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, “28 yıldır biz adalet istiyoruz, çocuklarımızın katilini istiyoruz. Ben bu adalete artık güvenmiyorum, Adalet diye bir şey yok. Adalet olsaydı 28 yılda çocuklarımızın katillerini bulup yargılarlardı” dedi.

Cumartesi Anneleri, 854. hafta açıklamasında gözaltına kaybedilen Özgür Gündem Gazetesi’nin Bitlis muhabiri Ferhat Tepe için adalet istedi.

Ferhat Tepe’nin annesi Zübeyde Tepe, “28 yıldır biz adalet istiyoruz, çocuklarımızın katilini istiyoruz. Ben bu adalete artık güvenmiyorum, Adalet diye bir şey yok. Adalet olsaydı 28 yılda çocuklarımızın katillerini bulup yargılarlardı. Benim oğlumu ne için öldürdüler? Neden katilleri değil de Cumartesi Anneleri’ni yargılıyorlar, bu çok ayıp bir şey” dedi.

Baba İshak Tepe de “Ferhat’ı katlettiler, Elazığ’a götürüp Hazar Gölü’ne cenazesini attılar. O caniler ancak bunu devlet desteğiyle yapabilirlerdi. Bunu o gün de söyledik şimdi de söylüyoruz: Benim çocuğumu hedef gösteren o günkü Tuğgeneral Korkmaz Tağma idi” diye konuştu.

Ayşe Tepe ise “Abim Ferhat Tepe 1993 yılında kaçırıldı, cenazesine Elazığ’da kimsesizler mezarlığında ulaştık. Taleplerimiz belli, cezasızlığın son bulmasını istiyoruz” dedi.

“Ferhat Tepe için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz!”

854. haftanın açıklamasını okuyan Cumartesi İnsanı Zeynep Ceren Boztoprak, “19 yaşındaki Ferhat Tepe, Özgür Gündem Gazetesi’nin Bitlis muhabiriydi. Gazetesi, güç sahiplerinin görünmesini, gösterilmesini istemediği olayları görünür kılmayı hedefleyen bir gazetecilik anlayışını savunuyordu. Bu yüzden gazete ve çalışanları ağır baskı ve tehditle karşı karşıyaydı” dedi.

Girdiği üniversite sınavının sonuçlarını bekleyen Ferhat Tepe’nin, 28 Temmuz 1993 tarihinde şehir merkezindeki evinden gazeteye gitmek üzere çıktığını ve bir daha geri dönemediğini belirten Boztoprak, şu ifadeleri kullandı:

“Görgü tanıkları onun silahlı, telsizli üç kişi tarafından kaçırıldığını söyledi. Haberi alan Ferhat’ın DEP Bitlis İl Başkanı olan babası İsak Tepe, Bitlis Asayiş Şube Başkanlığı’na, Emniyet Müdürlüğü’ne, Savcılığa, Valiliğe, OHAL Valisi’ne, İçişleri Bakanı’na ve Başbakan’a başvurarak oğlunun bulunmasını istedi.

Bu sırada İsak Tepe’yi telefonla arayan bir kişi, oğlunu Türk İntikam Tugayı adına kaçırdıklarını söyledi. Ferhat’ın serbest bırakılması için de DEP İl Örgütünün kapatılmasını ve 1 milyar TL para istedi. İsak Tepe telefondaki kişinin sesini, dönemin Tatvan 6. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Korkmaz Tağma’ya benzetti. Zira Tepe Tağma’nın sesine aşinaydı. Ferhat’ın kaçırılmasından kısa bir süre önce Bitlis’teki parti başkanlarının da çağırıldığı bir toplantıda İsak Tepe ile Tağma arasında hak ihlallerine yönelik tartışma yaşanmış ve Tepe, Tağma tarafından tehdit edilmişti.

Ailenin başvurduğu kurumlar olayı aydınlatacak, Ferhat’ın can güvenliğini sağlayacak hiçbir işlem yapmadı. 13 günlük ısrarlı bir arayışın sonunda ailesi Ferhat’ın ağır işkence görmüş bedenine Elazığ Kimsesizler Mezarlığı’nda ulaştı. Bir balıkçı tarafından Hazar Gölü’nde bulunan Ferhat, ailesi her yerde onu ararken “meçhul kişi” olarak gömülmüştü. Resmi iddia ise Ferhat’ın yüzlerce km uzaklıktaki Hazar Gölü’ne yüzmeye gittiği ama yüzme bilmediği için de boğulduğu şeklindeydi…

Ailenin yaptığı tüm başvurular sonuçsuz bırakıldı. Ferhat’ı Diyarbakır Jandarma Alay Komutanlığında işkenceli sorguda gördüğünü söyleyen çok sayıda tanığın ifadesine başvurulmadı. Ailenin Korkmaz Tağma’ya yönelik iddiaları soruşturmaya dahil edilmedi. Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı delilleri toplamadan, tanıkları dinlemeden, olayı aydınlatacak hiçbir girişimde bulunmadan soruşturmayı kasten zaman aşımına uğratarak kapattı.

Oysa, Savcılığın bu kararından 10 yıl önce AİHM, 9 Mayıs 2003 tarihli kararında, Ferhat Tepe soruşturmasında “şaşırtıcı eksiklikler” olduğu tespitini yapmış ve etkin bir cezai soruşturma yapmadığını belirterek Türkiye’yi mahkum etmişti. (Tepe/Türkiye, B. No: 27244/95)

Savcılığın etkin bir soruşturma yürütmeksizin dosyayı kapatması üzerine aile bu sefer de Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi 16 Haziran 2016 tarihli kararında, savcılığın soruşturmayı genişletmek için somut hiçbir talimat vermediğini, olayı aydınlatacak işlem yapmadığını, delillerin toplanması konusunda gerekli özenin gösterilmediğini, rutin yazışmalar dışında hareketsiz kaldığını, soruşturmanın sürüncemede bırakıldığını belirtti ve ihlal kararı verdi. Ancak zaman aşımını gerekçe göstererek soruşturmanın yeniden açılmasını engelledi. Devlet görevlilerinin kasten zaman aşımına soktuğu bu dosyada sadece hak ihlali tespiti yapmakla yetindi. Kısacası Anayasa Mahkemesi verdiği bu kararla zorla kaybetmeler karşısında etkili bir hukuk yolu olmadığı iddiamızı güçlendirdi.

AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin devletin etkin soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmediğini kayıt altına aldığı Ferhat Tepe dosyasının, zaman aşımı gerekçesi ile kapatılmasını kabul etmiyoruz.

Kaç yıl geçerse geçsin; Ferhat Tepe için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 155 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”